Hazırlayan
Ali İhsan Köroğlu

Emiceler diyi ki


Oyle bi hava esti oyle bi hava esti ki
Oy kemencem oy koksuz
Sen annesuz ben yoksuz
Bu koye bu kadar kiz
Ben gezerum gömleksuz

Ey kiz senun işlerun
Başuma bela aşti
Eski sevdam var idi
Oni kim aldi kaşti

Ah gidi eski sevdam
O benlan helallaşti
Bu benum cahil başum
Sevdaluğa bolaşti
...
Oy kirmizi çeşanli
Nişanlisun nişanli
Kirmizi çeşanuna
Yandi bu delikanli

O uşak nerelisun
Sevda olmişim sana
Sevişmeklan olmayi
İste beni anama

Kesileyum sevduğum
Anani kandurayim
Anan razi olmazsa
Babni mi vurayim
...
Ğeliyi Mayis ayi
Topliyalum çaylari
Ğidelum fabrikaya
Alalum paralari

Akil pirakmadi bana
Bu rizenun kizlari
Ayrildum sevduğumdan
Alarum zari zari

Çay tarlasina gordum
Sari peştamallari
Dunyaya şöret vermiş
Bu Rizenun çaylari

Fabrika da tanidi
Bu Salaha yollari
Eridum sevdalukdan
Yari kalmadum yari.

Salih Avcı,
Merkez /Dağsu Mahallesi
34 Yaşında, Terzi

Benum başumdan furtuna ğeşmişdur yầni, muazzam yầni, bi gúń Tirabizondan kayiklan geluken, ayin batmasinda var idi bir saat daa. Bizle olur kipkirmizi kaptan var idi bizlan beraber bi tâne daa; hatdâ kaptan beni kada akli kesmezdi. Dedum ona ki:

"Hayde enelum Surmeneye, hava esecek, furtuna yapacak".

Dedumuzi dinlemedi. Bu sefer dişardan çikan dişarla ruzgari, daha Türkçesini ararsan, şey ruzgari derler onda efendum, keşişleme, dişarla rúzgarina keşişleme derler. Çıkan rúzgar bizi aşti açiğa efendum, oyle bi hava esti oyle bi hava esti ki, denizun üzeri sấfi boyle su, havadan kakdi, biz kalduk boyle ara yerlerine. Yấni ben oyle oldu ki, boğulmak gózúmun oğnina. Aldum bi kalon paltom varidi, sarildum paltoma.

Dedum:

"Bunlan baraba rahat enẽyim denizun dibine ki, hiç olmasa efendum, zağmet da çekmiyeyim."

Umudi hepten kestum o arada, biz ustinden eşşaya tam gelduk gelduk, tam Ofun üzerine açiktan bi deniz yapildi, bi deniz yardi, bizum koskocaman efendum, alti yedi tonluk kayiği baturdi. Bizi o arada.

Benum da var idi, para var idi baş altina kapali yere; hemen o paralari aldum, çekátlán baraba, boyle ağuzuma dişledum çekátun ucine, atladum denize. Yuzgeçlan baraber dişari çikmakda, tam çikdum dişariya o denizun solağani çekẽyi beni ğene açiğa, ileri ğeriye, ileriye ğeriye zorlan çıktım çay ağzina, oyle yatdum áşşã oriya.

Başladum:

"Boğuliyrum, boğuliyrum."

O gece da efendum kakti halk evlerinden, deveci fenerlerilan baraba geldi, oradan aldile beni ğóturdiler beni kağveye. Bir iki saat sora, ondan sora aklum ğeldi kafama işte.

***

Bi záman, bundan uş dort sene evvelisi, uç yuz tonluk bi motor idi. Gúńduz ovle mali, ğeldi uç yuz tonluk bi motor bize bindurdi, bindurduğu zamanda uş gişiyduk, dort gişiyduk kayuğun içerisinde, bizum kúçúk motorun içerisinde. Bi tânesi kấyinum Sedat, bi tanesi Morgúl Cevat, bi dấnesi da Morgúl Memed. Bunlar  oyle oldi ki, benum kấyinum biraz daa ustalukliydi.

Kiç tarafayidi motori boyle ellerinlan baraba kavradi. Ben dá efendum, denizci olduğum içun anlar beni kada denizden anlamaz: hemen kúreği takup motorun kiç omuzluğuni motora ģońs verdum ki böle vurdu mi bizi atsun deyine. Ebi soy bizi çiğnayip geçecekti. Bu sefer pervấnelerine da kapilup hepimiz birden boğulacaktuk orda.

Şimdi biz orda, bize motor çarpar çarpmaz, o uç yuz tonluk motor, biri yirmi beş metre o yaniya dúşti, biri yirmi beş metre beriye düşti. Biz de battuk o arada. bunlari ģúçlukle alabilduk. Pardósi bunlari suyun üzerine tutdi. Yoksa ebi soy boğulmuş idiler. Bunlari biz alamicaktuk. Ğelduk sốra, ģúç hal dişariya ğelduk. Bizi almakda almadile. Motorciyi şikất ettuk. Tirabizondan yolini kestile ve bunlari mapusa attiler.

Mahkemeye verduk, dấvấyi kazanduk. Uzun uzun işleryani. Bốle deniz vakalari olu. Her denize gezduğuni sen adam sanma yấni, denizci sanma. Bazi suvấriler vardur ki, en küçük bi miço kada bile bilmez.

Bekir Kutlu, Merkez Camiönü Mahallesi


Kaynak : Rize İli Ağızları, Dr. Turgut Günay, Ankara, 1978



Ana Sayfa