Çaykur Özelleşecek mi?



Çaykur'un özelleştirilmesi konusu geçmişte zaman zaman gündeme geldi, önümüzdeki günlerde de geleceğe benzer. Büyük çoğunluğun bugün belki değil bir gün mutlaka gerçekleşecek gözüyle baktığı Çaykur'un özelleştirilmesi konusu hakkında çok şeyler söylendiği gibi söyleneceğe de benzer. Soylenenleri ve söylenecekleri bir araya toplamaya çalışacağız. Bakalım neler denilmiş, daha neler neler denilecek....








Çaykur 2013 yılına kadar özelleşecek


Rize Ziraat Odası Başkanlığı'nda yaptığı açıklamada, ÇAYKUR'un özelleştirilmesi için çalışma yürütüldüğünü ifade eden Bayraktar, ''2007-2013 yılları arasında uygulamaya konulacak olan dokuzuncu kalkınma planında çayda devlet sektörünün özelleştirilmesi öngörüldü. ÇAYKUR yaş çayın yüzde 55'ini alıyor. Çeşitliliğini artırdı ve son yıllarda kara geçti. Böyle bir kurumun özelleşmesinin bölgeye, üreticiye ve devlete hayrı olmaz'' diye konuştu.
   
Haber 53, 02 Mayıs 2008






Çaykur Özelleşecek mi?


Genel Müdür Ekrem Yüce açık ve net konuştu:
"Bu siyasi bir olaydır. KİT'ler özelleştirmeye alınmıştır. Çaykur da bunun içindedir. Bu uzun yıllar alabilir. Hiç de olmayabilir. Hemen de olabilir. Önümüzde kriter yok. Düşünüyorum, neden özelleşsin? Özelleştirmede aranan kriterleri Çaykur taşıyor mu? Zarar eden kuruluş değiliz, kar ediyoruz. Ülkemizde özelleştirme sadece zarar edenlerde yapılmıyor. Kar eden kuruluşlar da özelleştiriliyor. Çaykur üst üste 4 yıl kar etti. Başarılar elde etti. Bize diyorlar ki; “Özelleşme yapılacak da ondan kar etti.” Bu mantık çok sakat. Kurumu zarara mı uğratsaydık. Bunun Çaykur için neden gündeme geldiğini bilemiyorum. Vehimlerle iş yürümez. Resmiyet yoktur. Çaykur için ne yasa ne de bir genelge söz konusu değildir. Biz işimize bakıyoruz."

Pazar 53, 01 Mart 2008






Devler çay pazarına girdi Rize karıştı

Önce Ülker Grubu, Oba ve Doğa Çay’ı satın aldı, ardından Coca-Cola Doğadan’ı bünyesine kattı. Sadece bitki çayı üreten Doğadan, Coca-Cola şemsiyesi altında siyah çay üretecek.

Çay sektörüne iki büyük devin girmesi Rize’yi de hareketlendirdi. Halkın önemli bir bölümünün geçim kaynağı olan çay ve ÇAYKUR, gelişmeleri büyük bir dikkatle izliyor. Kentte herkes “Bu şirketler çay sektöründe küçük kalmaz mutlaka büyüyecekler. Gözleri de ÇAYKUR’da” diyor.



Aslında haksız da sayılmazlar, çünkü birkaç gün önce bir işadamı da aynı şeyi söyledi. Sektöre yakın olan bu işadamının yorumu da “Hükümet, özelleştirmeye önem veriyor. KİT’lerin önemli bir bölümü satıldı, herkes TEKEL’in ardından sıranın ÇAYKUR’a geleceğini düşünüyor. ÇAYKUR’a talip olmayı planlayan şirketler de sektöre şimdiden girmeyi düşünüyor” şeklinde oldu.

Zaten, Ülker’in ÇAYKUR’la ilgilendiği daha önce de dillendirilmişti. Ülker’in kurucusu Sabri Ülker’in devletin olduğu alanlarda faaliyet göstermek istemediği biliniyor. Bu bir anlamda Ülker’in temel stratejilerinden biri. Dolayısıyla Ülker Grubu, planlarını ÇAYKUR’un bir süre sonra özelleşeceği ve devletin bu alandan çıkacağı üzerine kuruyor.

ÇAYKUR’da sendika yarışı

Rizelileri hareketlendiren bir diğer konu da ÇAYKUR’daki sendikal hareketlilik. ÇAYKUR’da uzun süredir Türk-İş’e bağlı Tek Gıda-İş Sendikası örgütlü. Ancak Hak-İş’in Öz Gıda-İş Sendikası da bir süredir bu işletmede çoğunluğu almak ve sözleşme hakkını elde etmek için hızla çalışıyor. Tek Gıda-İş’li işçilerin bir kısmı sendika değiştirmiş durumda. Hak-İş’in hükümete yakınlığından hareket eden Rizeliler “Hükümet, ÇAYKUR’u özelleştirecek ve burada direniş olmaması için Öz Gıda-İş devreye girdi” yorumu yapıyor.

Bugünlerde Rize’deki yerel kanallar, gazeteler ve internet siteleri bu konuyla ilgili haberlerle dolu. Öz Gıda-İş bu iddiaları yalanlıyor, Tek Gıda-İş ise bu iddiasını sürdürüyor. Yerel kanallardaki tek konu ÇAYKUR’un özelleştirilmesi, sendikalar arasındaki çekişme. Toplumun farklı kesimleri kendi aralarında toplantılar yaparak ÇAYKUR’un özelleştirmesinde nasıl bir tavır alacaklarını tartışıyor. Hatta ÇAYKUR Genel Müdürü’nün Öz Gıda-İş Sendikası’nın örgütlenme çalışmalarına göz yumduğu iddia ediliyor.

Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel bir sure once ÇAYKUR’da ihanet şebekesinin özelleştirme taşeronluğu yaptığını söyledi. Türkel “Öz Gıda-İş Sendikası çatısı altında Rize’ye yapılanmaya gelenler sendikal bir boşluk doğurarak özelleştirmenin yolunu açmak istiyorlar. Sendikal boşluk ortaya çıktığı zaman ve toplu sözleşme hakkı ortadan kalktığı gün, ÇAYKUR’un özelleştirilmesi için düğmeye basacaklar’’ diyor.

Devler çay pazarına girdi Rize karıştı, Esin Gedik, Akşam, 17.02.2008






Özelleşmeyecek diyemiyoruz

İl Başkanı Yılmaz Katmer,ÇAYKUR’un özelleştirileceği tartışmalarına son noktayı koydu. Katmer: "Bir Sivil Toplum Örgütü başkanı çıkıyor diyor ki Ben bu sendikayı seviyorum buna destek verin diyor. Vermeseniz ÇAYKUR özelleşir diyor. Hiç birbirimizi kandırmaya gerek yok. Türkiye’de bütün devlet kuruluşları özelleştirme kapsamına alınmış ve bir gün özelleşecekler. Telekom ve PETKİM gibi kuruluşlar özelleştirildi, Şimdi Tekel özelleştiriliyor. Ama Başbakanımız burada bir şey söyledi. ÇAYKUR kendi kendini idare ettiği sürece en son özelleşecek olan kurum olacak diyor. Özelleşmeyecek diyemiyoruz. Bir gün özelleşecek. Belki 10 yıl belki 20 yıl sonra ne zaman olacak bunu bilmiyoruz. Bizim görevimiz insanımızı mağdur etmeyecek düzeyde maksimum çalışmaktır” dedi.

 
Ajans 53, 17 Ocak 2008







Çaykur'u kimse özelleştiremez


Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Mehmet Şahin, kimsenin Çaykur'u özelleştirmeye gücünün yetmeyeceğini belirtti.

Şahin, sendikalarının bölgede Çaykur'da çalışan işçiler arasında örgütlenme çalışması başlatmasının ardından 'Çaykur'un özelleştirilmesine zemin hazırlandığı' şeklinde iddialar ortaya atıldığını ifade etti.



