Rize Adetleri
DOĞUM ve SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER
- Evlililiğin
ilk
devrelerinde gelinin hamile kalması istenirdi.
- Hamile
kalmaması
durumunda telaş düşülür, hata varsa bunun gelinden kaynaklandığı
düşünülürdü.
- Hamile
kalınması
için okutma dahil her çareye başvurulurdu.
- Birkaç
sene içinde
eğer gelin hamile kalmazsa, anlaşılarak ya boşatılır, ya da üzerine
kuma
alınırdı.
- Eğer
hamil kalmışsa,
oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine kadar dikkat edilir, bu
arada
bir çok batıl yöntem de uygulanırdı.
- Doğum
zamanı köy
ebesi çağrılırdı. Bebeğin çıpa'sını (göbek bağı) ebesi veya iyi huylu
birisinin
kesmesi istenirdi.
- İlk
doğan sebinin
erkek olması istenirdi. Şimdi de öyle ya.
- Çocuk
doğar doğmaz
sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okunurdu.
- Doğum
yapan anne
kırk gün lohusa kalırdı.
- Çocuğa
genellikle
büyüklerin ismi verilirdi. Daha çok ölen nine, dede veya yakın tarihte
ölmüş birinin ismi verilmesi halen devam etmektedir.
- Çocuk
kısa bir
süre kundakta kalır. Sonra beşiğe alınırdı.
- Nazarlanmasın
diye çocuk uzun süre yabancılara gösterilmezdi. Gösterileceği zaman
nazarlık
takılır, yüzüne kara sürülürdü.
- Anne
sütü olduğu
müddetçe emzirilir. Sütten kesildikten sonra inek sütü verilirdi.
- Anne
sütü yoksa,
ilk zamanlarda, süt anne aranırdı. Yakın çevreden herkes çocuğu emzirir
ona süt anne olurdu. Süt annelik yaygın bir uygulama olup yer yer hala
devam etmektedir.
- Süt
çocuk, süt
kardeşi ve ondan sonra doğacak çocuklarla "süt aşağı akar" diye
evlendirilmezdi.
- Kız
ergenlik dönemine
kadar çember, daha sonra da keşan bağlardı.
- Erkek
çocuklar
ergenlik dönemine kadar mendil, yağluk, daha sonra da başlık ve abaniye
bağlardı.
- Doğumdan
sonra
kızın annesi tarafından peşuk alayı yapılırdı. Alay erkek evinde
olurdu.
Alaya kızın ailesi ve yakınları katılırdı. Çocuk kız ise kırmızı, erkek
ise mavi beşik hediye edilirdi. Bu olay sadece ilk çocuk için
yapılırdı.
Diğer çocuklar bu beşikle büyütülürdü.
- Alaya
katılanlar
eşya ve hediye veririlerdi. Kundağa konulmuş paralar ise çocuğu yıkayan
ebeye hediye edilirdi. Ebeler çoğu zaman bu parayı almaz çocuğa
bırakırdı.
ÖLÜM
VE
SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER
- Cenaze
törenlerini
hocalar yönlendirir.
- Eğer
durum ağırlaşmış
ve yapılacak bir şey kalmamışsa, hoca çağrılır, son nefeste Kur'an ile
gitmesi sağlanırdı.
- Ölüm
yaşlılar
için doğal karşılanır, çocuk ve genç ölümleri derin iz
bırakırdı. Bu
gibi durumlardaölünün arkasından destan yazma
geleneği
vardı.
- Ölen
kimsenin
ağzının açık kalmaması için bir bez parçasıyla ağzı bağlanır.Üzerine
şimemesi
için bir bıçak konur.
- Ölüm
olayı yakın
köylere sela, uzaklara telefon veya telgrafla bildirilir.
- Cenaze
genelde,
ertesi gün gömülür. Bundan maksat uzakta olan yakınlarun gelebilmesi
içindir.
- Genellikle
öğle
namazı sonrası, yakınların yetişememe durumunda ikindi namazından sonra
defin işlemi olur.
- Ölüye
dargın olanlar
dahi cenaze törenine katılır.
- Ölünün
başında
ağıt yakılır. Ağıtlarda sınır olmaz. Ölenin ardından iyiliklerinden,
yaşadıklarından
gelişigüzel sesli olarak bahsedilir. Bunu kadınlar çoğunlukla yapar.
- Komşular
devreye
girer, ölü sahiplerini teselli ederken geleni gideni ağırlar, uzaktan
gelenlere
yemek veririler.
- Ölünün
hazırlanması,
cenaze önce ve sonrası işlerle hep komşular uğraşır.
- Yıkanıp
tabutla
musllaya konan mevtanın yüzüne isteyen bakabilir.
- Cenaze
namazına
tabut omuzda götürülür.
- Her
ailenin kendine
ait mezarlığı olduğu gibi köyün ortak mezarlığıda vardır.
- Ceset
özenle hazırlanan
mezara tabutla veya kefenle konur.
- Ceset
gömülürken
Kur'an okunur.
- Cenazeye
gelen
çocuklara bisküvi, şeker, fakirlere ve
ihtiyacı
olanlara havlu, namazgah, Kur'an-ı Kerim, dini bilgiler ve para
verilirdi.
- Bazı
yerlerde
ölenin günahlarını affı için devir denilen dini bir tören yapılırdı.
- Defin
akşamı ölü
evinde Kur'an okunur. Bazı yerlerde de ölünün yıkanmasından gömülmesine
kadar ki süre de hatim yaptırılır.
- Belli
aralıklarda
mevlit okutulur.
- Ölü
yakınları
uzun süre yalnız bırakılmaz, ziyaret edilir.
|