HÜRRİYET
Gazetesi’nin din ve Şeriat konusunda “aykırı” yayınlarının ardı arkası
kesilmez. En son 28
Haziran 2006 nüshasında İslâm’da kadınlar için başörtüsü
emri olmadığına dair, bir ilahiyatçının aykırı yazısını bastı. Selçuk
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı
Doç. Dr. Şahin Filiz:
•
İslâm dininde başörtüsünün yeri olmadığını,
•
Kur’ân’da da başörtüsünün farz olduğuna dair herhangi bir ayetin
bulunmadığını,
•
Başörtüsünün Yahudilikte bir gelenek olduğuna dikkat çekerek,
•
Yahudi geleneğinin İslâm’ı etkilediğini
iddia etmiş.
İlahiyatçı Dr. Şahin
Filiz,
“Dinî temeller bakımından başörtüsü,
kesinlikle dinin bir
emri, ya da farz ibadeti değildir. İnançla da ilgili uygulanan bir
ibadet olmadığı halde, sanki dinî bir emir ve farzmış gibi
yansıtılıyor. Başörtüsü takılmadığı taktirde de, dini yönden büyük
cezaları varmış gibi hareket ediliyor...”
“Başörtüsünün
farz olduğunu kimse iddia edemez...”
diyor.
Üniversitede
ders veren bir ilahiyatçının din, fıkıh, Şeriat konusunda bu kadar
aykırı fikir ve görüşler ileriye sürebilmesi gerçekten çok düşündürücü
ve üzücüdür.
İslâm’da
kadınlar için tesettür emri bulunduğu güneş gibi parlak ve açık bir
gerçektir. Bunun inkârı mümkün değildir. Kadınların başlarını örtmesi:
•
Kur’ân-ı Kerim âyetleriyle,
•
Peygamberimizin sahih hadisleri ve sünnetiyle,
•
On dört asırlık son derece güçlü bir icmâ-i ümmetle... sabittir.
On
dört asırlık İslâm tarihinde, İslâm’da kadınların başlarını örtmeleri
emri bulunmadığını iddia eden:
–
Hiçbir müctehid fakih,
–
Hiçbir mukallid fakih,
–
Hiçbir icazetli din âlimi ve hoca çıkmamıştır. Sayın doçent bu konuda
kendi tarafında olan tek gerçek ve icazetli âlim gösteremez. Bazı
reformcu ilahiyatçılar böyle iddia ediyorlarmış, bozacının şahidi
şıracı olurmuş.
Şu
anda Türkiye’de din konusunda en yetkili makam ve merci, TC Diyanet
İşleri Başkanlığı’dır. Başkanlığın kadınların tesettürü, başörtüsü
takmalarının dinî bir mecburiyet olduğuna dair iki resmi kararı
bulunmaktadır:
* Din İşleri Yüksek
Kurulu’nun 3 Şubat 1993 Tarihli Kararı.
*
30.12.1980 tarihli, İmam-Hatip Liselerinde Okuyan Kız Öğrencilerin
Kıyafetleri konulu yazı.
Bakınız,
TC Diyanet İşleri Başkanlığı, bütün baskılara, bütün tehditlere, bütün
yıldırmalara rağmen dini gerçeği cesaretle beyan etmiştir. Yukarıda
zikrettiğim iki kaynak yazılıdır, arzu edenler okuyabilirler.
Evet,
İslâm dininde kadınların başlarını örtmeleri farz-ı ayn derecesinde
dinî bir vazifedir.
Bu
farzı inkâr eden son derece vahim bir günah işlemiş ve inancını
tehlikeye sokmuş olur.
Başörtüsünün
bir Yahudi geleneği olduğu iddiasına gelince: Hayır, bu bir Yahudi
geleneği değildir, evrensel bir giyim tarzdır. Şu anda dünya üzerinde
Yahudi, Hıristiyan, Müslüman, Hindu milyarlarca kadın başlarını
örtmektedir. Rusya Federasyonu’nda Ortodoks kiliselerine gidiniz,
başları örtülü Hıristiyan kadınları göreceksiniz. Yunanistan’a,
Sicilya’ya, İspanya’ya, Portekiz’e gidiniz, oralarda da başları örtülü
kadınlar göreceksiniz.
Başörtüsü Yahudi
geleneği değil, en geniş mânâsıyla evrensel İslâm’ın emri ve
geleneğidir. Hazret-i Âdem’den beri usûl (temel inançlar ve hükümler)
olarak din İslâm’dır. İşte başörtüsü bu kadim ve evrensel İslâm’ın
emridir, farzıdır.
