"Allah’ın
bildiği kuldan saklanmaz" diyerek açıktan oruç yiyenler
oluyor. Günah
değil midir?
Günahı,
açık da,
gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana uyarak günah
işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı gizlemek birkaç
yönden
faydalıdır:
Peygamber efendimiz de sallallahü aleyhi ve
sellem buyurdu ki:
"İnsan günahını
dünyada gizlerse, Allahü
teâlâ da, kıyamette, bu günahı kullarından saklar."
2- Allahü teâlâ
açıktan, çekinmeden günah
işleyenlere daha çok buğzeder. Fakat üzülerek
günahını gizleyenleri,
gizlediği için affedebilir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Bir günaha düşen, günahını
gizlesin! Allahü teâlânın örtüsünü
onun
üzerinde bulundursun!"
3- Günah işlerken halktan olsun
utanmalıdır!
Başkasını kendi hakkında konuşturmamak, gıybetini ettirmemek
için
günahı gizlemelidir!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Haya tamamıyla hayırdır."
"Haya imandandır."
"Hayasızın dini olmaz ve hayasız kişi
Cennete
giremez."
4- Kötü örnek olmamak,
başkalarının da günah
işlemesine cesaret vermemek için günahı gizlemeli!
Böyle sebeplerden
dolayı açıktan günah işlememeli, gizli de olsa günah
işlemekten
sakınmalı! Çünkü günahlar
öldürücü zehirdir. İmanı olan günah
işlemekten çok korkar.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Mümin,
günahını
dağ
gibi görür, üzerine
düşeceğinden korkar. Münafık ise, günahını, burnuna
konmuş, hemen
uçacak bir sinek gibi görür."
Ramazanda
umuma açık yerlerde oruç tutanların gözü
önünde yemek küfür mü?
Küfür değildir.
Oruç tutmamak büyük günahtır. Ve bunu
teşhir etmek de ayrıca büyük günahtır. Ameller imandan
parça değildir.
Yani bir ibadeti yapmayan kâfir olmaz, inanmayan, beğenmeyen
kâfir
olur.
Adet
ve Oruç
Adak
orucu tutan kadın adet görürse
Arka
arkaya
onbeş gün oruç tutayım diye adak yapan bir hanım,
onbeş günü
tamamlamazdan
önce adet görmüş olursa, yeniden fasılasız
oruç tutması gerekir.
Bu tuttuğu oruçlar adak yerine geçmez. Araya engel
girmiştir. Yeniden
tutması
gerekir.
Adet
Geçiktirici Hap Kullanmak
Kadınlar
oruçlarını tam tutabilmek için
adet dönemlerini geciktirici hap kullanmaları doğru mu?
Bir zorunluluk
olmadığı halde fıtrata
müdahale etmek
ve sağlığı riske atmak, Din’in “zaruriyyat” olarak kabul ettiği
“nefsin/canın korunması” ilkesine aykırıdır…
Herhangi bir
ibadetini eda için
kadının hayzı geciktirici ilaç
kullanmasına mutlak anlamda cevaz vermek doğru olmasa gerek. Kadının
hayız görmesi tabiî/fıtrî bir hadisedir ve zorlayıcı
bir durum
olmadıkça da tabiî seyrine müdahale edilmemelidir.
Adetli
Kadının Oruçlu Gibi Durması Caiz mi?
Adet
halinde
olan bir kadının, oruç tutmadığı halde yemeyip içmeyip
oruçlu
gibi
durması haramdır. Bu durumdaki hanıma oruç tutmak haram
olduğu
gibi,
yemiyerek, içmeyerek oruçlu gibi durması da haramdır.
Aynı şekilde
oruca
niyet edipte tan yeri ağardıktan sonra hayız veya nifas haline giren
kadına,
akşama kadat oruçlu gibi aç durmak haramdır. Bu durumdaki
hanımların
gizli
yemeleri İslami edeplerdendir.
Kadın
Bugün Adet Olacağım Diye Oruç Tutmazsa
Adeti
belirli olan kadına, kendince adet gelmesi şüpheli olan günde
oruç
tutmamak caizdir. Eğer görmezse yanız o günü kaza eder.
Ancak kadın
oruca niyet ettikten sonra "Bu gün adet günümdür"
diya kan görmeden
orucunu bozarda o gün kan gelmeyecek olursa, hem kaza hem de
kefaret
gerekir. Bunun için adet gördükten sonra iftar etmek
gerekir.