TÜPRAŞ ve Telekom'un özelleştirilmesine değinen Şahin, şöyle devam etti:

''TÜPRAŞ, Telekom özelleştirildiğinde, buralarda diğer sendikalar örgütlüydü. Şimdiye kadar hangi özelleştirilmeyi durdurdular? Sanki Çaykur özelleşecek, ama Tek Gıda-İş Sendikası bunu engellemiş. Böyle açıklamalar yapılacağına, böyle bir tehlike varsa el birliği ile buna karşı duralım. Ayrıca Tek Gıda-İş Sendikası'nın bu kadar gücü vardı, Çaykur'un özelleştirilmesini engelliyordu da Çaykur işçisi niye bu kadar mağdur oldu? Geçmiş yıllarda Çaykur'da 40 bin işçi çalışıyordu, ancak bu zamanla azaltılarak 15 binlere düşürülürken Tek Gıda-İş Sendikası neredeydi, niye bunu engellemedi?''

Şahin, Çaykur'un özelleşemeyeceğini, çünkü Çaykur'un özelleşmesi halinde Doğu Karadeniz yöresinin ekonomik olarak batacağını savunarak, şunları kaydetti:

''Bunu bilmek için Karadenizli olmaya gerek yok. Doğu Karadenizlinin tek geçim kaynağı çaydır. Eğer özelleşme tehlikesi varsa bunun karşısında en büyük güvence Hak-İş Konfederasyonu'dur. Bütün işçiler ve üreticilerimiz bilsin ki Hak-İş'in gücü onların hepsinin gücünden fazladır. Biz sorumlu sendikacılık yapıyoruz. Özelleştirme gibi bir problemle karşılaşırsak en ön safta ben olacağım. Bunun için önce tabanıyla bütünleşmiş bir sendika olacak. Kimsenin Çaykur'u özelleştirmeye gücü yetmez. Böyle bir girişimde karşısında ilk bulacakları Öz Gıda-İş Sendikası ve bizim arkamızda olan işçi ve üretici arkadaşlarımızdır.''

Pazar 53, 09 Ocak 2008





Özelleştirme karşıtlığına tasfiye

Rize'de, Tek-Gıda İş Sendikası'ndan istifa eden üyelerin hükümete yakınlığı ile bilinen Öz-Gıda İş Sendikası'na geçişleri sürüyor. Tek-Gıda İş Sendikası'nın ÇAYKUR'un özelleştirilmesine karşı duruşunun bu şekilde etkisizleştirilmeye çalışıldığı belirtiliyor.

Rize'de ÇAYKUR'da çalışan işçilerin Tek-Gıda İş Sendikası'ndan istifa ederek hükümete yakınlığıyla bilinen Hak İş'e bağlı Öz-Gıda İş Sendikası'na geçişleri devam ediyor. 15 bin ÇAYKUR işçisinden 3 binin noter kanalıyla Tek-Gıda İş Sendikası'ndan istifa ederek Öz Gıda İş Sendikası'na geçiş yaptığı bildirildi. Her ne kadar bu süreç iki sendika arasında rekabet olarak tanımlansa da bu gelişme ÇAYKUR’un özelleştirme gündemi karşısında sendikaların aldığı tavrın bir sonucu olarak değerlendiriliyor. AKP’nin son günlerde sendikalar yönelik müdahalesi dikkate alındığında, iki sendika arasında yaşanan gerilimin bu politikaların bir parçası olabileceği üzerinde de duruluyor.


Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Tek Gıda-İş Sendikası üzerine oyun oynandığını savunurken, işçileri dikkatli olmaya çağırdı. Paliç, iktidarın ÇAYKUR'u satmak için işçinin sesini kesmeye çalıştığını ileri sürerken açıklamada, ''Daha önce bu senaryoları görmüştük. Ziraat odası üzerine oyun oynanmıştı. Tek Gıda-İş Sendikası 30 yıldır Rize'de var. Kim bu sendikanın bir zararını gördü. Tek Gıda-İş Sendikası, ÇAYKUR'un özelleşmesine karşı çıkacak diye sendika üzerine oyun oynanıyor. Tüm üreticilerimizin ve işçilerimizin dikkatli olması gerek. Kimse bu oyuna kimse gelmesin” ifadelerine yer verdi.

Öz –Gıda İş Sendikası Genel Mali Sekreteri Emin Sürücü ise yaptığı açıklamada sendikaya geçişlerin devam ettiğini belirtti. Öz-Gıda İş Sendikası, Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun'un Tirebolu ilçelerinde üye kayıtlarına devam ediyor. Her bölgede noter aracılığı ile alınan kayıtların 3 bini geçtiği ileri sürülüyor. Öz –Gıda İş’in yeni yılda yeni sendika anlayışı ile çalışmalarını sürdüreceğini açıklarken, gelişmeler AKP'ye yakın sendikaların önümüzdeki günlerde hükümet ile işbirliği halinde öne çıkacağının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Sol Günlük Siyasi Gazete, 25 Aralık 2007







Amaç Çaykur'un Özelleştirme Sürecini Hızlandırmak

Rize Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Erbaş, Çaykur çalışanlarına karşı başlatılan sendikal bölmenin, Çaykur’un özelleştirilmesi sürecinin hızlandırmak operasyonu olduğunu söyledi.

Tek Gıda-İş'in Çaykur kadar Rize’ye hizmet veren bir politika izlediğini, bölgede bir denge unsuru olduğunu söyleyen Erbaş, “Çaykur’un çalışanlarını yıllardır bünyesinde tutan, Rize’mizde Çaykur çalışanları ile çay üreticileri arasında denge unsuru olan, Tek Gıda-İş Sendikası, Çaykur’un bu güne kadar özelleşmesine karşı olan bir anlayışla Rizeli hemşerilerimizin ve çay üreticilerinin takdirine mahzar olmuştur. Tek Gıda-İş Sendikası, en az Çaykur kadar Rize’mize hizmet veren bir politika izleyerek, bölgemizde denge unsuru olmuştur. Bu dengeyi bozmak isteyenlerin, iyi niyetle hareket ettiğini düşünmek zor olup endişemiz, Tek Gıda-İş Sendikasını zayıflayıp Çaykur’un özelleştirme sürecini hızlandırmaktan yanadır. Bugün yapılan çalışmalar bunun açık bir örneğidir” dedi.
Gazete Viçe, 19.12.2007






Çaykur Özelleşir Diyen Rüya Görür


Tek Gıda İş Sendikası Bölge Şube Başkanı Naci Bayraktutan yaptığı açıklamada Özelleştirmeyi hiç düşünmediklerini belirterek” Çaykur gibi Bölgesel önemi olan stratejik bir kurumun özelleştirilmesi demek  bölgenin yarısının göç etmesi demektir. Bazı siyasiler zaman zaman Çaykur bir gün mutlaka özelleşir diyor. Bunu diyenler rüya görüyor. Bugün büyük özel sektör kuruluşları bile Çaykur ‘un özelleştirilmesini istemez. Çaykur çayın sigortasıdır. Özelleşti diyelim kim alacak Çaykur ‘u mevcut özel sektör mü, hayır burada asıl amaç 200 bin tonluk kuru çay pazarıdır.Onun için biz Çaykur ‘un özelleşmesi diye bir şeyi düşünmüyoruz” dedi.



Tek Gıda İş Sendikası Bölge Şube Başkanı Naci Bayraktutan, Fabrika delege seçimlerinin sonuçlandığını söyledi. Tek Gıda İş Sendikasının 7 bölge şubesinden biri olduklarını ifade eden Bayraktutan, kendilerine bağlı 49 şubeyi 5 Profesyonel şubeye çevirdiklerini söyledi.


Tek Gıda İş Sendikası Bölge Şube Başkanı Naci Bayraktutan, Fabrika yerlerinin yıllar önce siyasi güçle belirlendiğini belirterek eğer fabrika yerleri siyasi güçle değil de bölgeye dengeli dağıtılsaydı taşımacılık daha kolay olacaktı dedi.
Ajans 53, 19.06.2007






Çay bitirilerek Çaykur özelleştirilecek

Fındıklı’da düzenlenen Genişletilmiş Bölge Değerlendirme Toplantısında konuşan CHP Rize İl Başkanı Mehmet Aslankaya, Başbakan Erdoğan'ın göreve geldiğinden bu yana dünyayı dolaşarak, kendisini ‘dünya lideri’ kabul ettirmeye çalıştığını ileri sürdü.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde dış politikada bu hükümet dönemindeki kadar başarısız bir dönem geçirilmediğini iddia eden Aslankaya, ''Türkiye’nin bugün düşürülmüş olduğu aciz durumun tek sorumlusu AKP iktidarı ve onun yöneticileridir.'' dedi.


