Oruç                                            
Açıktan Oruç Yemek
Adet ve Oruç 
Başka Dinlerde Oruç
Eski Ramazanlar
Fıtır Sadakası 
Fitre ile Fidye Arasındaki Fark
Günah İşleyenin Orucu
Hadisi Şeriflerle Oruç ve Ramazan
Hamile ve Süt Emziren Kadın
Kadir Gecesi

Kefareti Düşüren Haller 
Kefareti Gerektiren Haller
Orucu Bozar mı?

Oruc Bozmayan Şeyler
Oruc Bozmayı Mübah Kılan Haller
Orucu Bozup Kaza Gerektirenler
Orucun Fidyesi
Orucun Kısımları 
Orucun Şartları Nelerdir? 
Oruçlu Yemek Tadına Bakabilirmi
Oruçluya Mekruh Olan Haller
Ramazan Ayı Dua ve İbadetleri 
Ramazan Ayında Nasıl Yemeliyiz
Ramazan Ayının Fazilet ve Esrarı 
Ramazan Bayramı
Ramazan Fıkraları
Ramazan Hikayeleri
Ramazan Manileri
Ramazan İlahileri
Ramazan da Hergün Niyet Şart mı?
Sefer Hali ve Oruç 
Teravih Namazı
Uçakla Seyahat Edenin İftarı
Üç Aylarda Oruç
Orucu Bozar mı?
Cinsel Organa Bir Şey Sokmak
Cinsel Organa İlaç Sürmek
Deri Üzerine Sürülen Merhem
Denize Girmek Orucu Bozar mı?
Diş Fırçalamak Orucu Bozar mı?
Diş Tedavisi Orucu Bozar mı?
Dil Altına Konan İlaç
Dudaktaki Ruj Orucu Bozar mı?
Fitil Kullanmak Lavman Yaptırmak
Göz, Burun ve Kulağa Damla
Gözyaşı ve Ter Yutmak
Hanımların Muayene Olmaları
İğne, Kan ve Serum
Kan Aldırmakla Oruç Bozulur mu?
Kusmakla Oruç Bozulur mu?
Makyaj Yapmakla Oruç Bozulur mu?
Parfüm ve Kolonya
Sakız Çiğnemek Orucu Bozar mı?
Sevişmek Orucu Bozar mı?
Sprey Orucu Bozar mı?
Yıkanmak Orucu Bozar m

Açıktan oruç yemek

"Allah’ın bildiği kuldan saklanmaz" diyerek açıktan oruç yiyenler oluyor. Günah değil midir?


Günahı, açık da, gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana uyarak günah işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı gizlemek birkaç yönden faydalıdır:

1- Eğer günahlarımız açığa çıkmamışsa sevinmelidir! Cenab-ı Hak, "Günahı gizleyin" buyuruyor.

Peygamber efendimiz de sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:

"İnsan günahını dünyada gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette, bu günahı kullarından saklar."

2- Allahü teâlâ açıktan, çekinmeden günah işleyenlere daha çok buğzeder. Fakat üzülerek günahını gizleyenleri, gizlediği için affedebilir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
 
"Bir günaha düşen, günahını gizlesin! Allahü teâlânın örtüsünü onun üzerinde bulundursun!"

3- Günah işlerken halktan olsun utanmalıdır! Başkasını kendi hakkında konuşturmamak, gıybetini ettirmemek için günahı gizlemelidir!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

"Haya tamamıyla hayırdır."

"Haya imandandır."

"Hayasızın dini olmaz ve hayasız kişi Cennete giremez."

4- Kötü örnek olmamak, başkalarının da günah işlemesine cesaret vermemek için günahı gizlemeli! Böyle sebeplerden dolayı açıktan günah işlememeli, gizli de olsa günah işlemekten sakınmalı! Çünkü günahlar öldürücü zehirdir. İmanı olan günah işlemekten çok korkar.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

"Mümin, günahını dağ gibi görür, üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise, günahını, burnuna konmuş, hemen uçacak bir sinek gibi görür."

Ramazanda umuma açık yerlerde oruç tutanların gözü önünde yemek küfür mü?

Küfür değildir. Oruç tutmamak büyük günahtır. Ve bunu teşhir etmek de ayrıca büyük günahtır. Ameller imandan parça değildir. Yani bir ibadeti yapmayan kâfir olmaz, inanmayan, beğenmeyen kâfir olur.

