Yetmişüç Fırka


Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldılar, biri cennete yetmişi cehenneme. Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldılar, biri cennete yetmiş biri cehenneme. Benim ümmetimde yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, biri cennete yetmiş ikisi cehenneme.”

Sahabeler:

−O kurtuluşa erenler kimdir? Ya Rasulallah! diye sordular.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Onlar benim ve ashabımın gittiği yoldan gidenlerdir. (13)

Müminûn sûresi, 53.  ve Rûm sûresi 32.âyete meâlen,

(Her fırka, doğru yolda olduğunu sanarak, sevinmekdedir) buyuruldu. (7)

Dalalet fırkaları aslında altı ana firkada toplanır. Bunlarında her birinin onikişer fıkrası vardır.

Rafizi  Fırkaları
Harici Fırkaları
Cebriye Fırkaları
Kaderiyye Fırkaları
Cüheymiye Fırkaları
MürciyeFırkaları
İsmailiyye
Ebediler
Şiiler
İshakiler
Zeydiler
Abbasiler
İmamiler
Naüsiler
Tenasuhiler
Lainiler
Raciiler
Merkaziler
Ezrakiler
Riyaziler
Salebiler
Cazimiler
Halifiler
Keveziler
Keneziler
Mutezililer
Meymuniler
Mahkemiler
Siraciler
Ahniler
Muztariler
Efaliler
Mailer
Tarikiler
Bahsiler
Mütemmeniler
Keselaniler
Ceybiler
Deylemiler
Fikriler
Hasbiler
Hüccetiler
Ehadiler
Seneviler
Keysaniler
Şeytaniler
Şerikiler
Vehmiler
Rüveydiler
Nakisiler
Müteberriler
Kasitiler
Nizamiler
Müteellifiler
Muattaliler
Mutarabbisiler
Müterakkiler
Varidiler
Harkiler
Mahlukiler
Aberiler
Faniler
Zenadikiler
Lafiziler
Kabriler
Vakifiler
Tarikiler
Şailer
Raciler
Şakiler
Nehemiler
Ameliler
Menkudiler
Mustesniler
Eşeriler
Muddeiler
Muşebbihiler
Haşeviler

Rafizi Fırkaları

Râfızîler Hazret-i Ali'yi seviyoruz; onu sevmek için, Eshâb-ı kirâmın hepsine veya birkaçına düşman olmak lâzımdır diyorlar. Bu bozuk düşünceleri onları doğru yoldan ayırdı. İslâm mezhebleri tarihinde ele alınan fırkaların biri. Rafizilik birden fazla isimle tanınmaktadır. Bunların başında da Şia ve kolları gelmektedir.

İsmailiyye: Bunlar, imameti, Cafer'e götürmüş ve ondan sonra imamın, oğlu İsmail olduğunu iddia etmişlerdir. İki fırkaya ayrılmışlardır. Bunlardan bir fırka, tarihçilerin İsmail'in babasının sağlığında ölmüş olduğunu kabul etmelerine rağmen, İsmail b. Cafer'i beklemektedir. Diğer bir fıkra da, Cafer'den sonra imam, torunu Muhammed b. İsmail'dir demişlerdir. (10)

Ebediler : Hazret-i Ali'yi ortak tutarlar.

Şiiler: Hazret-i Ali'yi bütün Eshabdan çok sevmeyen kafirdir, derler.

İshakiler : Peygamberlik bitmemiştir, derler.

Zeydiler : İmamet, Hz.Fatıma'nın soyuna ait bir haktır. Hz.Ali Ashabı'ın en faziletlisidir. Hz.Peygamber'in O'nun hakkındaki iltifatkar beyanları buna ispata kafidir. Hz.Ali var iken  Ashab'ın Hz.Ebubekir ve Hz.Ömer'e biat etmiş olmaları bir hata idi. Fakat bundan dolayı onları tekfir etmek şöyle dursun, sövmekte asla caiz değildir. Büyük günah işleyenlerin imameti caiz değildir. Böyleleri tövbe etmedikçe cehennemde kalcıdırlar, derler.  (11)

Abbasiler : Abbas bin Abdülmuttalipten başkasını imam bilmezler.