Karadeniz'in başlıca geçim kaynağı olan fındık ve çayda yapılanların, bu iki ürünü bitirmeyi amaçladığını ifade eden Aslankaya, ''Fındık fiyatının 7 YTL'den 2 YTL'ye çekilmesinin altındaki neden 3 Kasım seçimlerinden önce Cüneyt Zapsu'ya verilen taahhütlerdir. Çok yakında da IMF'ye verilen reçete doğrultusunda çay da bitirilerek, Çaykur özelleştirilecektir. Bugün yapılan uygulama ve çalışmalar bu yöndedir. Ancak, biz bölge insanları olarak buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. CHP, bölgemizin bu iki önemli stratejik ürününün yok edilmesine ve Çaykur’un özelleştirilmesine kesinlikle izin vermeyecektir.'' diye konuştu.
Gazete Viçe, 02.04.2007






ÇAYKUR Satılırsa ne olur ?

Bir çoğumuz,”Ülkenin daha önemli meseleleri varken,Çaykur’un satışından bahsediyor” diye düşünüyordur.


Evet Ülkenin bir çok meselesi var. Ama Çaykur da bu meselelerin arasında yer alır.Ülkenin,bölgenin ve de en önemlisi 205 bin çay üreticinin meselesidir Çaykur



Bir zamanlar ülkenin en önemli ve kazançlı kurumlar tek tek satıldı. Söz konusu olan satış listesinde, ülke ekonomisine, bölge insanına önemli ölçüde katkısı olan Çaykur’un satışı üstü kapalıda olsa gündeme geldi. Bir kaç yıl sonra kendilerini bölgenin sahibi sahibi zannedenler, ”Biz Çaykur’u kara geçirdik. Kurumu şimdilik sattırmayız.” Şeklinde ifadelerde bulunuyorlar. Aslına bakılırsa o “şimdilik” kelimesinin altında çok şeyler yattığını düşünüyorum. Çaykur’u belki bir yıl içinde satmazlar. Ama önümüzdeki 3-5 yıl için kimse garanti veremez.

 

Kamuoyunda, 2 milyona yakın bölge insanın geçiminde büyük payı olan Çaykur’un satışı konusunda birden çok söylentiler var. Bu söylentilerden sadece birini sizlerle paylaşmak isterim; Bölgenin tek Genel Müdürlüğü olan Çaykur’un özelleşmesi kesin. İlgili prosedürler çoktan hazırlandı. ilgililer,oy kaygısıyla bu konuyu henüz kamuoyu ile paylaşmıyorlar


Peki, sektörel bazda  bölgenin,çay üreticisinin hatta ülkenin can simidi olan Çaykur’un satılması demek, 300 tona yakın kuru çay pazarını yabancı sermaye tekellerine teslim edilmesi demektir. Daha da önemlisi,bölgede var olan işsizlik ordusuna birkaç tabur daha eklemek demektir.

 

24 Ocak 1980’de alınan Ekonomik Kararlardan sonra İMF’nin Türkiye de demir atmasından sonra, ANAP’ın ilk döneminde Çayda Özel Sektöründe söz sahibi olması için bölgemizde çok sayıda fabrikalar kuruldu. Söz konusu olan Özel sektörler,birkaç dönem üreticiden hammadde olarak yaş çayı satın aldılar.Gerisi malum… olumsuzluklar yüzünden bugün bunlardan eser yok…


Özelleştirme, ANAP döneminde başladı.Ama bugün itibariyle özelleştirmeyi ele aldığımız da en çok  AKP döneminde özelleştirme yapıldı. Özelleştirmelerin gündeme geldiği dönemde, başta siyasi partiler,sivil toplum kuruluşları ile kamuoyundan büyük tepki gördü.”altın yumurtlayan tavuk” misali kar eden kuruluşlar tek tek satıldı. Bölge insanı, şimdilerde hangi kurum yada kuruluş satılacak diye merakla  bekliyor.


Geçimini çaydan sağlayan 2 Milyona yakın insan, söz konusu olan “ can simidimiz Çaykur’un satış işleminin ön şartlarının yapılıp yapılmadığı…

Sabri Aslışen
Haber 53, 27.10.2006






Dokuzuncu Kalkınma Planı


1 Temmuz 2006 CUMARTESİ -  Mükerrer Resmî Gazete Sayı : 26215

TBMM KARARı
DOKUZUNCU KALKINMA PLANININ (2007-2013) ONAYLANDIĞINA İLİŞKİN KARAR

Karar No. 877    Karar Tarihi : 28/6/2006

Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), 30/10/1984 tarihli ve 3067 sayılı Kanun gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 28/6/2006 tarihli 121 inci Birleşiminde onaylanmıştır.


336. Plan dönemi sonuna gelindiğinde özelleştirme işlemleri sonucunda kamunun hava ve deniz ulaşımı ile lokomotif ve vagon üretimi; şeker, tütün ve çay ürünlerinin işlenmesi; petrokimya sanayi; malzeme alımı; elektrik dağıtım ve toptan ticareti faaliyet alanlarından tamamen çekilmesi; bunun yanı sıra, elektrik üretimi, doğalgaz piyasası, kömür ve diğer maden işletmeciliğindeki payının azalması hedeflenmektedir. Buna karşın tahıl alımı, tohumluk üretimi, demiryolu ulaşımı alt yapısı, elektrik iletimi, petrol arama, hava meydanlarının işletilmesi, posta hizmetleri ile kıyı emniyetinin sağlanması alanlarında faaliyet gösteren KİT’lerin plan döneminde özelleştirilmesi öngörülmemektedir.





Çaykur kâra geçince Hazine’nin izleme listesinden çıkarıldı

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Çaykur), 2004 yılında gerçekleştirilen mamul ürün satışlarından uzun zamandan beri ilk defa, 24 trilyon 60 milyar lira kâr etti.

Türkiye'nin önemli Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) olan Çaykur, kâra geçince Hazine'nin izleme listesinden çıkarıldı. Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce, uzun yıllardan beri zarar eden kurumun geçen yıl kâr ettiğini söyleyerek, "Hazine, özelleştirilecek KİT'leri izlemeye alıyor. Zarara devam eden kurumlar, kapsama alınıyor. Fakat Hazine, son yıllarda ve özellikle 2004 yılında gösterdiği performans üzerine Çaykur'u izleme listesinden çıkardı. Yani Çaykur'un özelleştirilmesi donduruldu, kurumun özelleştirilmesi gündem dışıdır." dedi. Yüce, bütün dünyada kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinin konuşulduğuna işaret ederek, kurumun izleme listesinden çıkarılmasını "Belki de Türkiye de ilk." sözleri ile açıkladı.

Zaman, 4 Mayıs 2005






Marka odaklı" bir özelleştirme yaklaşımı önerisi: Bir türlü özelleştirilemeyen Çaykur

Türkiye’deki çarpık yapılanmış pazarlardan biri de çay pazarıdır. 1980'lere kadar devlet tekelinde olan çay işleme ve paketleme endüstrisi, bu tarihten sonra özel girişimlere de açıldı. Ancak, önemli bir aktör olarak Çaykur özelleştirilemediği için, tekel kalksa bile pazarın belirleyicisi devlet olmaya devam etti.

Yatırım yapması için önemli teşvikler sağlanmasına rağmen, özel sektör gerek yaş çay alımında gerekse işlemede kaliteye özen göstermedi. Satın aldığı yaş çay bedelini zamanında ödemeyerek üreticiyi üzdü. Düşük maliyetlerle ürettiği kalitesiz çayı ancak Çaykur'un ambalajlarını taklit ederek, "ucuz" rekabetle pazara sundu. Bu karmaşa içinde bazı iyi niyetli girişimler de güme gitti, başarılı olamadı. Daha kaliteli olsa bile, tam yirmi yıldır neredeyse hiçbir özel çay markası Çaykur’un itibarını yakalayamadı. Bugün Lipton bile, dökme çay pazarında Çaykur’la rekabet edemiyor.



Çaykur, ne kadar hak ettiği çok tartışmalı olan itibarının saltanatını hala pazarda sürdürüyor. Geniş ve hantal gövdesiyle pazara oturmuş, pazarın önemli bir bölümünü doldurmuş bulunan Çaykur, rekabet fırsatları konusunda eşitliği bozduğu için de pazar bir türlü olgunlaşamıyor.

