1.3. ZİRAİ ÇALIŞMALAR

Çay ekilen arazi ve çay bitkisi ile örtülü yamaç ve vadiler Seylan ve Darjeeling'i andırır. Ancak zengin görünüşü ile, Seylan'daki buna benzer küçük arazi sahiplerinin bakımsız arazileri ile tam bir tezat halindedir. Gölgelik ağaçlarda olmayıp erozyonla mücadelede farklı yöntemler uygulanmaktadır .Dikim Seylan'ın aksine Darjeeling de olduğu gibi teraslarda olur. Seylan, Endonezya ve Güney Hindistan'da bütün yıl boyunca çay toplanır. Türkiye ve Rusya'da kış aylarında düşük ısı nedeniyle ürün hasadı ancak Nisan- Ekim aylarında olur. Şaşırtıcı hakikat şudur ki,toplam mahsulün 1/3'ü gerek iklim gerekse zirai uygulama nedeniyle bir ay içinde toplanır.

1.3.1.Bitki Materyali

1.3.1.1. Tohumdan Yetiştirme Çaylar

Tarlalar gerek fidanların 'jat'ı bakımından ve gerekse hemen hemen aynı 'jat'tan olan fidanların değişiklikleri bakımından büyük oranda farklılıklar gösterirler. Fidanlar genellikle Çin-assam hibrid  cinsi olmakla beraber, hakiki Çin tipi fidanlarda sık sık görülür, hatta Assam tipi  de eksik değildir. Bu farklılıklar, fidanların gelişimi, yaprak üreme miktarları, sürgün zamanı ve çiçek açma kabiliyetlerinde de farklılıklara da neden olmaktadır.

İlk çay fidanı seçilmeksizin alınmıştır. Bunlar Rusya'dan ithal edilmiş olup tohumdan üretilmiştir. Takip eden ekimler bu fidanların tohumlarının üretilmesiyle elde edilmiştir. Buda gözle görülür bir farklılığın oluşmasına neden olmuştur. Bu ise menfi bir durum oluşturmaktadır.

Tohumlar azami çay verenlerden, gençlerden  ziyade tohuma yatkın olanlardan geçkin ocaklardan alınmıştır. Bu da zayıf , menfi tesirlere sahip bir zürriyetin oluşmasına neden olmuştur. Tohumların tasnifi, ve aynı çukura farklı tohumların ekilmesi, zayıf tohumların doğuracağı muhtemel olumsuzlukları ortadan kaldırmaya yeterli değildir. Bunun için titiz bir tohum seçimi yapılması yönünde tedbirler almalıdır. Oluşacak zayıf fideler ekarte edilmelidir. Endonezya'da sadece kuvvetli fidelerin dikilmiş bulunduğu tarlaların veriminin nispeten arttığı görülmüştür.

a) Kısa vadede, küçük arazi sahibi olan ekiciye, tohumluk olarak sadece yaprak üretimi bakımından en iyi fidanları seçmeleri hususunda tavsiyede bulunulmalıdır. Bu fidanlar toplanmaksızın bırakılmalı. Şayet budama lazım gelirse sadece ağaç gibi büyümelerini temin etmek için yapılmalıdır. Çay Araştırma Enstitüsünün bu  konuda organize görevini üstlenmesi düşünebilir.

b) Uzun vadede, Çay Araştırma Enstitüsü'nün çeşitli bölgelerde 'Klon' bölümünde tarif edilen şekilde en iyi nebatları seçmek suretiyle ve vejetatif üretim yaparak elverişli tohum bahçeleri açması gerekir. Bu usulle gerek tohumluk ağaçlar oluşturulacaktır. Aynı zamanda seçilen her bir fidandan oluşturulacak 10'lu veya daha fazla sıralar esasına göre 'klonal' seçime de hizmete edecek birlikte uygulanacak bir yöntem uygulanmalıdır.

c) Tohumlar tasnif edildikten sonra o kadar sık dikilmelidir ki (5 ila 10cm aralıklı) fidelerin, zayıf büyümeleri veya istenmeyen özellikleri nedeniyle, en az iki üçünü çekip atabilmek mümkün olabilsin. Tohum bahçelerinin oluşturulması zaman alacağından öncelikle bu konunun tavsiyesi gerekir.

