|

Çaykur
Özelleşecek mi?
|
Çaykur'un
özelleştirilmesi konusu
geçmişte zaman zaman gündeme geldi, önümüzdeki günlerde de geleceğe
benzer.
Büyük çoğunluğun bugün belki değil bir gün mutlaka gerçekleşecek
gözüyle baktığı Çaykur'un özelleştirilmesi konusu hakkında çok şeyler
söylendiği gibi söyleneceğe de benzer. Bakalım
neler denilmiş, daha neler neler
denilecek... |
|
|
|
|
|

|
Çay Tasarısı
Özelleşmeye Hazırlık
|
|
|
AK
Parti İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar, Ardeşen'de konuştu: "Çay
tasarısı, Çaykur'un özelleşmesinden doğacak mağduriyeti önleyecek!"
Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar
memleketi Ardeşen’de hazırlık çalışmaları sürdürülen “Çay Kanunu
Taslağı” hakkında değerlendirmelerde bulundu.
|
|
|
“Taslağın
ne olduğunu bilmeden 'ben bu kanuna karşıyım' demek, doğru değildir”
ifadesini kullanan Bayraktar, çay kanunu tasarısına karşı çıkanlara
eleştirilerde bulundu.
Kanunu
ne olduğunu bilmek gerektiğini ifade eden Bayraktar, “Yıllardır
konuşulan, tartışılan bir yasadan bahsediyoruz. Yasası olan ürün ile
yasası olmayan bir ürün arasındaki fark nedir? Fark; ürünlerin
yetiştirilmesi, toplanması, işlenmesi, satılması ve bunun vatandaşa ve
ülke ekonomisine katkısı açısından bir düzenleyici üst kurul kurulacak
olmasıdır. Bu kurulun da işi gücü sadece çay olacak. Yani Çaykur Genel
Müdürlüğü’nü biraz farklı şekilde, geniş şekilde düşünün. Devlet bu tip
yasaların çıkarılmasının öncülüğünü yapıyor.” dedi.
ÇAYKUR’UN
ÖZELLEŞTİRİLMESİ’NDEN DOĞACAK MAĞDURİYETİ ÖNLEME PLANI!
15
yıla yakın bir süredir çay ve Çaykur’un özelleştirilme statüsünde
olduğunu belirten
Bayraktar, “Devlet bu bölgedeki özelleştirmeden dolayı doğabilecek
muhtemel mağduriyeti ortadan kaldırmaya yönelik ve çay piyasasını daha
düzenli hale getirmeye yönelik çalışmalar yürütmekte. Bu çalışmalar
içerisinde haksız rekabeti ortadan kaldırmak, çay ürününün hem ülke
içinde hem ülke dışında tanıtımını, pazarlamasını ve geleceğini
hazırlamaya yönelik projeler var. Bana göre böyle bir çay kanunu son
derece faydalı olur.” dedi.
SİVİL
TOPLUM KURULUŞLARINA ÇAĞRI
“Kanunda
şayet bir yanlış varsa ‘Sivil Toplum Kuruluşları’ veya ‘Çay
Müstahsilleri’ bu kanuna karşı iseler oturup konuşulması gerekir “ diyen
Bayraktar, “Ne istiyorlarsa dosyalarını alıp gelsinler. Daha kanun
çıkmadı. Taslak halinde şu an. Tasarı şekline gelecek, Bakanlar
Kurulu’nda görüşülecek, oradan komisyona havale edilecek, komisyondan
sonra genel kurul gündeminde olgunlaşarak kanunlaşacak. Daha işin
taslak halindeki kaba çalışmalarına ‘ben buna karşıyım’ demek; aslında
olayı bilmeden çıkmaza sürüklemektir. Kimse oyuna gelmesin, her şeyi
doğru ve bilerek tartışsınlar, konuşsunlar. Hakikaten yanlış bir şey
varsa onu da düzeltiriz. Çay kanununun bölgeye, mahsule ve
insanlarımıza son derece faydalı olacağı kanaatini taşıyorum.” şeklinde
konuştu.
Ömer
Faruk Zenginal, Pazar 53, 01 Ocak 2010
|
|
|