Ramazan'da
Güneş Doğduktan Sonra Adet Görme Oruca
niyet
edip güneş doğduktan sonra adet gören hanımın orucu
bozulur. Bu
durumda
olan hanım yemeğini yer. Adet halinde olan bir hanımın, oruç
tutmadığı
halde yemeyip, içmeyip oruçlu gibi durması
haramdır. Ancak
gizili yemesi İslami edeptendir.
Ramazan'da
Güneş Doğduktan Sonra Temizlenme Ramazan'da
güneş doğduktan sonra adet ve lohusalıktan temizlenen bir kadın,
eğer
oruca
aykırı bir şey yapmamış ise, derhal niyet ederek oruca başlar. Bu
şekilde orucunu tutmuş olur.
Başka
Dinlerde Oruç
HIRİSTİYANLIK'TA
ORUÇ
Hıristiyanlık'ta
da oruç farz
Hıristiyanlık'ta
oruç Kilise'nin üçüncü emridir. Kuran'ın bildirdiğine göre
oruç Hıristiyanlara da farz kılınmıştır.
Hıristiyanlık'ta
oruç ve perhiz aynı anlamda kullanılır. Orucun amacı, işlenmiş
günahların cezasını bu dünyadan çekmeye başlamaktadır.
İncil,
oruca
büyük önem verir ve övgüyle bahseder. Ancak orucun zamanı,
uyulacak kurallar Hıristiyan mezhepleri arasında farklılık gösterir
Hıristiyanlık'ta
oruç tutma yaşı 21'de başlar. Hıristiyanlar, 60 yaşına kadar
oruç tutar. Oruç konusunda 1966 yılında alınan Roma kararlarında bu
konu yazılı
olarak belirtilmiştir. Bir Hıristiyanın perhiz için ise, en az 14
yaşında
olması gerekir.
Hıristiyanlıkta
iki çeşit oruç bulunur. Okaristi orucu yani şükran orucu ve
ekleziyastik oruç yani kilise orucu.
Bu
iki
çeşit
orucu Katolik'ler tutar, Protestanlar tutmaz. Hıristiyanlık,
çarşamba, cuma ve cumartesi günleri ile bazı yortuların arefe
günlerinde oruç
tutmayı teşvik eder. Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa, çarşamba günü
ele
verilmiş, cuma günü çarmıha gerilmiş ve cumartesi günü de gömülmüştür.
Hıristiyanlıkta
Hz. İsa'nın öldükten sonra dirildiği ve göğe çıkarıldığına
inanılan Paskalya'da oruç tutulması önemlidir. Paskalya öncesinde iki
gün oruç
tutmak dindar Hırıstiyanlar arasında yaygın bir uygulamadır.
MUSEVİLİK'TE
ORUÇ: YOM KİPPUR
Tevrat'ta
bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir. Yahudilikte oruç nefsi
terbiye etme ve bazen de acı çekme aracı sayılırken, bazen de Allah'a
yaklaşma
aracı olarak kabul edilmektedir.
Tevrat'a
göre, Hz. Musa Tur Dağı'nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süreyi oruç
tutarak geçirmiştir.
Arabistan'ın
çeşitli bölgelerinde yaşayan Yahudiler oruç tuttuklarında yatsıdan
sonra da bir şey yemezlerdi. Hatta bazı Müslümanlar da oruçla ilgili
ayetler
tamamlanmadan önce aynı Yahudiler gibi hareket ederdi.
Babil
döneminde matem ve üzüntü sembolü olarak oruç tutulurdu. Yahudiler,
Allah'ın kendilerine felaketler verdiğine inandıkları dönemlerde
sürekli oruç
tutardı.
Yahudilikte
oruca çocuklar, 12'nci yaşlarından bir ay alınca başlar.
Yahudilik'te tutulması gerekli görülen tek oruç Yom Kippur adı verilen
keffaret
orucudur.
Kippur
pişmanlık anlamındadır. Yahudiler bu günde günahlarından pişman
olurlar.
Allah da onları affeder. Yom Kimpur İbranice'de 'tövbe günü'
anlamındadır.
