|
|
Ahzab
Suresi
Tefsir
İçin
Ayet Numaralarını Tıklayınız |
Medine'de
nazil olmuştur. 73 ayettir. "Ahzab", "hizb"in çoğuludur. Topluluk,
bölük,
parti gibi manalara gelir. Bu surede, müslümanlara karşı savaşmak üzere
birleşen Arap kabilelerinden bahsedildiği için bu isim verilmiştir. |
|
1. Ey
Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara
itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
2.Sana
Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan
haberdardır.
3.
Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.
|
|
|
4.
Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki
kalp
kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız
(zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı,
evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin
(yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru
olan) yola yöneltip-iletir.
5.
Onları (evlat
edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah Katında
daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin
kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin
için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt
gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir.
|

|
|
6.Peygamber,
mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de
onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın
Kitab'ında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha
yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar
Kitap'ta yazılmış bulunmaktadır.
7.
Hani Biz
peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan,
İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam
bir söz almıştık.
|
|
|
8.
Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için.
Kafirlere ise acı bir azap hazırlamıştır.
9.
Ey iman edenler,
Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani
size ordular gelmişti; böylece Biz de onların üzerine, bir rüzgar ve
sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir.
10.
Hani onlar, size hem
üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi;
gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah
hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.
11.
İşte orada, iman edenler,
sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla
sarsıntıya uğratılmışlardı.
12.Hani,
münafık olanlar
ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve
Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.
13.
Onlardan bir grup da hani
şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı,
artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan
bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin
istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak
istiyorlardı.
|

|
|
14.
Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden
fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna
yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı.
15.Oysa
andolsun, daha önce
'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair
Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir)
sorumluluktur.
16.De
ki: "Eğer ölümden
veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size
kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, pek az (bir zaman)
dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız."
17.
De ki: "Size bir kötülük
isteyecek olsa sizi Allah'tan koruyacak,
veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar,
kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı
bulamazlar.
18.
Gerçekten Allah,
içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize
gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara
gelmezler.
19.
(Geldiklerinde de) Size
karşı 'cimri ve bencildirler.' Şayet korku
gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi
gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince,
hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle
(eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir;
böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre
pek kolaydır.
|

|
|
20.
Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini
sanıyorlardı. Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde
bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden
arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.
21.
Andolsun, sizin için,
Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı
çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır.
22.
Mü'minler (düşman)
birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya
kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü’nün bize vadettiği
şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve (bu,) yalnızca onların
imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı.
|
|
|
23.Mü'minlerden
öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları
ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını
gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile
(sözlerini) değiştirmediler.
24. Çünkü
Allah, (sözüne bağlı
kalıp doğru olan) sadıkları
sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse
azaplandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir.
Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
25.
Allah, inkar
edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi,
onlar hiçbir
hayra varamadılar. Savaşta Allah (yardımcı ve zafer nasib edici olarak)
mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galib olandır.
|
|
|
26.Kitap
Ehlinden onlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve
onların kalplerine korku düşürdü. Siz (onlardan) bir kısmını
öldürüyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz.
|
|
|
27.
Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak
basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah, herşeye güç yetirendir.
28.
Ey peygamber,
eşlerine söyle: "Eğer siz dünya hayatını ve onun
süslü-çekiciliğini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım ve güzel
bir salma tarzıyla sizi salıvereyim."
29. "Eğer
siz Allah'ı,
Resûlü’nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız artık
hiç şüphesiz Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir
hazırlamıştır."
|

|
|
30.
Ey peygamberin kadınları, sizden kim açık bir çirkin-utanmazlıkta
bulunursa, onun azabı iki kat olarak artırılır. Bu da Allah'a göre pek
kolaydır.
31.
Ama sizden kim
Allah'a ve Resûlü’ne gönülden -itaat eder ve salih
bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona üstün bir
rızık da hazırlamışızdır.
32.Ey
peygamberin
kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi)
değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin ki,
sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda
söyleyin.
|
|
|
33.Evlerinizde
vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk
cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de
süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin,
Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden
kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
34.
Evlerinizde okunmakta
olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti
hatırlayın. Şüphesiz Allah, latiftir, haberdar olandır.
|
|
|
35.Şüphesiz,
Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler
ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden
(Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan
kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan)
korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren
erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan
kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar,
Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar;
(işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir
hazırlamıştır.
|

