2. Polifenoller : Çaya işlemede bir seri
kimyasal değişiklikler uğrayarak çayın özellik kazanmasında temel rolü
oynarlar. Çay bitkisinde gallik asit ve kateşinin türevleri halinde
bulunurlar.
Gallik asitin en iyi bilinen türevlerinin tanenler olması nedeniyle
çayda
bulunan polifenollerin bir büyük bölümü uzun süre tanenler olarak
sınıflandırılmıştır.
Çayda bulunan polifenollerin hiçbirinin tanen özeliğine sahip olmaması
nedeniyle yanlış olarak yapılan bu sınıflandırma son yıllarda
geçerliliğini
kaybetmiştir. Yaşlı yaprağa doru gittikçe miktarları azalır. Bu yüzden
çay üretimi için körpe çay yaprakları ile tomurcuk tercih edilir. Yeşil
çay üretiminde polifenol oksidas enzimi Japonya'da yapıldığı gibi sıcak
buharla Çin'de yapıldığı gibi sıcak hava ile parçalanarak flavonellerin
oksitlenmesi engellenir.
Genç çay yaprağı ve tomurcukta bulunan
polifenolik
bileşikler:
· Flavoneller (Önceleri Kateşinler olarak
isimlendirilmiştir)
: Siyah çayın işlenmesi anında polifenol oksidaz enzimi ile
oksitlenerek
siyah çayın renk dahil çeşitli özelliklerini kazanmasına neden olur.
· Flavoneller ve flavonol glikozidler : Çay
bitkisinde
az miktarda bulunurlar. Siyah çay işleme esnasında kapsamları giderek
azalır.
Siyah çayda yeşil çay yaprağına göre %15-25 daha azdırlar.
· Flavonlar
· Asitler ve depsitler : Siyah çayda Aspartik
asit, lösin, glutamik asit, fenilalanin, valin, alanin, serin,
asparagin,
tirozin, arginin, histidin, lisin, izolösin, treonin, gltamin,
beta-alanin,
alfa-aminobütürik asit, triptofan, prolin ve çaya özgü olan Theanin
gibi
amino asitlere rastlanmıştır.
3. Alkaloidler : Çayın aranan bir içecek
olmasının bir önemli nedeni de içerdiği alkoloid maddelerdir.
Alkoloid
madde olarak bilinen kafein, teobromin ve teofilin pürin türevleridir.
· Kafein : Saf olarak (C8 H10 N4 O2) çay
yapraklarında
bulunup, tadı acı kristal halde bir maddedir. Yaşlı yaprağa doğru
miktarı
giderek azalır. Soldurma esnasında kafein miktarı artar. Çayın
insanlarda
yorgunluk giderici, canlılık verici etkisi, içerdiği kafein ile
yakından
ilgilidir. Bir bardak çayın kafein içeriği özdeş miktardaki kahvenin
içeriğinden
yaklaşık %50 daha azdır. Kuruçay %1-5 oranında kafein içerir.
Normal şekilde yapılan demleme ile çayda bulunan
kafeinin yaklaşık %80'i deme geçer. Buna göre 5-6 bardak çay içen kimse
ortalama 300 mg kafein alıyor demektir. Bu miktar İngiliz Eczacılık
Kodeksi'nce
kabul edilen (650 mg saf kafein) günlük dozun yarısından azdır. Ancak
kafeinin
özel fizikokimyasal durumu nedeniyle çay içildiği zaman vücudun kafin
karşı
direnci daha fazla olmakta, tolerans sınırı yükselmektedir. Kafein ve
kafeinden
oluşan metabolik maddeler de vücutta birikmeyip ifrazat yoluyla metil
ürik
asit şeklinde atılırlar.
Kafein beyindeki kılcal damarların önemli
derecede
genişlemesine neden olur, bu kan hareketinin hızlanmasına, insanların
canlılık
kazanmasına ve yorgunluklarını artmasına yol açar. Mide salgılarını
çoğaltır.
Kafeinin olumsuz etkilerinin çayda olumlu etkilere dönüşmesi konusu
gerçekten
ilginçtir. Çay içersinde bulunan ve thearubigin adı verilen bileikler
kafein
ile tepkimeye girerek mide üzereindeki olumsuz etkilerini önlemektedir.
