Şu
dünyaya gelip kabre girenler
Ne söylerler, ne bir haber
verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler, ne bir haber
verirler
Yalancı dünyaya konup
göçenler,
Ne söylerler, ne bir haber verirler.
Üzerinde türlü ot bitenler,
Ne söylerler, ne bir haber verirler.
Kimisinin başında sarar otlar,
Kimi masum, kimi güzel yiğitler,
Kemikleri kalmış dökülmüş etler
Ne söylerler, ne bir haber
verirler.
Çürümüş tenleri tutmaz elleri
Konuşamaz olmuş tatlı dilleri
Ta kökünden kırılmıştır kolları
Ne söylerler, ne bir haber
verirler
|
Kimisi
dördünde kimisi beşinde
Kimisinin saçı yoktur başında
Kimi altı kimi yedi yaşında
Ne söylerler, ne bir haber
verirler.
Kimisi bezirgan kimisi hoca
Kimi ak sakallı kimi pir koca
Gündüzleri olmuş karanlık gece
Ne söylerler, ne bir haber
verirler.
YUNUS der ki, gör takdirin
işleri,
Dökülmüştür kirpikleri, kaşları,
Başları ucunda mezar taşları,
Ne söylerler, ne bir haber verirler. |