|
|
36. Allah ve Resûlü, bir
işe hükmettiği zaman, mü'min bir
erkek ve
mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.
Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir
sapıklıkla sapmıştır.
37. Hani
sen, Allah'ın
kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine
nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun;
insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı
tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha layıktı. Artık
Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki
böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri
(kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler
üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
|

|
|
38.Allah'ın
kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de
peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) Daha önce gelip geçen
(ümmet)lerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir
kaderdir.
39.
Ki onlar (o
peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler,
O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden
korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter.
|
|
|
40. Muhammed, sizin
erkeklerinizden hiçbirinin babası
değildir; ancak
O, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi
bilendir.
41.
Ey iman
edenler, Allah'ı çokça zikredin.
42. Ve
O'nu sabah ve akşam
tesbih edin.
43.
O'dur ki, sizi
karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet
etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mü'minleri çok
esirgeyicidir.
44.O'na
kavuşacakları gün,
onların dirlik temennileri: "Selam"dır. Ve
O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır.
45.Ey
Peygamber, gerçekten Biz
seni bir şahid, bir müjde verici ve bir
uyarıcı olarak gönderdik.
|

|
|
46.Ve
Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak
(gönderdik).
47.
Mü'minlere müjde
ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl
vardır.
48. Kafirlere
ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve
Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
49.Ey
iman edenler, mü’min
kadınları nikahlayıp sonra onlara
dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir
iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir
miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.
|

|
|
50.Ey
Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin
eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş
esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte
hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve
teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden
ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da,
-mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için
helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu
(cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı
bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın.
Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
|

|
|
51.Onlardan
dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına
alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende)
senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne
kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en
yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah
bilendir, halimdir.
52.Bundan sonra
(başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek
-güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ
elinin malik olduğu (cariyeler) başka. Allah herşeyi gözetleyip
denetleyendir.
|

|
|
53. Ey iman edenler
(rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin,
(Bir
başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama
yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun)
söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden
utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. Onlardan
(peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından
isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha
temizdir. Allah'ın Resûlü’ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini
nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız,
Allah Katında çok büyük (bir günah)tır.
|

|
|
54. Bir şeyi açığa
vursanız da, saklı tutsanız da; şüphesiz
Allah,
herşeyi bilici olandır.
55.Onlar
için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin
oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve sağ ellerinin malik
olduğu (cariyeleri) hakkında bir sakınca yoktur. (Ey Müslüman kadınlar)
Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, herşeye şahid olandır.
|


|
|
56.Şüphesiz,
Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman
edenler, siz de O'na salat edin ve tam bir teslimiyetle O'na selam
verin.
|
|
|
57.Gerçek
şu ki, Allah'a ve elçisine eziyet edenler; Allah, onlara
dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için aşağılatıcı bir azap
hazırlanmıştır.
58.
Mü'min erkeklere ve
mü'min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç)
sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah
yüklenmişlerdir.
59.
Ey Peygamber, eşlerine,
kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış
elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların
(özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan
budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
|

|
|
60.
Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve
şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir
son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra
orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.
61.Lanete
uğratılmışlar olarak;
nerede ele geçirilseler yakalanırlar
ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.
|

|
|
62. (Bu,)
Daha önceden
gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın
sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.
63.İnsanlar,
sana
kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi
yalnızca Allah'ın Katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek
yakın da olabilir.
|
|
|
64.
Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir
ateş' hazırlamıştır.
65.
Orda ebedi olarak
kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne bir yardımcı
bulamayacaklardır.
|

|
|
66. Yüzlerinin ateşte evrilip
çevrileceği gün, derler ki:
"Eyvahlar
bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl’e itaat etseydik."
|

|
|
67.Ve
dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve
büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış
oldular.
68.
"Rabbimiz, onlara
azaptan iki katını ver ve
büyük bir lanet ile
lanet et."
69.Ey
iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda
Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah Katında
vecihti.
70. Ey
iman edenler, Allah'tan
sakının ve sözü doğru söyleyin.
|

|
|
71.Ki
O (Allah), amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı
bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o en büyük
kurtuluşla kurtulmuştur.
72. Gerçek
şu ki, Biz
emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da
onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu
insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.
73.Şundan
ki: Allah,
münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik
erkekleri ve müşrik kadınları azaplandıracak; mü'min erkeklerin ve
mü'min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır,
çok esirgeyendir.
|

|

|

|
|