Ümmü Kühhâ
![]() |
Ümmü Kühhâ radıyallahu anhâ hakkında ferâiz âyetleri nâzil olan bir
hanım sahâbî... Cahiliye devrinin kötü âdetlerinden birinin ortadan
kalkmasını sebeb olan bir bahtiyar... Mirastan, hanım ve kızlara pay
verilmeme konusunun aydınlanmasına ve haksızlığın giderilmesine vesile
olan bir hanım sahâbî... O, Medine’lidir. Ashabtan Evs İbni Sâbit (r.a)’ın hanımıdır. İslâm
nûrunun ışıkları Medine’yi aydınlatmaya başlayınca Ümmü Kühhâ kocasıyla
birlikte müslüman oldu. Allah Rasûlü (s.a) efendimiz Medine’ye hicret edince kocasıyla
birlikte hizmete girdiler. Sürekli Efendimizin yanında olmaya
çalıştılar. Savaşta ve hazarda her türlü hizmeti üstlendiler. Ümmü Kühhâ (r. anhâ)’nın kocası Uhud Savaşına katılmıştı. Harb
meydanında büyük kahramanlıklar sergiledi ve sonunda şehid düştü.
Arkada üç kızı ve âilesi kaldı. Ümmü Kühhâ (r. anhâ) eşinin geride bıraktığı mirası ile çocuklarına
bakacaktı. Onlara hem anne hem de baba şefkatini aratmayacaktı. Fakat
Cahiliye devrinden kalan kötü bir âdet vardı. Ölenin hanımı ve kızı
mirastan pay alamazdı. Çünkü Cahiliye Arapları; “ancak savaşanlar ve
yurdunu müdafa edenler miras alır.” diyerek kadınlarla çocukları
mirastan mahrum bırakırlardı. Evs’in arkaya bıraktığı malı, amcasının çocukları almıştı. Hanımı ve
kızlarına hiçbir şey vermemişlerdi. Ümmü Kühha (r. anhâ) bu durumu. Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem efendimize gelerek anlattı. Çaresiz kaldığını söyledi.
Efendimiz ona: “Şimdi evine dön, bakalım Allah ne buyuracak?” dedi. Bu hâdise üzerine şu âyet-i celîle nâzil oldu. Allah Teâlâ
yetimlerin hakkına uzanan ellere fırsat vermedi. Âyetin meâli şöyleydi: “Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay
vardır. Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay
vardır. Gerek azından, gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır.” (Nisa
Sûresi. 7) Bu âyet-i kerimenin inmesinden sonra Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz
mirası alan amca çocuklarına, “Evs’in malından el çekmelerini ve
hiçbir şey dağıtmamalarını” içeren bir haber gönderdi. Ümmü Kühhâ (r. anhâ) eşinin vefatı ile duyduğu üzüntüye bir de
mirasından hisse alamama sıkıntısı eklenince çok zor durumda kaldı.
Istırabları daha çok katlanarak arttı. Rabbımız onların sıkıntılarını,
hüzünlerini ve mağdûriyetlerini kısa zamanda giderdi. İndirdiği bu
âyet-i celîle ile ortadan kaldırdı. Bir müddet sonra da Nisâ Sûresinin
11. âyet-i celîlesini nâzil buyurarak mirasın, anne-baba, kız-erkek
çocuklar ve yakınları arasında paylaşımının nasıl olacağını bildirdi. Bu âyet-i kerimenin meâli de şöyledir: “Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki
misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden
fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer
yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından
her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da
ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer
ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer. Bütün bu
paylar ölenin) yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız
ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu
bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır (paylardır).
Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.” (Nisâ Sûresi, 11) Âlimler bu âyet-i kerimeleri tefsir ederken, kulun düşünce ve ameli
ile ifrat ve tefritten uzak durmasını ve her konuda adâletli
davranmasına dikkat çekmişlerdir. Ayrıca şu izâhatta bulunmuşlardır. İslâm’ın miras hukukunda, paylar ile mükellefiyetler arasında
dengeleme yolu tutulmuş, daha çok harcama yapmak mecbûriyetinde
olanlara çok, daha az harcama durumunda olanlara az hisse verilmiştir. İslâm âile hukukuna göre evlenirken mehir verecek, düğün masrafı
yapacak olan erkektir. Evlendikten sonra da gerek muhtaç olan yakın
akrabasına ve gerekse eş ve çocuklarına bakacak, onlara yiyecek,
giyecek, mesken gibi asgarî ihtiyaçları temin edecek yine erkektir. İşte bu sebebledir ki, genellikle mirasta erkeklerin payı,
kadınlarınkinin iki misli olmuştur. Hakkında miras ayetleri inen Ümmü Kühhâ (r. anhâ) âyet-i celîlede
emir buyurulduğu üzere eşinin mirasından sekizde birini, kızları da
malın üçte ikisini almışlardır. Evs’in amca oğullarına da geri kalanı
verilmiştir. Allah ondan râzı olsun. Rabbımız şefaatlerine nâil eylesin. Âmin.
Mustafa
Eriş
Altınoluk
Dergisi