Türkiye, yılda 200 bin tona yakın tüketimiyle dünyanın ilk beş ülkesi arasında yer alıyor. Türk çay pazarının bir milyar dolara yaklaşan hacmiyle ciddi büyüklükte bir pazar olduğunu söyleyebiliriz.


Çaykur’un 2001 yılından itibaren özelleştireleceği IMF ve Dünya Bankası'na taahhüt edilmişti. Ancak yapılamadı.

Çaykur’un, 1940’larda oluşturulan misyonu, bölgede çay ziraatını geliştirmekti. 46 tane fabrikası, 20 bine yakın çalışanı var. Çay tarımından başka geliri olmayan bölge halkı için ayrı bir önem taşıyor. Ayrıca, özellikle çay bahçelerindeki yaşlanma ve iklim nedenleriyle maalesef Türk çayı dünya kriterlerine göre kaliteli değil. Biz üretiyor, biz içiyoruz. Bu nedenle pazardan Çaykur’un çekilmesi, belli önlemler alınmazsa çay üreticisini gerçekten de zor durumda bırakacaktır. Yani konunun sosyal ve siyasi boyutları var, bu nedenle özelleştirme konusu ertelenip duruyor.

Bir de özel çay üreticileri lobisinin baskısı olduğunu duyuyorum. Herkes pazarda belli bir yer edinmiş, mevcut stabilizasyonun bozulması durumunda başlarına ne geleceğini bilmiyorlar. Çaykur’un özelleşmesi, pazar yapısını allak bullak edeceği için, kimse yeni duruma adaptasyon konusunda kendine güvenmiyor.

Aslında bir başka gerçek de Çaykur’un bir bütün olarak özelleştirilememesiyle ilgili… 46 eski fabrikayı ve 20 bine yakın çalışanı kim nasıl alabilir, alırsa ne yapar? Hükümetin Çaykur’u özelleştirmeye niyeti var mıdır, varsa stratejisi nedir, bilmiyorum ve merak ediyorum. Ama bu özelleştirme olmadan, çay pazarının belli bir olgunluğa kavuşması da kısa ve orta vadede pek mümkün görünmüyor.

Ancak şu uyarıyı da yapmak gerekekir: Bugün Çaykur'la rekabet edebilecek güçteki tek marka olan Lipton, pazardaki ağırlığını kazanç marjları yüksek poşet çaylara odaklamış durumda... Bu nedenle de Çaykur'un hakim olduğu alana girmeyi, sanırım pek avantajlı görmüyor. Yarın bu kararından vazgeçebilir, "low cost" stratejisiyle pazarda önemli bir aktör haline gelebilir. Veya buna Çaykur'la çok rahat rekabet edebilecek bir uluslararası güç girişebilir. Bu durumda Çaykur, burada saymaya gerek duymadığım ciddi zaafları nedeniyle pazardaki gücünü kaybedebilir. Bu da, bir "ulusal değer"in heba edilmesi anlamına gelecektir.

Bir özelleştirme yaklaşımı önerisi

Görünen o ki, siyasi ve sosyal sorunlar için önlemler alınsa, çay lobisine kulak tıkansa bile Çaykur bu şekilde özelleştirilemez. Fabrikalar bazında bir özelleştirme yapılması halinde de bir şekilde marka değerine ulaşmış Çaykur markası elde kalır ve heba olur. Oysa şu anda Çaykur’un elindeki en önemli değer bu… En itibarlı özel çay markaları bile Rize, Filiz, Harman gibi altmarkalarıyla Çaykur’u taklit etmekten kendini alamıyor. Türk tüketicisinin bir dönemki Şahin, Doğan, Doğan görünümlü Şahin tutkusu gibi irrasyonel bir talep bu... Ama böyle şeyler oluyor, ne yapalım? Ayrıca Çaykur'un, bu ülkenin damak tadına uygun çayı üretebildiğini de söylemeliyiz. Çok büyük tonajlarda ve tarımsal üretimin her lokasyonunda çay alımı yapabildiği için geniş harmanlama imkanlarını da elinde bulunduruyor. Böylece daha dar bir alanda alım yapan bir özel çay firmasının risklerini taşımıyor.

Bence Çaykur, ancak rasyonel bir marka stratejisiyle özelleştirilebilir. Bunun için de bir önceki yazımda söz ettiğim “tepsi marka stratejisi”ni öneriyorum.

Bugün itibariyle dökme siyah çay pazarının lideri konumunda olan Çaykur, ürün yelpazesi üzerinde yeni kombinasyonlara girme avantaj ve gücünü elinde bulunduruyor. Şu anki gücüyle ve çok iyi bir planlamayla bunu risksiz bir biçimde ve çok kısa bir sürede gerçekleştirebilir. Mevcut bayi örgütlenmesi ve tüketici alışkanlıkları nedeniyle pazara karşı neredeyse bir "dayatma" yöntemi ile, mevcut ambalajları eriterek yeni markalar bazında çok hızlı bir penetrasyon sağlayabilir. Bu ölçüde bir tüketici sadakati ve böyle bir tüketici algısı temeli üzerine yepyeni yapılar inşa etmek hiç zor değildir. Ancak Çaykur bunu, bugün yapabilir. Mevcut gücünde ve imkanlarında eksilme söz konusu olduğunda operasyonu başarıyla yönetmek zorlaşabilir. Çaykur, aynı zamanda bu yeni yapılanma süreciyle birlikte arz biçimlerinde de yenilikler yapılabilecek, ambalaj dizaynlarındaki özensizlik ve amatörlüklerin de giderilme imkanı doğacaktır. Bu yeni pozisyonun, piyasadaki Çaykur taklitçilerini de bir anda açığa düşüreceğini söyleyebiliriz.
Çaykur, kendisini “tepsi marka” konumuna çekerek, çeşitli kategorilerde bağımsız yeni markalar yaratabilir. Belli bir kuluçka ve olgunlaşma döneminden sonra, bu markalardan Çaykur “onay ve destek”ini çektiğinizde bile yeni markalar ayakta duracak güce zaten kavuşmuş olurlar.

Çaykur markası? Onu bir hatıra olarak kalbimizin en derin köşesinde saklayacağımızdan emin olabilirsiniz. Rahat olun.

Ya fabrikalar? Pazar değeri yüksek her yeni markanın yanına birkaç fabrika takın, paket olarak satın. Hatta bence fabrikaları hediye edin, markalardan alacaklarınız size yeter.

Ve de… Bir “markalaşma stratejisi”yle dünyadaki ilk özelleştirmeyi gerçekleştirin, literatüre geçin.

Not: Bu arada Türk çayının yeniden konumlandırılması konusundaki çabaları da olumlu buluyorum. Çiftçi ya parasızlıktan ya alışkanlıktan ya da gerçekten ihtiyaç olmadığından zirai ilaç ve gübre kullanmıyor, Çaykur da bu durumu avantaja dönüştürüp Türk çayını "dünyanın tek organik çayı" olarak lanse etmeye çalışıyor. Dışarıda yine de şans görmüyorum, ama iç pazarda, ithal çay rekabetine karşı işe yarayabilir. Tabii bunu, benim gibi konuya kulağını kabartmış olanlar duyuyor, iç pazardaki iletişimde bile yeterli vurguda kullanılamıyor. Çaykur reklamları konusuna da hiç girmeyelim, değil mi?

A. Selim Tuncer
15 Aralık 2005






ÇAYSİAD’a Tepkiler Devam Ediyor

Çay Sanayii İş Adamları Derneği (ÇAYSİAD) tarafından önceki gün Dedeman Otel’de düzenlenen ‘Türkiye’de çay sektörünün yaşadığı sıkıntılar ve Çaykur’un özelleştirilmesi’ konulu toplantıya tepkiler artarak devam ediyor. Çaykur’un yer almadığı bir toplantıda, gündemde olmadığı halde özelleştirmenin ele alınması ilginç bulundu. ÇAYSİAD derneğinde Lipton dışında hiçbir üretici firmanın üye olarak bulunmadığı, çoğunluğunu ihracatçıların oluşturduğu derneğe, Rize’de özel sektör altında faaliyet gösteren fabrikaların da hiçbirinin üye olmadığı ortaya çıktı. Türk çaycılığının tartışıldığı toplantıda başta Rize olmak üzere, Trabzon ve Artvin illerinde faaliyet gösteren özel sektör temsilcilerinin de bulunmaması dikkat çekti. Toplantı ile ilgili yapılan değerlendirmelerde, ÇAYSİAD’ın Türkiye’deki Türk çay piyasasını ele geçirmek ve yabancı menşeli çayların ülkeye girişini kolaylaştırmak için altyapı oluşturmanın peşinde olduğu açıklandı.


