ALLAHIN RAHMETİ
İnsan, âmeline güvenerek afvolacağını
ümit etmemelidir. Ancak, Allahü teâlâ'nın
rahmetini, ihsanını düşünerek afvedilebileceğini ümit etmelidir. Çünkü Cenâb-ı Hak,
şirkten başka günahları dilerse afvedeceğini, rahmetinden ümit
kesilmemesini, bağışlama ve
merhametinin çok olduğunu bildirmektedir. Allahü teâlâ, yüz rahmetten ancak bir
tanesini, insanlara, cinlere ve
hayvanlara indirdiğini, bu bir rahmet ile canlıların birbirlerine şefkat gösterdiklerini, rahmetinin doksandokuzu
ile de kıyamet günü kullarına
rahmet edeceğini, Peygamberimiz bildirmektedir.
Arşın altında
(Ben rahmet edicilerin en merhametlisiyim, rahmetim gazabımı aştı)
yazılı olduğu ve
Cennet ehlinin iki misli kadar insanı Cehennemden çıkarıp
afvedeceği bildirilmiştir.
Allahü
teâlânın afv ve mağfiretini ümit eden mü'minleri ve kendisinden korkanları Cehennemden
çıkaracağı, bir annenin çocuğuna olan
şefkatinden çok daha merhametli olduğu hadîs-i şeriflerde bildirilmiştir.
Peygamberimizin şefaati, günahı
sevabından çok olan mü' minler içindir.
Kıyamet günü Arşın altında bir mü'nâdinin şöyle bağırdığı duyulur:
(Allahü
teâlâ kendi hakkını bağışlamıştır. Ancak kul hakları kalmıştır. Siz de birbirinize haklarınızı bağışlayıp
Allahın rahmetiyle Cennete
girin!)
Kim Allahdan
başka ilâh olmadığına, Muhammed aleyhisselâmın Allahın Resulü olduğuna
imân ederse. Cehenneme girmeyeceği, falcılık, üfürükçülük
yapmayan ve Allahü teâlâya tevekkül eden yetmiş bin kişinin
hesapsız Cennete gireceği hadîs-i şerifle
bildirilmektedir.
(Hiç kimse
benim rahmetimden ümitsiz olmasın) âyet-i kerimesini düşünerek ümitsiz
olmamalıdır.
Her ne kadar günah işlemek insanı
imansız etmezse de, günahlar zamanla kalbi
karartarak maazallah imansız gitmeğe sebep olur. Bu bakımdan Allahü teâlânın
emirlerini yapıp, haramlardan kaçarak
rahmetini ümit etmelidir.
Önce itikadı
düzeltmelidir. İtikâd düzgün olmayınca iyi zannedilen âmellerin kıymeti
olmaz. Hem itikadı bozuk hem de kötü şeyler yapan kimsenin
(Benim kalbim temizdir, Allah beni afveder) demesi asla doğru değildir. Çünkü
hadîs-i şerifte buyuruldu ki:
(Ahmak o
kimseye denir ki, her istediğini yapar ve rahmete kavuşmasını ümit eder.)
Demek ki, önce
itikadı düzeltip haramlardan kaçarak Allahü teâlânın emirlerini yapmağa
çalıştıktan sonra neticeyi beklemek ümit olur.
Allahü teâlânın
gazabından emin olmak öldürücü zehir olduğu gibi, rahmetinden ümitsiz olmak da
öldürücü zehirdir. Mü'min daima korku ile ümit arasında yaşamalıdır. Korkunun
fazla olması daha iyidir. Böylece kötülüklerden kaçıp iyilik etmeğe koşar.
Ölürken ise ümidi korkusundan fazla olmalıdır.
Yâ Rabbi! Bizleri azabından korkan ve
rahmetinden ümit eden kullarından
eyle!