İmamiler : İmamlar birer siyasi ve dini lider olarak büyük ve küçük günahlardan beridirler yani "masum"durlar.  Onları "masumiyet" sıfatları ile tanımıyanlar ve onlara Şia'nın atfettiği fevkaladelikleri kabul etmeyenler, kafirdir. Bir bilgiye ihtiuaç duyulduğunda Allah'ın bunları imamlara vahiy yoluyla bildirir. Hz.Ali'den önce halife, yani imam seçilenlere  biat etmiş olanlar beş altı kişi hariç olmak üzere kafirdir, derler.  (11)

Naüsiler : Kendini başkasından üstün tutan kafirdir, derler. 

Tenasühiler : Can bedenden çıkınca, başka bir bedene gitmesi caizdir, derler.

Lainiler : Hazret-i Talha, Zübeyir ve Aişeye lanet ederler.

Raciiler : Hazret-i Ai tekrar gelecek, şimdi buluttadır, derler.

Merkaziler : Müslüman padişaha baş kaldırmak caizdir, derler.


Harici Fırkaları

Bidat ehlinden ilk ortaya çıkanlardır.

Kendilerinin dışındaki bütün müslümanları kafir kabul ederler. (1)

Hâricîler, Hz. Ali ile Şam valisi Muâviye arasında yapılan Sıffin savaşında, sorunun çözümü için tarafların birer hakem atamaları üzerine ortaya çıktılar. Onlara göre Allah'tan başka kimsenin herhangi bir konuda hüküm verme yetkisi yoktur. (lâ hukme illâ lillâh). Böyle bir yetkiyi kabul edenler kâfir olurlar. Sorunu hakemler aracılığı ile çözmeyi kabul ettiği için Hz. Ali de kâfir olmuştur. (3)

Hâricîler Allah'ın sıfatlarında teşbihe karşıdırlar. Kur'ân'ın mahluk olduğunu, çünkü yalnızca Allah'ın Kadîm olduğunu ifade ederler. İmâmet hakkında imamların Kureyş'ten olmasına karşıdırlar. Son derece sert ve acımasız bir adâlet görüşüne sahiptirler. Emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'lmünker ilkesini şiddet yoluyla müslümanlara tatbik etmişlerdir. Hâricîler bu görüşleriyle Mu'tezile'ye tesir etmişlerdir. (3)

Bazı görüşlerinde Kur'ân ve Sünnet'e dayandıklarından ehl-i sünnet'e uygun görüşleri de vardır. Ancak ehl-i sünnet'le temel de ters düştükleri meseleler de vardır. Allah'ın hem dünyada hem âhirette görülemeyeceği, haktan ayrılan imamı azletmek için isyan etme, ehl-i kıbleyi tekfir, İslâm'ın imandan olduğu, Kur'ân'ın yaratılmış olması, Hz. Peygamber'in günahkârlara şefâatini red, büyük günâh işleyenin ebedî cehennemde kalacağı gibi görüşleriyle ehl-i sünnet'e karşı çıkmışlardır. (3)

Ezrakiler : Bunlar, künyesi Ebu Raşid diye bilinen Nafi b. Kays'a uyanlardır. Ezrakiler denir.

- Bu ümmet olan muhaliflerinin müşrik olduğuna inanırlar. Muhakkimmetü'l-ula ise onların kafir olduklarını söyler, müşrik oldukların değil.
- Onlara göçmen olarak katılmak isteyen kişinin imtihan edilmesi gerekir. İmtihan yolu da muhaliflerinden bir esiri öldürmesidir. Öldürürse ne ala, öldürmediği takdirde munafık sayılır. O zamanda kendisi öldürülür.
- Muhaliflerinin hanımlarını ve çocuklarını müşrik olmakla suçlayarak öldürmeyi mubah görürler.
- Muhalif çocuklarının sonsuza kadar Cehennem'de kalacaklarına kesinlikle inanırlar.
- Büyük günah işleyenin kafir olduğuna ve İslam'dan çıktığına inanırlar.
- Hırsızın kolunun omuzundan kesileceğini savunurlar.
- Ezrakilerin ekserisi, hayızlı kadının namaz kılması ve oruç tutması gerektiği görüşündedirler; ancak bazısı böyle bir kadının, orucu kaza ettiği gibi, namazı da kaza edebileceğine kânidirler.

Riyaziler : İman, salih söz, salih amel, niyyet ve sünnettir, derler.

Salebiler : İşlerimiz Allahü Tealanın kudret ve idaresi ile değil, hitabı il hasıl olmuştur, derler.