4. Azotlu Bileşikler : Bitkilerde 'N' kapsayan
bileşiklerin başında proteinler gelir. Çay yapraklarında 'N' miktarı
%4,5
civarında bulunur. %2,5'un altına düştüğünde şiddetli azot noksanlığı
ortaya
çıkar. Çay bitkisinde proteinler yapı taşı olarak önem taşırlar. Eğer
çay
bitkisi yüksek oranda protein içeriyorsa işleme sırasında protein ile
polifenoller
arasında tepkime sonucu suda çözünmeyen bileşikler oluşur. Bu durum
siyah
çayın niteliksiz olmasına neden olur. Buna karşın yeşil çay üretimine
olumsuz
etki yapmaz. Japonya'da çaylıklar gölgelik yerlerde kurulur, bu nedenle
bitkide protein kapsamı yüksek, polifenol kapsamı düşük olur.
Çay bitkisinde tomurcuktan başlayarak aşağıya
doğru inildikçe yapraklarda toplam protein kapsamı azalmaktadır. Bu
arada
vejetasyon başında sona nispeten önemli derecede yüksektir.
5. Karbonhidratlar : Öteki bitkiler
gibi çay bitkisi de basit şekerlerden kompleks polisakkaritlere-
selüloza
ve hamselüloza- değin tüm şekerleri içerirler. Çay yapraklarında
serbest
glikoz, früktoz, sakkaroz, ve iki oligosakkarid ile glikozit
bileşenleri
olarak glikoz, ramnoz, galaktoz ve arabinoz bulunmaktadır.
Üretim sırasında sakkaroz miktarı azalır. Buna
karşın siyah çayda glikoz ve früktoz gibi monosakkaritlerin miktarı
artar.
Kimyaca saf glikoz ya da früktoz çözeltilerinin yüksek sıcaklıkta
ısıtılmalar
durumunda karamel aroması verdiği bilinmektedir. Kurutma sırasında da
özdeş
bir koku hissedilir. O nedenle basit karbonhidratların çayın aromasına
olumlu yönde etki yaptığı varsayılır.
Çay yaprağı yaşlandıkça lignin, hemiselüloz ve
a'selüloz oranı artar. Her ne kadar bunlar çay suyuna geçmedikleri
için
olumsuz etkileri olmazsa da lif oluşturmaları nedeniyle kuruçaydan
ayrılmaları
gerekir, randımanı düşürür.
· Pektik Maddeler : Çay yapraklarının işlenmesi
sırasında görülen sıvı kısmın kıvamına, siyah çayın tat kazanmasına
olumlu
yönde etki yapar. Soldurma süresinin uzunluğu ve derecesi pektik
madde üzerine etki yapmaz. Buna karşın değişik çay bitkisi çeşitlerinde
pektik madde miktarları da farklılık arz etmektedir.
6. Klorofil ve Öteki Pigmentler :
Çay bitkisi karoten, ksantofil ve klorofil içerir. Yaz aylarına göre
çay
bitkisi, ilkbaharda daha fazla klorofile sahiptir. Yaşlı yaprakların
klorofil
kapsamları genç yapraklarınkine oranla yüksektir.
İşleme esnasında pigmentler önemli ölçüde azalır.
Siyah çayda fazla miktarda klorofil bulunması halinde çayın rengi yeşil
ve tadı otsu olur.
Karoten ve neoksantin miktarı soldurma esnasında
azalırken lutein ve violeksantin miktarları artar.
7. Vitaminler : Çayın fizyolojik etkinliği,
büyük ölçüde çay bitkisinde ve çayda bulunan vitaminlerden ileri gelir.
Çayda bulunan vitaminler şunlardır:
· Vitamin C: Çay yaprağında bulunan vitamin C
miktarı, limon ya da portakal suyunda bulunandan 3-5 kat daha fazladır.
İşleme esnasında siyah çayda C vitamini büyük ölçüde yok olur. Yeşil
çay
üretiminde ise göreceli olarak daha az kayıp olur.
· Vitamin B1 (Tiamin):
· Vitamin B2 (Riboflavin):
· Vitamin PP (Nikotinik Asit):
· Pantotenik Asit :
8. Uçucu Maddeler: Tat ve
koku (aroma)
çayın niteliğini belirleyen öğeler arasında yer alır. Çayın kokusu
üzerinde
esensiyel yağlar temel öğe olarak kabul edilir. Çayın kokusu tek bir
maddenin
etkisi altında değil pek çok etmenin altında oluşmaktadır. Değişik
kökenli
çayların farklı kokulara sahip olmalrına karşın uçucu madde miktarları
birbirine çok yakındır.
Kaynak:
1) Prof.Dr.Burhan Kaçar, Çayın
Biyokimyası ve İşleme Teknolojisi
Bu konuda kapsamlı
bilgileri
bu eserden ve yazarın diğer eserlerinden elde edebilirsiniz.