1.3.1.2. Klonlar

Uzun vadeli bir proje olan daldırma usulüyle vejetatif surette üretilecek klonların seçilmesi konusu, Çay Araştırma Enstitüsü tarafından daha  fazla gayret göstererek ele alınmalıdır. Zira bugüne kadar yapılan çalışmalar klon ıslahının mümkün olabileceğini göstermektedir.

İlk aşmada  ağaçlar özellikle yaprak verme kapasitelerine göre seçilmelidir. Çalışmalar belli bir düzeye geldikten sonra imalatı açısından gerekli kalite kontrollerinin ve degüstasyonlarını yapılması klon'ları teste tutulmasını sağlar.

Bahçedeki bir veya iki sene boyunca yetişme mevsimlerinde kontrol edilmiş bulunan 1000 kadar ocak arasında gözle seçilmiş en az 100 ocakla işe başlanması tavsiye edilir.

İlk ocak seçiminde aşağıdaki hususlara dikkat etmelidir.
Seçim ve vejetatif üretim konularında daha geniş bir malumat için  diğer ülke yayınlarından istifade etmek gerekir. Tabi bunları bölgenin şartlarına da uyarlamak icap eder. Klonlor dan istifade 10-15 yıllık bir süreci alacaktır. Ama gelecek de sağlayacakları unutulmamalıdır. Klonlardan daha verimli ve bol ve aynı kalitede çay elde etmek mümkün olacaktır.

1.3.2. Ekim, Gübreleme ve Yetiştirme

1.3.2.1. Ekim

Ekim, genelde dağlık arazilerin yamaçlarında olmaktadır. Türk Toprak Kontrol Bürosunun tavsiyesi üzerine çay dikimleri için setler oluşturulmuştur. Erozyon kontrol amacıyla setlerin oluşturulması yanında başka yöntemlerinde olup olmayacağı araştırılmalıdır. Çayların setlerde dikilmesi yanında çok yıllı diğer bitkilerin set oluşturulmadan yetiştirilmesi hayret verici bir durum ortaya koymaktadır.

        Terasların kullanılması birçok bakımlardan sakıncalıdır.

Eğer, yağış vasat ve müsavi ise bu kabil ekim yönüne gidilmemelidir. Ekimin daha sık ekilmiş çitlerle ve icabında çitlerin kenarında suyu akıtmaya mahsus kanallarının yardımıyla yapılması tavsiye edilir. Böylece ocaklara çabuk sıklaşır, mahsul erken alınır. Daha az ot yetişir.

Fidelerin veya tohumların sırada birbirine yakın olarak dikilmesi, başlangıçta zayıf fidelerin imhasını mümkün kılacağı gibi, ilerde meydana gelebilecek boşlukların engellenmesi bakımından yararlıdır. Ekim mesafeleri, arzu edilmeyen fideler bertaraf edildikten sonra sırada 20-40 cm ve sıralar arasında 120,130 cm olabilir. Mevcutlar için yapılacak fazla bir şey olmayıp, yapılacak ocakların alanı kaplamasına yardımcı olmaktır. Zayıf fidelerden boş kalan yerleri kuvvetli fidelerle doldurmak elzemdir. Boş yerlerin doldurulması ışık , su ve gıda için diğer araçlarla olan rekabetten dolayı budamayı müteakip yapılmalıdır.

