|
Cemile
Binti Sâbit (r.a) Ümmü Âsım Cemîle binti Sâbit el-Ensariyye radıyallahu anhâ hicretten hemen sonra Medine’de Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize biat eden ilk on hanım sahâbîden biri... Hz. Ömer (r.a)’ın âilesi... İlk oğlu Âsım’a nisbetle Ümmü Âsım künyesiyle meşhur olan bir hanım sahâbî. O, Medine’lidir. Babası Sâbit İbni Ebi’l-Aklah’dır. Annesi Şemus binti Ebû Âmir’dir. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem efendimizin seriyye kumandanlarından ve arıların koruduğu sahâbi diye tanınan Âsım İbni Sâbit (r.a)’ın ana bir kızkardeşidir. |
![]() |
Onun müslüman olmadan önceki
adı Âsiye idi. Sevgili Peygamberimiz
Medine’ye hicret edince annesi ile birlikte huzura gelerek Efendimize
biat edip İslâm’la şereflendiler. Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz adını
Cemîle olarak değiştirdi. Onun adının değişmesi
konusunda bir başka rivayet daha vardır. Bu
rivâyette anlatılanlar onun karakter ve şahsiyetinin daha bâriz bir
şekilde görülmesine yardımcı olmaktadır. Şöyle ki: O hicretin yedinci yılında
Hz. Ömer (r.a) ile evlenmişti. İlk
çocukları Âsım dünyaya gelmişti. Mutlu bir âile yuvaları vardı. Fakat
Âsiye ismi gönlünü hep tırmalıyordu. Kendisine cahiliye döneminde
verilen bu adı hiç beğenmiyordu. Bir gün kocasına: “- Ey Ebu Hafs! Adım hoşuma
gitmiyor. Bana yeni bir ad bul.” dedi. Hz. Ömer (r.a) ona: “- Senin adın Cemîle olsun.”
dedi. Âsiye hanım kızgın bir
vaziyette biraz da sitemle: “- Bir câriye isminden başka
koyacak ad bulamadın mı?” dedi. O dönemde Hz. Ömer (r.a)’ın
bir câriyesi vardı. Onun adı Cemîle idi.
Bu sebebten Âsiye hanım bu ismin kendisine verilmesini bir hakaret gibi
saydı. Gönlünün rahat etmesi için bu hâdiseyi Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem efendimize götürdü ve: “- Ya Rasûlallah! Adım
hoşuma gitmiyor.” dedi. Efendimiz de ona: “- Sen Cemîle’sin.” buyurdu.
O da: “- Ya Rasûlallah! Bana bir
câriye ismini mi koyuyorsun? Ömer de aynı
adı koydu.” dedi. Efendimiz tebessüm ederek: “- Bilmiyor musun Allah,
Ömer’in dilinin söylediğini ve kalbinden
geçirdiğini kabul eder?” buyurdu. Âsım ilk çocukluk yıllarını
annesinin yanında geçirdi. Henüz
dört-beş yaşlarında iken birgün babası Hz. Ömer (r.a) Kuba’ya gitmişti.
Oğlu Asım’ın çocuklarla oynadığını görünce devesine bindirip onu
götürmek istedi. Kucağına aldığını gören Âsım’ın anneannesi Şemus binti
Âmir buna engel olmaya çalıştı. Torununu babasına vermedi. Hz. Ömer (r.a) karşı
koymadı. Fakat hakkını aramak üzere halife’ye
gelip durumu arz etti. Hadiseyi iki taraftan da dinleyen Hz. Ebu Bekir
(r.a) Âsım’ın annesine verilmesini uygun gördü. Hz. Ömer (r.a) da bu
karara uymak zorunda kaldı. Âsım gençlik ve delikanlılık
çağı gelince babası Hz. Ömer (r.a)’ın
yanına geldi. Onun terbiyesinde ve himayesinde yetişti. Evlilik çağına
gelince babası tarafından evlendirildi. Âsım’a eş seçimi konusunda Hz.
