Kim Kaçar Ali Riza'nin Tufeğunun Önünden?
Rize'nin Dağbaşi mahallesinde seferberluk öncesi, tüm
Rizeliler gibi, Ali Riza da
geçimini
sağlamak üzere çoluğunu çocuğunu birakmiş, mesleği olan firincilik
yapmak
üzere Batum'a gelmiştir.
Ali Riza biraz övünmeyi seven bir
Karadenizlidir.
Sabah'a
kadar firinda çalişmiş, bir yorgunluk çayi içmek üzere kahveye gitmuş,
bir köşe de çayini yudumlarken yapilan sohbetlerede kulak
kabartmaktadir.
Meğer bir gün önce orada bir vurgun olmuş. Adam'in biri silahla çok
uzun
bir mesafeden tam alninin ortasindan vurulmuştur. Kahvedekiler, ölen
adam'i
unutmuşlar, vuran adami övmekteler, bu adam her kimse gayet iyi nişanci
olduğunu, böylesinin zor bulunacağindan bahsetmeye başlamişlar.
Ali
Riza
bu, boş durur mu hemen seslenmiş:
- Kim Kaçar Ali
Riza'nin Tufeğunun Önünden?
Senmisin bunu
diyen, kahvede hazir bulunan sivil görevliler tarfindan apar topar
tutuklanip
hemen mapusa atilmiş. Anam babam derken aradan 2 seneye yakin bir zaman
geçmiş. Geleni gideni yokmuş. Rize'dekilerinde böyle bir durumdan
haberi
olmamiş. Bir ziyaret günü adamin biri yanina yaklaşmiş. Hal hatirdan
sonra,
niye buraya düştüğünü sormuş. Ali Riza da anlatmiş. Suçu olmadiğini,
yanliş
anlaşildiğini söylemiş.
Adam ertesi
hafta bir daha gelmiş, Ali Riza ile epeyi sohbetten sonra,
memlekette çoluğu çocuğu olup olmadiğindan ailesinden
konuşmuşlar. Ali Riza 11
çocuğu
olduğundan onlarinda bu durumdan haberi olmadiğindan bahsetmiş. Adam
böyle
bir kaç kez daha gelmiş, her seferinde Ali Riza'ya hediye getirmeyi
ihmal
etmemiş.
Bir gün tekrar
hakim huzuruna çikarilan Ali Riza tamam şimdi hapi yuttuk derken,
Hakim:
- Serbestsin,
suçsuz bulundun demiş. Ali Riza sevinçten ne yapacağini şaşirmiş.
Sevincini
paylaşacak birini bulmak için sağa sola bakarken, bir dene görsün.
Kendini
ziyaret eden adam orda. O'na sarilmiş.
Hakim:
- O'nu nerden
taniyorsun, katil o, bak o'nun yüzünden bu kadar süre yattin, demiş.Ali
Riza durumu anlatmiş. Meğer adam hasmini vurduktan sonra bir süre
gözden
kaybolmuş. Geri döndüğünde kendi yerine bir başkasinin tutuklanip hapse
atildiğini duyunca, bir kaç ziyarettten sonra vicdaninin sesini
dinleyip,
suçunu itiraf edip Ali Riza'nin kurtulmasini sağlamiştir.
Dağbaşi
Mahallesinden Ali Karaali'den Nisan 2000'de derlenmiştir.