1.3.2.2. Gübreleme ve Yetiştirme

Çay Araştırma Enstitüsünün tavsiyelerine göre, olgun çaya tatbik edilecek  azot, dekar başına 80 kilo Amonyum sülfatı aşmayacaktır. Fakat bu miktar azmi olmaktan ziyade asgari bir durumu göstermektedir. Üreticiler bunu 150kg bulan miktarlarda uygulamaktadır. Hektar başına 300 kilo N'e tekabül eden bu miktar çay tarım standartlarına göre muazzam sayılmaktadır. Hektar başına tekabül eden 160kg miktar dahi diğer çay üretici ülkeleriyle karşılaştırıldığında  hektar başına 800-900 kg bir verim için yüksektir. Seylan da Türkiye deki arazilere benzer çaylıklara Türkiye de tavsiye edilen miktarın aşağı yukarı yarısı tatbik edilmektedir. Gene aylı şartlardaki Darjeeling'de ise, daha düşük azot miktarları tatbik edilmektedir. 80 kilodan fazla amonyum sülfatın tavsiye edilmemesi yolundaki bilgilendirme Rusya'daki komşu çay bölgelerindeki çalışmalardan kaynaklanmaktadır. Türkiye'deki çay bahçelerinde bu yönde bir çalışma yapılıp henüz ortaya konmamıştır.

Azot'un fazla verilmesinin bir etkisi olmayacaktır. Daha az azot verilerek bahçelerdeki şartlara bağlı olan faktörleri araştırmak lazım.
a) Azot tesirinin az oluşunun önemli bir sebebi, çayın teraslarda dikime tarzıdır. Çay ocakları arasında fazla miktarda ot yetişmektedir. Azot'un büyük bir kısmı otlar tarafımdan kullanılır çok az kısmı çay köklerine ulaşır. Ayrıca otlarla yapılan mücadelede köklere zarar verebilir.
b) Gübrenin mevsimlere dağıtmadan bir tek seferde verilmesi azot tesirini azaltmaktadır.
c) Sık dikim olmayışı da tesiri azaltmaktadır.
d) Tropikal şartlar altında yetişenlere göre ürün alım devresinin de kısa oluşu da  azot tesirini azaltabilir.
e) Gölgesiz yerde yetişenlerin gölgeli yerde yetişenlere göre daha fazla azot'a ihtiyacı vardır. Bu yüzden Seylan ve Assam'da gölgelik yerlerde yetişenlere göre daha fazla azot ihtiyacı olabilir.

İster tesiri olsun ister olmasın, amonyum sülfat halinde verilen yüksek azot dozları, halen asit olan toprağın asidetesini ve ıslanma kabiliyetini artıracaktır. Bu da çay için  elzem olan diğer mineral maddelerin  ziyanına neden olacaktır.

Bu değerlendirmeler sonucunda Enstitüye düşen bahçe şartları altında gübre ihtiyaçları ve verilme dönemleri yönünde yaptığı sınırlı araştırmaları yaygınlaştırmak ve artırmak olmalıdır.

        Şu an için aşağıdaki hususlara uymak faydalı olacaktır.

1.3.3. Ocak Bakımı

1.3.3.1. Hasat

Resmi Toplama Standardı diğer çay üretici ülkelerde olduğu gibi, iki buçuk yaprak olmakla beraber, uygulamada daha müsamahakar davranılarak gayri resmi bir standart oluşturulmuştur.

Resim 3 : Yaprak adetleri farklı filiz resimleri

Toplama işleminin arzu edilen standart'dan çok farklı oluşu, dikkatsiz yapılması imalatla ilgili çevrelerde devamlı şikayetlere sebep vermektedir. Tablo 4 ve 5 durumu açıkça göstermektedir. Burada 26 numune değerlendirilmiştir. Numune başı 100 gramda 170 filiz vardır. Numuneler 13-22 Mayıs tarihleri arasında hergün, özellikle Rize bölgesinde çeşitli çay alımyerlerinden alınmıştır. Tek yapraklar ayrıca sayılmamıştır.

Tablo 4- Filizlerin rekoltedeki nisbeti- numunenin taze iken ağırlığının % nisbeti olarak gösterilmiştir.

Bir Filiz'e İsabet Eden Yaprak Adedi


2
3 4 5 Toplam
Devre
F
B
F
B
F
B
F
B
F
B
13 - 17 Mayıs 7,4
1,8
36,6
6,7
31,7
7,6
6,5
1,7
82,2
17,8
18 -22 Mayıs 10,0
3,6
31,6
13,9
21,2
12,0
4,0
3,7
66,8
33,2
Ortalama 8,7
2,7
34,1
10,3
26,4
9,8
5,3
2,7
74,5
25,5
             
  F: Filiz    B: Banchi (Uyuyan Tomurcuk )

Tablo 4'de ürünün ancak ufak bir kısmının (%11) gereken standarda uygun, yani "iki buçuk yaprak" tan oluşan filizlere sahip olduğunu göstermektedir. 3 yapraklı filizleri içeren daha toleranslı bir standartta dahi, ürünün hemen hemen yarısı daha düşük kaliteli sayılır.

