Yusuf
Suresi
Tefsir
İçin
Ayet Numaralarını Tıklayınız |
Yusuf
sûresi, 111 âyet
olup 1,2 ve 3. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir.
Sûrenin
başından sonuna kadar Yusuf Peygamber'den bahsedildiği için bu adı
almıştır.
|
|
Rahman Rahim olan
Allah'ın
adıyla
1.Elif.
Lâm.
Râ. Bunlar,
apaçık Kitab'ın âyetleridir.
2.Gerçekten Biz, akıl
erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
3.Biz bu Kur'an'ı sana
vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana
aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın.
4.Hani
Yusuf babasına:
"Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı
gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti.
|
|
5.(Babası) Demişti ki:
"Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar.
Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır."
6."Böylece Rabbin seni seçkin
kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek
ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi
senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette
Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
7.Andolsun, Yusuf ve
kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır.
8. Onlar şöyle demişti:
"Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz,
birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir
şaşkınlık içindedir." |
|
9.
"Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü
yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk
olursunuz."
10. İçlerinden bir sözcü dedi
ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu
kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."
11.(Bu karara vardıktan sonra)
"Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize
güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz."
12."Sen onu yarın bizimle
gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz."
13.Dedi ki: "Sizin onu
götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun
yemesinden korkuyorum."
|
|
| 14.Dediler
ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu
yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz."
15- Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun
derinliklerine
atmaya
topluca davrandıkları zaman, Biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen
onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin."
16- Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette
geldiler.
17- Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz
gittik,
yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında
bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile
sen bize inanacak değilsin."
|
|
18. Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan
gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir
işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu
düzüp-uydurduklarınıza karşı (Kendisi'nden) yardım istenecek olan
Allah'tır."
19. Bir yolcu-kafilesi geldi,
sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı.
"Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret
konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını
bilendi.
20.Onu ucuz bir fiyata, sayısı
belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler. |
|
21.Onu
satın alan bir Mısırlı (aziz,) karısına: "Onun yerini üstün tut (ona
güzel bak), umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz"
dedi. Böylelikle Biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık.
Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, emrinde
galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler.
22.Erginlik çağına erişince,
kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle
ödüllendiririz.
23. Evinde kalmakta olduğu
kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak:
"İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Allah'a
sığınırım. Çünkü o benim Efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu
ki, zalimler kurtuluşa ermez."
24.Andolsun kadın onu
arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını
görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan
kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o,
muhlis kullarımızdandı. |
|
|
25- Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun
gömleğini
arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle
karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana
atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?"
26- (Yusuf) Dedi ki: "Onun kendisi benden murad
almak
istedi."
Kadının yakınlarından bir şahid şahitlik etti: "Eğer onun gömleği ön
taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, kendisi ise
yalan söyleyenlerdendir.
27- Yok eğer onun gömleği arkadan
çekilip-yırtılmışsa,
bu
durumda kadın yalan söylemiştir ve kendisi doğruyu söyleyenlerdendir."
28- Onun gömleğinin arkadan çekilip-yırtıldığını
gördüğü
zaman
(kocası): "Doğrusu, bu sizin düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin
düzeniniz büyüktür" dedi.
|
|
29."Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın)
günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."
30.Şehirde (birtakım)
kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak
istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça
bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi.
31.(Kadın) Onların düzenlerini
işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler
hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için)
bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar
onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi
gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve:
"Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir
melektir" dediler. |
|
32.Kadın
dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun
nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer
o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve
elbette küçük düşürülenlerden olacak."
33.(Yusuf) Dedi ki: "Rabbim,
zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha
sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara
(korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum."
34.Böylece Rabbi, duasını kabul
etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O,
işitendir, bilendir.
35.Sonra onlarda (Yusuf'un
iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli
bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı. |
|
36. Onunla birlikte iki genç de
zindana girmişti. Biri: "Ben (rüyamda) kendimi şarap sıkıyorken
gördüm." dedi. Öbürü: "Ben de kendimi başımın üstünde ekmek taşıyorken
gördüm; kuş da ondan yemekteydi" dedi. "Bunun yorumundan bize haber
ver. Doğrusu biz seni, iyilik yapanlardan görmekteyiz."