Cazimiler : İmanın farziyeti bilinmemiştir, derler.

Halifiler : Harpte düşman karşısından kaçmak küfürdür, derler.

Keveziler : Beden çok oğmadan temizlenmez, derler.

Keneziler : Zekat vemek farz değildir, derler.

Mutezililer : Sahabenin hepsinin adil ve Cennetlik olduğunu, Miracı, diğer mucizeleri ve kerameti, kabir sualini, kabir azabını inkâr ederler. Cennette olanlara Allah görülmez, günah işleyen kâfir olur, amel imandan parçadır, kabir ziyaretinde, enbiya ve evliyadan yardım istemek caiz değil, ölüye, dua fayda etmez, Sırat, mizan, şefaat diye bir şey yoktur, akıl, herkeste eşittir. Akıl şaşmaz bir hüccettir, aklın beğendiği, güzel gördüğü şeyler farz, çirkin gördüğü şey ise haramdır,  din bildirmese de, akılla haramı ve farzları bilmek mümkündür, derler. (4)

Amel defterinin verilmesi, hesap görülmesi ve amellerin tartılması diye bir şey yoktur. Melekler müminlerden üstündür. Cennette olanlar uyur ve ölürler. Öldürülmüş olan, kendi ölümüyle ölmemiştir. Deccal  ve benzeri kıyamet alemetlerinin aslı yoktur, derler.  (8)

Meymuniler : Gayb-iman batıldır, derler.

Mahkemiler : Allahü Tealanın kullarına hükmü yoktur, derler.

Siraciler : Öncekilerin halleri hüccet değildir, inkarı vaciptir, derler.

Ahniler : Amelin ecri ve cezası kula ulaşmaz, derler.


Cebriye Fırkaları

Bize imanı veren de ibadet ettiren de Allah’tır. Allah her işi zorla yaptırır. İnsan kaderine mahkumdur. İrade-i cüziyye yoktur, kâfirler mazurdur. Çünkü, işleri yapan Allah’tır, bunlar, mecburdur, diyorlar. (4)

Muztariler : Hayır ve şer Allahdandır, bu ikisinde kulun iradesi, ihtiyarı yoktur derler.

Efaliler : Kul işi ypar, ama kudretsiz ve idaresiz derler.

Mailer : Kulun işi ve kudreti, Allahü tealanın güç vermesiyle değildir derler.

Tarikiler : İmandan başka bir şey farz değildir derler.

Bahsiler : Herkes kendi nasibini yer, o halde kimseye birşey vermek gerekmez derler.

Mütemmeniler : Hayır, nefsin teselli (tatmin) bulduğu şeydir, derler.

Keselaniler : Sevap ve azap, amel ile artar, derler.

Ceybiler :  Seven sevdiğine azap etmez, derler.

Deylemiler : Dost dosta hiç kavuşamaz, derler.

Fikriler : Hakkın marifetinde tefekkür ibadetten iyidir, derler.

Hasbiler :  Alemde ismet yoktur, derler.

Hüccetiler : Kader, Allahü tealanın takdiri ile olunca, kulun cezaya çarpması için, bir hüccet yoktur, derler.


Kaderiye Fırkaları

Kader inancını reddeden düşünce ve inanç akımı. Kaderiyye kimi zaman Mutezile içinde bir kol gibi görülmüş; kimi zaman da Mutezile, Kaderiyye olarak adlandırılmıştır.

Kaderiyye bağımsız bir okul durumuna gelemediği için bir düşünce sisteminden söz edilemez. Ancak bu akım içinde yer alan kişilerin kader ve buna bağlı olarak insanın özgürlük ve iradesi, Allah'ın iradesinin insanın fiilleri üzerindeki etkisi gibi konularda birleştikleri söylenebilir. Buna göre insan özgür ve irade sahibi bir varlıktır. Bu nedenle eylemlerinden sorumludur. Ne Allah'ın irade etmesi ve yaratması anlamında, ne de bilmesi ve takdir etmesi anlamında bir kader vardır. İnsan eylemini bilgisiyle kendisi seçer, sonra iradesi ile seçtiği eyleme yönelir ve yapabilme gücüyle yaratır. Allah bu eylemi önceden belirlemez., iradesinin bu eylemle bir ilgisi, gücünün de ortaya çıkısında bir etkisi yoktur. Allah insanın eylemlerini ancak ortaya çıktıktan sonra bilebilir.