Tablo 5 - Filiz İtibariyle Ortalama Ağırlık
(Gram olarak 2x13 numune üzerinden hesaplanmıştır)

2
3 4 5
Devre
F
B
F
B
F
B
F
B
13 - 17 Mayıs 0,39
0,21
0,58
0,37
0,80
0,21
0,91
0,82
18 -22 Mayıs 0,42
0,26
0,61
0,40
0,12
0,26
1,09
0,92
             

Bu doneler, ancak en erken çıkan sürgünler için kısmen doğrudur. Sürgünler o kadar tazeki üç yaprakla bir tomurcuklu filizlerin (Banjhi filizler değil) oldukça büyük bir kısmı uygun bir şekilde işlendiği takdirde iyi kalitede bir çay elde edilir.

Mamafih artan ağırlıklarından (Tablo 5) ve on günde takriben iki mislini bulan banjhi (Uyuyan Tomurcuk) nispetinde anlaşılacağı gibi (Tablo 4) filizler süratle gelişmektedir. On günlük sürenin sonunda göze çarpan belirtiler, filizlerin tamamının değilse de bir çoğunun kısa zamanda banjhi olacağını göstermiştir. Bu itibarla işlenmiş çaydaki sap oranının eski banjhi filizleriyle daha büyük filizlerin alt kısımlarından çıkan yaprak ve sapların bir hayli arttığı gözlemlenmiştir. Bu sebeple üreticinin  toplama tarzı sonucunda elde edilen bu çaylarla iyi kaliteli bir çayın elde edilmesi zordur.

Kusurlu toplamanın sebepleri kısmen insan kısmen tarımsal hatalardan kaynaklanmaktadır. Üretici azami gayretle bir defa da mümkün olduğu kadar fazla çok yaprak toplamayı arzu ettiğinden aralarda fazla olmaktadır. Çünkü kendi açısından daha sık toplama (mevsimde 4-6 defa) 'ekonomik' değildir. Ocak üzerinde devamlı toplamamadan dolayı  bazı filizler büyük, bazıları ise küçük kalmaktadır. Bazı filizler faal bazı filizler ise uyku halindedir. Verimi az ve çıkış yeri aynı olan birden fazla filiz kırılmıyor (karga ayağı) ve kaba banjhi filizleri de bertaraf edilmemektedir. Bu usul, verimin düşük kaliteli olmasında mühim rol oynadığı gibi yeni ürün alımını teşvik edici unsurları sekteye uğratmaktadır.

Diğer taraftan iki buçuk yapraklı filizler mevsimin başında pek küçüktür. Bir kısmının küçük kalması da Çin vasıflı olduğundan ileri gelmektedir. Bu safhada toplamaları zor olduğundan büyüyünceye kadar bekletilirler.

Sık toplama metodunun üzerinde durulması gerekir.

Filizlerin kısa zamanda banjhi haline gelmesi, başka emarelerle birlikte, ağacın kuvvetsiz olduğuna delalet eder ki, bunun sebebi bahçenin bakımsızlığındandır. Derhal yapılması gerekenler, yabani ot mücadelesi, gübreleme ve budamadır.