Yahudilerin
en büyük ibadet günlerinden olan Kippur, büyük oruç günü olarak
kabul edilir. Yom Kippur denen ve 19 Nisan'da başlayıp ve bir hafta
süren Pesah
Bayramı orucu ise genellikle Hamursuz Bayramı'ndan sonra gelen
pazartesi ve
perşembe günleri tutulur.
Yahudilikte
Yom Kippur'da oruç tutmak şarttır. İmsak önceki akşam güneş
batarken başlar. O gece ve ertesi gün ilk iki yıldız görününceye kadar
da yemek
içmek yasaktır. Bu süre yaklaşık 25 saattir. Yom Kippur orucunun Hz.
Musa'nın
Allah'tan buyruklarını almak üzere Tur Dağı'na gittiğinde Yahudilerin
altın bir
buzağıya tapınmalarından ötürü tutulduğu anlaşılmaktadır.
Yahudiler
Babil dönüşünden sonra Kudüs'ün tahrip edilmesi ve diğer felaketler
nedeniyle dört ayrı oruç daha ortaya çıkarmışlardır. Bazı Talmud
yorumcuları bu
4 orucun, başka devletlerin himayesi altındaki Yahudiler tarafından
tutulması
gerektiğini aksi takdirde gerekli olmadığını belirtir.
Yahudilerde
oruç genellikle şafağın sökmesinden ilk yıldızın görülmesine kadar
sürer. Ancak Yom Kippur gibi bazı oruçlar ile bir akşamdan ertesi
akşama kadar
devam eder.
DİĞER DİNLERDE ORUÇ
Nirvana'nın
yolu
oruçtan geçer: İnsanlık tarihinde dinlerin neredeyse tümünde
oruç tutmak yer alır. Semavi dinlerin dışındaki dinlerde de orucunu
önemli bir
yeri vardır. Örneğin Budizm'in kurucusu Buda, 'kurtuluşa' yani
Nirvana'ya
ulaşmanın yolunun arzulardan vazgeçmekten geçtiğini vurgular. Bunun
pratik yolu
da oruç tutmaktır. İşte bazı dinlerde orucun yeri:
Hinduizm'de oruç: Hint dinlerinden
Hinduism'de oruç nefsi terbiye için yılın
belirli aylarında ve günlerinde oruç tutulur.
İbadet
amacıyla duaların okunduğu günlerde oruç tutulması gerekir. Hinduizm'de
oruç genellikle belirli bazı besinleri yememe, yani bir çeşit perhiz
şeklindedir.
Taoizm'de oruç: Doğu kültürlerinin
dinlerinden Taoizm'de oruç, daha geniş bir
anlamda ele alınmıştır. Burada oruç, sağlığı koruma ve böylece
yaşlanmayı
geciktirme özelliğiyle ön plana çıkar. Çinliler ayrıca, büyük bayram
günleri
ile kötülüklerin arttığı dönemlerde de, kendilerini korumak için oruç
tutarlar.
Brahmanizm'de oruç: Güney Asya Hint
dinlerinden Brahmanizm'de her ayın 12 ve
13'üncü günlerinde oruç tutmak gelenektir.
Brahmanizm'de
yaşlılar hastalar ve çocuklar dahi oruçtan muaf değildir.
Bazıları insani isteklerini yenmek için 15 gün boyunca oruç tutar. Bu
süre
içinde bir yudum sudan başka bir şey yiyip içmeleri orucu bozar.
Jainizm'de oruç: Hint dinlerinden
Jainizm'de orucun kuralları daha serttir.
Jainistler kesintisiz olarak 40 gün oruç tutarlar. Bu dinin kurucusu
Mahavira'nın (M.Ö 599-527)) kendisine işkence yaparak dinde yüksek
dereceye
ulaşmaya çalıştığı, et ve yumurta yemediği ve hatta ölünceye kadar da
oruç
tuttuğu söylenmektedir.
Budizm'de oruç: Güneydoğu Asya
dinlerinden Budizm oruca en fazla önem veren
dinlerdendir. Budizm'in kurucusu Buda'ya göre, ne dünyaya bağlanmak ne
de
dünyadan vezgeçmez gerekir. Bu amaca ulaşmak için koyduğu kuralların
birincisi
ise, her iki ayda bir oruç tutmak ve bu süre içinde de toplum içinde
tüm
günahlarını itiraf etmektir.
Buda'ya
göre
sonsuz kurtuluşa, yani Nirvana'ya engel olan tek şey arzulardır.
