Denizi
kara, karayı para yapan adam
EKREM ORHON
Erkan İnce
1911
yılında Rize Derepazarı-Bürücek Köyünde
dünyaya gelen Ekrem Orhon ilk
ve Orta okulu Rize’de okudu. Robert kolejini bitirerek mühendis
oldu.
Amerika’da Illinois Üniversitesini 1936 yılında bitirerek, İnşaat
Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu.
1963 yılında Rize
Belediye
Başkanı seçilerek, 1973 yılına kadar bu görevi
yürüttü. 12 Eylül 1980
ihtilali ve harekatından sonra tekrar Belediye Başkanlığına getirildi.
Belediye Başkanlığı görevini sürdürürken 9 Ağustos
1983 yılında hakkın
rahmetine kavuştu.
Ekrem
Orhon, Karayolları Bölge Müdürü iken, Rize'lilerden
gelen talepler
üzerine belediye başkanı seçilir. Kısa bir süre sonra
ağır bir hastalık
geçirir ve yurt dışında tadavi olur. Bu esnada çok
ağırdır ve neredeyse
kendisinden ümit kesilmiştir.
Binlerce
kilometre uzaktaki belediye başkanları için Rizeliler o gece
tüm Rize camilerinde hatim indirirler ve dua ederler.
Ertesi
gün Ekrem Orhon yurt dışındaki hastanede birdenbire iyileşir.
Memleketine döndüğünde, Rizelilerin yaptıklarını
öğrenir ve çok
duygulanır.
Bundan
sonra hayatını Rize'ye adayacağını çevresindekilere bildirir.
gerçekten
de öyle olur. 60 lı yıllarda Ekrem Orhon ve Rize ismi yanyana
anılmaktadır.
Ekrem
Orhon, şehir alanının yetersiz olduğunu, Rize'nin gelişmesindeki en
büyük engelin bu olduğunu düşünmektedir. Keşke bu
büyük adam o yıllarda
bu düşüncesinin ne kadar yanlış olduğunu görebilseydi.
Çünkü bugün
artık apaçık meydandadır ki, dolgu alanına yapılan Rize,
kimliksiz,
şahsiyetsiz bir beton yığınından ibaret iken, şehrin orijinal dokusu
İsciçre köylerini andıran bir standarttadır.
Ekrem
Orhon bu düşüncesini hayata geçirmek için ,
Amerika'daki okul
arkadaşlarındaki, çevresindeki nüfuzu kullanarak, o
yıllarda
Türkiye'nin hiçbir kurumunda bulunmayan
büyüklükteki makinaları ve
kamyonları Rize'ye getirir.
Denizi
dolduracaktır ama, belediye meclisinden bu kararı geçirmekte
zorlanır.
Herkes
onunla alay etmektedir.
Uyyy
hiç deniz dolar mi daaaa :))
Neyse
ki kerhen bir karar çıkar ama, Ekrem Orhon, kimsenin kendisine
inanmadığının farkındadır.
Bu
inançsızlıkla başarısız olabileceğini de
görmüştür.
HERKES
İSKELEYE GELSUN DAAAA...
Bir
gün belediye hoparlöründen bir anons yapılır.
Anons
son derece sadedir: HERKES İSKELEDE TOPLANSIN !!
Bu
ilginç anonsu duyan merakla iskeleye koşar.
Bir
de bakarlar ki, belediye başkanı iskelede bir yukarı bir aşağı
hışımla dolaşmaktadır.
-Ula
başkan, nedur bu, neden çağurdun bizi ...
-
Bekleyun ulan kopeliler. (kopeli aslında köpek yavrusu demektir)
Neyse,
iskele epeyce kalabalıklaşır.
Başkan,
bir işaretle bir mavnayı iskeleye çektirir. (Mavna : motorsuz
tekne)
Olay
daha ilginç hale gelmiştir, kalabalık artar.
Ekrem
Orhon, yeterli kalabalık toplanınca, bir işaret verir ve ileride
bekleyen taş yüklü dev kamyonlardan biri hareket eder ve
iskeleye gelir.
Ekrem
Orhon, kamyona bizzat manevra yaptırarak, kamyondaki taşı mavna'ya
boşalttırır.
Olay
giderek daha ilginç hale gelmektedir.
Kalabalık
artar.