        Toplama ile ilgili olarak aşağıdaki şartların yerine getirilmesi şarttır:

Sahil ve tepelerdeki  değişik zirai şartlar dolayısıyla, biri başlangıçta diğeri daha geç olmak üzere, toplama için iki resmi standardın kolaylıkla uygulamaya konulamayacağı açıktır. Diğer taraftan mevsimin başında resmen 'iki yaprak ve bir tomurcuk' talep ederken, gayri resmi olarak 4 ve hatta 5 yapraklı sürgünlere göz kapatmak, psikolojik bakımından iyi bir usul değildir. Üreticinin, getirdiği sürgünlerin kaba olup olmadığını gayet iyi bildiğini tecrübelerimize dayanarak söyleyebiliriz. İmalatçı da taktiğini bu duruma göre ayarlayıp körpe ve yumuşak olmak şartı ile azami 3 yaprak taşıyan sürgünleri resmen kabul etmelidir. Bu gibi sürgünlerin çay imalatına pek uygun olmadığını herkes bilmektedir. Fakat 'iki yaprak ve bir tomurcuklu' sürgünler mevsim başında o kadar ufaktır ki toplama güçleşir. Mahsulün yalnız %10'nun bu sürgünlerden olması buna delalet eder. (Bak Tablo 4)

1.3.3.2. Budama

Genç bitkiler için ilk budamanın; tohumun ekilmesini müteakip 4. senenin Kasım ayından itibaren 20-25cm yukarıdan ve 5. Senede 50-55cm  yukarıdan yapılması tavsiye olunur. 'Stumping' (uç bırakma) metodu kolay ve pratik olmasına karşın  4. Senede yapılan budamanın yaprak verimini geciktireceği unutulmamalıdır.

Daha iyi bir metod olan ve Seylan'da tatbik edilmekte bulunan 'thumbnail' (baş parmak tırnağı ile) budama büyümeyi çok fazla geciktirmeden bünye gelişmesini teşvik eder. Bu usul ikinci senenin bidayetinde ana filizin (8-12 yaprağı varken) en uç yumuşak kısmının baş parmak tırnağı ile kırılması ve takiben kenarlarda beliren filizlerin koparılması ve sonra dallanma ve büyümenin derecesine göre, tohumun ekilmesinden 3 sene sonra ilk baharda 30-40cm yükseklikte kesilmesinden ibarettir ki; bundan sonra fidan, hafif toplama yapılabilecek hale gelir.

Thumbnail budama, daha güç olup maharete, ihtiyaç gösteriri. Fakat bu metod veya bu metodun mahalli şartlara uygun bir şekilde sayesinde daha iyi inkişaf etmiş bir bünye elde edilecek, fidanlar ise 'stumbing' metoduna nazaran daha erken toplama safhasına getirilecektir.

Ayrıca, fideler, tavsiye edildiği gibi çitlerde birbirine yakın olarak dikildiği takdirde dallanma keyfiyeti daha az ehemmiyetli olduğundan asgari bir 'thumbnail' budamaya ihtiyaç hasıl olacaktır.

Boş yerlere ekilen fideler ki, bunun için en kuvvetli bitkilerin seçilmesi icap eder, thumnbnail usulü ile budanmamalı fakat birkaç sene müddetle serbestçe büyümeye terkedilmesi ve bilahare stump edilmelidir.

Fide tarlaları yabani ot ve gübreleme bakımından usulü gereğince kontrol edilmedikçe, herhangi bir üretim metodunun etkin olmayacağı bilinmelidir.

Yetişmiş çaya gelince, 4-5 senelik budama devreleri ile ilgili tavsiye uygun görülmektedir. Budamadan bir sene evvel yapılması tavsiye edilen çırpmanın müessir olup olmadığı münakaşa edilecek bir konudur. Bu usule, Seylan'da, zaman zaman bir tedbir olarak baş vurulur. Ancak fidanın yüksekliği ve kuvvetten düşmesi dolayısıyla çırpmaya ihtiyaç hasıl olduğunda, budamaya baş vurmak şayanı tercihtir. Diğer taraftan, hafif bir çırpma  budama devresinin soon kısmında gayri muntazam bir şekilde oluşan toplama seviyesini düzeltmeğe yardım etmekle beraber fidanların sürgün vermesini geciktirmek suretiyle ürün dağılışını kolaylaşacaktır.

1.3.4. Ürünün Sürgünlere Yayılımı

Ürün toplama devresi iklim şartları dolayısıyla Nisan-Mayıs ve Ekim-Kasım aylarına dağılır. Ürünün bu dağılışında, her ne kadar insanların da rolü varsa da en büyük etken iklimdir.