Adet ve Oruç

Adak orucu tutan kadın adet görürse

Arka arkaya onbeş gün oruç tutayım diye adak yapan bir hanım, onbeş  günü tamamlamazdan önce adet görmüş olursa, yeniden fasılasız oruç  tutması gerekir. Bu tuttuğu oruçlar adak yerine geçmez. Araya engel girmiştir. Yeniden tutması gerekir.

Adet Geçiktirici Hap Kullanmak

Kadınlar oruçlarını tam tutabilmek için adet dönemlerini geciktirici hap kullanmaları doğru mu?

Bir zorunluluk olmadığı halde fıtrata müdahale etmek ve sağlığı riske atmak, Din’in “zaruriyyat” olarak kabul ettiği “nefsin/canın korunması” ilkesine aykırıdır…

Herhangi bir ibadetini eda için kadının hayzı geciktirici ilaç kullanmasına mutlak anlamda cevaz vermek doğru olmasa gerek. Kadının hayız görmesi tabiî/fıtrî bir hadisedir ve zorlayıcı bir durum olmadıkça da tabiî seyrine müdahale edilmemelidir.

Adetli Kadının Oruçlu Gibi Durması Caiz mi?

Adet halinde olan bir kadının, oruç tutmadığı halde yemeyip içmeyip oruçlu gibi  durması haramdır. Bu durumdaki hanıma oruç  tutmak haram olduğu gibi, yemiyerek, içmeyerek oruçlu gibi durması da haramdır. Aynı şekilde oruca niyet edipte tan yeri ağardıktan sonra hayız veya nifas haline giren kadına, akşama kadat oruçlu gibi aç durmak haramdır. Bu durumdaki hanımların gizli yemeleri İslami edeplerdendir.

Kadın Bugün Adet Olacağım Diye Oruç Tutmazsa

Adeti belirli olan kadına, kendince adet gelmesi şüpheli olan günde oruç tutmamak caizdir. Eğer görmezse yanız o günü kaza eder. Ancak kadın oruca niyet ettikten sonra "Bu gün adet günümdür" diya kan görmeden orucunu bozarda o gün kan gelmeyecek olursa, hem kaza hem de kefaret gerekir. Bunun için adet gördükten sonra iftar etmek gerekir.

Ramazan'da Güneş Doğduktan Sonra Adet Görme

Oruca niyet edip güneş  doğduktan sonra adet gören hanımın orucu bozulur. Bu durumda olan hanım yemeğini yer. Adet halinde olan bir hanımın, oruç tutmadığı halde yemeyip, içmeyip  oruçlu gibi  durması haramdır. Ancak gizili  yemesi İslami  edeptendir.

Ramazan'da Güneş Doğduktan Sonra Temizlenme

Ramazan'da güneş doğduktan sonra adet ve lohusalıktan temizlenen bir kadın, eğer oruca aykırı bir  şey yapmamış ise, derhal niyet ederek oruca başlar. Bu şekilde orucunu tutmuş olur.

Başka Dinlerde Oruç

HIRİSTİYANLIK'TA ORUÇ


Hıristiyanlık'ta da oruç farz

Hıristiyanlık'ta oruç Kilise'nin üçüncü emridir. Kuran'ın bildirdiğine göre oruç Hıristiyanlara da farz kılınmıştır.

Hıristiyanlık'ta oruç ve perhiz aynı anlamda kullanılır. Orucun amacı, işlenmiş günahların cezasını bu dünyadan çekmeye başlamaktadır.

İncil, oruca büyük önem verir ve övgüyle bahseder. Ancak orucun zamanı, uyulacak kurallar Hıristiyan mezhepleri arasında farklılık gösterir

Hıristiyanlık'ta oruç tutma yaşı 21'de başlar. Hıristiyanlar, 60 yaşına kadar oruç tutar. Oruç konusunda 1966 yılında alınan Roma kararlarında bu konu yazılı olarak belirtilmiştir. Bir Hıristiyanın perhiz için ise, en az 14 yaşında olması gerekir.

Hıristiyanlıkta iki çeşit oruç bulunur. Okaristi orucu yani şükran orucu ve ekleziyastik oruç yani kilise orucu.

