Bir Müslümanın yirmi dört saati
Mehmet Şevket Eygi,
Milli Gazete, 06.08.2005
(1) Güneşin doğmasından bir saat
kadar önce uyanır, abdest alır, sabah
namazını kılar. Hür ve mukim erkekler, yakındaki camiye giderek bu
ibadeti cemaatle eda ederler.
(2) Sabah kahvaltısı...
(3) İşine, okuluna, nereye gidecekse oraya gider.
(4)
Ne iş yapıyorsa, “en iyi, en güzel, en doğru” şekilde yapar. Asla
ihmalkârlık, kaytarıcılık yapmaz, vazifesini savsaklamaz. Müslüman her
ne yaparsa yapsın Allah’a yapar gibi yapar.
(5) Öğle tatili...
Gerekenden fazla yememek şartıyla öğlen yemeğini yer. Bedeni ağır iş
yapıyorsa, vücudunu ayakta tutacak kadar kalori alır, doyduktan sonra
yemez. Oburluk, pisboğazlık, mide-perestlik haramdır.
(6) Öğle namazını kılar. Namaz, iş saatlerine denk geliyorsa, işçi veya
memur, namazı bahane ederek vazifesini savsaklamaz.
(7) Öğleden sonra çalışmasına devam eder.
(8) İkindi namazını kılar.
(9) Evine döner.
(10)
Akşam yemeği: Geceleyin hazmı (sindirimi) zor olacağından ve sağlığa
zarar vereceğinden ağır yemekler yemez. Müslüman her hal ü kârda, yemek
için yaşamaz, yaşamak için yer.
(11) Mevsimine göre, vaktinde akşam namazını eda eder.
(12)
Yemekten sonra çayını içerken en az bir saat faydalı, kıymetli kitap
okur. Kitap okumayan, kültürünü arttırmaya çalışmayan kimse medenî bir
insan değildir. İsterse çok zengin olsun.
(13)Yatsı namazını camide eda eder.
(14) Yaz aylarında, geceler kısa olduğu için yatsıdan sonra yatağa
girer ve uyur.
Günlük hayatında Müslüman nelere
dikkat edecektir:
TELEVİZYON
SEYRETMEK: Televizyon programları dine, Şeriata, ahlâka, fazilete,
bilgeliğe uygunsa, aşırı kaçmamak şartıyla bir miktar seyredebilir. Bu
dediğim, sıradan insanlar içindir... Müslüman, İslâm dininin kesin
olarak yasakladığı, haram kıldığı açık saçık, şehvetli karıları, içki
sofralarını, fuhşiyyat sahnelerini, kumar eğlencelerini, bin türlü
azgınlığı asla seyredemez. “Bunları seyretmek caizdir, bunları
seyretmek, bu seyirle eğlenmek, keyiflenmek sakıncalı değildir,
caizdir” diyenlerin imanları tehlikeye girer.
İHTİYAÇLARIN
GİDERİLMESİ: Müslüman asla israfa, lükse, aşırı tüketime, gösterişe
kapılmaz. Bunları dinimiz haram kılmıştır. Din ve iman
kardeşlerinin
milyonlarcası sefalet, sıkıntı, açlık, perişanlık içindeyken kendisi
Nemrud, Firavun, Neron, Şeddad gibi lüks yemekler yiyen, lüks bir hayat
süren kimseler fâsık, fâcir, gafil, vicdansız insanlardır. Müslümana
yakışan mütevâzı olmak, orta halli bir hayat sürmektir. Bu dediğim avam
içindir, mânevî derecesi yüksek olan Müslümanların bu konuda daha sıkı
olmaları gerekir...Müslüman hiçbir zaman meskenleri, mobilyaları,
evdeki cihazları, otomobilleri; kendisine değer ve üstünlük kazandıran
şeyler olarak görmez. Vicdanlı, akıllı, namuslu, şuurlu, insaflı bir
Müslüman 20-30 bin dolarlık bir otomobilden daha pahalısını almaz.
“Benim param var, canımın istediği pahalı otomobili alırım” mı
diyorsun? Unutma ki, Allah’a hesap vereceksin.
LİSANINI
KÖTÜLÜKLERDEN KORUMAK: Müslüman mutlak bir hürriyete sahip değildir.
Müslüman, hürriyet var, canımın istediğini söylerim, yazarım diyemez.
Lisan afetleri vardır, bunlar İmam-ı Birgivî Hazretlerinin “Tarikat-i
Muhammediye” adlı çok önemli, çok mübarek, çok kurtarıcı kitabında
yazılıdır. Okur öğrenirsiniz. Müslüman lüzumsuz, faydasız lâf etmez.
Gevezelikten, zevzeklikten, mâlâyâni söz etmekten kaçınır. Söylerse
hayır söyler, yoksa susar.
GÖZLERİNİ GAYR-İ MEŞRU BAKIŞLARDAN KORUMAK: Müslüman gözlerinden,
baktığı şeylerden sorumludur. Kendi annesinin, karısının, kız
kardeşinin iffetini, namusunu, şerefini, haysiyetini nasıl koruyorsa,
başka kadınlarınkini de korumakla yükümlüdür.
KULAKLARIN KORUNMASI:
Zamanımızda müzik, son derece bayağılaşmış ve yaygın hale gelmiştir.
Siz çalmazsanız, başkalarının çaldığını dinlemek zorunda kalıyorsunuz.