Tablo:6 Ekim Devresince (1950-1962) Seneleri Arasındaki Zayıf Ürün Yayılışı, Toplam Üretime Nazaran Aylık Üretim Nispetleri


Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım
%
3,5
34,0
12,5
21,0
17,0
9,2
2,7
0,1
Yayılış 0-21
10-45
3-28
15-29
13-21
5-18
1-5
0-1

Geçen 13 senenin aylık mahsulünü gösteren altı nolu tablo, yedi ay olan toplama müddetince toplam mahsulün vasati olarak en az 1/3'nün ilk ay zarfında elde  edildiğini belirtmektedir; hatta bir sene hemen hemen mahsulün yarısı (%45) Mayıs ayında idrak edilmiştir. Haziran ayı daha az mahsul verir, bu arada Ağustos ayına doğru devam eden bir izdiham Temmuz da başlar. Üretim Eylül ayında bariz bir şekilde azalır, Ekim de daha çok azalır ve Kasım ayı sonunda sona erer.

Mayıs, üretim açısından önemli bir yer işgal etmektedir. Evvela, senenin 5 ayı çalışmayacak olan, fakat daha dengeli  ürün dağılımının gerektirdiği kapasiteden daha çok fazla kapasitede fabrikanın tesisi büyük yatırımları lüzumlu kılar. Mevcut durum şu andaki ürünle başa çıkamamakta, ilerde hızla artacak ürünü işlemekten hayli hayli uzak olduğu ortadır.

Meseleyi halletmeye çalışmanın bir şekli bu durumu karşılayabilecek şekilde fabrikaların kurulması, diğeri daha makul ve ekonomik olanı ise ürünün yayılışını dengeleme yönünde yapılacak çalışmalardır.

a) İzdihama sebep veren faktörlerden biri de; ekicinin toplama metotlarını ıslah etme yönündeki isteksizliğidir. Bu durum göz önüne alınarak, başlangıçta yüksek, izdiham devrelerinde düşük, son devrelerde normal bir fiyat verilebilir. Bu durumda toplama tarihinin önceden tespiti gereklidir. Bu tespit gözle ve Mart ayı sıcaklık derecelerine göre yapılabilir. Ürünün daha önce sürgüne gelmesi yapılacak gübreleme ve bakımlarla özellikle otların bertaraf edilmesiyle olur.

Bu durum, toplamanın oldukça erken (takriben 2 nisan) ve oldukça geç (takriben 6 Mayıs) başladığı her biri 5 senelik iki devrenin ürün yayılışı ile gösterilmektedir. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında verim nispeti ortalaması, ilk seneler için %9.3, %25.5, %17.1 son seneler için ise 0, %38.1 ve %11.8'dir.

b) Ayrıca ürün mevsim sonunda da dengesiz dağılmıştır. Eylül ve özellikle Ekim rakamlarının gerek ısı, yağmur, gün ışığı (Tablo 2) ve gerekse günün devamı tropiklerdeki normal olan müddetten pek fazla kısa değildir. Muhtemelen nebatların erken uykuya varması , uygun olmayan iklim şartlarından ziyade yetersiz tarla bakımı (gıda eksikliği, yabani ot büyümesi) ve fidan bakımı (seyrek toplama, yetersiz kırma, banjhi filizlerinin koparılması) gibi sebeplere dayanmaktadır. Keza bu konuda yapılacak gelişmeler Eylül ve ekim ürününü artıracaktır.

c) Kasım ile Şubat (Mart) ayları arasında yapılan budama, Mayıs mahsulünü azaltmaya yardım etmesi dolayısıyla, zirai bakımdan faydalı olacaktır. İdeal olan, her üreticinin, yetişmiş fidanlardan meydana gelen bahçelerin 1/4 ila 1/5'inin her sene Mart ayından evvel budanması lazımdır ki; bu suretle Mayıs ayı verimi aynı nispette azalacaktır. Çırpma, teknik bakımda ideal bir usul olmamakla beraber İlkbahar da erken yapıldığı takdirde, Mayıs rekoltesinin azaltılmasına yardım eder.

d) Erken ürün veren ve yetişme devresi uzun olan 'klon'ların seçimi, kampanya müddetince ürün yayılışını kolaylaştıracaktır.

