Hazırlayan
Ali İhsan Köroğlu

Emiceler diyi ki


Ula Hasan de bağa bi akil da!
Aşti yeşil çimenler
Eyle Eminem Eyle
Ben alacağum seni
Annene oyle soyle

Ha buradan aşşağa
Nenni Gidelum nenni
Seni domuzun kizi
Yakdun kül ettun beni

Ğemi indi limana
Adi nedur adi ne
Allahum alsun seni
Yakdun beni Fadime

Kapindaki bahçeye
Soğan ekelum soğan
O ne güzel kiz oldun
Alacak seni doğan

Ha buradan yukari
Dağa çikalum dağa
O ne kada guzelluk
Kurban olayim sağa

Hava yağayi hava
Başuma dane dane
Dünya doli yar olsa
Bi danesun bi dane

Yarum gitti oduna
Hava yağdi islandi
Sorarum ağajlara
Hanginuze yaslandi

Akan suyun alti sel
İşimuz oldi mesel
İşallah ikimuze
Bi serin ruzgar eser

Kestanedu kestane
Evun bağlamalari
Yakdi beni yandurdi
Yarun ağlamalari

Mehmet Ali Genç
Merkez
Kasarcılar Köyü


Mağlum  ya, eskiden Rize'de çay yoktu. Rize halki bitúń kurbet kóşelerindeydi. Uzun sene çaluştuktán sora, baktum niayet itiyarlayinca memleketume ĝelecektum tabi. Ĝelduk memleketumuze. Ē, arāzemuz iptal tabi, çayluk yōk!
"Ula Hassan yấrun bi kaş gişi bulalum da bizum çayluğu yapalum yấv!"
Hasan:
"Ŭla, sen eskisine benzetme bu işleri hā! Eskiden bi gişi çağirudun on gişi ĝelurdi; ŭla şindi kimse kimselan ĝitmeyi ha eskiine benzetma" deyi.
"E, ne yapmak lāzim arkadaş?"
"Şindi paraylan ĝider herkes, eskisi kibi yardim yoktur."
"Ŭla, ben ĝeldum kurbetten kardaşum, bu kadar param yōk ne yapmak lazim ?
"E" dedi, "Birune kesene verúsun yapturursun.
"Ŭla, kesene nedu kardaşum yāv?
"Eskiden eğratluk derduk yav." dedi. "Şimdi ole deyil, eski işler ĝeşti. Verúsun birine yuz, iki yúz, úç yúz, beş yúz; neyisa gelu baka yapilacak olan çay tarlasini, ona ĝore yapar."
"Ŭla, kimi bulacağuk? Ŭla Hasan de bağa bi akil dā! Ne yapalum kardaşum? Buriya gelduk, bu memlekete şimdi bole dayima sefilluk mi çekelum?
"E" dedi. "Ben" dedi. "Bizum bi Osman var" dedi. Onlan bi konişāyim da sağa haber vereyim."
"E, kardaşumsen bilusun yav! Gozini seveyim, sen bi haber ver bize."
Derken, ertesi ĝún oldi. Bekleduk baktuk ĝelen yok ĝiden yok. Aradum Hasani buldum.
"Ŭla Hasan hanè sen bağa bi adam ĝondereceğidun."
"Kardaşum şindi herkesun çay parasi var, kimse tenezzül etmeyi ki paraya."
"E, ne yapmak lāzim kardaşum?"
Dedi;
"Ĝidersun çarşiya" dedi. "İspirli'leden bulusun bi adam."
"E, bilu mi çayluk yapmasini?
Dedi;
"Onlar uğrenmişler."
Neayet araduk bi İspirli bulduk.
"Arkadaş, biz bi çayluk yapacaksun."
Dedi;
"Yeri ĝórmeden ben bi şe demam, diyemem."
"E, ĝel kardaşum yeri ĝór."
Yere bakti tabi.
"Yāv , bura çok bayir, ....., bura kaş dónum var" dedi.
Dedum;
"Bura aşş
ā yukari dórt dónum var.
"Sen bi iki bin lira verusan yaparim oni" dedi.
"Kardaşum, biz onsekiz sened
úr Zonguldakta çaliştuk. Ben iki bin lirayi nerden bulāyim şindi? Şóle taksit etsek oni olmaz mi?"
"Taksit nedur?" deyi.
Çunki mağlum ya derken uylaşamaduk.
"
Ŭla, Hasan  ne yapacāğuk şimdi? Nereden bi adam bulacāğuk?"
Dedi;
"Ben sağa Oftan bi adam bulu
ĝeturŭrum"
 Bekle ki Hasan Oftan adam
ĝeturecek. Neyisa aradan zaman ĝeşti Ofli birisini buldi; Memet isminde.
Memet
ĝeldi dedi;
"Aha arkadaşi
ĝeturdum." dedi.
"Ē, evun neredu, yerun neredur?" dedi.
Dedum:
"Kardaşum, bin ha bu arabaya da gidelum."
Neyisa ar
āzeyi gosterduk.
Dedi:
"Yav burasi da" dedi, "çok çetin" dedi, "ağaçla da var içerisin" dedi. "Bula kesilecek, k
útúkleri çikacak, bunda, bu az paralan olmaz"
"
Ē, sen bi şe sóle bakalum" dedum, "kaça yaparsun çayluğu?" derken neyisa heriflan uylaştuk; bin beşyuz liraya yapturduk.E, şindi çay tohumi nerden bulacāz? Hade bakalum çarşiya pazara. Yāv, çuval çuval bi şeler var, funduğa benzer ama.
"Ŭla Hasan, ŭla ya ĝel benlan beraber. "Ŭla bu beki çuruk olur.


"Ula, Hasan ben buni tikmesini bilmem, nēdeceğum?"
Dedi:
"Yāv, komşiladan uğrenusun."
"Ŭla Hasan, ĝel bi yardim ede bağa dā! Ha buni tikelum. Ne olu sebabtur."
"Zaten sebab sebab," dedi, "bizde da kalmadi derman." dedi.
"Yāv goriysun işte, biz muhacirik yani, uzun senedu yoğuduk buriya kardeşum, ĝoriysun işte, bi sebab kazan nōlur. İnsan her zaman hoş parayla çalişmaz, bazi da hāyir içun çalişu" derken başladuk. ağajdan kalon bi çivi yaptuk.
"Ē, buni nasi tikeceğuk şindi?"
Dedi;
"Ē?" dedi, "ha ōle fasulya," dedi, "anan tikerken ĝormedun mi?"
Kardaşum ben o'lari unut.... Fasulyayi nasi tikeyile"
Dedi:
"Ha bóle" dedi.
"Ufak ufak kuyi yaparsun." dedi.
"Ē? sōra ne yaparsun avujlan" dedi.
"Bi avòç korsun onda." dedi.
"Oyle mi?" dedi.
"Oyle tikēyile, ben óyle ĝórdum" dedi.
Tikmağa, kirk santimda bi, fasulya kuyisi gibi tikmağa başladuk! Derken çayluğu biturduk çayluğu.
"Ula Hasan, sindi daa nēde oğuk bunda? daa bi işi esas iş bundan sōra başlāyi. E, bunun dibine çimen çimen bitmez olu mi? bu toprakta dā!"
"E" dedi.
"Olsum canum" dedi. "Tabi topraktu, bitecek." dedi.





Anlatan: İlyas Demircan, Merkez, Sütlüce Köyü

Kaynak : Rize İli Ağızları, Dr. Turgut Günay, Ankara, 1978



Ana Sayfa