Ömer (r.a)’ın titizliğini gösteren menkîbe dilden dile bugünlere kadar
ulaştı. O hikâyede evlenecek gençlere ne ibretli dersler verilmektedir. Âsım İbni Ömer uzun boylu,
iri yapılı, son derece asîl, cömert, hiç
kimseyi incitmeyen ve kimsenin aleyhinde bulunmayan bir kişilik ve
karaktere sahipti. Ağabeyi Abdullah İbni Ömer kendisine sövüp hakaret
etmeye yeltenen birine: “Ben ve kardeşim Âsım kimseye sövmeyiz.” derken
onun üstün ahlâka sâhip bir genç olduğunu tasdik etmiştir. Cemîle binti Sâbit (r. anhâ)
bir İslâm hanımefendisi olarak oğlu
Âsım gibi tarihte adalet ve takvasıyla meşhur Emevî halifesi Ömer İbni
Abdilaziz’in de büyük annesi olma şerefine mazhar bahtiyar bir
hanımdır. Bu şerefe oğlu Âsım’ın evliliğiyle başlayan ve kız torunu ile
devam eden bir nesle sahib olmasıyla ermiştir. Şöyle ki: Hz. Ömer (r.a) halifeliği
döneminde gece sokaklarda dolaşır, halkın
emniyet ve huzurunu kontrol ederdi. Bir hastanın feryadını duysa durup
ilgilenir, derdine çare olmaya çalışırdı. Bir çocuğun ağladığını
işitse, sebebini sorar ve yardımına koşardı. Bu maksatla dolaşırken bir
gece yarısı evin birinden bir ses duyar.
Ana ile kız arasında geçen bir münakaşaya şâhit olur. Kızın anasına
karşı dürüst ve tatlı sözlü hareketi Hz. Ömer (r.a)’ın gönlünü
fetheder. Kız: “- Anneceğim! Halife’nin
süte su katmama emrini duymadın mı? Nasıl
hile yapabiliriz? Kötü bir iş bu.” diye konuşur. Annesi fikrinde ısrar
eder ve: “- Kızım! Bizim burada süte
su koyduğumuzu halife nereden görecek,
nereden bilecek ve nasıl işitecek?” der. Kendince kızını ikna etmeye
çalışır. Fakat imanı bütün kızcağız bu cevaptan asla hoşnut olmaz. Süte
su katma işini asla doğru bulmaz. Böyle bir hileyi kalben hiç kabul
edemez. Annesinin gönlünü kırmadan doğru bildiğinden de vaz geçmeden,
dürüstlüğünü ve imânî coşkusunu gösteren bir ifade ile şöyle der: “- Anneciğim! Bu yapılanı bu
saatte halife Ömer görmüyorsa da Allah
Teâlâ görüyor.” diye cevap verir. Hz. Ömer (r.a) imanı bütün
bu kızcağızın cevabından pek hoşnut olur.
Dürüstlüğüne hayran kalır. Ruhunda taşıdığı bu imanın bir mükâfatı
olarak onu oğlu Âsım’a nikahlar. Bu mesud evlilikten bir kız
çocukları dünyaya gelir. İlerinin adalet
ve takvasıyla meşhur olacak olan Emevî halifesi Ömer İbni Abdülaziz
rahmetullahi aleyh işte süte su katmayan bu anne ve Âsım gibi yiğit bir
babanın neslinden gelen kız çocuğundan dünyaya gelmiştir. Cemîle binti Sâbit (r.
anhâ)’nın hayatı hakkında kaynaklarda fazla
bilgi bulunmamaktadır. Onun ne zaman vefat ettiği de bilinmemektedir. Allah ondan razı olsun. Rabbımız şefaatlerine
mazhar buyursun. Amin. Mustafa Eriş
Cemîle binti Sâbit radıyallahu
anhâ’nın Hz. Ömer (r.a) ile olan
evliliğinden Âsım adında bir oğlu dünyaya geldi. Bu sebeble o bundan
sonra “Ümmü Âsım” künyesi ile anılmaya başladı. Sonraları Hz. Ömer
(r.a) kendisini boşayınca Yezid İbni Câriye ile evlendi. Bu evlilikten
de Abdurrahman adında bir oğlu oldu.
Altınoluk
Dergisi