Bu iki çeşit orucu Katolik'ler tutar, Protestanlar tutmaz. Hıristiyanlık, çarşamba, cuma ve cumartesi günleri ile bazı yortuların arefe günlerinde oruç tutmayı teşvik eder. Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa, çarşamba günü ele verilmiş, cuma günü çarmıha gerilmiş ve cumartesi günü de gömülmüştür.

Hıristiyanlıkta Hz. İsa'nın öldükten sonra dirildiği ve göğe çıkarıldığına inanılan Paskalya'da oruç tutulması önemlidir. Paskalya öncesinde iki gün oruç tutmak dindar Hırıstiyanlar arasında yaygın bir uygulamadır.

MUSEVİLİK'TE ORUÇ: YOM KİPPUR

Tevrat'ta bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir. Yahudilikte oruç nefsi terbiye etme ve bazen de acı çekme aracı sayılırken, bazen de Allah'a yaklaşma aracı olarak kabul edilmektedir.

Tevrat'a göre, Hz. Musa Tur Dağı'nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süreyi oruç tutarak geçirmiştir.

Arabistan'ın çeşitli bölgelerinde yaşayan Yahudiler oruç tuttuklarında yatsıdan sonra da bir şey yemezlerdi. Hatta bazı Müslümanlar da oruçla ilgili ayetler tamamlanmadan önce aynı Yahudiler gibi hareket ederdi.

Babil döneminde matem ve üzüntü sembolü olarak oruç tutulurdu. Yahudiler, Allah'ın kendilerine felaketler verdiğine inandıkları dönemlerde sürekli oruç tutardı.

Yahudilikte oruca çocuklar, 12'nci yaşlarından bir ay alınca başlar. Yahudilik'te tutulması gerekli görülen tek oruç Yom Kippur adı verilen keffaret orucudur.

Kippur pişmanlık anlamındadır. Yahudiler bu günde günahlarından pişman olurlar. Allah da onları affeder. Yom Kimpur İbranice'de 'tövbe günü' anlamındadır.

Yahudilerin en büyük ibadet günlerinden olan Kippur, büyük oruç günü olarak kabul edilir. Yom Kippur denen ve 19 Nisan'da başlayıp ve bir hafta süren Pesah Bayramı orucu ise genellikle Hamursuz Bayramı'ndan sonra gelen pazartesi ve perşembe günleri tutulur.

Yahudilikte Yom Kippur'da oruç tutmak şarttır. İmsak önceki akşam güneş batarken başlar. O gece ve ertesi gün ilk iki yıldız görününceye kadar da yemek içmek yasaktır. Bu süre yaklaşık 25 saattir. Yom Kippur orucunun Hz. Musa'nın Allah'tan buyruklarını almak üzere Tur Dağı'na gittiğinde Yahudilerin altın bir buzağıya tapınmalarından ötürü tutulduğu anlaşılmaktadır.

Yahudiler Babil dönüşünden sonra Kudüs'ün tahrip edilmesi ve diğer felaketler nedeniyle dört ayrı oruç daha ortaya çıkarmışlardır. Bazı Talmud yorumcuları bu 4 orucun, başka devletlerin himayesi altındaki Yahudiler tarafından tutulması gerektiğini aksi takdirde gerekli olmadığını belirtir.

Yahudilerde oruç genellikle şafağın sökmesinden ilk yıldızın görülmesine kadar sürer. Ancak Yom Kippur gibi bazı oruçlar ile bir akşamdan ertesi akşama kadar devam eder.

DİĞER DİNLERDE ORUÇ

Nirvana'nın yolu oruçtan geçer: İnsanlık tarihinde dinlerin neredeyse tümünde oruç tutmak yer alır. Semavi dinlerin dışındaki dinlerde de orucunu önemli bir yeri vardır. Örneğin Budizm'in kurucusu Buda, 'kurtuluşa' yani Nirvana'ya ulaşmanın yolunun arzulardan vazgeçmekten geçtiğini vurgular. Bunun pratik yolu da oruç tutmaktır. İşte bazı dinlerde orucun yeri:

Hinduizm'de oruç: Hint dinlerinden Hinduism'de oruç nefsi terbiye için yılın belirli aylarında ve günlerinde oruç tutulur.