Toplantıya yöneltilen eleştiler şöyle:

Gümrük ve Tekel Eski Bakanı Tuncay Mataracı: Çay sektöründe çözüm bekleyen bir çok sorun dururken özelleştirmenin ele alınması düşündürücüdür. Devlet yetkilileri Çaykur’un özelleşmesi gündemde yok demesine rağmen, birileri özelleştirilme ile ilgili çaba gösteriyor. Bu dernek gerçek amacını açıklamalıdır.

Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Hacıfazlıoğlu: Çaykur’un özelleştirilmesinin konuşulduğu ve Çaykur’dan hiçbir yetkilinin bulunmadığı toplantıya katılmayı uygun bulmadım. Son 15 yıl içerisinde Çaykur olmamış olsaydı, bölge halkı tamamıyla burayı terketmek zorunda kalırdı. Ülkedeki en önemli sıkıntı üretim fazlasıdır. Bu firmalar çayın ihracı yönünde çalışma yaparlarsa onlara destek veririz.

Türkiye Ziraatçılar Derneği Rize Şubesi Başkanı Güngör Usta: ÇAYSİAD’ın yaptığı toplantıya davet edilmememiz düşündürücüdür. Çaykur’un özelleştirilmesini savunmamız mümkün değil. Çaykur, çay tarımının ve çay üretiminin güvencesidir. Bu kurumun özelleştirilmesi sonucunda, komşumuz Gürcistan da olduğu gibi, yerli üretim sona erer ve yabancı menşeli ithal çaylar pazarı alır. Bu işten ithalatçı firmalar kazançlı çıkar.

TekGıda İş Sendikası Bölge Başkanı İsmail Topçu: Çay sanayinin bel kemiği olan Çaykur ile 25 bin kişiyi temsil eden sendikanın toplantıya davet edilmemesini anlayamadık. Bence ÇAYSİAD’ın paneli düzenlemesindeki amaç başkadır. Bunu da ortaya çıkıp söylemeliler.

Eleştirilere cevap veren ÇAYSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Ruşen, Rize’de yapılan toplantıdaki amacın Çaykur’un özelleştirilmesi olmadığını söyledi. Yapılan toplantıda çay sektörünün yaşadığı soranları, sorunların nasıl aşılabileceği ve devletin çay sektöründeki rolünün ele alındığını hatırlatan Ruşen, “Çayın genel durumu yanında Çaykur’un özelleştirilmesinin faydalı olup olmayacağını da tartıştık. Çay sektörü ile ilgili önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkacak olan gerçekleri bugünden görmemiz lazım. Yapılan eleştirilere de bir anlam veremiyorum.” diye cevap verdi.

Zaman, 16 Şubat 2002





Dün Çay Üreticilerine Sahip Çıkmayanlar Bugünde Sahip Çıkamaz



Rize ÖDP Merkez İlçe Saymanı Atilla Kayhan “ Üreticilerin alınterinin, Emeğininin hakkını bizden başka kimse savunamaz. (Dilek Yanık-Esra Meydan) Aylardan beri Çaykur’un özelleştirilmesi ile ilgili yapılan tartışmalara bu kez Rize Özgürlük ve Dayanışma Partisi de katıldı. Rize ÖDP Merkez İlçe Basın Sözcüsü Sayman Atilla KAYHAN bir açıklama yaparak “dün üreticilerinin yanlarında olmayanlar bugün onların hakkını savunuyor görüntüsü içersine girmesinler” diyerek şu açıklamalarda bulundu.

“Bilindiği gibi 2000 yılı yaş çay taban fiyatının açıklanmasıyla ikiyüzellibin çay üreticisi vatandaşımız adeta şok olmuştu. Biz bütün çay üreticileri ve sivil toplum örgütleriyle, bütün siyasi parti temsilcileriyle birlik içersinde olup verilen yaş çay taban fiyatlarına karşı gerçek anlamda çayımıza fiyat verilmesi için birlik olalım dedik ancak hiç kimse buna yanaşmadı.

Biz bütün engellemelere rağmen çay üreticisinin sorunlarını Ankara’ya taşımak için imza kampanyası başlattık. Topladığımız onbin imzayı Ankara’ya yetkililere ilettik. “ diyen KAYHAN “Çay üreticisi emeğinin gerçek değerini almak ve Çaykur’un ÖZELLEŞTİRİLMESİNE karşı çıkmak için ilimizde geçtiğimiz aylarda kimsenin cesaret edemediği bir şekilde alanlara çıkarak Emekçi halkımızla birlikte görkemli bir miting yaparak çayda yaşanan sorunları ve oynana oyunları ortaya çıkarttık. Daha sonra da onlarca üreticimizle Ankara’ya yürüdük ve taleplerimizi haykırdık” dedi.

KAYHAN “Bunların sorunu özelleştirecekleri çay fabrikalarını nasıl özelleştireceğiz falan değil bu fabrikaları fabrikaları hangi HOLDİNG DOSTLARINA PEŞKEŞ çekeceklerine kavgasını veriyorlar. Bu oyunlara da Tek Gıda iş Sendika Temsilcisi İsmail Topçu’da alet oluyor. Topçu üyelerine sahip çıkması gerekirken Ben Mesut Yılmaz’la görüştüm özelleştirme askıya alındı diyerek bu iş içinde ne kadar rol aldığını ortaya koymaktadır. Bunlar IMF’ye verilen sözleri unuttular mı? IMF politikaları gereği ÇAYKUR 2001 yılında kesinlikle özelleştirilecektir” diyen KAYHAN “ANAP’ın seçim programında Çaykur’un özelleştirilmesi mevcuttur. Şimdi Rize’ye gelecek olan Sayın  Mesut Yılmaz ne adına Rize’ye gelecek. Bu halkın karşısına çıkmaya  utanmayacaklar mı? Yoksa hemşehrilerine “Biz IMF’ye söz verdik. Hükümet ortaklarımızın dediğinin dışında bir tavır ortaya koyamazdık “ “Ülkenin selameti açısından böyle olması gerekirdi” diyerek başka partileri suçlayarak bu işin günahından kurtulacaklarını sanıyorlar. Yılmaz Rize’de istenen adam değil. O Rize’de Devlet Dairelerindeki Kurum Amirleri ve Bürokratlarıyla gelip Rize’de açılışlar yapıp boy gösterisi yapacak olan Yılmaz’ın peşinden hiçbir çay üreticisinin katılmayacağını hep birlikte göreceğiz” dedi.

Rize ÖDP Merkez İlçe Saymanı Atilla Kayhan
Yeni Rize, 31 Ağustos 2000






Çaykur'un Çay Fabrikalarının 2001 Yılında Özelleştirilmelerinin Planlanması

Çaykur'un çay ve Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'nin şeker fabrikalarının 2001 yılında özelleştirilmeleri planlanmaktadır.

Özelleştirme İdaresi'ne devredilecek işletmeler portföyü Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş., ÇAYKUR, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu ve ETİ Holdingin bazı fabrikalarını kapsamaktadır.

DMO, TMO, TİGEM, ÇAYKUR ile ilgili yeniden yapılanma ve özelleştirme çalışmaları sürmektedir.

