Çatlayan
Gök ve Kırmızı Gül

"Sonra da gök
bir
yarıldı mı yani kıyamet kopmaya başlayıp gök dürülmek
üzere çatladığı çatlayıp
da bir gül olduğu, kıpkırmızı bir gül gibi kızarmış bir halde
yağ gibi eridiği
zaman.. şartiyyedir, cevabı mahzuftur. Yani şimdi tafsilatını
anlayamayacağınız, beyana sığmaz ne dehşetler, ne inkılablar
olacaktır."
(Elmalı Tefsiri Rahman, 37)
Bu
görüntülerin
Kur'an-ı Azimüşşan'ın Rahman suresi 37. ayetindeki ifadelere
mutabık
düşmesi; Kur'an'ın ALLAH (c.c.)'ın kelamı ve Hz.Muhammed
(a.s.m)'ın en büyük
mucizesi olduğunun apaçık bir delilidir.
Ezcümle,
bu hadiseye
iki cihetle bakılabilir :
Ya 1400 yıl evvel
Hz.Muhammed (a.s.m)'ın büyük bir teleskopu vardı. Onunla
baktı gördü ve
bu parçalanmayı kırmızı güle benzeterek söyledi. Ki
görmese sarı gül,
yeşil elma veya başka şeylere benzeterek söyleyebilirdi.
Velev bu yarılma
ve çatlama geçmişte değil de asrımızda olmuş olsa bile,
kendinden 1400 yıl
sonra olacak bir hadiseyi bu kadar teferruatı ile tarif etmek yine O
zat
(a.s.m)'ın bir mucizesidir.
Ya
da söz konusu
yarılma ve çatlamayı irade edip yaratan kudreti sonsuz bir
Kadir-i Zülcelal bu
hakikatı pek mu'ciz ve beliğ bir tarzda ifade edebilir. Bunu da vahiy
suretinde
Hz.Muhammed (a.s.m)'ın dilinden insanlara kendi varlığının bir
delili
olarak inzal eder. Ve insan... ister
istemez "Kâinat kimin ise Kur'an onundur, başka
olamaz" demeye mecbur olur. Çünkü Kur'an şu kitab-ı
kebir-i kâinat'ın bir
tercüme-i ezeliyesi ve kâinat ise mücessem ayetlerle
yazılmış kevni bir Kur'an
dır.
" Ve
lillah-il mesel-ül a'la "