S
ofraya ilk olarak getirilen iftariyelik
tepsilerinde neler yoktu ki? Birkaç çeşit reçel,
bal, kaymak, pastırma, sucuk, peynir, ufak pideler..
Mutfaktan
biberli, naneli çorbaların, pişmekte olan kıymalı, ya da
pastırmalı, çok kere de soğanlı yumurtaların kokuları yemek
odasına tatlı tatlı dolmaktadır...
Diğer yemekler, tatlılar ise çoktan pişirilmiştir. İftar vakti
iyice yaklaşmıştır. Dört ayaklı alçak sehpa üzerine
geniş yemek teknesi ve onun üzerine de sakız gibi bembeyaz ve
etekleri işlenmiş örtü örtülmüş ve
örtünün üzerine de çok geniş bir sini
konulmuştur. Etrafına yumuşacık küçük oturma
minderleri dizilmiştir.
Evin kızları, kadınları, evlatları, arap bacıları sessiz adımlarla
girip çıkarak yemekleri taşımaktadır. İlk olarak.
küçükçe bir tepsi getirilip bırakılır.
İftariyelik tepsisi... Adı küçük ama içinde
neler yok neler! Birkaç çeşit reçel, bal, kaymak,
pastırma, sucuk, beyaz peynir, biberli Balkan kaşarı, kazandibi, yağlı
ve susamlı simitler, çörekler, ufak ufak pideler...
Bazı iftariye sofralarında da; üstleri kapalı
küçük çorba tasları, bir zemzem şişesi, ayrıca
oruç bozmak için tuz, zeytin, hurma ve kesme billur
sürahide buz gibi su. Evin, konağın, büyük efendisi
takkesini giymiş, elinde tespih, dualar mırıldanıyor. Evin en yaşlı
hanımları da öyle. Ya çocuklar? Onlar çoktan
sokaklarda. Mahallenin mescidinde yanacak kandilleri
gözlüyorlar. Bazı evlerin cumbalarında da mescidin minaresi
görüldüğü için, büyüklerin
gözleri de sık sık o tarafa kayıyor. Sokaklar birden şen
çocuk sesleri ile çınlıyor; "Kandiller yandı, toplar
atıldı!"
Besmele ile eller suya, tuza ya da zeytin ve hurmaya uzanıyor.
Oruçlar açılıyor. Sonra iftariye tepsisindeki
çerezler bitiriliyor. Sıra asıl yemeklere geliyor. İki
çeşit çorba, et ve tavuk yemekleri, pastırmalı ve
kıymalı, soğanlı yumurtalar, nohutlu pilav, börekler,
sütlü ve hamur tatlıları. Sonra da, teravih namazı
bütün bu yenilenleri eritiveriyor.