Yukarıda bahsedilen noktalar  doğrultusunda Mayıs ürününün en az 1/4 oranında azaltılması imkan dahilindedir.

Sonuçta, çay bahçeleri, imkanların müsaade ettiği nispette mükemmel olduğuna göre, yukarıdaki paragraflarda sözü geçen tedbirleri alınması ile verimin artması, mevsime dengeli  yayılması, daha sık budama yapılması ve nihayet fabrikaya daha iyi durumda yaprağın girmesi temin edilmiş olacaktır.

Bunu yapmak için zamana ve her şeyden önce çayın ve ekicinin ihtiyacı olan gerek tavsiye ve gerekse tecrübe yolundaki çalışmaları başarmaya yönelik daha iyi ve daha geniş bir organizasyona ihtiyaç olduğu şüphesizdir.

1.3. 5 Organizasyon Cepheleri

Toprak ve iklimin uygun olması karşısında, insanlara bağlı faktörlerde mühimdir.

Öncelikle yetersiz araştırma ve deneyimsizlik yanında tarladaki fidanın dağılımı, personelin gerek adet itibarîyle gerekse zirai bilgi ve eğitimden yoksun bulunması; İkinci olarak, ekicinin kısmen kantite kısmen de keyfiyet yönünden yetersiz olması ve kısmen de genel eğitim noksanlığı nedeniyle ileriyi düşünüyor olmaması dolayısıyla zirai bilgiye sahip olmaması sayılabilir.

Üzülecek olan bu durum, az bir üreticinin bilgiyle  ilgilenmesidir. Bu ilginin tatmini ekicinin itimadını sağlayacak bilgi ve pratiğe sahip personel tarafından yapılmalıdır.

Bu konuda planlar yapılmış, gerek araştırmaya da yönelik olarak, sayıca desteklenmiş olan araştırma enstitüleri kurulması öngörülmüştür. Ayrıca, Rize'deki küçük arazi sahipleri için bir zirai okul açılması teklifi de mükemmeldir. Zira mütekamil bir sanayi için daha genç neslin daha iyi zirai bilgiye sahip olması, bu tavsiyeye ön planda yer verilmesi için kafi bir sebeptir.

Ancak, bu tedbirler uzun süre içinde tatbik edilip netice vereceğinden, kısa zamanda netice verecek tedbirlerin alınması gerekir ki, bu nedenle tavsiye olunur ki:
a) Hem kalifiye hem düz personelin zeka, şahsiyet ve enerji bakımından seçiminden sonra, çay üretici ülkelere eğitim için yollanmalıdır. Yetişmiş olanların ziyaretçi olarak da gönderilmesi kafidir. Bu ziyaretlerden istifade, neşriyatı takip için yüksek dereceli memurların iyi İngilizce bilmeleri şarttır.

b) Araştırma programının planlanması ve pratikte ilgililere yardımcı olabilmeleri için, çay tarımını nazari ve tatbiki olarak bilen elemanların birkaç sene müddetle istihdam edilmeleri şarttır. Çay üreticilerine örnek teşkil edecek bahçelerin tesisi elzemdir.

Halihazırda çay ekiminin zirai cephesi ile Tarım Bakanlığı, ekonomik ve teknolojik cephesiyle Tekel Bakanlığı meşgul olmaktadır. Bu kopukluk meydana getirmekte, görüş birliği sağlanamamaktadır. İşletme sorumluları ile  tarım arasında bir gerginlik gözlemlenmektedir. İmalatçı çayın kalitesinin düşüklüğünden tarımı sorumlu tutmaktadır. Fabrika idaresinde boşluklar meydana gelmektedir. Tarımcı makul bazı uyarılara da itiraz etme temayülü göstermektedir. Çünkü menfaatlerinin tarafsız olarak korunduğuna inanmamaktadır. Bu durum üretilen çayın kıymeti bakımından pahalıya mal olmaktadır.

Bu itibarla tek bir teşkilat altında koordine edilmek çay sanayiinin menfaatlerine daha uygun düşecektir.

Ana Sayfa