Ekrem
Orhon bir işaret daha çakar , ikinci dev kamyon da gelip taşları
mavnaya boşaldır.
Sağdan
soldan sesler yükselir:
-Ula
başkan, ne edeyisun?
-Siz
karışmayun kopeliler...
Neyse
kamyonlar bir iki derken mavna yavaş yavaş suya gömülmeye
başlar.
-Ula
başkan, batacak ula ne edeyisun...
-Karışmayun
ulan kopeliler..
-Ula
batacak ula...
-Karışmayun
ula..
-Ula
batayi....
Derken
son bir kamyonla mavna su alır ve batar.
Ekrem
orhon ahaliye seslenir:
-Ey
Rize'liler, deniz dolgusuna başladım !!!
Bu
ironik başlangıç günlerce rizede konuşulur. Üzerinde
mütaalalar yapılır. İnanan vardır , inanmayan vardır.
Büyük
zorluklarla deniz doldurulmaktadır ama iğne ile kuyu kazar gibi.
Ankara'dan
destek yoktur.
Ekrem
Orhon kendi kıt kaynakları ile başbaşadır.
Bir
süre sonra , dolgu alanı için imar planı yaptırır.
Rize
ileri gelenleri bunu alayla karşılarlar:
-Ula
başkan, saa helal olsun, denizi parselleyup satayisun...
Başkan
uzun süren bu dolgu çalışmasının ortalarında rizelilerin
desteğini kaybetmeye başlar.
Rize
merkezindeki yerleşikler gururludur. En yakın köylerdeki insanlara
dahi
köylü muamelesi yapmaktadırlar. Köylüler de
şehirlinin bu tavrına
içerlemektedir.
Ekrem
Orhon bu çelişkiyi de paraya çevirmenin yolunu bulur.
Köylüleri
ikna eder: denizdeki bu yerleri alın, size 10 kat imar, Rizelinin
önüne apartmanları dikeceksiniz.
Siz
olacaksınız şehirli, yalı apartmanı sahibi, onlar arkada
kalacaklar.
Bu
fikir tutar ve Ekrem Orhon denizden parsel satarak bu dolguyu tamamlar.
Bugün
Rize nüfusunun büyük bölümü dolgu
alandaki apartmanlarda yaşamaktadır.
Rizeyi
gören yabancılar, bir yandan doğanın muhteşemliğine hayran
kalmakta,
bir yandan da bu güzel doğada bu beton yığınlarının hanki akıl ile
yapıldığına şaşıp kalmaktadırlar.
Rize
türkiyenin en uzun kordonunu elde etmiştir (15 km) Yüksek
yüksek
apartmanları da vardır ama, Zümrüt Rize'nin
zümrütü çizilmiştir artık..
Bu
hikaye Rize'de yaşadığım yıllarda dinlediğim hikayedir.
Bu
hikayede aksayan taraflar olması mümkündür.
Bazı
yanlışlıklar da olabilir. Çünkü sonuçta halktan
dinlediğim şeyleri derledim.
Ama
Ekrem Orhon'u bizzat tanıdım.
1981
yılında Çaykur önünde inşa ettiğim Atatürk Anıtı
açılışı esnasında
zamanın genel müdürü rahmetli Yılmaz Telatar, Ekrem
Orhon ve zamanın
Rize Valisi tarafından yapılan açılış töreninde,
müellif olarak
bulunmuştum.
Açılış
konuşması yapma şerefini de bana bahşetmişti rahmetli Yılmaz Telatar.
Bu nedenle anıtın üzerindeki örtünün
çekilmesi esnasında onlarla
birlikteydim.
Örtü
açıldı ve röliyefler ortaya çıktı.
Ekrem
Orhon hemen özgün tepkisini gösterdi :
-Ula
bu Atatürk'ün yanındaki karinun memeleri Sürmeneliye
benziyi.
Çok
enteresan, sinerji dolu lider bir insandı.
Mezarı
için Rize kalesi izni zamanın mülki amirinden alınamadı.
Rize
mezarlığında mezar açıldı. Cemaat camiden çıktı, doğru
Rize kalesi'ne yönlendi ve Rizelilerin kararı ile Rize Kalesi'ne
defnedildi.
Toprağı
bol olsun.
Rizeli hemşehrilerime sevgilerimle.
|