Kurtuluş ancak arzuları terketmekle sağlanır. Ve arzulardan kurtulmanın
birinci
yolu da oruç tutmaktır.
Maniheizm'de oruç: Manilikte oruç,
ışığı gönderen güneş ve aya dua etmek
amacıyla tutulur. Babil ve Asurluların da orucu büyük önem verdiği
bilinir.
Eski
Mısır'da ise oruç genellikle dini bayramlarda tutulur.
Avrupa yerel dinleri: Keltler'in
oruç tuttuğu, eski Roma ve Yunanlıların da
orucu felaketlerden kurtulmak için bir yol olarak kabul ettiği bilinir.
Fıtır
veya
fıtra, 'yaratılış' demektir. Fıtır Sadakası ise,
Ramazan bayramına kavuşan ve aslî ihtiyaçları dışında belli bir miktar
mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altında bulunan
kimseler için yerine getirmekle yükümlü oldukları mâlî bir ibadettir,
bir yaratılış sadakasıdır. Vaciptir. Kişi başına konmuş bir malî ibadet
olması cihetiyle baş-göz ve beden zekâtı da denmektedir.
Fıtır
Sadakası, orucun kabulüne ve kabir azabından kurtulmaya
vesiledir. Ayrıca Ramazan ayı içerisinde yapılan hata ve kusurlara da
bir kefarettir. Resûlullah Efendimiz'in (asm) oruçlunun boş, çirkin ve
kötü sözlerinin günahından arınması ve fakirlere bir azık olması için
fıtır sadakasını emrettiğini İbn-i Abbas (ra) rivayet eder.
Fıtır
Sadakası kim verir?
Özürleri
olsun olmasın, oruç tutmayan kimseler de fıtır sadakası vermekle
mükelleftirler.
Fıtır
Sadakasını, aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala
sahip olan herkes vermekle mükelleftir. Bu malın üzerinden zekâtta
olduğu gibi bir yıl geçmesi şart değildir. Bayram namazından hemen önce
nisap miktarı mala kavuşan bir kimse Fıtır Sadakasını vermekle mükellef
olur.
Nisap
ölçülerine sahip olmayan fakir Müslümanlar da Fıtır
Sadakasını verebilirler. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:
'Allah zenginlerin malını fıtır sadakasıyla temizler. Fakirler ise
verdikleri zaman Allah fazlasıyla yerini doldurur.'
Fıtır
Sadakası kimlere verilir?
Fıtır
sadakası kendilerine zekât verilebilecek kimselere verilir.
Bir
fitre ancak bir kimseye verilir. Fakire fitre verirken,
bunun fitre olduğu söylenmese de olur. İçinden fitre niyetiyle vermesi
kâfidir.
Fıtır
Sadakası ne zaman verilir?
Fıtır
sadakasının verilme zamanı, dört mezhebin ortak görüşüne
göre, Ramazan Bayramının bir veya iki gün öncesi ile Ramazan Bayram
Namazı arasıdır. Hanefîler ve Şafiîlerce yaygın görüşe göre ise, fıtır
sadakası Ramazan ayı içerisinde de verilebilir. Yoksulların
ihtiyaçlarını bir an önce giderebilmeleri için uygun zaman dilimi ve
uygun ortam bulunduktan sonra hemen vermek en tavsiye edilen şeklidir.
Fıtır
Sadakası bayramdan sonraya kadar verilmemiş ise,
zimmetten düşmez; zimmeti devam eder ve ilk fırsatta kazaen verilmesi
gerekir. Ancak fitreyi bayramdan sonraya bırakmak günahtır.
Fıtır
Sadakasını kim vermeli?
Fıtır
sadakasını herkes bizzat kendisi verebileceği gibi, aile
fertleri namına aile reisi de verebilir. Bayram gecesi doğan çocuğun
fitresini de, aile reisi vermelidir.
Fitre miktarı
ne kadar olmalı?
Fitrede
esas olan, bir fakirin bir günlük yiyeceğini temin
etmektir. Fitre miktarı kişi başına buğdaydan yaklaşık bir buçuk
kilogram; arpa, kuru üzüm ve hurmadan üç kilogram üzerinden hesap
edilmelidir. Günümüzde ekonomik değerlerin çok değişmesi nedeniyle,
eğer bu miktarlar veya bunların parasal karşılıkları bir fakiri bir
günlük doyurmaya kâfi değilse takviye yapılmalı ve artırılmalıdır.