İbadet amacıyla duaların okunduğu günlerde oruç tutulması gerekir. Hinduizm'de oruç genellikle belirli bazı besinleri yememe, yani bir çeşit perhiz şeklindedir.

Taoizm'de oruç: Doğu kültürlerinin dinlerinden Taoizm'de oruç, daha geniş bir anlamda ele alınmıştır. Burada oruç, sağlığı koruma ve böylece yaşlanmayı geciktirme özelliğiyle ön plana çıkar. Çinliler ayrıca, büyük bayram günleri ile kötülüklerin arttığı dönemlerde de, kendilerini korumak için oruç tutarlar.

Brahmanizm'de oruç: Güney Asya Hint dinlerinden Brahmanizm'de her ayın 12 ve 13'üncü günlerinde oruç tutmak gelenektir.

Brahmanizm'de yaşlılar hastalar ve çocuklar dahi oruçtan muaf değildir. Bazıları insani isteklerini yenmek için 15 gün boyunca oruç tutar. Bu süre içinde bir yudum sudan başka bir şey yiyip içmeleri orucu bozar.

Jainizm'de oruç: Hint dinlerinden Jainizm'de orucun kuralları daha serttir. Jainistler kesintisiz olarak 40 gün oruç tutarlar. Bu dinin kurucusu Mahavira'nın (M.Ö 599-527)) kendisine işkence yaparak dinde yüksek dereceye ulaşmaya çalıştığı, et ve yumurta yemediği ve hatta ölünceye kadar da oruç tuttuğu söylenmektedir.

Budizm'de oruç: Güneydoğu Asya dinlerinden Budizm oruca en fazla önem veren dinlerdendir. Budizm'in kurucusu Buda'ya göre, ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vezgeçmez gerekir. Bu amaca ulaşmak için koyduğu kuralların birincisi ise, her iki ayda bir oruç tutmak ve bu süre içinde de toplum içinde tüm günahlarını itiraf etmektir.

Buda'ya göre sonsuz kurtuluşa, yani Nirvana'ya engel olan tek şey arzulardır. Kurtuluş ancak arzuları terketmekle sağlanır. Ve arzulardan kurtulmanın birinci yolu da oruç tutmaktır.

Maniheizm'de oruç: Manilikte oruç, ışığı gönderen güneş ve aya dua etmek amacıyla tutulur. Babil ve Asurluların da orucu büyük önem verdiği bilinir.

Eski Mısır'da ise oruç genellikle dini bayramlarda tutulur.

Avrupa yerel dinleri: Keltler'in oruç tuttuğu, eski Roma ve Yunanlıların da orucu felaketlerden kurtulmak için bir yol olarak kabul ettiği bilinir.

Kaynak: Hürriyet Ramazan 2007

Fıtır Sadakası ve Hükmü

Fıtır sadakası ne demektir?

Fıtır veya fıtra, 'yaratılış' demektir. Fıtır Sadakası ise, Ramazan bayramına kavuşan ve aslî ihtiyaçları dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altında bulunan kimseler için yerine getirmekle yükümlü oldukları mâlî bir ibadettir, bir yaratılış sadakasıdır. Vaciptir. Kişi başına konmuş bir malî ibadet olması cihetiyle baş-göz ve beden zekâtı da denmektedir.

Fıtır Sadakası, orucun kabulüne ve kabir azabından kurtulmaya vesiledir. Ayrıca Ramazan ayı içerisinde yapılan hata ve kusurlara da bir kefarettir. Resûlullah Efendimiz'in (asm) oruçlunun boş, çirkin ve kötü sözlerinin günahından arınması ve fakirlere bir azık olması için fıtır sadakasını emrettiğini İbn-i Abbas (ra) rivayet eder.

Fıtır Sadakası kim verir?

Özürleri olsun olmasın, oruç tutmayan kimseler de fıtır sadakası vermekle mükelleftirler.

Fıtır Sadakasını, aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan herkes vermekle mükelleftir. Bu malın üzerinden zekâtta olduğu gibi bir yıl geçmesi şart değildir. Bayram namazından hemen önce nisap miktarı mala kavuşan bir kimse Fıtır Sadakasını vermekle mükellef olur.

Nisap ölçülerine sahip olmayan fakir Müslümanlar da Fıtır Sadakasını verebilirler. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: 'Allah zenginlerin malını fıtır sadakasıyla temizler. Fakirler ise verdikleri zaman Allah fazlasıyla yerini doldurur.'

