Anlatan: Niyazi
Sekban, Merkez Çarşı Mahallesi
Hey! arkadaşlar, bir varlar, bir yoklar. Ula dinleyin b.. oli b..lar.
Eski zaman içinde pire padişah iken, o zaman ben vezir idum ha, unutma!
Gittum bi eve, buldum iki tufek; biri kırık mırık, birinun hiş çakma
yok. Çakmaksuz tufel aldum; ayran ile doldurdum, yoğurt ile basturdum
omuzuma asdum.
Geldum bi eve buldum iki tencere; biri kırık mırık birinin hiş dibi yoğ
idi gavur oğlu gavurinun. O kirik tencereyi aldum ayran ile doldurdum yoğurt
ile basturdu; ola arkamdaki hámenceye asdum. Hámence demek torba
demktur. Hámenceye kodum, geldum bi yere ki, bakdum bi ova, ortasinda
bóyúk bi ĝól, içinde iki órdek; biri canli manli, birinun hiş cani yok.
Cansuz órdeğe atdum vurdum; ayran ile doldurdum, yoğurt ile basturdum.
Geturdum o kirik tencereye pişidum, yedum karnumi doyurdum. Endum
şehere, górdúm bi minare; zannettum oni kama, ula soktim oni belúme. bu
delidu diye kulaûmdan tuttile attile beni timarāneye.

|
Bi varmiş bi yokmuşi bi padişağun kapisinda bi
nar varmiş. Bu nari, her ģúń gelu bi div boğarmiş. bu ģúńi
dedi bóyúk
oğli:
- Baba, nol, kurban olayim sağa, ha buni ben
bekleyeyim; eger gelduğu zaman ben oni vuramasam benum kellemu kes!
O da guvendi bóyúk
oğlina; zannetti ki hesetten
bu bóyúk
oğlum cessur bi adamdu, ne bilú
ki yüreği selāńíktu. Verdi eline túfel múfel,
gitti efendi bekliyecek. Bu dev geldi.
Efendi bekleyecek. Bu dev geldi. Selāńík;
yāni korkak. Ne bilu ki yurek bunun selāńík;
korkican. Nerdi túfel múfel eline. Endi
bağçeye bekleyi div geldi; efendi, o nara bi vurdi, bu kuyis ede ede
babasinun yanina. Dedi ağa babasi:
"Noldi oğul?"
"Baba" dedi. "Sorma, oyle bi şeki" dedi.
"Ağzindan púskúrten
ateş beni yaksi, korktum ondan geldum buriya."
"Ben sağa demedum mi oğlum" dedi. "Sen bu işi
beceremezsun."
Oldi irtesi sene, ortance eğli dedi;
"Ben" dedi. "Bekliycuğum oni, eger" dedi. "Baba
ben bunivuramasam o zaman sen bağa isteduğuni..."