|
HİDROJEN ENERJİSİ VE
TÜRKİYE’DEKİ HİDROJEN
POTANSİYELİ
Nihat
ÖZTÜRK Mehmet BİLGİÇ Cemali
ARSLAN
Gazi
Üniversitesi
Teknik
Eğitim Fakültesi Elektrik
Eğitimi Bölümü
06500
Beşevler/ANKARA
ozturk@gazi.edu.tr
Yukarıdaki
bilimsel
çalışmaya ait sonuçlardan bazıları :
1- Türkiye’de
hidrojen
yakıtı üretiminde kullanılabilecek olası kaynaklar; hidrolik
enerji, güneş
enerjisi, rüzgâr enerjisi, deniz-dalga enerjisi, jeotermal
enerji ve adım
atılması gereken nükleer enerjidir. Türkiye gibi gelişme sürecinde ve
teknolojik geçiş
aşamasındaki ülkeler açısından, uzun dönemde
fotovoltaik güneş-hidrojen sistemi
uygun görülmektedir. Fotovoltaik kanallardan elde olunacak
elektrik enerjisi
ile suyun elektrolizinden hidrojen üreten bu yöntemde, 1 m3 sudan
108,7 kg
hidrojen elde
olunabilir ki, bu 422 lt benzine eşdeğerdir. Türkiye’nin hidrojen
üretimi
açısından bir şansı, uzun bir kıyı şeridi olan Karadeniz’in
tabanında kimyasal
biçimde depolanmış hidrojen bulunmasıdır.
Karadeniz’in suyunun %90’ı
anaerobiktir ve H2S içermektedir
2- Ayrıca Karadeniz’in orta bölgelerinde su
yüzeyinden yaklaşık
100m derinliğe inildiğinde Hidrojen Sülfür tabakasına
rastlanacaktır. Kıyı
kesimlerde H2S ’e ulaşım derinliği minimum 170m’dir. Karadeniz
ortalarına
kurulacak olan platformlar sayesinde H2S ’in yüzeye
çıkarılma maliyeti
azaltılmış olacaktır.
Zonguldak, Samsun, Sinop, Giresun
açıklarında H2S ’e ulaşmak daha kolaydır. Ayrıca H2S
’i
yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edebileceğimiz enerji ile
rahatlıkla
bileşenlerine ayırabiliriz.
3- Karadeniz dip
sularından hidrojen sülfür’ün %100 ayrıştırılması sonucu
268,823x 106 ton
hidrojen elde edilmesi mümkündür. Bir evin yıllık enerji
ihtiyacı yaklaşık 3600
kWh olduğunu kabul edecek olursak ve Karadeniz bölgesinde yaklaşık
10 milyon
ailenin yaşadığı düşünülürse, bu kitlenin yıllık
enerji ihtiyacı toplamı 3,6x 1010 kWh olacaktır. Bu enerji
ihtiyacının tamamının sadece
ve sadece Karadeniz dip sularından
elde edilecek hidrojen yakıtından
karşılanması durumunda bu bölgenin yaklaşık olarak 180 yıllık
enerji
ihtiyacının karşılanacağı düşünülmektedir.
H2S ’den elde edilen
hidrojen enerjisi H2O ’dan elde edilen enerjiye göre daha
kârlıdır. Bununla
birlikte H2S ’den
enerji
eldesinde ek ürün olarak kükürt (S) açığa
çıkmaktadır. Açığa çıkan bu kükürt
endüstriyel alanda kullanılabilmektedir. Şekil 3.’den de
görülebileceği gibi
kendi içindeki bu döngü önemli bir kârlılık
oranını ve çevresel uyumu
beraberinde getirmektedir.

Türkiye’de
Konu
ilgili yapılan son güncel çalışma:
Hydrogen from hydrogen sulphide in Black Sea
International
Journal of
Hydrogen Energy, Volume
32, Issue 9, June 2007, Pages
1246-1250
S.Z. Baykara, E.H. Figen, A. Kale, T. Nejat Veziroglu
DOGU
KARADENİZ
BÖLGESİ ENERJİ FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ
07- 08 EYLÜL 2007 TRABZON
‘Doğu
Karadeniz Bölgesi Enerji Forumu‘
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi tarafından 07- 08
Eylül 2007
tarihlerinde Trabzon‘da KTÜ Prof. Dr. Osman TURAN Kongre ve
Kültür Merkezinde
gerçekleşmiştir.