Fıtır Sadakası kimlere verilir?

Fıtır sadakası kendilerine zekât verilebilecek kimselere verilir.

Bir fitre ancak bir kimseye verilir. Fakire fitre verirken, bunun fitre olduğu söylenmese de olur. İçinden fitre niyetiyle vermesi kâfidir.

Fıtır Sadakası ne zaman verilir?

Fıtır sadakasının verilme zamanı, dört mezhebin ortak görüşüne göre, Ramazan Bayramının bir veya iki gün öncesi ile Ramazan Bayram Namazı arasıdır. Hanefîler ve Şafiîlerce yaygın görüşe göre ise, fıtır sadakası Ramazan ayı içerisinde de verilebilir. Yoksulların ihtiyaçlarını bir an önce giderebilmeleri için uygun zaman dilimi ve uygun ortam bulunduktan sonra hemen vermek en tavsiye edilen şeklidir.

Fıtır Sadakası bayramdan sonraya kadar verilmemiş ise, zimmetten düşmez; zimmeti devam eder ve ilk fırsatta kazaen verilmesi gerekir. Ancak fitreyi bayramdan sonraya bırakmak günahtır.

Fıtır Sadakasını kim vermeli?

Fıtır sadakasını herkes bizzat kendisi verebileceği gibi, aile fertleri namına aile reisi de verebilir. Bayram gecesi doğan çocuğun fitresini de, aile reisi vermelidir.

Fitre miktarı ne kadar olmalı?

Fitrede esas olan, bir fakirin bir günlük yiyeceğini temin etmektir. Fitre miktarı kişi başına buğdaydan yaklaşık bir buçuk kilogram; arpa, kuru üzüm ve hurmadan üç kilogram üzerinden hesap edilmelidir. Günümüzde ekonomik değerlerin çok değişmesi nedeniyle, eğer bu miktarlar veya bunların parasal karşılıkları bir fakiri bir günlük doyurmaya kâfi değilse takviye yapılmalı ve artırılmalıdır.

Fıtır sadakası için, kişi başına asgarî bir rakam söylememiz gerekirse, yaklaşık beş milyon liradır. İmkânı yerinde olanlar bu rakamın üzerine çıkabilirlerse, şüphesiz daha faziletli ve daha makbul olur.

Kaynak: Ahmet Özen, Fıtır Sadakası ve Hükmü, Yeni Asya, 22.09.2007
Fitre ve Fidye Arasındaki Fark Nedir?
Bu iki kelime arasında anlam açısından fark vardır. Fitre, sadaka-ı fıtır'dan kısaltılmış ve biraz değişikliğe uğramış bir kelimedir. Bu, Ramazan'da zengin müslümanların vermekle yükümlü olduğu sadakanın adıdır. Çok yaşlı bir ihtiyarın, tutamadığı oruçlara karşılık verdiği paraya "Oruç Fidyesi" denir.

Hamile ve Süt Emziren Kadının Durumu
Hamile kadınla süt emziren kadın oruç tuttukları takdirde ya kendilerinin hastalanmalarından, ya da çocuğun gıdasız kalıp ölmesinden korkarlarsa, oruçlarını bozarlar. Ramazan'dan sonra günü gününe kaza ederler.

Kefareti Düşüren Haller
Bir kadın Ramazan günü orucunu kasden bozduktan sonra hayız veya nifaz hali görse, yahut iftarı mübah kılacak bir hastalığa  tutulsa üzerinden kefaret düşer. Bu durumda kasten bozduğu orucu  kaza etmesi gerekir.
Kefareti Gerektiren Haller

-Gıda olsun, gıda hükmünde ilaç olsun, bunlardan herhangi bir şey yemek veya içmek.

-Cima etmek. Her ikisi için keffaret ve kazayı gerektirir.

-Ağıza giren yağmuru kasden yutmak. Hatayla yutulursa yalnız kaza icab eder. Unutularak yutulursa, oruç  bozulmaz.

-Kokmuş olsa bile, çiğ et yemek. Kurtlanmış olursa, tiksindirici bir hal aldığında yalnız kazayı gerektirir. Keffaret olmaz.

-İç yağı yemek.

-Kurumuş et yemek.