37.Dedi
ki: "Size
rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden
önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, Rabbimin bana
öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de
tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terk ettim." |
|
38.
"Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiçbir
şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil. Bu, bize ve insanlara
Allah'ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler."
39. "Ey zindan arkadaşlarım,
birbirinden ayrı (bir sürü) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar
(kahredici) olan bir tek Allah mı?"
40."Sizin Allah'tan başka
taptıklarınız, Allah'ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği,
sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir.
Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, Kendisi'nden başkasına kulluk
etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların
çoğu bilmezler." |
|
41. "Ey zindan arkadaşlarım,
ikinizden biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılacak, kuş onun
başından yiyecek. İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz iş (artık)
olup bitmiştir."
42.İkisinden kurtulacağını
sandığı kişiye dedi ki: "Efendinin katında
beni hatırla." Fakat şeytan, efendisine hatırlatmayı ona
unutturdu, böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı.
43.Hükümdar:
"Ben (rüyamda) yedi
besili inek görüyorum, onları yedi zayıf inek yiyor; bir de yedi yeşil
başak ve diğerleri ise kupkuru. Ey önde gelen (kahin-bilginler,) eğer
rüya yorumluyorsanız benim bu rüyamı çözüverin" dedi. |
|
44.Dediler
ki: "(Bunlar) Karmakarışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu
bilenler değiliz."
45.O iki kişiden kurtulmuş
olanı, nice zaman sonra hatırladı ve: "Ben bunun yorumunu size haber
veririm, hemen beni (zindana) gönderin" dedi.
46.(Zindana gidip:) "Yusuf, ey
doğru (sözlü insan).. Yedi besili ineği yedi zayıf (ineğin) yediği ve
yedi yeşil başakla diğerleri kuru olan (rüya) konusunda bize fetva ver.
Umarım ki insanlara da (senin söylediklerinle) dönerim, belki onlar
(bunun anlamını) öğrenmiş olurlar."
47. Dedi ki: "Siz yedi yıl,
önceleri (ektiğiniz) gibi ekin ekin, yediğinizin az bir kısmı dışında
(kalanını) biçtiklerinizi başağında bırakın." |
|
48.Sonra
bunun arkasından (kuraklığı) zorlu yedi yıl gelecektir, sakladığınız az
bir miktar dışında, daha önce biriktirdiğinizi yiyip bitirecektir."
49. Sonra bunun arkasından bir
yıl gelecektir ki, insanlar onda bol bol yağmura kavuşturulacak ve onda
sıkıp-sağacaklar."
50.Hükümdar dedi ki: "Onu bana
getirin." Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) "Efendine (Rabbine) dön de ona
sor: "Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim,
onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir." |
|
51.(Hükümdar
topladığı o kadınlara:) "Yusuf'un nefsinden murad almak istediğinizde
sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Allah için, haşa" dediler. "Biz
ondan hiçbir kötülük görmedik." Aziz (Vezir)in de karısı dedi ki: "İşte
şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak
istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söylenlerdendir."
52.(Yusuf aracıya şunu
söyledi:) "Bu, (itiraf Vezirin) yokluğunda gerçekten kendisine ihanet
etmediğimi ve gerçekten Allah'ın ihanet edenlerin hileli-düzenlerini
başarıya ulaştırmadığını kendisinin de bilip öğrenmesi içindi."
53."(Yine de) Ben nefsimi temize
çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği
dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim,
bağışlayandır, esirgeyendir."
54.Hükümdar dedi ki: "Onu bana
getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle)
dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin,
güvenilir (bir danışman-yönetici)sin."
55. (Yusuf) Dedi ki:
"Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl.
Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum, (yönetim işlerini de)
bilenim." |
|
56.İşte böylece Biz
yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki, orada
(Mısır'da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi
nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.
57. Ahiretin karşılığı ise, iman
edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır.
58.(Kuraklık başlayınca)
Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde
kendisi onları hemen tanıdı.
59.Onların erzak yüklerini
hazırlayınca dedi ki: "Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin.
Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin en
hayırlısıyım."