Forum
programı çerçevesinde yapılan açılış
konuşmaları, oturumlarda sunulan bildiriler, panel ve katılımcıların
katkılarıyla sonuç bildirgesi ‘Forum Yürütme Kurulu‘
tarafından hazırlanıp
kamuoyunun bilgisine sunulması kararlaştırılmıştır. Buna göre;
1-Hidrolik
Potansiyel:
Doğu
Karadeniz Bölgesi dağların denize
paralel seyrettiği, bu dağların arasından birçok derenin,
ırmağın, çayın
sularının gürül gürül olup denize
döküldüğü ve çok az değerlendirildiği bir
bölgemizdir. Ayrıca Bayburt, Artvin güzergahını izleyip
Batum‘dan denize
dökülen Çoruh Nehri gibi büyük bir değere
sahiptir.
Doğu
Karadeniz Bölgesinde resmi verilere
göre Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Rize
illerinde toplam 3785 MW kurulu
güçle 13732GWh/yıl, Bayburt ve Artvin illerini kapsayan
Çoruh Havzası
Bölgesinde ise 3693MW kurulu güçle 12325GWh/yıl
Hidroelektrik enerji
potansiyeli mevcuttur. Toplam olarak bölgede 7478MW kurulu
güçle 26057GWh/yıl
elektrik enerjisi üretim potansiyeli mevcuttur. Şu an bölge
hidroelektrik
enerji potansiyelinin ancak %7,8‘i değerlendirilebilmektedir.
Bölge
Hidroelektrik enerji potansiyelinin değerlendirilmeden denize
dökülmesi Bölge
ve Ülke ekonomisinde büyük bir kayıp meydana
getirmektedir. Cumhuriyet
döneminin ilk özel teşebbüs Hidroelektrik Santralinin
1929 yılında Trabzon
Elektrik Türk A.Ş tarafından Işıklar (Visera) Santrali olarak inşa
edilip
Trabzon‘un elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamasında kullanıldığı
unutulmamaktadır. Söz konusu santral 2x520kW kurulu
gücüyle elektrik üretimine
devam etmektedir.
2-Fosil
Yakıt
Potansiyeli
Doğu
Karadeniz Bölgesi kara alanları
petrol, doğalgaz, kömür ve uranyum açısından
önemli bir potansiyele sahip
değildir. Bazı bölgelerde sadece küçük
ölçekli kömür işletmeleri mevcuttur.
Metan hidrat, su ve metan gazının uygun ısı ve basınç
koşullarında donmasıyla
oluşan fosil bir yakıttır. Uygun koşullarda çıkarıldığı takdirde
164 kat
genişleyerek LPG ye dönüşmektedir.
Dünyada günümüz teknolojisi ile deniz dibinden
metan hidrat çıkartılmamaktadır.
Ancak 2010 itibariyle su altındaki katı gazın kullanıma açılması
planlanmaktadır. Diğer fosil yakıtlara göre çok daha temiz
ve güçlü bir yakıt
olan Metan Hidrat önümüzdeki yıllarda çok daha
büyük önem kazanacaktır. Katı
gaz Hidrat fazında büyük miktarlarda gaz depolanabilmesi
nedeniyle, gaz
hidratlara geleceğin enerjisi gözüyle bakılmaktadır.
Karadeniz‘in tabanında
Metan Hidrat çokça bulunmakla birlikte bu Metan Hidrat
potansiyeli hakkında
henüz yeterli araştırma yapılmamıştır.
Karadeniz‘in
tabanında bulunan Uranyum‘lu
Çökeller günümüzde ekonomik olmamasına
karşın, gelecek için potansiyel değer
taşıyabilirler.
Karadeniz
Bölgesinin kara alanlarının fosil
yakıtlar açısından olumsuzluğuna karşın, Sinop‘tan Sarp‘a kadar
olan deniz
alanları bölgesel jeolojik veriler ve petrol sızıntıları nedeniyle
önemli bir
potansiyel alan olabilme ihtimali yüksektir ve mutlaka sondaj
çalışmaları
yapılmalıdır.
3-Yenilebilir
Enerji (Güneş, Rüzgar, Hidrojen,
Jeotermal)
Potansiyeli
Doğu
Karadeniz Bölgesi Güneş Enerjisi
Potansiyeli açısından verimli görülmemekle beraber
bölgenin yıllık gün ışığı
ortalaması dünya ortalaması olan 0.200kW/m² değerinin
üzerinde yer almaktadır.
Diğer bölgeler kadar olamasa da Doğu Karadeniz Bölgesinde
termal veya
fotovoltaik güneş enerjisi uygulamaları
gerçekleştirilebilir.
Bölge
Rüzgar açısından da yeterli
potansiyele sahip olmayıp bölgede ortalama 100m yükseklikte
rüzgar açısından
sonuç alınabilir, ancak kurulum yerleri yüksek alanlarda
olacağından iletim
kayıpları oluşacaktır.
Karadeniz‘in
tabanında kimyasal biçimde depolanmış hidrojen bulunması ve
Karadeniz‘e uzun
bir kıyısı olan Türkiye‘nin hidrojen üretimi açısından
şanslı bir konumu
vardır.