-Buğday yemek. Yalnız bir buğday tanesi çiğnenir de ağız içinde eseri kaybolursa, bu orucu bozmaz.

-Ağız dışından bir buğday tanesi yahut bir susam tanesi alıp yutmak.

-Ermeni kili yemek.

-Yenmesi alışkınlık haline gelmiş bir topraktan yemek.

-Az tuz yemek. Çok tuz yemek kefaret gerektirmez, yalnız kaza icab ettirir. Çünkü çok tuz, gıda hükmünde olmaz.

-Sevdiği arkadaşının veya zevcesinin tükrüğünü yutmak. Kendilerinden hoşlanılmayan kimselerin tükrüğünü yutmak yalnız kazayı gerektirir. Çünkü  bunda lezzetlenme yoktur.

-Gıybet ettikten sonra, oruç bozulduğunu zannederek kasden iftar etmek.

-Kan aldırdıktan sonra, oruç  bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-İnzal olmadan yaklaşmada bulunduktan sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-Şehvetle öpmeden sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.

-Bir kimse kusma hali gelip te kustuktan sonra, orucunun bozulmadığını bildiği halde iftar ederse, üzerine kefaret icap eder. Bozulduğunu zannederek iftar etmiş olursa, yalnız kaza gerekir..

-Kefaret yalnız Ramazan orucunun bozulmasında icap eder, diğer oruçluların bozulmasında icab eder, diğer oruçların bozulmasında gerekmez. Ramazan orucunun keffareti 60 gündür. Keffareti gerektiren birşey yapan kimse, hem o günün orucunu kaza eder,  hemde keffaret orucunu  peşpeşe tutar. Peşerpeşe olması şarttır. (1, 2)

Orucu Bozmayan Şeyler Nelerdir?

-Oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmak.

-Uyurken ihtilam olmak

-Hanımını sadece öpmek

-Sabaha kadar gusletmeyerek, sabah yıkanmak

-Ağzına gelen balgamı yutmak

-Kafasından  burnuna gelen akıntıyı içine çekmek

-Herhangi bir suya dalıp kulağına su kaçmak

-İsteği olmadan boğazına duman kaçması

-Boğazına toz girmesi veya sinek kaçması

-Kadın avret mahalline yalnız bakmakla inzal vaki olması

-Dişleri arasında sahurdan kalan nohut tanesinden küçük bir şeyi yemek

-Kendiliğinden gelen, yine kendiliğinden içeriye giden kusuntu

-Parmak salarak ağız dolusu olmaycak şekilde kusmak

-Kan aldırmak

-Sürme çekme

Orucu Bozup Yalnız Kazayı Gerektiren Haller

-Çiğ pirinç, sade un, yağsız ve şekersiz hamur yemek.

-Birden, çok miktarda tuz yemek, azında kefaret gerekir.

-Pamuk, kağıt ve toprak gibi yenmesi alışkanlık haline gelmemiş bir şeyi yemek

-Zeytin çekirdeği ve benzeri şeyleri yemek

-Henüz içi olmayan taze cevizi yutmak

-Kuru ceviz, fındık, fıstık ve bademi  sert kabuğuyla yutmak

-Taş, demir, bakır, altın ve gümüş yutmak

-Arkadan ilaç akıtmak

-Burnuna ilaç çekmek

-Boğazına huni ile bir şey akıtmak

-Kulağının içine yağ damlatmak

-Karnında veya başında olan bir yaraya akıtılan ilacın içeriye ulaşması

-Abdestte ağzına su verirken boğzına su kaçması.

-İğne yaptırmak

-İkinci fecr doğmadı zannıyla sahur yapmak

-Güneş battı zannederek, iftar etmek

-Su veya yağ ile ıslatılmış parmağını avret mahalline sokmak

-Dişi kanadığında kanı tükrüğünden fazla veya tükrüğü ile aynı olduğu halde yutmak.

-Tütsü yakıp, dumanını boğazına kaçırmak.

Orucun Kısımları
Farz Oruçlar

Farz olan oruçlar ikiye ayrılır.
1) Zamanı muayyen olan, Ramazan orucu.
2) Zamanı muayyen olmayanlar ise, kefaret oruçları, kazaya kalan Ramazan oruçları.