Fıtır
sadakası için, kişi başına asgarî bir rakam söylememiz
gerekirse, yaklaşık beş milyon liradır. İmkânı yerinde olanlar bu
rakamın üzerine çıkabilirlerse, şüphesiz daha faziletli ve daha makbul
olur.
Kaynak: Ahmet Özen, Fıtır Sadakası ve
Hükmü, Yeni Asya, 22.09.2007
Fitre
ve Fidye Arasındaki Fark Nedir?
Bu
iki
kelime
arasında anlam açısından fark vardır. Fitre,
sadaka-ı fıtır'dan kısaltılmış ve biraz değişikliğe uğramış bir
kelimedir.
Bu, Ramazan'da zengin müslümanların vermekle yükümlü olduğu sadakanın
adıdır. Çok yaşlı bir ihtiyarın, tutamadığı oruçlara karşılık verdiği
paraya
"Oruç
Fidyesi"
denir.
Hamile
ve Süt Emziren Kadının Durumu
Hamile
kadınla
süt emziren kadın oruç tuttukları takdirde ya kendilerinin
hastalanmalarından,
ya da çocuğun gıdasız kalıp ölmesinden korkarlarsa, oruçlarını
bozarlar.
Ramazan'dan sonra günü gününe kaza ederler.
Kefareti
Düşüren Haller
Bir kadın Ramazan günü
orucunu kasden bozduktan sonra hayız veya nifaz hali görse, yahut
iftarı mübah kılacak bir hastalığa tutulsa üzerinden kefaret
düşer. Bu durumda kasten bozduğu orucu kaza etmesi gerekir.
Kefareti
Gerektiren Haller
-Gıda olsun, gıda
hükmünde ilaç
olsun, bunlardan herhangi bir şey
yemek
veya içmek.
-Cima etmek. Her
ikisi için keffaret
ve kazayı
gerektirir.
-Ağıza giren
yağmuru kasden yutmak.
Hatayla yutulursa yalnız kaza
icab
eder.
Unutularak yutulursa,
oruç
bozulmaz.
-Kokmuş olsa bile,
çiğ et yemek.
Kurtlanmış olursa, tiksindirici
bir hal
aldığında yalnız kazayı gerektirir. Keffaret olmaz.
-İç yağı yemek.
-Kurumuş et
yemek.
-Buğday yemek.
Yalnız bir buğday
tanesi çiğnenir de ağız içinde
eseri
kaybolursa,
bu orucu bozmaz.
-Ağız dışından bir
buğday tanesi
yahut bir susam tanesi alıp
yutmak.
-Ermeni kili yemek.
-Yenmesi alışkınlık
haline gelmiş bir
topraktan yemek.
-Az tuz yemek. Çok
tuz yemek kefaret
gerektirmez, yalnız kaza icab
ettirir.
Çünkü çok tuz, gıda hükmünde olmaz.
-Sevdiği
arkadaşının veya
zevcesinin tükrüğünü yutmak.
Kendilerinden
hoşlanılmayan kimselerin tükrüğünü yutmak yalnız kazayı gerektirir.
Çünkü
bunda lezzetlenme yoktur.
-Gıybet ettikten
sonra, oruç
bozulduğunu zannederek kasden iftar
etmek.
-Kan aldırdıktan
sonra, oruç
bozulduğunu zannederek iftar
etmek.
-İnzal olmadan
yaklaşmada bulunduktan
sonra, oruç bozulduğunu
zannederek
iftar etmek.
-Şehvetle öpmeden
sonra, oruç
bozulduğunu zannederek iftar etmek.
-Bir kimse kusma
hali gelip te kustuktan
sonra,
orucunun bozulmadığını bildiği
halde iftar
ederse,
üzerine kefaret icap eder. Bozulduğunu
zannederek iftar etmiş olursa,
yalnız
kazagerekir..
-Kefaret yalnız
Ramazan orucunun bozulmasında icap eder, diğer oruçluların bozulmasında
icab eder, diğer oruçların bozulmasında gerekmez. Ramazan
orucunun keffareti 60 gündür.
Keffareti
gerektiren birşey yapan kimse, hem o günün orucunu kaza eder,
hemde
keffaret orucunu peşpeşe tutar. Peşerpeşe olması şarttır. (1, 2)
Orucu
Bozmayan Şeyler Nelerdir?
