|
Rivayete
göre Hz. Musa (a.s), Tur dağından, aldığı vahiylerin yazılı olduğu
taş levhalarla geri döndüğünde, İsrailoğulları’nın
buzağıya tapındıklarını görmüş ve sinirlenerek taş levhaları
elinden yere atmıştı. (1) Bilahare bu kırık levhalar, başka bazı
eşyayla birlikte bir sandıkta (tabut) muhafaza edilmeye başlandı.
Kur’an’da, bu sandığın içindekilerden, “Rabb’inden bir sekinet,
Musa ve Harun hanedanının bıraktıklarından kalanlar” diye
bahsedilmektedir. (2) “Ahit Sandığı” diye anılan bu sandık,
İsrailoğulları için müstesna bir anlam ve öneme
sahiptir.
Bu
sandığın (tabut) menşei, hususiyeti ve akıbeti ilgili
olarak Hz. Peygamber (s.a.v)’den nakledilen sahih bir rivayetin varlığı
bilinmemekle beraber, sahabe ve daha sonraki kuşaklara ait
birçok nakil mevcuttur. Abdullah Aydemir bunları, “Ehl-i
Kitap’tan nakledilmiş lüzumsuz rivayetler” olarak tavsif
etmektedir. (3)
Ahd-i
Atik’te, Ahit Sandığı’nın Akasya ağacından yapıldığı ve
içinin-dışının altınla kaplı olduğu belirtilmektedir. (4)
İçinde On Emir’in yazılı olduğu levhaların bulunduğu bu sandık,
(daha sonra içine Kudret Helvası bulunan bir testi ile Hz. Harun
(a.s)’ın asası ve Şeriat Kitabı da konmuştur), Süleyman Mabedi’nin
içinde kendisi için yapılan ve “kudsü’l-akdes” denen
özel bir bölmesinde muhafaza edilmiştir. (5) Ancak Hz.
Süleyman sandığı açtırdığında, içinde iki taş
levhadan başka bir şey olmadığı görülmüştür. (6)
Bu sandık
ellerinde bulunduğu ve gerekli ihtiramı gördüğü
sürece İsrailoğulları düşmanlarına hep galip gelmişlerdir. Ne
zaman ki ona saygıda kusur etmiş, hürmetini çiğnemişler, o
zaman hezimet üstüne hezimet yaşamışlardır. Sonunda Allah
Teala onların başına Amalikalılar’ı musallat etmiş, bu kavim
İsrailoğulları’nı yenmiş, “ahit sandığı”nı da alıp yanlarında
götürmüştü.
Hz. Davud
(a.s) zamanında geri alınan Ahit Sandığı, oğlu Hz. Süleyman (a.s)
tarafından yapılan Mabed’de kendisi için özel olarak inşa
edilen odaya kondu. Kudüs’ü ele geçiren Buhtunnasır
(Nebukadnezzar), Süleyman Mabedi’ni tahrip edene kadar (M.Ö.
587) Ahit Sandığı burada muhafaza altında bulunuyordu.
70 yıl
süren bu sürgünden sonra Kudüs’e yeniden dönen
İsrailoğulları Mabed’i yeniden inşa ederken Ahit Sandığı’nın yerinde
olmadığını gördüler. O günden sonra Sandığın nerede
olduğu bilinmiyor. M.S. 70 yılındaki Roma işgalinde Mabed’in bir kere
daha tahrip edilmesi ise Sandığın akıbeti konusundaki bilinmezliği
iyice katmerli hale getirdi.
Ahid
Sandığı’nın akıbeti konusunda Talmud’da iki görüş vardır.
İlkine göre Babilliler tarafından
götürülmüştür. İkinci görüş ise,
yaklaşan yıkım ve işgali önceden sezen Kral Yoşiah tarafından
saklanmıştır. (7) M.S. 70 yılındaki Roma işgali sırasında da Ahit
Sandığı’nı korumakla görevli Levililer tarafından, Mabed’in gizli
bölmelerinden birinde saklandığı şeklinde bir inanç da
mevcuttur.
Bugün
Mescid-i Aksa’nın altında yapılan kazı çalışmalarının bir amacı
Süleyman Mabedi’ni ortaya çıkarmaksa, diğer amacı da
Levililer’in sakladığı gizli bölmenin keşfiyle Ahit sandığının
bulunduğu yere ulaşmak, böylece Mesih’in gelişiyle birlikte
başlayacak olan Yahudi yeryüzü hakimiyetini
taçlandırmaktır.
Ebubekir
Sifil
Milli Gazete
31.03.2007
1) el-Kurtubî,
el-Câmi’, III, 236.
2) 2/el-Bakara,
248.
3) Tefsirde
İsrailiyat, 204.
4) Çıkış,
25/10-21.
5) Çıkış,
16/34, Sayılar, 17/10, Tensiye, 31/26.
6) Birinci
Krallar, 8/9.
7)
http://www.sevivon.com/tarih/tbakis_no22.asp.
|
|