|
Nemrut zamanında,
fahişeler vardı, en ince gömlekleri giyer, ilgi çekmek için yollarda
yürürlerdi.
Kadın, kocasını dostu ile birlikte idare ederdi.
Davut ve Süleyman
Peygamberin devrinde, kadının inceden yapılmış, yanları dikilmemiş açık
gömlekleri olurdu. bu açık yerden karınlarının kıvrımları görünürdü.
Erkeklerle
karışık oturulur, beraber gezilir, yürürken kırıtılır ve vücudun bazı
süsü
ve güzellikleri gösterirlerdi.
Bu zamanda
olanlar o zamanlar da vardı. Cahiliyet çağının bu tür konularda, içinde
bulunduğumuz çağa erişebildiğini söylemek zor olmasa gerek.
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
|
|
|
Çağımızda
feminizm adı verilen hareket, tarihte kadının kiliseye girmesini,
İncil'e
bile dokunmasını yasaklamış olan zihniyete karşı bir tepki hareketi
olması
sebebiyle çıkış noktası bakımından haklı ise de, ahlaki ve sosyak
bakımdan
çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu sonuçları iki noktada toplamak
mümkündür.
Bir kere, feminizm
hareketine kapılan kadın, genel olarak kayıtsız şartsız özgürlük
düşüncesiyle
aile için vazgeçilmez olan birçok kural ve değerleri hiçe saymakta;
esasen
sosyal hayatın hiçbir alanında hiçbir insan için geçerli olmayan
"Kendi hayatımı canımın istediği şekilde yaşamak hakkımdır!" şeklindeki
anlayışı, bütün değerlerin üstünde bir değer ve kanun kabul etmektir.
Bu
anlayış, bütünüyle ahlakideğerler ve kurallar ile kutsallık kazanan
aile
yuvasının iğreti bir hal almasına, kadın ve erkeğin, aile
sorumluluklarını
çekilmez bir yük ve bir tür esirlik gibi algılamalarına yol
açmaktadır.
Bu hayat anlayışının yagın olduğu ülkelerde, eşine ve çocuklarına
bağlılığı, yuvanın mutluluğuna katkıda bulunmayı kendi istek ve
tutkularının
üstünde tutankadın tipi giderek özlemle aranır olmakta, nikahsız
birlikte
yaşamaların yaygınlaşması gibi Batılılar'ın bile korkutucu saydıkları
olumsuz
gelişmelerin temelinde de aynı anlayış yatmaktadır.
Sözde kadın
özgürlüğünü savunan feminizmin ortaya çıkardığı diğer bir olumsuz
sonuç
da erkeklerle ilgilidir. Bu gelişmeler karşısında erkekler genellikle
üç
değişik tavır sergilemektedirler:
- Olayı
olduğu gibi
kabul edip, evlenip boşanmayı alışkanlık haline getirme
- Eşlerini
baskı
zoruyla sadık kılma ve yuvada btutmaya çalışma
- Zaten
eşlerini
başlarından atmak isteyen, yuvayı yıkmaya dünden hazır olan bir tutum
Aile yuvası bir
defa kutsallığını yitirdi mi, artık kişisel arzu ve çıkarlarını her
şeyin
üstünde tutanlar bu yuvayı yıkmakta hiçbir sakınca görmezler. Batı'da
ve
Batılılaşma gayreti içinde olan ülkelerde femiznizm hareketinin belki
de
en önemli olumsuz sonucu bu olmuş, aile, eşlerin karşılıklı bağlılık ve
fedakarlığıyla yürütülen kutsal bir kurum olmaktan çıkıp her iki
tarafta
da bencillik, tek taraflı çıkar ve yarar egemen olmaya
başlamıştır.
Bu gelişmelerden de sosyoekonomik konumu daha zayıf duramda olan
taraf zarar görmekte, ne yazık ki çoğunluğu da kadınlar oluşturmaktadır.
Kaynak: İslam
ve Toplum,
TDV. İslami Araştırmalar Merkezi |
|