60."Eğer onu bana getirmeyecek
olursanız, artık benim katımda sizin için bir ölçek (erzak) yoktur ve
bana da yaklaşmayın." |
|
61.Dediler
ki: "Onu babasından istemeye çalışacağız ve herhalde biz bunu
yapabileceğiz."
62. Yardımcılarına dedi ki:
"Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki
ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri dönerler."
63.Böylelikle babalarına
döndükleri zaman, dediler ki: "Ey babamız, ölçek bizden engellendi. Bu
durumda kardeşimizi bizimle gönder de erzağı alalım. Onu mutlaka
koruyacağız."
64.Dedi ki: "Daha önce kardeşi
konusunda size güvendiğimden başka (bir şekilde) onun hakkında size
güvenir miyim? Allah en hayırlı koruyucudur ve O, esirgeyenlerin
esirgeyicisidir." |
|
65.Erzak
yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu
gördüklerinde, dediler ki: "Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte
sermayemiz bize geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz,
kardeşimizi koruruz ve bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (aldığımız)
az bir ölçektir."
66."Bana etrafınızın çepeçevre
kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceğinize
dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla
gönderemem." dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki:
"Allah, söylediklerimize vekildir." |
|
67.Ve
dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan
girin. Ben size Allah'tan hiçbir şeyi sağlayamam (gideremem). Hüküm
yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de
yalnızca O'na tevekkül etmelidirler."
68.Babalarının kendilerine
emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki
dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiçbir
şeyi (gidermeyi) sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için
bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.
69.Yusuf'un yanına girdikleri
zaman, o, kardeşini bağrına bastı; "Ben" dedi. "Senin gerçekten
kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme." |
|
| 70.Erzak
yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine
bıraktı, sonra bir münadi (şöyle) seslendi: "Ey kafile, sizler
gerçekten hırsızsınız." |

|
71.Onlara
doğru yönelerek: "Neyi kaybettiniz?" dediler.
72.Dediler ki: "Hükümdarın su
tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir
deve yükü vardır. Ben de buna kefilim."
73."Allah adına, hayret"
dediler. "Siz de bilmişsiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak
amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz."
74."Öyleyse" dediler. "Eğer
yalan söylüyorsanız (bunun) cezası nedir?"
75.Dediler ki: "Bunun cezası,
(su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle
cezalandırırız." |

|
76.Böylece
(Yusuf) kardeşinin kabından önce onların kablarını (yoklamaya) başladı,
sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte Biz Yusuf için böyle bir
plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki kanuna göre)
kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka. Biz
dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde
daha iyi bir bilen vardır.
77.Dediler ki: "Şayet çalmış
bulunuyorsa, bundan önce onun kardeşi de çalmıştı." Yusuf bunu kendi
içinde saklı tuttu ve bunu onlara açıklamadı (ve içinden): "Siz daha
kötü bir konumdasınız" dedi. "Sizin düzmekte olduklarınızı Allah daha
iyi bilir."
78. Dediler ki: "Ey Vezir,
gerçek şu ki, bunun yaşlı (ve) büyük bir babası var; onun yerine bizden
birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz." |
|
79.
Dedi ki: "Eşyamızı kendisinde bulduğumuzun dışında,
birisini alıkoymamızdan Allah'a sığınırız. Yoksa bu durumda kuşkusuz
biz zalim oluruz."
80.Ondan umutlarını kestikleri
zaman, (durumu) kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekildiler.
Onların büyükleri dedi ki: "Babanızın size karşı Allah adına kesin bir
söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda yaptığımız aşırılığı
(işlediğimiz suçu) bilmiyor musunuz? Artık (bundan böyle) ben, ya babam
bana izin verinceye veya Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar (bu)
yerden kesin olarak ayrılamam. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
81."Dönün babanıza ve deyin ki:
'-Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden
başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz." |
|
82.
"İçinde (yaşamakta) olduğumuz şehre sor, hem
kendisinde
geldiğimiz kervana da. Biz gerçekten doğruyu söyleyenleriz."
83.(Şehre dönüp durumu
babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi yanıltıp (böyle)
bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır.
Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir.
Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın Kendisi'dir."
