Aşti yeşil çimenler
Eyle Eminem Eyle
Ben alacağum seni
Annene oyle soyle
Ha buradan aşşağa
Nenni Gidelum nenni
Seni domuzun kizi
Yakdun kül ettun beni
Ğemi indi limana
Adi nedur adi ne
Allahum alsun seni
Yakdun beni Fadime
Kapindaki bahçeye
Soğan ekelum soğan
O ne güzel kiz oldun
Alacak seni doğan
Ha buradan yukari
Dağa çikalum dağa
O ne kada guzelluk
Kurban olayim sağa
Hava yağayi hava
Başuma dane dane
Dünya doli yar olsa
Bi danesun bi dane
Yarum gitti oduna
Hava yağdi islandi
Sorarum ağajlara
Hanginuze yaslandi
Akan suyun alti sel
İşimuz oldi mesel
İşallah ikimuze
Bi serin ruzgar eser
Kestanedu kestane
Evun bağlamalari
Yakdi beni yandurdi
Yarun ağlamalari
Mehmet Ali Genç
Merkez
Kasarcılar Köyü
|
|
Mağlum ya,
eskiden Rize'de çay yoktu. Rize halki bitúń kurbet kóşelerindeydi. Uzun
sene çaluştuktán sora, baktum niayet itiyarlayinca memleketume
ĝelecektum tabi. Ĝelduk memleketumuze. Ē, arāzemuz iptal tabi, çayluk
yōk!
"Ula Hassan yấrun bi kaş gişi bulalum da bizum
çayluğu yapalum yấv!"
Hasan:
"Ŭla, sen eskisine benzetme bu işleri hā! Eskiden
bi gişi çağirudun on gişi ĝelurdi; ŭla şindi kimse kimselan ĝitmeyi ha
eskiine
benzetma" deyi.
"E, ne yapmak lāzim arkadaş?"
"Şindi paraylan ĝider herkes, eskisi kibi
yardim
yoktur."
"Ŭla, ben
ĝeldum
kurbetten kardaşum, bu kadar param yōk ne yapmak lazim ?
"E" dedi, "Birune kesene verúsun
yapturursun.
"Ŭla, kesene
nedu
kardaşum yāv?
"Eskiden eğratluk derduk yav." dedi.
"Şimdi ole
deyil, eski işler ĝeşti. Verúsun
birine yuz, iki yúz, úç
yúz, beş yúz;
neyisa gelu baka yapilacak olan çay tarlasini, ona ĝore
yapar."
"Ŭla, kimi
bulacağuk? Ŭla Hasan de bağa bi akil dā!
Ne yapalum kardaşum? Buriya gelduk, bu
memlekete şimdi bole dayima sefilluk mi çekelum?
"E" dedi. "Ben" dedi. "Bizum bi Osman var"
dedi.
Onlan bi konişāyim da sağa haber vereyim."
"E, kardaşumsen bilusun yav! Gozini
seveyim, sen
bi haber ver bize."
Derken, ertesi ĝún
oldi. Bekleduk baktuk ĝelen yok ĝiden
yok. Aradum Hasani buldum.
"Ŭla Hasan
hanè sen
bağa bi adam ĝondereceğidun."
"Kardaşum şindi herkesun çay parasi var,
kimse
tenezzül etmeyi ki paraya."
"E, ne yapmak lāzim
kardaşum?"
Dedi;
"Ĝidersun çarşiya" dedi. "İspirli'leden
bulusun
bi adam."
"E, bilu mi çayluk yapmasini?
Dedi;
"Onlar uğrenmişler."
Neayet araduk bi İspirli bulduk.
"Arkadaş, biz bi çayluk yapacaksun."
Dedi;
"Yeri ĝórmeden
ben bi şe demam, diyemem."
"E, ĝel
kardaşum
yeri ĝór."
Yere bakti tabi.
"Yāv , bura
çok
bayir, ....., bura kaş dónum var" dedi.
Dedum;
"Bura aşşā yukari dórt dónum
var.
"Sen bi iki bin lira verusan yaparim oni" dedi.
"Kardaşum, biz onsekiz senedúr
Zonguldakta çaliştuk. Ben iki bin lirayi nerden bulāyim
şindi? Şóle taksit etsek oni olmaz mi?"
"Taksit nedur?" deyi.
Çunki mağlum ya derken uylaşamaduk.
"Ŭla, Hasan ne yapacāğuk
şimdi? Nereden bi adam bulacāğuk?"
Dedi;
"Ben sağa Oftan bi adam bulu ĝeturŭrum"
Bekle ki Hasan Oftan adam ĝeturecek.
Neyisa aradan zaman ĝeşti Ofli birisini
buldi; Memet isminde.
Memet ĝeldi dedi;
"Aha arkadaşi ĝeturdum." dedi.
"Ē, evun neredu, yerun neredur?" dedi.
Dedum:
"Kardaşum, bin ha bu arabaya da gidelum."
Neyisa arāzeyi gosterduk.
Dedi:
"Yav burasi da" dedi, "çok çetin" dedi, "ağaçla da var içerisin" dedi.
"Bula kesilecek, kútúkleri
çikacak, bunda, bu az paralan olmaz"
"Ē, sen bi şe sóle
bakalum" dedum, "kaça yaparsun çayluğu?" derken neyisa heriflan
uylaştuk; bin beşyuz liraya yapturduk.E, şindi çay tohumi nerden bulacāz?
Hade bakalum çarşiya pazara. Yāv, çuval
çuval bi şeler var, funduğa benzer ama.
"Ŭla Hasan, ŭla ya ĝel benlan beraber. "Ŭla
bu beki çuruk olur.

|
"Ula, Hasan ben buni tikmesini bilmem, nēdeceğum?"
Dedi:
"Yāv, komşiladan uğrenusun."
"Ŭla Hasan, ĝel bi yardim ede bağa dā!
Ha buni tikelum. Ne olu sebabtur."
"Zaten sebab sebab," dedi, "bizde da
kalmadi
derman." dedi.
"Yāv
goriysun işte, biz muhacirik yani, uzun senedu yoğuduk buriya kardeşum,
ĝoriysun işte, bi sebab kazan
nōlur. İnsan her zaman hoş parayla
çalişmaz, bazi da hāyir içun çalişu"
derken başladuk. ağajdan kalon bi çivi yaptuk.
"Ē, buni nasi tikeceğuk şindi?"
Dedi;
"Ē?" dedi, "ha ōle fasulya," dedi, "anan
tikerken ĝormedun mi?"
Kardaşum ben o'lari unut.... Fasulyayi
nasi
tikeyile"
Dedi:
"Ha bóle" dedi.
"Ufak ufak kuyi yaparsun." dedi.
"Ē? sōra ne yaparsun avujlan" dedi.
"Bi avòç korsun onda." dedi.
"Oyle mi?" dedi.
"Oyle tikēyile, ben óyle ĝórdum" dedi.
Tikmağa, kirk santimda bi, fasulya kuyisi
gibi
tikmağa başladuk! Derken çayluğu biturduk çayluğu.
"Ula Hasan, sindi daa nēde oğuk bunda? daa bi işi
esas iş bundan sōra başlāyi. E, bunun dibine çimen çimen bitmez olu mi?
bu toprakta dā!"
"E" dedi.
"Olsum canum" dedi. "Tabi topraktu,
bitecek."
dedi.
Anlatan: İlyas Demircan, Merkez,
Sütlüce Köyü
Kaynak
: Rize
İli Ağızları, Dr.
Turgut Günay, Ankara, 1978
|
|