Vacib Oruçlar

Vacip olan oruçlarda ikiye ayrılır.
1) Zamanı muayyen olan oruç ki, falan işim olursa, bu yıl şu zamanda orucu tutacağım şeklinde yapılan adaktır.
2) Zamanı muayyen olmayan oruç ki, falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım şeklinde yapılan adak oruçlardır, Ramazan dışında her zaman eda edilebilir.

Sünnet Oruç

Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu Aşure günlerini (veya on ve onbirinci günlerini) oruç tutmak. Yalnızca onuncu gün tutmak mekruhtur.

Mendub Olan Oruç

- Her ayın onüç, ondört ve onbeşinci günlerini oruç tutmak,
- Her ayın başından, ortasından ve sonundan bir gün oruç tutmak,
- Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak.
- Şevval ayından altı gün oruç tutmak.
- Bir gün oruç tutmak bir gün iftar etmek (Davud Orucu)
- Recep ve Şevval aylarında oruç  tutmak.

Nafile Oruç

Bütün bu sayılan kısımlar dışında Allah rızası için tutulan ve tutulmasında kerahet olmayan oruçlardır.

Mekruh Oruç

Oruç tutulması mekruh olan günler, tahrimen ve tenzihen mekruh diye ikiye ayrılır.
Tahrimen Mekruh Olan Oruç: Ramazan Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü  günleridir. Bu beş günde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Buna haram da denilir.
Tenzihen Mekruh: Muharrem ayının onuıncu gününü tek bir gün olarak tutmak, yalnızca Cuma günü  veya yalnızca Cumartesi günü oruç tutmak, Nevruz ve Mehrican günlerinde oruç tutmak.

Orucun Şartları Nelerdir?
Farz olmasının şartları

Müslüman olmak : Kafir iman etmediği için amelle sorumlu olmaz.

Akıllı olmak : Deliye oruç farz değildir.

Büluğa ermiş olmak : Çocuklara  oruç  tutmak farz değildir. Alışmak için tutabilirler.

Orucun edasının vücub şartları

Sıhhatli bulunmak : Hastalara oruç farz olmaz, ancak bilahere kaza edilir.

Mukim Olmak : Misafir olanlara oruç  tutmak farz değildir. Bilahere kaza gerekir. Ancak tutmaları daha faziletlidir.

Orucun edasını sıhhat şartları

Hayız ve nifastan taharet üzerinde bulunmak : Hayız ve nifas üzerine oruç tutulmaz. Bilahere kaza gerekir.

Niyyet etmiş olmak : Niyyet bulunmaksızın oruç tutmak sahih olmaz.

Oruç Bozmayı Mübah Kılan Haller

Hastalık: Oruca devam edildiğinde hastalık artacağından korkulursa oruç  bozulabilir.

Yolculuk: 90 kilometrelik bir yolculuğa çıkan bir kimse niyet etmeyebilir veya niyet ettiği halde orucu bozabilir.

Mecburluk: Tehdit altında kalanlar oruçlerını bozabilir.

Gebe ve emzikli olmak: Oruç tuttuğu zaman kendine veya çocuğuna zarar geleceğinden korkan kadın oruç tutmayabilir.

Oruca Dayanamamak: Oruçtan aklının bozulmasından korkan orucunu bozabilir.

Savaş: Düşmana karşı kuvvetli olmak için askerde izin verilmiştir.

İhtiyarlık: Oruca dayanacak güçleri kalmamış yaşlılar oruç tutmayabilir.

Ziyafete Çağrılmak: Yalnız nafile oruçlar ziyafet için bozulabilir. Sonradan kaza olur.

Orucun Fidyesi
Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa tutulmuş, aşırı derecede düşkün ve zayıflığından dolayı oruç tutamayan kimseler farz ve vacip olan  oruç borçlarından her gün için bir fidye verirler. Bir fidye bir fıtır sadakasıdır. Fidyelerin tamamı bir fakire verilebileceği gibi, başka başka fakirlerede verilebilir. Buna da gücü yetmeyenler Allah'tan af ve mağfiret dilerler.

Oruçlu Kadın Yemeğin Tadına Bakabilir mi?
Kadın bazen yemeğin tadına bakmak zorunda kalabilir. Bazı yiyecekleri satın almak için de aynı mecburiyeti hissedebilir. Boğazdan aşağı inmemek şartıyla yemeğin tadına bakabilir.