Karadeniz‘in
suyunun %90‘ı anaerobiktir ve hidrojen sülfür (H2S)
içermektedir.
Elektroliz reaktörü ve oksidasyon reaktörü gibi iki
reaktif kullanılarak, H2S
‘den hidrojen üretimi konusunda yapılmış teknolojik
çalışmalar vardır. Bu
konuda yapılmış bir diğer teknoloji geliştirme çalışması
semikondüktör
partikülleri kullanarak fotokatalitik yöntemle hidrojen
üretimidir. Güneş ve
rüzgar enerjisinden yararlanılarak, Karadeniz‘in H2S
içeren suyundan
hidrojen üretimi için literatüre geçmiş
bilimsel araştırma olup, Bulgaristan bu
konuda proje geliştirmeye çalışmaktadır. Karadeniz 2.300.000
km² taban alanına
sahip olup bu denize kıyısı olan 6 ülke mevcuttur. Karadeniz‘e en
uzun kıyısı
olan Türkiye‘dir.
Karadeniz‘in
60m altındaki derinliklerde
hidrojen sülfür (H2S) bulunmaktadır. Yaklaşık
2,5-3.00mton hidrojen
sülfür Karadeniz‘de çökelti halindedir.
Doğu
Karadeniz Bölgesi Jeotermal enerji
açısından Türkiye‘nin diğer bölgelerine oranla zayıf
bir bölgedir.
4-Bölgede
Hidrolik Potansiyelinin değerlendirilmesi ve ilgili mevzuatlar:
Doğu
Karadeniz Bölgesinde şu an EPDK
tarafından başvuru aşamasında 14 adet, inceleme ve değerlendirmeye
alınan 66,
uygun bulma kararı alınan 28, Üretim lisansı verilen 61 olmak
üzere toplam
üretim lisansı sayısı 169‘dur. Lisansların işlemi sırasında
Bağlantı ve sistem
Kullanım Görüşünün oluşturulması, lisans başvurusu,
uygun bulunan aşaması, DSİ
Genel Müdürlüğü aşamalarından sorunlarla
karşılaşılmaktadır.
EPDK‘dan
gelen üretim lisansı başvuru
taleplerinin iletim sistemine bağlantısı DSİ‘den havza bilgileri
görüşü
alınarak TEİAŞ tarafından gerçekleştirilmektedir. Burada EPDK,
TEİAŞ, TEDAŞ,
DSİ arasında koordinasyon eksiklikleri ile karşılaşılmaktadır.
5-
Bölge üretim tesisi açısından mevcut
potansiyelinin çok altında üretim tesisine sahiptir. Mevcut
üretim
tesislerinden Borçka ve Muratlı HES‘ de baraj göllerinde
çöp sorunu
bulunmaktadır. Ayrıca Çoruh havzasında büyük
depolanmalı barajların işletmeye
geçmiş olması sebebi ile Borçka ve Muratlı Barajları
aktif hacimlerinin dolma
tehlikesi mevcuttur.
6-
Bölge enerji iletim sisteminde tesis
açısından bir yetersizlik ve sıkıntı mevcut değildir.
Fakat bölgenin coğrafi yapısı iletim sistemi işletmeciliğini
oldukça
zorlamaktadır. İletim sistemi işletmeciliği için eğitimli ve
kalifiye teknik
eleman ihtiyacı giderilmektedir.
7-
Bölgenin coğrafi yapısı ve ödenek
yetersizliği Dağıtım sisteminde de sorunlar yaşanmasına sebebiyet
vermektedir.
Dağıtım sisteminin yenilenmesi ve yeni dağıtım tesislerin yapımına
devam
edilmekte, fakat ödenek yetersizliği ve coğrafi yapıdan
kaynaklanan nedenler
özellikle bölge kırsalında sıkıntılar yaşanmasına neden
olmaktadır. Personel
yetersizliği dağıtım sisteminde yaşanan sıkıntıların en önemli
nedenlerindendir. TEDAŞ‘ın uzun süre özelleştirme kapsamında
kalması kalifiye
teknik elemanların emekli olması veya kurumdan ayrılması, yerlerine
eleman alınmaması
bu sıkıntıyı oluşturmuştur. Bölgede dağıtım sisteminde kayıp
kaçak oranı %12,27
olup ülke ortalamasının altındadır. Bölgede yatırım
gerçekleşme oranı 2006
yılında %75.86‘dır.