Kaynak:
Enflasyon İle Mücadele ve Yeniden Yapılanma Programı,
Recep Önal, Devlet Bakanı,

15 Eylül 2000, İstanbul






Çaykur Karabük’te olduğu gibi üretici-işçisine satılmalı  

Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanlarından Karayalçın tatil amaçlı geldiği baba ocağı Rize’deki konuşmasında:

“ÇAYKUR’un kurtuluşunun özelleştirme ile sağlanacağı kanaatindeyiz. ÇAYKUR’un içinde bulunduğu durumdan Kardemir metodu bir özelleştirme kurtarır. ÇAYKUR Karabük’te olduğu gibi üreticisine ve işçisine satılmalıdır” dedi.
Yeni Rize
29/08/2000






Çaykur'u Özelleştirmem 


Başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz kendi ilçesi Çayeli'den seslendi:

"ÇAYKUR çok önemli Özelleştirmem. Bu kurum diğerlerinden farklı. Karadeniz bölgesinde çayla ilgili olmayan çaydan evine ekmek girmeyen aile yok. Ancak ÇAYKUR'u daha sağlıklı bir yapıya kavuşturmaya çalışacağız."

Karadeniz
3 Eylül 2000






Çaykur’un Özelleştirilmesi ve Üretimin Azaltılması  

Bir takım kişiler çıkıp özelleştirilmenin askıya alındığını söylüyor.

Çaykur’un özelleştirilmesine tepkiler çığ gibi büyürken, Tek Gıda İş Sendikası Bölge Başkanı İsmail Topçu’nun “Ben ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’la konuştum, Çaykur’un özelleştirilmesi askıya alındı” şeklinde açıklama yapması tartışmalara yeni boyut kazandırdı.
DYP il Başkanı Nihat Mete, yapılan açıklamaya tepki göstererek,

“İsmail Topçu, ANAP’ın sözcüsü müdür? O gitsin maaşlarını almayan işçilerin sözcülüğünü yapsın. Hükümetin IMF’ye verdiği iyi niyet mektubunda Çaykur’un özelleştirilmesi ve üretimin azaltılması gibi konular da yer almıştır. 10 Mart 2000 tarihinde verilen bu mektup kamuoyundan saklanmıştır. Bazı basın organlarında bu mektubun varlığını ortaya çıkardı. Bu kezde oluşan tepkiyi ortadan kaldırmak için bir takım kişiler çıkıp özelleştirilmenin askıya alındığını söylüyor. BÜTÜN BUNLAR YALANDIR.


Mektupta, “Biz özelleştirme işini 2000’de kesin başlatacağız. Diye taahhütname verilmiş. Bu mektup Mesut yılmaz tarafından değil, hükümet yetkilileri tarafından IMF’ye verilmiş şimdi nasıl oluyor da Topçu Mesut Yılmaz’la konuşarak özelleştirmenin askıya alındığını açıklıyor. Yılmaz kendi başına IMF’nin kararlarını nasıl askıya alıyor? Topçu, 25 bin işçinin hakkını nasıl savunacağını öğrensin. Onun mücadelesi içinde olsun. ANAP’ın sözcülüğü ona düşmedi. Bir sendika başkanı nasıl oluyor da ‘Yılmaz, benim yanımda Yüksel Yalova’yı arayarak talimat verdi. Bu işi askıya alalım’ dediğini öne sürüyor. Bu ne ciddiyetsizlik. Topçu’nun böyle bir gücü varsa Yılmaz’a daha önce söyleseydi çay ve fındığa daha fazla para verirdi ve bu kadar insan sefalet çekmezdi” diye konuştu.

Yeni Rize Gazetesi
22-23 Ağustos 2000






Çaykur Özelleştiriliyor


Çaykur (Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü) Bakanlar Kurulu kararı ile 2000 yılında özelleştirilecek kit teşekkülleri arasında yerini aldı. Özelleştirilmesi 1997 yılından bu yana gündemde olan Çaykur özellikle hükümetler tarafından siyasi çıkarlar için bir çiftlik olarak kullanıldı. Usulsüz atamalar ve siyasi çekişmelere sahne olan Çaykur’un bu şekilde zarar ettirilmesi sağlandı.

Çaykur’un özelleştirilmesi kararından sonra birçok firmanın Çaykur’a talip olması ve Çaykur’u almak istemesi “Çaykur bilinçli olarak mı zarar ettiriliyor?” sorusunu gündeme getirdi. Geçen yıl çay tarlalarını kanser tarlaları olarak Milliyet’te manşete taşıyan ve Türkiye’de üretilen çayı karalamak isteyen Aydın Doğan’da Çaykur’a talip olanlar arasında yer alıyor olması dikkatlerden kaçmadı.


Rize Ticaret ve Sanayi odası yetkilileri Çaykur’un halka satılması gerektiğini dile getiriyorlar. Ve Çaykur’un tek kurtuluşunun bu olduğunu söylüyorlar. Öte yandanÇaykur konusunda görüştüğümüz uzmanlar ise Çaykur ve Rize çayının dünya piyasasında pazarlama imkanı bulabilecek bir firmaya Çaykur’un satılmasının en akıllı çözüm olduğunu söylüyorlar.

Bunun içinde ortada dolaşan iki isim var. Yimpaş Holding ve Kombassan Holding. Çaykur sonuçta özelleştirilecek. Bizim dileğimiz odurki halkın geçim kaynağı ve ekmek teknesi Çaykur “Yağma Hasan’ın böreği” olmasın.

Rize Tanıtım, 2000






İki Bakan’dan ayrı ayrı açıklama. Kime inanacağız

Bir Eylül de Anap lideri A. Mesut Yılmaz ile birlikte Rize’ye gelen çaydan sorumlu Bakan Kazım Yücelen ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan vatandaşların Çaykur ne zaman özelleştirilecek şeklinde ısrarlı soruları ile karşılaşınca bazı açıklamalarda bulunmak zorunda kaldılar. Çaydan direkt sorumlu Bakan olan Kazım Yücelen “Çaykur özelleşmeyecek derken, Çalışma bakanı Yaşar Okuyan ise tam aksini söyleyerek “Çaykur mutlaka özelleşecek” diye konuştular. İki bakanın tatmin edici bir açıklama yapmaması çay üreticilerinin moralini bozarken konuyla ilgili bir grup çay üreticisi Mesut Yılmaz’dan tatmin edici bir cevap almak için yılmaz’a ulaşma girişimleri başarılı olamadı.

TEDAŞ Binasının açılış törenine şehir merkezinden yaya olarak yürüyen Bakanlar Kazım Yücelen ve Yaşar Okuyan’a Çaykur’la ilgili yöneltilen sorulara şu cevapları verdiler. Bakan Kazım Yücelen

"Çaykur’un özelleşeceğini kim söylüyor. Çaykur Genel Müdürü yanımda bak, öyle bir şey olsa oda bilir. Yok öyle bir şey. Kim diyor bunları. Belki on yıldır belki yirmi yıldır bilmiyorum" gibi kaçamak cevaplarla özelleştirme ile ilgili net bir şey söylemekten çekindi.



Çaykur’un özelleştirilmesile ilgili olarak ne gün özelleştirileceği ile ilgili kesin bir tarih vermemekle birlikte en net cevabı veren Çaykur’un kesinlikle özelleştirileceğini söyleyen isim ise Bakan Yaşar Okuyan oldu. Okuyan
"Çaykur kesinlikle özelleştirilecek. Avrupa Birliğine giriş çabalarımız ve avrupa Birliğine entegrasyon. Bütün bunlar için ciddi bir çalışma var. Kamu teşebbüslerinin hepsi özelleşecek. Bunun içersinde Çaykur’da var. Çaykur’da kamu iktisadi teşebbüsüdür. O nedenle Çaykur’un özelleşmeside gerçekleşecektir. Ancak bu özelleşmeden üreticilerimizin mağdur olacağını sanmıyorum" dedi.


Murat Karadereli RİZE
Yeni Rize, 3 Eylül 2000






Gündemde Çaykur'un Özelleştirilmesi Yok  

Devlet Bakanı Yalova:

"Gündemde Çaykur'un özelleştirilmesi yok" dedi.

Yalova, yaptığı açıklamada, son günlerde Çaykur'un bazı fabrikalarının özelleştirileceğine ilişkin haberler çıktığını, bunların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Yalova şunları söyledi:

"Sanırım bazı özelleştirme karşıtları suyu bulandırmak için Çaykur'un özelleştirileceği söylentilerini yayıyorlar. Özelleştirme açıklanan bir programla sürüyor. Programda Çaykur yoktur dedi.

Karadeniz






Türkiye Ekonomik Reform Kredisi Kalkınma Politikası Mektubu 


Ankara, 10 Mart 2000
James Wolfensohn, Başkan, Dünya Bankası
Washington, DC 20433
Sayın Wolfensohn,

....

