Ramazan zam ayı değildi
Her Ramazan'da
yiyecek fiyatları yükselir, ancak
işin ilginci fiyatları kimin yükselttiği belli olmaz. Bunun en
önemli sebebi de ülkemizde denetimin düzgün
yapılamayışıdır.
Osmanlı döneminde
ise devlet halkın sıkıntıya girmemesi
için denetimi çok sıkı ve acımasız yapar, pahalı veya
bozuk yiyecek satan esnafı sopayla cezalandırırdı.
Osmanlı yönetimi
Ramazan gelmeden halkın 11 ayın sultanında
sıkıntı çekmeden huzur içinde Ramazan'ını
geçirmesi için birçok tedbir alırdı. Ramazan'da
halkın sıkıntıya uğramaması için devletin üzerinde durduğu
en önemli mesele yiyecek sıkıntısı çekilmemesi ve gıda
fiyatlarının artmamasıydı. Ramazan ayı dolayısıyla gıdaların satılacağı
fiyatlar devlet tarafından belirlenir ve bu fiyatların üzerinde
satış yapılmaması için görevliler teftişlerde bulunurlardı.
Devlet tarafından tespit edilmiş gıda fiyatları bir liste hâlinde
bastırılarak dağıtılırdı.
Tarih boyunca ne kadar kanun
çıkarılırsa çıkarılsın esnafın bir kısmının halkı
kandırmasına engel olunamamıştır. Osmanlı döneminde de en
önemli sorunlardan biri esnafların bir kısmının vatandaşı
kazıklamasıydı. Bu yüzden Osmanlı yönetimi kanunlara ağır
para cezalarının yanı sıra dayağı da koymuşlardı. Müşteriye
kalitesiz veya eksik mal veren, devletin belirlediği fiyattan daha
pahalı satan esnaf herkese ibret olması için çarşının
ortasında falakaya yatırılırdı. Suçu ağır olanlarsa
kulaklarından dükkânlarının kapısına çivilenirdi.
Osmanlı idaresi
halkın mağdur olmaması için esnaf teşkilatını, hammadde
temininden başlayarak imalat, pazarlama, malları fiyatlandırma ve satış
aşamalarının tamamını denetim altında tutardı. Hiçbir esnaf
malını devletin belirlediği narhın, yani fiyatın üzerinde
satamazdı.
Piyasada satılan
malların devletin belirlediği fiyatın üzerinde satılıp
satılmadığının denetlenmesi padişahın vekili olan veziriazamların
görevlerinin en başta geleniydi.Veziriazamın bırakın görevini
aksatmasını, fiyat denetimini ihmal ettiği yönünde bir
dedikodu çıkması bile azline sebep olurdu. Böyle bir
durumla karşılaşmak istemeyen veziriazamlar Çarşamba
günleri konaklarındaki divan toplantısının ardından, yanlarına
İstanbul kadısı ile muhtesibi, yani zabıta mü- Osmanlı
İmparatorluğu'nda esnafın denetimi muhtesib, ihtisab ağası veya ihtisab
emini adı verilen bir görevlinin emri altındaki teşkilatla
yapılırdı. Bunlar Osmanlı döneminin zabıtalarıdır Her kadılıkta,
bir muhtesib bulunur ve kadının emri ile hareket ederdi.
Böyle bir
durumla karşılaşmak istemeyen veziriazamlar Çarşamba
günleri konaklarındaki divan toplantısının ardından, yanlarına
İstanbul kadısı ile muhtesibi, yani zabıta mü- Osmanlı
İmparatorluğu'nda esnafın denetimi muhtesib, ihtisab ağası veya ihtisab
emini adı verilen bir görevlinin emri altındaki teşkilatla
yapılırdı. Bunlar Osmanlı döneminin zabıtalarıdır Her kadılıkta,
bir muhtesib bulunur ve kadının emri ile hareket ederdi.
Osmanlı
İmparatorluğu'nda esnafın denetimi muhtesib, ihtisab ağası veya ihtisab
emini adı verilen bir görevlinin emri altındaki teşkilatla
yapılırdı. Bunlar Osmanlı döneminin zabıtalarıdır Her kadılıkta,
bir muhtesib bulunur ve kadının emri ile hareket ederdi.
Esnaf
kanunnamesinde, "Allah'ın yarattığı her şeyin hukukunun
görülüp, gözetilmesinden muhtesibin sorumlu olduğu"
kaydı bulunur. Muhtesib, yalnız esnafı denetlemez, yeni iş yerlerinin
açılması ve yol izni verilmesi gibi konulara da bakardı.
Muhtesib, emrindeki zabıtalarla esnafı teftişi sırasında suçu
dayağı gerektiren bir kişiyi bulursa çarşı ortasında falakaya
yatırtır, eğer suçu hapis veya sürgünü
gerektiren
biri olursa idari makamlara bildirirdi.
1) "Osmanlı
zamcıları sopayla adam ederdi" yazısından kısmen alıntıı,
Bugün Gazetesi 23 Eylül 2007
2) Karikatür Yeni Asya
gazetesinden alınmıştır, 13 Eylül 2007
|
|