Oruçluya Mekruh Olan Haller
-Bir şeyin tadına bakmak

-Gereksiz birşey çiğnemek (Başka kimse yoksa, kadın çocuğuna çiğneyebilir)

-Önceden çiğnenmiş ve çiğnendikçe eksilmeyen sakızı çiğnemek

-Tükürüğü ağızda biriktirip yutmak

-Abdest alırken ağıza, buruna suyu fazla çekmek

-Zevcesini öpmek, boynuna sarılmak

-Kan aldırmak (Eğer zarar verirse)

Ramazan Ayının Fazilet ve Esrarı
Mubârek Ramezân ayı, çok şereflidir.

Bu ayda yapılan, nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir.

Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir.

Bu ayda bir orucluya iftâr verenin günâhları afv olur. Cehennemden âzâd olur. O oruclunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur.

Ramezân-ı şerîf ayında, Resûlullah (s.a.v.), esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi.

Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günâh işliyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer.

Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir.

Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır.

Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur'ân-ı kerîm, Ramezânda indi.

Kadr gecesi, bu aydadır.

Ramezân-ı şerîfde, iftârı erken yapmak, sahûru geç yapmak sünnetdir. Resûlullah (s.a.v.) bu iki sünneti yapmağa çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru gecikdirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeğe ve dolayısı ile herşeye muhtâc olduğunu göstermekdedir. İbâdet etmek de zâten bu demekdir.

Hurma ile iftâr etmek sünnetdir.

İftâr edince, (Zehebez-zama vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ) düâsını okumak, terâvîh kılmak ve hatm okumak mühim sünnetdir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslimân afv olur, âzâd olur.

Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır.

Şeytânlar, zincirlere bağlanır.

Rahmet kapıları açılır.

Kaynak: Mektubat Cilt 1, 45.Mektup
Ramazan da Hergün Niyet Şart mı?
Ramazan orucunu eda edebilmek için, hergün ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Niyetin zamanı, gecenin başlangıcından, kaba kuşluk anına kadardır. Bu müddet içinde niyet edilmezse, farz eda edilmiş olmaz.

Seferi  Hali ve Oruç
Misafir olan kimsenin seferilik halinde iftar etmesi mübah ise de oruç tutması daha faziletlidir. Ancak oruçlu iken sefere ilk çıktığı gün orucu bozmaması gerekir. Bununla beraber yolculuğa çıktıktan sonra iftar ederse kefaret gerekmez, yalnız kaza icab eder.

Sefere  çıkmadan önce iftar edilir de sonra yola çıkarsa kefaret lazım gelir.

Gündüzün ilk vaktinde kasden orucunu yiyen kimse, sonra zorla sefere çıkarılmış olsa, keffaret üzerinden düşmez. Kendi arzusu  ile de sefere çıkmış olsa hüküm değişmez.

Üç Aylarda Oruç
Halk arasında Recep, Şaban ve Ramazan aylarına üç aylar denilmektedir. Peygamberimiz peşpeşe bu ayları hiçbir zaman oruç tutmamış, bu şekliyle de ümmetine tavsiye etmemiştir. Hatta ramazan ayının dışında hiçbir ayı baştan sona oruçlu geçirmemiştir.

Uçakla seyahat eden oruçlu şahıs iftarını nasıl yapar?
Seyahate çıkan kişilerin, imsak ve iftarları bulundukları yere göre yapmaları gerekir. Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de, uçuş esnasında uçağın üzerinde bulunduğu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar. Ancak çok hızlı uçaklarla kıtalararası yolculuk yapılması durumunda, imsak ile iftar arasında süre, anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir. Bu durumda, yolculuk yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir. Ancak oruca başlamış ise, imsake başladığı yere göre iftar edebilir.


Kaynaklar

1)  Kaynaklarıyla Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN,
2) Ömer Nasuhi Bilmen, İslam İlmihali
3) Ahmed Şahin, Zaman
4)  Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre, 1996, Eser Neşriyat
5) T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Resmi Sitesi
6) Açıklamalı İslam İlmihali, Mehmed Paksu, 2004
7) En Geniş İslam İlmihali, Ali Fikri Yavuz, Çile Yayınevi, 1977
8) Ebubekir Sifil, Hayzı geciktirerek oruç tutmak, Milli Gazete, 17-22-23/10/2005
9) Diinimiz İslam