Hükümet Çaykur’un çay ve TŞFAŞ’ın şeker fabrikalarının 2001 yılında özelleştirilmesini başlatmayı planlamaktadır. Sözkonusu tesislerin fiili özelleştirilmeleri 2001’de başlayacaktır. Bu, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun sözkonusu varlıkları Özelleştirme İdaresi’ne devretme yönünde bir karar almasını içerecektir....


Recep ÖNAL                                   Gazi ERÇEL
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı      Merkez Bankası Başkanı
(Mektubun tamamı için)






Üreticinin Sonu


Anavatan Partisi Şehrimiz İl Başkan yardımcısı Köksal İstif’in. Çaykur’un özelleştirilmesine karşı tepkisi sert oldu. Köksal Çaykur’un özelleştirme çalışmalarına tepki göstererek böyle bir durumun üreticinin sonu olacağını söyledi. Bu konuda vatandaşlara da büyük görevler düştüğünü dile getiren İstif üreticileri özelleştirme karşıtı eylem yapmaya çağırdı. Özelleştirme yapılırken çok dikkatli olunması gerektiğini dile getiren İstif çay konusunda devlete ait olduğunu belirterek “Altyapısı çok iyi hazırlanmadan öyle pat diye özelleştirme yapamazsınız. Özel sektör kısmen de olsa denedi. Özel dediniz mi akla kazanmak gelir. Özel sektörün salt amacı budur ama devletin amacı bu değildir. Devletin amacı halkına hizmet etmektir. Sosyal devlet burada ortaya çıkar. Çayda kotayı anlamak mümkün değil Çaykur müstahsiline, üreticisine bu yasağı koyamaz ve koymamalıdır. Üç kilo yaş çay satan bir üretici bir kutu aspirin alamıyor. Çaykuru yönetenler öyle derin koltuklarda çok rahat oturuyorlar, kapıcılarıda var ama birde o alımyerindeki üreticileri neler çektiğini bir görsünler” dedi.

ANAP Rize İl Başkan Yardımcısı
Köksal İstif
Yeni Rize






Yalancılar

DYP İl Başkanı Nihat Mete, Çaykur’un özelleştirilmesi kararının yeni olmadığını, 3 yıldır Çaykur’u Holdinglere satmak için planlar yapıldığını söyledi. 1997’de Çaykur’un satılacağına dair gizli belgeleri ellerine geçirdiklerini bunu basına duyurduklarında ise ANAP’lılar tarafından yalancılıkla suçlandıklarını söyleyen Mete, “Kimin yalancı olduğu şimdi ispatlandı. Kimsenin benim hemşehrilerimin aşını elinden almaya hakkı yoktur. Şimdi elimde hangi fabrikaların satılacağının listesi var. Ben yine basının karşısında hemşehrimin hakkının avunmasını yapacağım. Madem Rize’yi bu kadar düşünüyorlar o zaman hepsi 2’şer fabrika alsın. Satışa sunulan fabrikalar o zaman şunlardı: Aşıklar, Azaklı, Derepazarı, Gündoğdu, Kalecik, Kirazlık, Ortapazar, Pazarköy, Sabuncular, Salarha, Ankara Paketleme, İstanbul Paketleme, Anatamir” dedi.

Karadeniz





Yanlış Hesap

Atatürkçü Düşünce Derneği Rize Şubesi de ÇAYKUR’un özelleştirilmesine karşı çıktı, Türkiye’de kitler ülkenin ihtiyacı göz önüne alınarak kuruldu. Çay, Cumhuriyetle birlikte tarım yapılan bir ürün olup Rize ile özdeşleşen, Rizeliyi bu toprağa bağlayan onun için anlam ve önem ifade eden bir vatan parçası olmasına katkı sağlamıştır.

Cumhuriyetimizi ne kadar önemsiyorsak onu tarım ürünü çay da önemsenmelidir.

İkibinli yıllarda Türkiye tarımı üzerinde dolaşan kara bulutlar çay tarımını da hedef olarak seçmiştir. Geçmişte yaşanan olumsuzlukların acısını bölge insanı unutmuşken özelleştirme ile birlikte o acıları arar duruma gelecektir.



Çay sektörü doğaldır ki sorunlar yaşamaktadır. Üretici sorunlarının çözümü Çaykur’dan beklemektedir. Eleştirilerini de yine Çaykur’a yapmaktadır. Eleştirileri ortadan kaldırmanın çözümü Çaykur’u ortadan kaldırmak değildir.

Bu kadar düşük fiyat ve sorunlar yaşanmasına rağmen toplanmamış bir tek çay ocağı kalmıyorsa çaya alternatif aramak doğru bir yaklaşım değildir. Zira bugün alternatif olarak ortaya konup desteklenen ürünlerin toplamı bölgeye ve ülkemize çayın onda biri (yüzde on) oranında katkı sağlamamıştır, sağlayamaz da.

Bugün istihdam ve sosyal işlevi ile ülkeye iki milyar dolarlık katkı sağlayan bir ürünü yok ederek, Türkiye çayının yerine yabancı ve kaçak çaylara olanak tanımaz.

Özelleştirmeyi kaçınılmaz çözüm olarak ortaya koymak isteyenlere Batum’daki çay tarımı ve sektörünün içinde bulunduğu durumu incelemelerini öneririz. Zira şu anda orada üretici çayını toplamamakta, fabrikalarda atıl durumda bulunmaktadır.

Bölgemizde Çaykur özelleştirilirse ne olur diye baktığımızda geçici bir süre işsiz kalan Türklerin Ruslara bir süre iş olanağı sağlanır, bir süre sonra da Türkiye çayı işlevsiz kalarak Rize hayalet bir kente dönüşür veya Niğde örneğinde görüldüğü üzere kendi toprağında yevmiyeci konumuna düşer ki bölge insanı bunu haketmiştir. Oldu bittiye getirilmek istenen Çaykur özelleştirilmesi, yanlış hesap Bağdat’dan döner özdeyiş ile dikkatleri çekmek isteriz.

Bu konuda tüm bölge halkını duyarlı olmaya çağırıyor, özelleştirmeye karşı tavrını açıkça ortaya koymasını bekliyoruz.
Sevgi ve saygılarımızla.

Atatürkçü Düşünce Derneği
Rize Şubesi
Zümrüt Rize






Türk Şeker ve Çaykur da özelleştirilecek  

Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan başkanlığında hafta başında gerçekleştirilen toplantıdan sonra, Hazine Müsteşarlığı`nda tarımsal kitlerin ele alındığı bir de teknik toplantı yapıldı.

Toplantıya, Tekel Genel Müdürü Mehmet Akbay, TMO Genel Müdürü Mevlüt Karakaya, TİGEM ve Türkşeker ile Hazine Müsteşarlığı yetkilileri katıldı.

Toplantıda, KİT`lerden Türk Şeker ve Çaykur`un bazı fabrikalarının bu yıl içerisinde özelleştirme kapsamına alınması kararı çıktı. Toplantıda ayrıca, TEKEL`in yeniden yapılandırılması ile ilgili kanunun bu yıl çıkarılarak 2001 ve 2002 yıllarında özelleştirilmesinin öngörüldüğü öğrenildi. Tekel`in 1.5 katrilyon görev zararı ve önemli miktarda da vergi borcu bulunuyor.


Toprak Mahsulleri Ofisi`nin ise ilk 6 ayda performans kriterlerini yerine getirdiği belirtilirken, bankalara 346 trilyon borcu olduğu, Hazine`den aldığı 500 trilyon borcuna karşılık yaklaşık 500 trilyon görev zararı bulunduğu bu konuda mahsuplaşmaya gidileceği kaydedildi.

Yetkililer, tarımsal KİT`lerde kısa vadede sorun bulunmadığını, ancak uzun vadede yeniden yapılandırılmaları gerektiğine dikkat çektiler.