Kaderiyye'den bazılarına göre iyi işler (hasenât) ve iyilik (hayr) Allah'tandır, ancak kötü işler (seyyiât) ve günahlar (masiyet) Allah'a isnad edilemez. Mufavvıda adıyla anılan bazı kaderilere göre, insan Allah'ın hiçbir yardımı ve yönlendirmesi (hidâyet) olmaksızın iyi olan herşeyi yapabilme gücüne sahiptir. Allah insana yapabilme gücünü (istitaat) tam ve mükemmel olarak vermiştir. Bu güçle insan inanmak-inkâr etmek, yemek-içmek, oturmak-kalkmak, uyumak-uyanmak gibi istediği her işi yapabilir. Bazı kaderiler Allah'ın zina çocuğunu yaratmasını veya onu takdir etmesini veya dilemesini veya onu önceden bilmesini inkâr ederler. Bunlar bütün hayatını hırsızlık eden ve haram kılınmış şeyleri yiyen bir insanın bunu Allah'ın rızkı olarak elde ettiğini kabul etmez ve Allah'ın helâl olanın dışında rızık vermeyeceğini savunurlar. Kimi kaderîler de Allah'ın insanların ecellerini ve rızklarını belirlediğini kabul ederler. Bunlara göre, bir insanı öldüren kişi, o insanı ecelinin gelmediği bir vakitte öldürmekle, eceline kavuşmasına engel olmuştur. Bu durumda ölen insanın rızkı, elde edilmemiş bir durumda kalmıştır.

Ehadiler : Biz farzı ikrar, sünneti inkarla mükellefiz, derler.

Seneviler : İyilik Yezdandan, kötülük Ehrimendendir, derler

Keysaniler : Bizim işlerimiz mahluktur veya değildir, derler.

Şeytaniler : Şeytanın vücudu yoktur, derler.

Şerikiler : İman mahluk değildir, bazen bulunur, bazen bulunmaz, derler.

Vehmiler : Bütün işlerimize mükafat yoktur, derler.

Rüveydiler : Dünya fani değildir, derler.

Nakisiler : İmama isyan caizdir, derler.

Müteberriler : Günahkarın tevnesi kabul değildir, derler.

Kasitiler : İlim, mal, hikmet ve riyazet edinmek farzdır, derler.

Nizamiler :  Hak telaya şey demek caiz değildir, derler.

Müteellifiler : Şerrin mukadder olup olmadığını bilmeyiz, derler.


Cüheymiye Fırkaları

Bunlar, imanın kalp ile olup dil ile olmadığında söz birliği etmişlerdir. Kabir azabı yoktur. Münker ve Nekrin sual sorması diye bir şey yok. Kevser havuzu, can alıcı melek yok ve Allahü teala Musa aleyhisselamla konuşmamıştır derler.

Muattaliler :  Allahü telanın isim ve sıfatları mahluktur derler.

Mutarabbisiler : İlim, kudret ve meşiyyet mahluktur ve halk mahluk değildir derler.

Müterakkiler : Allahü teala bir yerdedir derler.

Varidiler : Cehenneme giren bir daha çıkmaz ve mümin Cehenneme gitmeyecektir, derler.

Harkiler : Cehennem ehli öyle yanacaktır ki, onlardan bir eser, bir iz bile kalmaz, derler.

Mahlukiler : Kuran, Tevrat, İncil ve Zebur mahluktur, derler.

Aberiler :  Muhammed (a.s.), akılllı ve hikmet sahibi bir kişi olup, peygamber değildi, derler.

Faniler : Cennet ve Cehennem sonsuz değildir, derler.

Zenadikiler : Mirac ruha idi, bedenle olmadı. Hak tela dünyada görülebilir, alem kadimdir, kıyamet yoktur, derler.

Lafiziler :  Kuran, Kelam-ı İlahi değil, Farsçadır. Ancak Kur'anın manası kelamı ilahidir, derler.

Kabriler : Kabir azabını inkar edenlerdir.

Vakifiler : Kur'anın mahluk olmasında duraklarız diyenlerdir.