Müslüman, elinden geldiği derecede kötü müzikten uzak durur. Kötü müzik
ne demektir? İnsanın kafasını şişiren, kişiyi azdıran, şehvete ve
ahlâksızlığa teşvik eden, kalitesiz musikidir. Bir çiftlikte tavuklara
rock müziği dinletmişler, hayvancağızlar önce yumurtayı azaltmış, sonra
durgunlaşmış, hastalanmış, sonunda ölmüşler... Kötü müzik dinletilen
ineklerin sütü azalıyormuş. Aklı olanlara bu örnekler yeter.
HİÇ
HATIRDAN ÇIKARTILMAYACAK İSLÂMÎ BİR PRENSİP: Resulûllah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem Efendimiz “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır”
buyurmuştur. Müslüman her gününün, bir önceki günden daha hayırlı
olması için çalışacaktır. Daha fazla ibadet edecek, daha fazla hayır
hasenat yapacak, daha fazla sadaka verecek, ilmini, kültürünü
arttıracak, nefsiyle yaptığı cihatta ileriye gidecektir.
MÜSLÜMAN,
İSLÂM’A UYAN KİMSEDİR: Evinde, işinde, yeme ve içmesinde, kılık
kıyafetinde, konuşmasında İslâm’ın emirlerini, yasaklarını,
tavsiyelerini göz önünde bulundurmak gerekir. Yaptığın her iş için
“Yüce Allah bundan razı olur mu?”, “Bundan dolayı bana gücenir ve gazap
eder mi; Sevgili Peygamberimiz benim bu yaptığım işi beğenir mi, yoksa
beğenmez mi?..” diye düşünmek gerekir.
MERHAMETLİ OLMAK: İslâm
bilgeliğinin temel kurallarından biri, “Merhamet etmeyene merhamet
edilmez”dir. O halde, Müslüman insanlara, hayvanlara, bitkilere, hatta
topraklara, taşlara, sulara bile merhametli olacaktır.
DİNÎ KONULARDA TÂVİZ (ÖDÜN) VERMEMEK: İslâm dinini insanlar ortaya
koymamıştır, din Allah’ındır. Binaenaleyh dinin kesin kurallarında,
hükümlerinde, müesseselerinde bizim değişiklik yapmaya, bunlardan ödün
vermeye hakkımız yoktur. Bunları elimizden geldiği, gücümüzün yettiği
kadar hayatımıza ve hayata uygulamaya çalışırız. Yapamıyorsak,
eksikliğimizi biliriz. Müslüman, asla dini kendisine, hayata uydurmaya
çalışmaz. Asıl olan, kendisini ve hayatını dine uydurmaktır.
YASAKLARDAN,
GÜNAHLARDAN, İSYANLARDAN, AZGINLIKLARDAN KESİNLİKLE UZAK DURMAK: İslâm
dini ribayı mutlak surette yasak ve haram kılmıştır.Binaenaleyh ribadan
ve ribaya benzeyen ticarî, iktisadî muamelelerden uzak durmak gerekir.
Yine dinimiz bazı alışverişleri bâtıl saymıştır, bunlardan da uzak
olmamız gerekir.
TARTIŞMAMAK: İmam-ı Gazalî Hazretleri, bir şık
dışında tartışmayı uygun görmemektedir. Cahillerle, azgınlarla,
aşırılarla, beyni yıkanmışlarla tartışmak boştur, faydasızdır.Müslüman
tartışmak yerine, iyi bir örnek ve model olmayı tercih etmelidir. Ona
bakan, onda İslâmiyet’in güzelliklerini ve üstünlüğünü görsün. Kal
(dil) ile değil, hal ile propaganda yapmalıdır.
FİTNE VE FESADA
SEBEBİYET VERECEK HER ŞEYDEN UZAK DURMAK: Peygamberimiz “Fitne
uykudadır, uyandırana lanet olsun” buyurmuşlardır. Din konusunda
aptalca çıkışlardan, geri zekâlıca nümayişlerden, lüzumsuz
gösterilerden kaçınılmalıdır.
EN BÜYÜK DÜŞMAN: Müslüman, en büyük
düşmanının kendi nefs-i emmaresi olduğunu, bir an bile hatırından
çıkartmamalıdır. Düşmanını görmek isteyen aynaya baksın.
Âhir zamanda yaşıyoruz, Peygamberimiz âhir zamanda İslâm Şeriatını
yaşamanın, Sünnet’e uymanın “avucunda kor tutmak” kadar zor olduğunu
haber vermiştir. Müslüman, İslâm’a ve Şeriat’a uyarken, dinini yaşarken
birtakım sıkıntılar çekecektir, bunlar Allah’ın bir imtihanıdır,
sabrederse, doğru yoldan ayrılmazsa çok büyük mükâfatlara nail olacak,
ebedî mutluluk kazanacaktır.
Çok dikkat edilmesi gereken bir husus:
Vicdanlı, şuurlu, vasıflı, haysiyetli, namuslu, şerefli, hikmetli bir
Müslüman, kendisi asla din sömürüsü yapmadığı gibi, din sömürüsü yapan
alçak ve rezillerden uzak duracaktır ve onları asla desteklemeyecektir.
Din sömürüsü yapanları desteklemek, dinin yıkılması için çalışmak
demektir.Böyle bir gaflete ve felâkete düşmekten Allah’a sığınırız.
(Evde oturan Müslüman hanımların ne yapacakları konusunda ayrı bir yazı
kaleme alacağım.)