SONUÇ
VE ÖNERİLER :
Sanayileşmenin,
kalkınmanın, ekonomik ve
sosyal hayatın, en önde gelen unsurlarından birisi olan elektrik
enerjisi
günümüzde yaşam için zorunlu bir ihtiyaç
maddesi haline gelmiştir. Enerji
ülkelerin gelişmişlik düzeyleri açısından bir
göstergedir. Ülkenin 2006 yılında
tükettiği yaklaşık 176 Milyar kWh elektrik enerjisinin %44‘
ünü doğalgaz,
%6,29‘unu ithal kömür , %3,03‘ünü fuel-oil ve
motorin %1,4‘ünü nafta ve LPG‘den
olmak üzere toplam %55‘lik kısmını dışa bağımlı üretim
kaynaklarından temin
etmektedir. Oysa sadece bölgemizde 7478MW kurulu güçle
26Milyar kWh/yıl
yaklaşık milyar kWh/yıl hidroelektrik üretim potansiyeli
mevcuttur. Buda mevcut
tüketimimizin yaklaşık %15‘ine tekabül eder.
Buna göre;
1-
Bölge hidroelektrik enerji
potansiyelinin değerlendirilerek üretime koşulması için
gerekli çalışmalar
hızlandırılmalıdır. EPDK‘dan üretim lisansı alan 200‘ün
üzerindeki üretim
tesisinin işi ciddiye alarak gerekli çalışmaları yaptıkları
kontrol edilmeli,
lisans satışı ve halk tabiriyle çantacılık yaptıkları tespit
edilenlerin
lisansları derhal iptal edilmelidir. EPDK, DSİ, TEİAŞ, TEDAŞ gibi
kurumlar
arasında koordinasyon tam manasıyla sağlanarak üretim tesislerinin
havza
projeleriyle iletim sistemine bağlantısında karşılaşılan sorunların
önüne
geçilmelidir.
Gerçekleştirilecek üretim ve iletim tesislerinde
çevre uyumluluğuna, flora ve
fauna yapısına azami özen gösterilerek ÇED raporlarına
tam manasıyla bağlı
kalınması sağlanılmalıdır. Üretim tesislerinde yerli
elektromekanik sanayi
kullanımı teşvik edilmeli ve AR-GE çalışmaları yapılmalıdır.
2-
Karadeniz tabanında mevcut Metan Hidrat, Hidrojen Sülfür
(H2S) potansiyelleri
konusunda ciddi araştırmalar yapılmalı, gelecekte elektrik enerjisi
üretim
kaynağı olarak değerlendirilme metotları araştırılmalıdır.
3-Bölgede
petrol aramalarına aralıksız
devam edilmelidir.
4-Isınma
amaçlı olarak bölgede çoğunlukla
fosil yakıta dayalı soba ve kalorifer kullanılmaktadır. Buda kış
aylarında
bölgede hava kirliliğinin artmasında önemli bir etkendir. Bu
yüzden Doğalgaz‘ın
bölge illerine ulaştırılması ve dağıtımı bir an önce
gerçekleştirip biran önce
ısınma amaçlı kullanılması sağlanmalıdır.
5-
Güneş enerjisinden bölge insanının daha
çok istifade etmesi ve ısıtmada kullanımının artırılması
için çalışmalar
yapılmalı, bölge halkı bilinçlendirilerek teşvik
edilmelidir.
6-
Bölgede Elektrik iletim ve dağıtım
şebekelerinde gerekli tadilat ve yenilemelerin yapılabilmesi
için ödenekler
aktarılmalı, personel eksikliği giderilmeli, gerekli yatırımlar
gerçekleştirilerek şebekeye bağlı kesinti ve kaçaklar
azaltılmalıdır.
7-Enerji
verimliliği ve tasarrufu bir yaşam
biçimi haline dönüştürülmesi için
çalışmalara hız verilmeli, bölge halkı bu
konuda daha fazla bilinçlendirilmelidir. Enerji verimliliği
yasası uygulanması
teşvik edilmelidir.
Kaynak: http://www.emo.org.tr/etkinlikler/dokbef/etkinlik_metin.php?etkinlikkod=65&metin_kod=449
Karadeniz’den
Hidrojen Elde Edilmesi Konusunda, Karadenize Kıyı Olan Ülkeler
ABD’deki bazı
Araştırma Kurumlarının Yapmış olduğu Diğer Bilimsel Araştırma lardan
Bazıları:
http://www.bserp.org/Text/Activities/BS_TDA/Black_Sea_3_1.htm
http://www.ocean.washington.edu/cruises/Knorr2001/GreatReferences.htm
http://www.blacksea-commission.org/Publications/SOE_Eng.htm
http://www.ocean.udel.edu/blacksea/chemistry/chemistry.html
http://www.ihec2007.org/default_tr.asp?go=266_2
http://www.blacksea-commission.org/Geography.htm
http://www.springerlink.com/content/j428863x51pl8127/
http://www.springerlink.com/content/44776q6u81574531/
http://www.springerlink.com/content/703133gv875w8226/
http://www3.interscience.wiley.com/journal/114804050/abstract?CRETRY=1&SRETRY=0
http://cat.inist.fr/?aModele=afficheN&cpsidt=17990403
Biriz Biz
|