84.Ve onlardan yüz(ünü) çevirdi
ve: "Ey Yusuf'a karşı (artan dayanılmaz) kahrım" dedi ve gözleri
üzüntüsünden (ağardıkça) ağardı. Ki yutkundukça yutkunuyordu."
85."Allah adına, hayret"
dediler. "Hala Yusuf'u anıp durmaktasın. Sonunda (ya kahrından)
hastalanacaksın ya da helake uğrayanlardan olacaksın."
86.Dedi ki: "Ben, dayanılmaz
kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum. Ben Allah'tan
(bir bilgi olarak) sizin bilmediğinizi de biliyorum." |
|
87."Oğullarım,
gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber
getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler
topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez."
88.Böylece onun (Yusuf'un)
huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize
şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize
artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun.
Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."
89.(Yusuf) Dedi ki: "Sizler,
cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?" |
|
90."Sen
gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?" dediler. "Ben Yusuf'um" dedi.
"Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu
ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların
karşılığını boşa çıkarmaz."
91.Dediler ki: "Allah adına,
hayret, Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir ve biz de
gerçekten hataya düşenler idik."
92.Dedi ki: "Bugün size karşı
sorgulama, kınama yoktur. Sizi
Allah bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir."
93."Bu gömleğimle gidin de,
babamın yüzüne sürün. Gözü (yine)
görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin."
94.Kafile (Mısır'dan) ayrılmaya
başladığı zaman, babaları
dedi ki: "Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf'un kokusunu
(burnumda tüter) buluyorum."
95. "Allah adına, hayret"
dediler. "Sen hala geçmişteki
yanlışlığındasın." |
|
96.
Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman,
gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: "Ben, size
bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?"
97.(Çocukları da:) "Ey babamız,
bizim için günahlarımızın
bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya düşenler idik" dediler.
98. "İlerde sizin için Rabbimden
bağışlanma dilerim. Çünkü O,
bağışlayandır, esirgeyendir" dedi.
99.Böylece onlar (gelip)
Yusuf'un yanına girdikleri zaman,
anne ve babasını bağrına bastı ve dedi ki: "Allah'ın dilemesiyle
Mısır'a güvenlik içinde giriniz." |
|
100.Babasını ve annesini tahta
çıkarıp oturttu; onun için
secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın
yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü
beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan
sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek
ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi
O'dur."
101."Rabbim, Sen bana mülkten
(bir pay ve onu yönetme
imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve
yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman
olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat."
102.Bu, sana (ey Muhammed)
vahyettiğimiz gayb
haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf'un kardeşleri) o hileli-düzeni
kurarlarken, yapacakları işe topluca karar verdikleri zaman sen
yanlarında değildin. |
|
103.Sen şiddetle arzu etsen
bile, insanların çoğu iman edecek
değildir.
104.Oysa ki sen buna karşı
onlardan bir ücret de
istemiyorsun. O, alemler için yalnızca bir 'öğüt ve hatırlatmadır.'
105.Göklerde ve yerde nice
ayetler vardır ki, üzerinden
geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.
106.Onların çoğu Allah'a iman
etmezler de ancak şirk
katıp-dururlar.
107.Şimdi bunlar, kendilerine
Allah'ın azabından kapsamlı bir
bürümenin gelivermesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin
onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?
108.De ki: "Bu, benim yolumdur.
Bir basiret üzere Allah'a davet ederim; ben ve bana uyanlar da. Ve
Allah'ı tenzih ederim, ben müşriklerden değilim." |
|
109.Biz senden önce, şehirler
halkına kendilerine
vahyettiğimiz kimseler dışında (başkalarını elçi olarak) göndermedik.
Hiç yeryüzünde dolaşmıyorlar mı, ki kendilerinden öncekilerin nasıl bir
sona uğradıklarını görmüş olsunlar? Korkup-sakınanlar için ahiret yurdu
elbette daha hayırlıdır. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?
110.Öyle ki elçiler, umutlarını
kesip de, artık onların
gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız
gelmiştir; Biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu-günahkarlar
topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir. |
|
| 111.Andolsun, onların
kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an)
düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin
doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek
bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. |
|
|