-Oruçlu
olduğunu
unutarak yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmak.
-Uyurken
ihtilam
olmak
-Hanımını
sadece
öpmek
-Sabaha
kadar gusletmeyerek,
sabah yıkanmak
-Ağzına
gelen balgamı
yutmak
-Kafasından burnuna gelen
akıntıyı içine çekmek
-Herhangi
bir suya
dalıp kulağına su kaçmak
-İsteği
olmadan
boğazına duman kaçması
-Boğazına
toz girmesi
veya sinek kaçması
-Kadın
avret mahalline
yalnız bakmakla inzal vaki olması
-Dişleri
arasında
sahurdan kalan nohut tanesinden küçük bir şeyi yemek
-Kendiliğinden
gelen, yine kendiliğinden içeriye giden kusuntu
-Parmak
salarak
ağız dolusu olmaycak şekilde kusmak
-Kan
aldırmak
-Sürme
çekme
Orucu Bozup
Yalnız Kazayı
Gerektiren Haller
-Çiğ
pirinç, sade
un, yağsız ve şekersiz hamur yemek.
-Birden,
çok miktarda
tuz yemek, azında kefaret gerekir.
-Pamuk,
kağıt ve
toprak gibi yenmesi alışkanlık haline gelmemiş bir şeyi yemek
-Zeytin
çekirdeği
ve benzeri şeyleri yemek
-Henüz
içi
olmayan
taze cevizi yutmak
-Kuru
ceviz, fındık,
fıstık ve bademi sert kabuğuyla yutmak
-Taş,
demir, bakır,
altın ve gümüş yutmak
-Arkadan
ilaç akıtmak
-Burnuna
ilaç çekmek
-Boğazına
huni
ile bir şey akıtmak
-Kulağının
içine
yağ damlatmak
-Karnında
veya
başında olan bir yaraya akıtılan ilacın içeriye ulaşması
-Abdestte
ağzına
su verirken boğzına su kaçması.
-İğne
yaptırmak
-İkinci
fecr doğmadı
zannıyla sahur yapmak
-Güneş
battı zannederek,
iftar etmek
-Su
veya
yağ ile
ıslatılmış parmağını avret mahalline sokmak
-Dişi
kanadığında
kanı tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile aynı olduğu halde yutmak.
-Tütsü
yakıp, dumanını
boğazına kaçırmak.
Orucun
Kısımları
Farz
Oruçlar
Farz
olan
oruçlar ikiye ayrılır.
1) Zamanı muayyen olan,
Ramazan orucu.
2) Zamanı muayyen
olmayanlar ise, kefaret
oruçları, kazaya kalan Ramazan oruçları.
Vacib
Oruçlar
Vacip
olan oruçlarda ikiye ayrılır.
1) Zamanı
muayyen olan oruç ki, falan işim
olursa, bu yıl şu zamanda orucu tutacağım şeklinde yapılan adaktır.
2) Zamanı
muayyen olmayan oruç ki, falan
işim olursa şu kadar oruç tutacağım şeklinde yapılan adak oruçlardır,
Ramazan
dışında her zaman eda edilebilir.
Sünnet
Oruç
Muharrem
ayının dokuzuncu ve onuncu
Aşure günlerini (veya on ve onbirinci günlerini) oruç tutmak. Yalnızca
onuncu gün tutmak mekruhtur.
Mendub
Olan Oruç
- Her ayın
onüç, ondört ve onbeşinci günlerini
oruç tutmak,
- Her ayın
başından, ortasından ve sonundan
bir gün oruç tutmak,
- Pazartesi
ve Perşembe günleri oruç tutmak.
- Şevval
ayından altı gün oruç tutmak.
- Bir gün
oruç tutmak bir gün iftar etmek
(Davud Orucu)
- Recep ve
Şevval aylarında oruç
tutmak.
Nafile
Oruç
Bütün bu
sayılan
kısımlar dışında Allah
rızası için tutulan ve tutulmasında kerahet olmayan oruçlardır. Mekruh
Oruç
Oruç
tutulması
mekruh olan günler, tahrimen
ve tenzihen mekruh diye ikiye ayrılır.
Tahrimen
Mekruh
Olan Oruç: Ramazan
Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının birinci, ikinci, üçüncü
ve
dördüncü günleridir. Bu beş günde oruç tutmak tahrimen mekruhtur.