|
Pazarlama Özelleşsin
|
|
|
Üstün
“Çaykur’un özelleşmesine nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna
verdiği “Çaykur’un imalat kısmının özelleşmesini istemiyoruz,
Çaykur’un pazarlama yapmasına gerek yok” cevabıyla zaten endişe
içerisinde olan üreticinin kafasını iyice karıştırdı.
Rahmi
Üstün; “Biz Çaykur’un özelleştirilmesini istemiyoruz. Daha çok
Çaykur’un imalat kısmının özelleşmesini istemiyoruz. Özelleşirse
hükümetin tasarrufunda olan bir şeydir. Ona da bir şey diyeceğimiz yok.
Doğrusunu yanlışını ilerde göreceğiz.
|
|
|
Çaykur’un
pazarlama yapmasına gerek yok Çay pazarlamasına gerek yok. Çaykur
imalat yapsın pazarlamayı bir başkası yapsın. Çaykur pazarlamadan zarar
ediyor. Çiftçiyi ilgilendiren kısmı Çaykur’un imalat kısmıdır. Çiftçi
ne düşünüyor. Bu fabrikalar özelleşirse ben çayımı satamam. Ya da daha
düşük fiyatlardan satarım. Özel sektör beni mağdur eder gibi korkuları
var. Dün Çaykur vardı çayını da satamıyordu çiftçi. Çünkü şartlarına
göre 400-500 ton çay işleniyordu. Şimdi l milyar 200 bin ton çay
işleniyor. Yani bu özel sektörün sayesinde oldu. Şimdi Çaykur’un imalat
kısmı kalmalı yani fabrikaları kalmalı. Çiftçi çayını Çaykur’a satmalı.
Çaykur pazarlamayı bırakmalı. Pazarlamayı bir başkası yapsın. Çaykur’un
pazarlama kısmı özelleşebilir. Zaten özelleştirmeden Çaykur’u alacak
olanlarında fabrikalarına da pek fazla şeyi yok. İmalat ile pek fazla
uğraşmazlar diye düşünüyorum. Onları ilgilendiren Pazar kısmıdır. O
kısmı özelleştirilebilir. O özelleştirmenin çiftçiye ve bölgeye bir
zararı yok artı karı olur. Yarın bir hükümet değişecek bugün
bölgemizden bir Başbakan var diye belki özelleştirilmesi gecikiyor. Ama
yarın bu iktidarlar kalıcı değil. Değiştiğinde bir başka bölgeden
Başbakan olduğunda yıllardır bu devlet Çaykur’un sıkıntısını çekmişler.
Çaykur’u özelleştirme kapsamına alır. Zaten 2013 gibi rakamlar
konuşuluyor.
Gazete
Rize, 18 Aralık 2009
|
|
|

|
Karal:
Çaykur Özelleşecek! |
|
|
AKP
Rize İl Başkanı Hasan Karal, Çaykur'un özelleşeceğini söyledi...
Akp
Rize İl Başkanın Hasan Karal'dan Çaykur'la ilgili çarpıcı açıklamalar;
Hasan Karal
açıklamasında; "bu tartışmalar bitmez. Çünkü bu bizden önceki
dönemde özelleştirme kapsamına alınmış ve süreç işliyor ve biz bunu
öteliyoruz. Çaykur
özelleştirilecek.
|
|
|
Bizim hükümetimiz
döneminde olmaması için özen gösteriyoruz. Çaykur sadece sıradan klasik
bir KİT olmanın yanında bu bölgenin insanına sosyal bir takım faydalar
sağladığını düşünüyoruz. Köylerde sosyal tesis var, revir var. Sıradan
bir fabrika değil orda bir şehirleşme var.
ÇAYKUR bu bölgenin
olmazsa olmazı. Sigortası. Malum kendi içerisinde özellikle pazarlama
noktasında çay satış noktasında tüketmede sıkıntıları var. Aşabilmek
için mücadele veriyor.
Devlet ne der, bana
para kazandırmıyorsa kendi ayaklarının üzerine dursun der. 10 lira
tüketiyorsa 10 lira kazansın ister. Geliri giderinden az olduğundan
desteklemek zorunda kalınıyor ve sübvanse edilmek istenmiyor. Devletin
sırtında bir kambur olsun istemiyoruz. Tütünde olduğu gibi diğer
sektörlerde olduğu gibi bunu da devletin elinden çıkarmasını arzu
ediyoruz. Sadece ÇAYKUR değil, tüm KİT’leri ıslah etmeyi düşünüyoruz.
Karadeniz
Gündem, 16 Kasım 2009 |
|
|
|
|
|

