Emicemden bir hikaye daha
anlatayim sizlere….
Bu dünyada hiç derdi
kasaveti sikintisi olmiyan beni adem varmi ki Allah yaratmişmi ki işte
adamun
biri Mehmet efendi buni merak etmiş araşturmaya başladi.
Sormiş
soruşturmiş olsa olsa derdi sikintisi olmiyan
olsa olsa alan yerde bir ağa var yediği
oninde yemeduği arkasinde ancak onun
derdi sikintisi olmaz dediler ve adresi eline verdiler.
Mehmet efendi yola
koyildi adamun evini yani konağini buldi. İçinden da ha bu adamun
dedukleri gibi
bi derdi sikintisi olmaz herhalde dedukleri gibi olsa gerek. Kapiyi
çalmiş.
"Tanri
musafiryim" demiş, yani kendini tanitmiş ismini demiş bi da yolcu
olduğuni demiş.
Neyisa kendisini musafir odasina almişler.
Akşam olmiş yemişler içmişler muhabbete koyilmişler.
Mehmet ağa:
"Asil amacüm
ha bu dünyaya derdi sikintisi olmayan acep varmi diye araştürmaktur.
Araşturirken seni tarif ettiler
onin içun buriya geldum” demiş.
Ağada:
"Çok şukur aha goriyisun da benum bi derdum
sikintim yokidur işte yaşantim bu” demiş.
Yatmak zamani gelmiş o ara kapi çalinmiş zebelle gibi bir adam içeri girmiş ağadan
musade
iştemiş ve hanumini
almiş goturmiş.
Mehmet efendi:
“Bu da neyin
nesi ağa” demiş .
Ağa da demiş ki;
"Ha o mi.. Bi şey değil da. Vaktun birinde benum
hanum çok ağir bir hastaluğa yakalandi elum
doşeğinde eldi elecek bana dediki?:
"Herif ben eliyirum sen arkadan ben eldukten
sonra
evleneceksun buna dayanamayirum" demiş.
"Yapma hanum yemin ederum evlenmeyeceğu"
dedum. Ama bir türli inanmad ve hanum dedi ki:
"Bi şartla inanurum" dedi "hadim olursan"
dedi.
"O zaman
inanurum ki evlenmeyeceksun mecbu kalduk deduğuni ettuk. Hanum bu ara
iyilendi
sağluğuna kavuşti ama bir şey eksuk kaldi bu ara mecbur kaldum o adami
kiraladum Akşam oldimi vazifesin yapayi gördüğün gibi bu detten
sayilmaz
herhalde benum hiç derdum ve sikintim
yoktur çok şukur. Her şeyum mevcuttur."