Buna haram da denilir.
Tenzihen
Mekruh: Muharrem
ayının
onuıncu gününü tek bir gün olarak tutmak, yalnızca Cuma günü veya
yalnızca Cumartesi günü oruç tutmak, Nevruz ve Mehrican günlerinde oruç
tutmak.
Orucun
Şartları Nelerdir?
Farz olmasının
şartları
Müslüman
olmak : Kafir
iman etmediği
için amelle sorumlu olmaz.
Akıllı
olmak : Deliye
oruç farz
değildir.
Büluğa
ermiş olmak :
Çocuklara
oruç tutmak farz değildir. Alışmak için tutabilirler.
Orucun
edasının vücub
şartları
Sıhhatli
bulunmak : Hastalara
oruç farz olmaz, ancak bilahere kaza edilir.
Mukim
Olmak : Misafir
olanlara
oruç tutmak farz değildir. Bilahere kaza gerekir. Ancak tutmaları
daha faziletlidir.
Orucun
edasını sıhhat
şartları
Hayız
ve
nifastan
taharet
üzerinde
bulunmak : Hayız ve nifas üzerine oruç tutulmaz. Bilahere kaza
gerekir.
Niyyet
etmiş olmak
:
Niyyet bulunmaksızın
oruç tutmak sahih olmaz.
Oruç
Bozmayı Mübah Kılan Haller
Hastalık:
Oruca
devam edildiğinde hastalık artacağından korkulursa oruç
bozulabilir.
Yolculuk: 90
kilometrelik bir yolculuğa çıkan bir kimse niyet etmeyebilir veya niyet
ettiği halde orucu bozabilir.
Mecburluk:
Tehdit
altında kalanlar oruçlerını bozabilir.
Gebe ve
emzikli
olmak:
Oruç tuttuğu zaman kendine veya çocuğuna zarar geleceğinden korkan
kadın
oruç tutmayabilir.
Savaş: Düşmana
karşı kuvvetli olmak için askerde izin verilmiştir.
İhtiyarlık:
Oruca dayanacak güçleri kalmamış yaşlılar oruç tutmayabilir.
Ziyafete
Çağrılmak:
Yalnız nafile oruçlar ziyafet için bozulabilir. Sonradan kaza olur.
Orucun
Fidyesi
Tedavisi
mümkün olmayan bir hastalığa
tutulmuş, aşırı derecede düşkün ve zayıflığından dolayı oruç tutamayan
kimseler farz ve vacip olan oruç borçlarından her gün için bir
fidye
verirler. Bir fidye bir fıtır sadakasıdır. Fidyelerin tamamı bir fakire
verilebileceği gibi, başka başka fakirlerede verilebilir. Buna da gücü
yetmeyenler Allah'tan af ve mağfiret dilerler.
Oruçlu
Kadın Yemeğin Tadına Bakabilir mi?
Kadın
bazen
yemeğin
tadına bakmak zorunda kalabilir. Bazı yiyecekleri satın almak için de
aynı
mecburiyeti hissedebilir. Boğazdan aşağı inmemek şartıyla yemeğin
tadına
bakabilir.
Oruçluya
Mekruh Olan
Haller
-Bir
şeyin
tadına
bakmak
-Gereksiz
birşey
çiğnemek (Başka kimse yoksa, kadın çocuğuna çiğneyebilir)
-Önceden
çiğnenmiş
ve çiğnendikçe eksilmeyen sakızı çiğnemek
-Tükürüğü
ağızda
biriktirip yutmak
-Abdest
alırken
ağıza, buruna suyu fazla çekmek
-Zevcesini
öpmek,
boynuna sarılmak
-Kan
aldırmak (Eğer
zarar verirse)
Ramazan Ayının
Fazilet ve Esrarı
Mubârek Ramezân ayı, çok şereflidir.
Bu
ayda yapılan, nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere
verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir.
Bu ayda
yapılan bir farz, başka aylarda
yapılan yetmiş farz gibidir.
Bu ayda
bir
orucluya iftâr verenin
günâhları afv olur. Cehennemden âzâd olur. O oruclunun sevâbı kadar,
ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç azalmaz.
Bu
ayda, emri
altında bulunanların,
işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren
âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur.
Ramezân-ı
şerîf ayında, Resûlullah
(s.a.v.), esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi.
