|
| Mehdi |
"İsmini
duyduğunuz
kimselerden, yeryüzüne dört kişi malik oldu.
İkisi Mü'min, ikisi de
kafir idi. Mü'min olan iki kişi, Zülkarneyn ile Süleyman (a.s)
idi.
Kafir olan ikisi de, Nemrud ile Buhtunnasar idi.
Beşinci olarak,
yeryüzüne, benim evladımdan biri, yani Mehdi de, malik olacakdır."
|
Mehdi,
yol
gösteren, hidayete eren, doğru
yolu bulan, Allah (C.C.) tarafından kendisine rehberlik edilen,
Kıyamete
yakın dönemde zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda
gelip yeryüzünü adaletle dolduracağı ve Islamı hakim kılacağı
müjdelenen
zattır. Tanınma ve bilinme sevdasında bir şovmen değildir.
Mehdi, konusunu inkar küfre sebep
olmadığı
için ilk dönem akaid kitaplarında yer almamıştır. Ehl-i Sünnet'in
akideye dair yazılan son
dönem eserlerinde bu konu ele alınmaya başlanmış ve imanla aralarında
ilgi
kurulmuş, ancak bir inanç olarak yerleşmemiştir. Ancak Şia bunu
çok
ileri seviyede akideyi ilgilendiren bir mesele olarak takdim etmiştir.
Dünyanın bir çok yerinde olduğu
gibi
dünde bugünde Türkiye'de de Mehdi olduğunu, iddia edenler hiç eksik
olmamıştır.
Bu gibi kimseler Mehdi beklentisinde olan bir çok insanı
aldatmış ve hislerini istismar etmişlerdir. Fakat hiçbir zaman bu
durum,
bizi
mehdilik düşüncesinin bundan dolayı islami olamayacağı, bu konudaki
rivayetlerin
hepsininin tamamen uydurma olabileceği fikrine götürmemelidir. Sahih
hadislerde
Mehdi ne şekilde, hangi ölçüler içinde anlatılıyorsa bunu doğru
anlayıp,
doğru yorumlama ve gerçeği olduğu gibi tavsif etmektir.
Şovmenler bir yana onları onları,
mevki,
makam, şöhret ve şahsi itibar düşkünlükleriyle tanımak mümkündür. Bunun
yanısıra bazı takva sahibi İslam'ı bilen ve yaşayan zatlarında mehdilik
iddiaları vardır ki; bunları karıştırmamak gerekir. Bediüzzaman bu tür
iddaların
sebebini açıklarken;
Çeşitli insanları gördüğünü, bir nevi
kendilerini
Mehdi bildiklerini 'Mehdi olacağım' dediklerini belirtirken, bu
zatların
yalancı ve aldatıcı olmadıklarını belki aldandıklarını, gördüklerini
hakikat
zannettiklerinı vurguluyordu. Bu karıştırmanın en mühim sebebinin ise
Makam-ı
evliyayadan bazı makamlarda mehdi vazifesinin özelliği bulunduğu, o
makamın
cüzi bir numunesine hatta gölgesine girenlerin kendilerini o makamın
sahibi
olduklarını zannetmeleridir. Eğer makam sevgisine mahkum değillerse bu
hal kendilerinde fazla sürmez ve o hallerinden mesul olmazlar. Eğer
makam
sevgisi varsa, mağlup olup, ya divanelik derecesinde sukût ederler,
veya
hak yoldan saparlar. Çünkü büyük veliler kendileri gibi düşünürler.
Nefis
ne olursa olsun kendi kusurunu onlar ve büyükleri kendi ile kıyas edip
kusurlu
sanar. Hatta öyle bir noktaya gelirki enbiyalara karşı hürmeti bile
noksanlaşır.
Mehdilik iddiasında bulunan bazı
kimseler
ise, cinlerin veya habis ruhların tesiri altına da girmiş olabilir.
Cinler,
böylelerini bazen gurur ve kibre sevkederler, okşayıp şımartırlar. Yeri
ve zamanı gelincede, korkutup tehdit edip kendi hesaplarına
konuşturup
iş yaptırırlar.
|
|
|
 |
 |
|