Oy kemencem oy koksuz
Sen annesuz ben yoksuz
Bu koye bu kadar kiz
Ben gezerum gömleksuz
Ey kiz senun işlerun
Başuma bela aşti
Eski sevdam var idi
Oni kim aldi kaşti
Ah gidi eski sevdam
O benlan helallaşti
Bu benum cahil başum
Sevdaluğa bolaşti
Oy kirmizi çeşanli
Nişanlisun nişanli
Kirmizi çeşanuna
Yandi bu delikanli
O uşak nerelisun
Sevda olmişim sana
Sevişmeklan olmayi
İste beni anama
Kesileyum sevduğum
Anani kandurayim
Anan razi olmazsa
Babni mi vurayim
...
Ğeliyi Mayis ayi
Topliyalum
çaylari
Ğidelum fabrikaya
Alalum paralari
Akil pirakmadi bana
Bu rizenun kizlari
Ayrildum sevduğumdan
Alarum zari zari
Çay tarlasina gordum
Sari peştamallari
Dunyaya şöret vermiş
Bu Rizenun çaylari
Fabrika da tanidi
Bu Salaha yollari
Eridum sevdalukdan
Yari kalmadum yari.
Salih Avcı,
Merkez /Dağsu Mahallesi
34 Yaşında, Terzi
|
|
Benum
başumdan furtuna ğeşmişdur yầni, muazzam yầni, bi gúń
Tirabizondan
kayiklan geluken, ayin batmasinda var idi bir saat daa. Bizle olur
kipkirmizi
kaptan var idi bizlan beraber bi tâne daa; hatdâ kaptan beni kada akli kesmezdi. Dedum
ona ki:
"Hayde enelum Surmeneye, hava esecek,
furtuna yapacak".
Dedumuzi dinlemedi. Bu
sefer dişardan çikan dişarla ruzgari, daha
Türkçesini ararsan, şey
ruzgari derler onda efendum, keşişleme, dişarla rúzgarina keşişleme
derler. Çıkan rúzgar bizi aşti açiğa efendum, oyle
bi hava esti oyle bi
hava esti ki, denizun üzeri sấfi boyle su, havadan kakdi, biz
kalduk
boyle ara yerlerine. Yấni ben oyle oldu ki, boğulmak gózúmun
oğnina.
Aldum bi kalon paltom varidi, sarildum paltoma.
Dedum:
"Bunlan baraba rahat enẽyim denizun
dibine ki, hiç olmasa efendum, zağmet da çekmiyeyim."
Umudi
hepten kestum o arada, biz ustinden eşşaya tam gelduk gelduk, tam Ofun
üzerine açiktan bi deniz yapildi, bi deniz yardi, bizum
koskocaman
efendum, alti yedi tonluk kayiği baturdi. Bizi o arada.
Benum da var
idi, para var idi baş altina kapali yere; hemen o paralari aldum,
çekátlán baraba, boyle ağuzuma dişledum çekátun ucine,
atladum denize.
Yuzgeçlan baraber dişari çikmakda, tam çikdum
dişariya o denizun
solağani çekẽyi beni ğene açiğa, ileri ğeriye, ileriye
ğeriye zorlan
çıktım çay ağzina, oyle yatdum áşşã oriya.
Başladum:
"Boğuliyrum, boğuliyrum."
O gece da
efendum kakti
halk evlerinden, deveci fenerlerilan baraba geldi, oradan aldile beni
ğóturdiler beni kağveye. Bir iki saat sora, ondan sora aklum ğeldi
kafama işte.
***
Bi záman, bundan
uş dort sene evvelisi, uç yuz tonluk bi motor idi. Gúńduz ovle mali,
ğeldi uç yuz tonluk bi motor bize bindurdi, bindurduğu zamanda uş
gişiyduk, dort gişiyduk kayuğun içerisinde, bizum kúçúk motorun
içerisinde. Bi tânesi kấyinum Sedat, bi tanesi Morgúl Cevat, bi dấnesi
da Morgúl Memed. Bunlar oyle oldi ki, benum kấyinum biraz daa
ustalukliydi.
Kiç
tarafayidi motori boyle ellerinlan baraba
kavradi. Ben dá
efendum, denizci olduğum içun anlar beni kada denizden anlamaz: hemen
kúreği takup motorun kiç omuzluğuni motora ģońs verdum ki böle vurdu mi
bizi atsun deyine. Ebi soy bizi çiğnayip geçecekti. Bu sefer
pervấnelerine da kapilup hepimiz birden boğulacaktuk orda.
Şimdi biz orda, bize motor çarpar
çarpmaz, o
uç yuz tonluk motor, biri yirmi beş metre o yaniya dúşti, biri yirmi
beş metre beriye düşti. Biz de battuk o arada. bunlari ģúçlukle
alabilduk. Pardósi bunlari suyun üzerine tutdi. Yoksa ebi soy boğulmuş
idiler. Bunlari biz alamicaktuk. Ğelduk sốra, ģúç hal dişariya ğelduk.
Bizi almakda almadile. Motorciyi şikất ettuk. Tirabizondan yolini
kestile ve bunlari mapusa attiler.
Mahkemeye verduk, dấvấyi kazanduk. Uzun uzun
işleryani. Bốle
deniz vakalari olu. Her denize gezduğuni sen adam sanma yấni, denizci
sanma. Bazi suvấriler vardur ki, en küçük bi miço kada bile bilmez.
Bekir Kutlu, Merkez Camiönü Mahallesi
Kaynak
: Rize
İli Ağızları, Dr.
Turgut Günay, Ankara, 1978
|
|