Bu ayda
ibâdet ve iyi iş yapabilenlere,
bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur.
Bu aya
saygısızlık edenin, günâh
işliyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer.
Elden
geldiği
kadar ibâdet etmelidir.
Allahü
teâlânın râzı olduğu işleri
yapmalıdır.
Bu ayı,
âhıreti kazanmak için fırsat
bilmelidir.
Kur'ân-ı
kerîm, Ramezânda indi.
Kadr
gecesi,
bu aydadır.
Ramezân-ı
şerîfde, iftârı erken yapmak,
sahûru geç yapmak sünnetdir. Resûlullah (s.a.v.) bu iki sünneti yapmağa
çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru gecikdirmek, belki
insanın aczini, yiyip içmeğe ve dolayısı ile herşeye muhtâc olduğunu
göstermekdedir. İbâdet etmek de zâten bu demekdir.
Hurma
ile
iftâr etmek sünnetdir.
İftâr
edince,
(Zehebez-zama vebtellet-il
urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ) düâsını okumak, terâvîh kılmak
ve hatm okumak mühim sünnetdir.
Bu
ayda, her
gece, Cehenneme girmesi
gereken, binlerce müslimân afv olur, âzâd olur.
Bu
ayda,
Cennet kapıları açılır.
Cehennem kapıları kapanır.
Şeytânlar,
zincirlere bağlanır.
Rahmet
kapıları açılır.
Kaynak:
Mektubat Cilt 1, 45.Mektup
Ramazan da Hergün Niyet Şart mı?
Ramazan
orucunu eda edebilmek için, hergün ayrı ayrı niyet etmek gerekir.
Niyetin
zamanı, gecenin başlangıcından, kaba kuşluk anına kadardır. Bu müddet
içinde
niyet edilmezse, farz eda edilmiş olmaz.
Seferi
Hali ve
Oruç
Misafir olan
kimsenin
seferilik halinde iftar etmesi mübah ise de oruç tutması daha
faziletlidir. Ancak oruçlu iken sefere ilk çıktığı gün orucu bozmaması
gerekir. Bununla beraber yolculuğa çıktıktan sonra iftar ederse kefaret
gerekmez, yalnız kaza icab eder.
Sefere çıkmadan
önce iftar edilir de sonra yola çıkarsa kefaret lazım gelir.
Gündüzün ilk vaktinde
kasden orucunu yiyen kimse, sonra zorla sefere çıkarılmış olsa,
keffaret üzerinden düşmez. Kendi arzusu ile de sefere çıkmış olsa
hüküm değişmez.
Üç
Aylarda Oruç
Halk
arasında Recep, Şaban ve Ramazan aylarına üç aylar denilmektedir.
Peygamberimiz
peşpeşe bu ayları hiçbir zaman oruç tutmamış, bu şekliyle de ümmetine
tavsiye
etmemiştir. Hatta ramazan ayının dışında hiçbir ayı baştan sona oruçlu
geçirmemiştir.
Uçakla
seyahat eden oruçlu şahıs iftarını nasıl yapar?
Seyahate
çıkan kişilerin, imsak ve iftarları bulundukları yere göre yapmaları
gerekir. Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de, uçuş esnasında uçağın
üzerinde bulunduğu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar. Ancak çok
hızlı uçaklarla kıtalararası yolculuk yapılması durumunda, imsak ile
iftar arasında süre, anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir. Bu
durumda, yolculuk yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir. Ancak oruca
başlamış ise, imsake başladığı yere göre iftar edebilir.
Kaynaklar
1) Kaynaklarıyla Büyük
Kadın
İlmihali,
Rauf PEHLİVAN,
2) Ömer
Nasuhi Bilmen, İslam
İlmihali
3) Ahmed Şahin, Zaman
4)
Günümüz
Meselelerine Açıklamalı
Fetvalar,
Mehmed Emre, 1996, Eser Neşriyat
5) T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı
Resmi Sitesi
6) Açıklamalı
İslam İlmihali, Mehmed Paksu, 2004
7) En Geniş İslam
İlmihali, Ali Fikri Yavuz, Çile Yayınevi, 1977
8) Ebubekir
Sifil, Hayzı geciktirerek
oruç tutmak,Milli
Gazete, 17-22-23/10/2005
9) Diinimiz İslam