|
| Nazar ve
Nazar Boncuğu |
Hastalıkların maddi olduğu kadar manevi
sebepleri de vardır.
Allah
Rasulu "Nazar haktır" buyuruyor.
Yani bazı insanların bakışlarının maddi ve manevi yapıları üzerinde
olumsuz
etki yapması bir gerçektir. Bundan Allah'a sığınmalıdır. Yine Allah Rasulu: "Eğer kaderi geride bırakabilecek bir
şey varsa o da gözdür" buyurmuştur.
Nazar
değmesi vardır ve gerçektir. Bazı
insanlar bazi gösterişli insana ve mala, yahutta herhangi birşeye hased
ve ihtirasla baktıklarında gözleri değebilir, bunun neticesi olarak da
o insan yahut o şey sihhatini kaybeder, hatta ölebilir de. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz buna isaret
ederken söyle buyurmustur:"Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar."
Bunun
çâresi, bakanların hasedlerini çekecek bir gösterişten uzak olmak,
etrafın hasret duymasina vesile olacak görünüş ve hallerden âzâde bir
hayat içinde yaşamaktır. Böyle çevrenin durumuyla mütenasip bir tutum
içinde olunursa kimse hasedle, hasretle bakmaz. Bakmayınca da göz
değmesi vaki olmaz. Bu mânâsiyla göz değmesinin sosyal bir kaynaşmaya
da sebeb oldugunu söylemek mümkündür. Bundan korkan insanlar, çevrenin
hased ve hasretine sebeb olacak çok gösterişli giyim ve tutumdan uzak
kalırlar, birbirine yakın bir hayatı ortaklaşa hased duymadan
yaşayabilirler.Bunun içindir
ki, dikkati çeken güzel seylerin üzerine çirkinleştirici şeyler
takarlar, göz değmesini gerektirmeyecek çirkinliğe bürürler. Insanlar
baktıkları güzel şeylere “Maşaallah”
demeli, Allah’a nisbetle bundan daha güzelinin yaratılmasının işten
bile olmadığını hatırlayarak hasretle bakmaktan uzak kalmalılar.
|
|
|
| Nazar
Boncugunun
Faydasi Var mı? |
İslâm’dan önceki devirlerde nazar
boncuklarında bir kuvvet ve kudret var zannedilir, bu zan sebebi ile
çocuklarin omuzlarına nazar boncukları takılır, bu boncuklar nazarı
önler kabûl edilirdi. Halbuki, nazar boncuğu denen renkli taşlar ve
benzeri askılar, birer maddedir. Maddenin ise kendisinde ne bir zararı
önleme, ne de dâvet etme kudreti vardır. Iyiliği de, kötülüğü de
halkeden Allah’tır. Kullar kendi tutumlarıyla ya iyilipe, ya da
kötülüğe lâyık olurlar. Nazar boncugğu bu liyakati ne önleyebilir, ne
de dâvet edebilir. Işte
bunun içindir ki âlimlerimiz, bu mânada nazar boncuğu takmanin şirk
oldugunu bildirmişlerdir. Özetleyecek
olursak, diyebiliriz ki:
Çocukların omuzbaşlarına takılan boncuklar ne bir kaza ve belâyi önler,
ne de bir iyilik ve kötülüğe sebeb olur. Burada akla söyle bir sual
gelmektedir:
-Madem ki öyle, dindarlar neden
çocuklarına nazar boncukları takıyor, boncuklar asıyorlar? Bu şirk
olmuyor mu?
-Dindarlar, nazar boncuğu gibi
şeyleri
takarken boncuğun kendinde bir kudret olduğuna inanmıyorlar. Belki
bütün kuvvet ve kudretin yegâne sahibi olan Allah, bunlar bahanesiyle
çocuğumuzu korur, nazar gibi âfetlerden muhafaza eder, inancıyla
asıyorlardir. Bu sebeple, bu şirk olmaz. Ancak mekruh olur, tavsiye
edilmeyen bir alışkanlık sayılır.
Bundan dolayıdır ki, birçok
fikih
kitaplarinda bu mevzuda söyle tavsiyede bulunulmaktadir:
-Erkek çocuklarınıza gümüşten,
kızlarınıza da altindan “Mâşâallah”
yazılı askılar asın. Böylece hem erkeklere gümüş, kızlara altın takı
münasip oldugunu ifade etmiş olursunuz, hem de “Mâşâallah” kelimesiyle (Allah
dilerse bundan daha güzelini, daha iyisini yaratabilir,) demiş olur;
göz değmeyi gerektirecek bir fevkalâdelik olmadığını da hatırlatmış
sayılırsınız.
Bahsimizi Bediüzzaman
Hazretleri’nin eserlerinden
aldığımız bir cümle ile bağlamak istiyorum.
-Bâzan kelâm küfür görünür, ama
sahibi
kâfir olmaz.
Demek ki mü’minlerin bâzi söz ve
hareketleri küfür gibi görünürse de mü’mini kâfir yapmaz. Zira iyi
niyeti, mâsum maksadi onu küfür görünen hareketin vebalinden kurtarır.
Bununla beraber böyle dişi günah
görünen söz ve hareketlerden de uzak kalmalı, ilk bakışta şirke nisbet
edilecek hâllerden beri bulunmalıyız.
|
| Okumak suretiyle
tedavi |
Hz.Peygamberimiz (sav) ve sahabe tarafından yapılmış, caiz ve etkili
olduğu
görülmüştür. Sahih hadis kitaplarında bu nevi tedavide daha ziyade
Fatiha, İhlas, Felak ve Nas sureleriyle bazı duaların okunduğu
rivayet edilmektedir. Bu sure ve duaların, nazar değmesi gibi manevi
sebaplere dayalı hastalıklara da, belli durumlarda yılan ve akrep
sokması gibi maddi sebepli hastalıklara da okunduğu ve netice alındığı
bildirilmektedir. Okuma ile tedavinin caiz olabilmesi için; okunanın
ayet, hadis veya manası anlaşılan bir dua olması, şifa verenin yalnız
Allah olduğunun bilinmesi, gayri meşru bir maksada hizmet etmemesi,
tıbbi tedavinin önünü kapatmaması gibi şartlar ileri sürülür.
|
Kaynaklar:
1) Büyük Kadın İlmihali,
Rauf PEHLİVAN, Sayfa: 381-382, 1993
2) İlmihal 2, Sayfa:
166-167 Türk Diyanet Vakfı, 1999
3) Dini Çözümler, Ahmed
Şahin |
|
|
|