Sayın
doçente şunu hatırlatmak isteriz: Şu anda ülkemizde başörtüsüyle en
fazla mücadele edenler, Gizli Yahudilerdir. Onlara Beyaz Türkler de
deniyor.
Evet,
Yahudilikte kadınların başlarını örtmeleri, yabancı erkeklerle ihtilât
etmemeleri, havralarda kadın erkek karışık oturmamaları vardır. Ancak
bu Ortodoks Yahudilikte vardır. İzmirli sahte Mesih Sabatay Sevi,
Ortodoks Yahudilikte birtakım devrimler, değişiklikler, yenilikler,
reformlar yapmıştır.
•
Kadınlar konusunda serbestlik getirmiştir.
•
Ortodoks Yahudilikte Museviler, hangi ülkeye sığınmışlar ve orada barış
ve güvenlik içinde yaşıyorlarsa cumartesi ayinlerinde o ülkenin
devletine, devlet başkanına selamet duası ederler. Sabatay Sevi bunu da
kaldırmıştır.
•
Sabatay Sevi, Osmanlı devletinin bazı bölgelerini kendisine bağlı
krallıklar olarak ilan etmiş ve bunların başına kendi adamlarını kral
olarak geçirmiştir. Ortodoks Yahudiler böyle çılgınlıklar yapmazlar ve
düşünmezler.
İslâm’daki
başörtme-tesettür farz-ı aynının Yahudi geleneği olduğunu iddia eden
İlahiyatçı doçente şunu söylemek istiyorum:
İddianız
doğru değildir. Asıl gerçek, Türkiye’deki başörtüsü ve tesettür
düşmanlığının ve Sabataist (Gizli Yahudi) geleneği olduğudur.
İlahiyatçılar
içinde çok dostlarım var, çok muhterem ilim adamları ve araştırıcılar
var. Buradan kendilerine hürmetle sesleniyorum:
İslâm’da
başörtüsü farzı olmadığını, bunun Yahudi geleneği olduğunu iddia eden
meslektaşınıza gereken cevabı vermeniz, sizin için yerine getirilmesi
zarurî bir vazifedir. Bu hususta susmak, iddiaları çürütmemek, onları
cevapsız bırakmak kesinlikle caiz olamaz. Polemik yapın, lüzumsuz
tartışmalara girin demiyorum; bu doçente ilmî bakımdan cevap vermek
gerekir. Aksi taktirde bütün Sünnî, dindar ilahiyat camiası töhmet
altında kalacaktır.
Bu
gibi hizmetleri yapmak bendenize düşmez ama başkaları yapmadığı için
yapmak zorunda kalacağım. İslâm’da kadınlar için başörtüsü-tesettür
farzı bulunduğu, bunun Kitab’la, Sünnetle, İcma ile sâbit bir farz-ı
ayn olduğu, hiçbir Müslümanın bunu inkâr edemeyeceği gibi konuları
açıklayan on altı sayfalık bir broşür bastıracağım. Bu broşür para ile
satılmayacak, arzu edenler yüz adetlik paketini maliyet fiyatı olan 10
YTL’ye alıp dağıtabilecekler. Tabii ki, uygun görürlerse,
beğenirlerse...
Hürriyet
Gazetesi’nden çok rica ediyoruz, din konusunda böyle aykırı yayınlar
yapmasınlar. Dindar halk bunları kabul etmez. Bir ara, ülkenin nüfusu
bugünkünün yarısı kadar iken Hürriyet günde 1 milyondan fazla satış
yapıyordu. Şimdi nüfus ikiye katlandı, satış yüzde elli düştü. Türkiye
bir İslâm ülkesidir, İslâm dinine uymayan aykırı fikirler, görüşler,
iddialar, propagandalar hoş karşılanmaz.
Diyanetin
ilahiyatçı doçente mutlaka cevap vermesi gerekir. Birtakım güçler,
politikacılar, gölgesinden korkan pısırıklar o makama baskı yaparak
“sakın cevap vermeyin” diyeceklerdir...
Gerçekler
söylenirse birtakım insî şeyâtîn ve ecinni çarpar... Haksız, yanlış,
bozuk iddialara ilmî cevaplar verilmezse gazab-ı ilâhi çarpar, azap
gelir. Tercih sizlere aittir.
Mehmet
Şevket Eygi
Milli Gazete, 03.07.2006
|