Mürciye Fırkaları

Bu fırka, siyasetle dinin esaslarını birbirine karıştırmakta ve itikat bakımından haricilerin tam karşı kutbunu teşkil etmektedir. Hariciler, büyük günah işleyenleri kafir ve ebedi olarak cehennemlik sayarken, Mürcie fırkası, küfürle ibadetin faydası olmadığı gibi, iman olduktan sonra günahında hiçbir zararı yoktur, derler. (5)

Asıl olan sadece imandır. İman da ikrardan ibarettir. Kalbi tasdikin bulunup-bulunmadığını bilmek mümkün değildir. Amellerin fazla bir  değeri yoktur.
Mümin ve kafirleri Allah'a bırakırız. Mümin cennetlik, kâfir cehennemliktir diyemeyiz. Dünya ve ahiret Allah'ındır; iki alemde de dilediğini mağfiret eder, dildiğini  cezalandırır. İyi amellerimiz makbul kılınmış, kötü amellerimiz ise affedilmiştir. Ameller farz değildir, fazilettir. Yapanlar için iyidir, yapmayanlara bir şey yoktur. Müminler günahkarlarla dost olamaz. (1)

1- İman denen şey, sadece Allah'ı ve Resulü'nü kabul etmek demektir. Amel, iman için zaruri değildir.
2- Kurtuluşun esası yalnızca iman etmektir.
3- Bir kişinin mağfirete ermesinin şartı; şirkten kaçınması ve tevhid akidesi üzerine ölmesidir.
4- Mürcie'den bazıları şunu da eklerler: Şirkin dışındaki tüm büyük günahların affolmaması mümkün değildir.
5- Bir insan kalbiyle inandığı takdirde, İslam ülkesinde bile, hiç kimseden korkusu olmadığı için diliyle küfrünü ilan etse, putlara tapsa, hatta Yahudi ve Hıristiyan dinini seçtiğini söylese, o kişi kamil iman sahibi, Allah'ın dostu ve cennet ehlidir.
6- Yöneticilerin zulmüne ve hükümetlerin haksız uygulamalarına itiraz caiz değildir. (6)

Tarikiler : İmandan başka hiçbirşey farz değildir, derler.

Şailer : La ilahe illallah diyen, ne yaparsa yapsın, ona hiç azap yoktur, derler.

Raciler : Kul, ibadetle makbul, günahla asi olmaz, derler.

Şakiler : Kendi imanlarından şüphe ederler ve ruh imandır, derler.

Nehemiler : İman ilimdir, bütün emi ve yasakları bilmeyen kafirdir, derler.

Ameliler : İman ameldir derler.

Menkudiler : İman bazen azalır, bazen artar, derler.

Mustesniler : Biz inşallahü teala müminiz, derler.

Eşeriler : Kıyas batıldır, salihliğin delili yoktur, derler.

Muddeiler : Emir, günahla da emretse, itaat vaciptir, derler.

Muşebbihiler : Allahü teâlâyı bir cisim olarak kabul eden ve Ona insanlardaki gibi uzuvlar isnat eden, Kur’andaki müteşabih âyetlere yanlış mana verip, Allah’ın el, yüz gibi organlarının olduğunu iddia eden sapık fırkadır. (4)

Hak Teala Ademi kendi suretinde yarattı, derler.  (8)

Haşeviler : Vacip, sünnet ve müstehap hepsi birdir, derler.


Kaynaklar:

1) Ehli Sünnet İtikadı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Bedir Yayınevi, 1996
2) Çağdaş Dünya Dinleri ve Mezhepleri, Prof.Dr. Abdülkadir Şeybe, Beyan Yayınları, 1995
3) Haricilik, Hariciyye Mezhebi, Ahmed Özalp, Nur Dergisi
4) Mutezile, Dinimiz İslam
5) Mezhepler Tarihi, Prof. Dr. M.Ebu ZEHRA, , c/2, sh:60)
6) Dünden Bugüne Tekfir Olayı, Prof. Dr. N.Abdurrezzak Samarrai, 42-43
7) Mektubat-ı Rabbani,  İmam-ı Rabbani, 80.Mektub
8) Türpüşti Risalesi, Damra Yayınları, Tercüme. Süleyman Kuku
9) Kaderiye, Ahmed Özalp, Şamil İslam Ansiklopedisi
10) Mezhepler Arasındaki Farklar, Abdülkahir el-Bağdadi, 2011
11) Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri, Kadir Mısıroğlu, Sebil Yayınevi
12)
13) İbn-i Mâce, Fiten 17