Anadolu Ajansı






Sıkıntılara Katlanmak Zorundayız 

Çay Borsası Başkanı Tahsin Sancak “Hep birlikte bir takım sıkıntılara katlanmak zorundayız. Özelleştirmede yabancı firmalara daha çok şans tanınırsa bu doğru olmaz. Yabancı firmalar yurt dışından kendi çayını getirerek burada pazarlayacak. Alt yapısı hazırlanmadan yapılacak olan özelleştirmenin bölgeye hiçbir yararı olmaz. Geçmişte çok kalitesiz çay aldık ve bunun sonuçlarını gördük. Bir platform oluşturarak tüm dernekler, sivil toplum kuruluşları ve üretici temsilcileri biraraya gelerek karar almalıdır. Biz özelleştirmeye karşı değiliz, ancak bazı endişelerin ortadan kaldırılması gerekmektedir” dedi.

Tahsin Sancak
Çay Borsası Başkanı
Yeni Rize






Peşkeş çekecekler

Ziraat Odası Başkanı Sedat Bıçakçı sert tepki göstererek

“Çaykur’u çok uluslu şirketlere peşkeş çekecekler” dedi.


Yeni Rize






Çaykur'u satacaklarmış!

Sevgili dostlar, değerli çay üreticileri:

Ülkemizde yıllardır IMF ve Dünya Bankası desteğiyle onaylanan bir oyunu hep birlikte izliyoruz. Devlet Bakanı Yüksel YALOVA, bu oyunda sıranın Çaykur'a dolayısıyla Çay Üreticileri ve işçilerine geldiğini açıkladı.


Çaykur'u satacaklarmış!

Artık talanlarını saklamaya bile gerek duymuyorlar. İşçilerin, üreticilerin, köylülerin birikimleriyle kurulan Çaykur'un babaların malı gibi birkaç holdinge peşkeş çekecekler. Bunu yapabilmek için de alt yapılarını hazırladılar. Ne yapmadılar ki:

Çaykur depoları ağzına kadar kuruçayla doluyken yurt dışından çay ithal ettiler. Sanki babalarının çiftliğine adam alır gibi siyasi rant uğruna işçi alarak kadroları şişirdiler. Fabrikaların kamyonlarını satıp nakliyat şirketlerine fahiş fiyatla çay taşıttılar. Kalitesiz çay üretimi yaparak iç ve dış pazarı kaybettiler. İthal çayı özendirerek satışları düşürdüler.

Bir kilo yaş çayın maliyeti 204 bin lira iken, yaş çaya 162 bin 500 lira taban fiyat vererek üreticiyi çay tarımımdan soğuttular. Yıllardır uyguladıkları yanlış tarım politikalrıyla Çaykur'u zarar ettirmeye çalıştılar. Ve şimdi de zarar ettiğini ileri sürerek Çaykur'u satacaklar. Daha doğrusu 250 bin yaş çay üreticisini ve binlerce çay işçisini çoğunu birlikte sermayedarlara peşkeş çekecekler. Yani hep birlikte satılıyoruz.

Ondansonra özel sektör gelip kanımızı emecek. Biz Özal döneminde özel sektörle tanıştık. Akfa ve Karçay örneklerini unutmadık. Bu yüzden Çaykur satıldıktan sonra başımıza gelecekleri biliyoruz.

Ama artık yeter! Bizler deledikleri gibi güdebilecekleri koyun sürüsü değiliz. Üreticilerin, işçilerin alın teriyle birikimleriyle kurulan Çaykur'un çalışanlarıyla birlikte satılmasına izin vermeyeceğiz.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi bu gelişmeler karşısında emek güçleriyle birlikte harekete geçerek işçi ve emekçi örgütlerinin aynı mücadele ve dirteniş hattında buluşmaları için çaba gösterecektir.

ÖDP "Herkes iş, insanca ücret ve onurlu bir yaşam için" başlattığı mücadeleyi sonuna kadar sürdürecektir.
Tüm işçileri ve çay üreticlerini bu şerefli mücadelede bir arada olmaya çağrıyoruz.
Ve diyoruz ki: "Çaykur halkındır satılamaz"

ÖDP

Rize Merkez İlçe Başkanı
Sare Yazıcı
Zümrüt Rize






Derviş'ten Özelleştirme Önerisi

Derviş ise Hazine’de Çay-Kur’a ayrılacak kaynak olmadığını söyledi ve şu öneriyi getirdi:

“Çay-Kur’un 46 fabrikasından bir kısımını kapatalım ya da 5 bine yakın işçiyi emekliye ayırarak kurumu rahatlatalım.”

ntvmsnbc






Çaykurun özelleştirilmesi durumunda  

Çaykur'un özelleştirileceği yönündeki ilk tepki Rize Tek Gıda iş sendikasından geldi. Bölge Başkanı İsmail Topçu "Çaykurun özelleştirilmesi durumunda üretici ve binlerce çalışanı açlığa ve sefalete mahkum olur. Çaykurun özelleştirme mantığını anlamak çok zor. Depolar kuru çayla dolu. ayrıca yutt dışından binlerce ton kaçak çay yurda sokuluyor. Bizim çayımız ise depolarda çürüyor. Çaykurun özelleştirilmesi için start verildiği açık. 2001 yılında devlet bu işi bitirmek istiyor. Biz Tek Gıda iş olarak neler yapacağımızı tartışmaya başladık. Rize milletvekilleri Ahmet Kabil ile Mehmet Bekaroğlu mecliste birbirleri ile sürtüşme yerine Rize'nın sorunlarıyla uğraşsınlar. Binlerce kişi açlıla boğuşurken onlar siyasi rant peşinde koşuyorlar. kimsenin bu halkın ekmeğiyle oynamya hakkı yok" diye konuştu.

İsmail Topçu
, Rize Tek Gıda İş Bankası, Yeni Rize






Çaykur'un Özelleştirilmesi



Bilindiği üzere çay, bölgemizdeki ikiyüzbin ailenin geçimini sağlayan ülke ekonomisine 2 milyar dolarlık girdi getiren bir ürün; ÇAYKUR ise bu ürünün büyük bir kısmının, fabrikalarında işlendiği, binlerce işçinin gelir elde ettiği ve bölge halkının kendi alın teri ile oluşturduğu bir kurumdur.

ÇAYKUR sağladığı ekonomik katkıların yanı sıra, 1940 ve 50’li yıllarda, maddi olanaklar olmadığı için, bölge dışına olan göçü ve gurbetçilik dramını büyük oranda durdurmuştur. Günümüzde ise yine aynı bölge halkı, ÇAYKUR’un özelleştirilmesi ve başka alternatifleri bulmak vaadiyle çay sektörünün ortadan kaldırılması gibi bazı sorunlarla karşı karşıyadır. Oysa biz biliyoruz ki; bize sunulacak alternatiflerden hiç biri aynı anda ikiyüzbin ailenin geçimini ve bölge ekonomisine çayın sağladığı katkıyı sağlayamayacaktır. Rize insanı elbette ekonomik ve ürün zenginliği için diğer alternatifleri de değerlendirecektir. Fakat bu kendisi ve ülkesi için hayati önem taşıyan çay üretimini bir kenara atması anlamına gelmez.


ÇAYKUR’un özelleştirilmesine gelince. Sürekli olarak, özelleştirmenin, ÇAYKUR için kaçınılmaz olduğu fikrini yaymaya çalışanlardan, halkın istediği bu değildir. Çünkü özelleştirmenin getireceği işsizlik ve yoksulluğu halkın istemesi imkansızdır. Normal koşullarda kendi ürettiğimiz çayın, dışarıya ihraç etmeye gerek duymaksızın, sadece ülkemizdeki pazarın korunup, dışarıdan yabancı çayın girmesini engellemektir. Bölge halkının çay ve daha bir çok konuda güvenip seçtiği yetkililere düşen görev ise, halkın sesine kulak tıkayıp, Türk tarımını yok etmek isteyen dış güçlerin isteklerine boyun eğmek değil bunu tam tersini yapmaktır.

A.D.D. Gençlik Komisyonu olarak diyoruz ki: halkın oluşturduğu kamu iktisadi teşekkülleri halkındır, satılamaz. Bu kurumların ticari rekabetle bir ilgileri yoktur. Çünkü bu kurumların tek amacı halka ekmek ve istihdam sağlamaktır. “Herşeyi devletten beklememek lazım” diyerek özelleştirmeyi meşrulaştırmaya çalışanlar unutmamalıdır ki ÇAYKUR ve daha bir çok devlet kuruluşunda halkın kendi alınteri vardır.

Erdal ÖZBEY
A.D.D. Rize Şubesi Gençlik Komisyonu Bşk.




Ana Sayfa