|
İP'den,
Rize'de Çaykur Protestosu
|
|
|
İşçi Partisi (İP) Rize İl
Teşkilatı tarafından
ÇAYKUR’un özelleştirilmek istenmesi protesto edildi.
Öğle
saatlerinde
Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan İşçi Partili ve bazı sivil toplum
kuruluşlarına
mensup kişiler Türk bayrakları ve parti bayrakları açtı.
|
|
|
Grup adına bir
konuşma yapan İşçi Partisi Rize İl Başkanı Metin Sina
Kan, Türk
çaycılığının bitirilmek istendiğini belirterek, “Türk çaycılığı
bitirilmek
isteniyor. Bugüne kadar gizlenen ÇAYKUR’un özelleştirilme girişimleri
artık
sivil toplum örgütleri tarafından açık açık seslendirilmeye
başlanmıştır.
ÇAYKUR’un özelleştirilmesi Türk çaycılığının sonu olacaktır. Çay
paraları
ödenmiyor. İşçi paraları ödenmiyor. Rize’de esnaf kan ağlıyor. Ama
sesini
çıkartan yok. Bugün sesini çıkartmayanlar yarın ÇAYKUR, özelleştikten
sonra iş
yelerini kapatmak zorunda kalınca o zaman da ses çıkartma hakkını
kendilerinde
göremeyecek. Türk çaycılığının sonunun gelmesini istemiyorsak çayımıza
sahip
çıkalım” dedi.
Göktürk Fırat
Pazar 53, 29
Haziran 2009
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur
3-5 Yıl İçinde Özelleşecek!
|
|
|
Çaykur'un 9 yıl önce
özelleştirme kapsamına
alındığını söyleyen RTB Başkanı Mehmet Erdoğan, 3-5 yıl içinde de
kesinlikle
özelleşeceğini iddia etti.
Rize Ticaret Borsası
(RTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan,
Çaykur'un 9 yıl önce özelleştirme kapsamına alınmış bir kurum olduğuna
dikkati
çekerek, ''Ancak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2004 yılında 'çay
sektörü
müstahsile yük olmayacak hale gelmeden Çaykur'u özelleştirmem' dedi.
|
|
|
Ben buna
güveniyorum. Ancak eğer gerçekten özelleşecekse neden bizim, halkın
istediği
şekilde özelleşmesin? Biz 58 sivil toplum örgütü ile daha önce ortak
bir
çalışma yaptık ve başarılı olduk. Yine bir araya gelip Çaykur'un nasıl
özelleşeceğini projelendirelim, bunun dosyasını hazırlayalım.
Yetkililere 'ille
de özelleşecekse bizim projemizi dikkate alın' diyelim. Böyle bir
girişimimizin
memnuniyetle karşılanacağını düşünüyorum.'' dedi.
Erdoğan, 3-5
yıl sonra Çaykur'un özelleşeceğinin kesin olduğunu
vurgulayarak, özelleştirmenin şeklini Rize halkı olarak belirlemek
istediklerini kaydetti.
Pazar
53, 28 Haziran 2009
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur
Ergeç Özelleşecek
|
|
|
Tahsin
Sancak, ÇAYKUR'un
özelleştirilmesinin bütün beş yıllık planlara koyulduğunu, ancak bunun
özelleştirileceği anlamına gelmediğini kaydederek: ''ÇAYKUR'un
özelleşecek KİT'ler
içinde
en sona kalacağını düşünüyorum. Bunun pek çok nedeni var. Bugünkü
yapısıyla
özel sektör bu işi taşıyamaz. Özel sektörün bölgede çayı bugünkü
değerinde
yaşatacak konuma gelemediği ortada. Bu nedenle çayı ÇAYKUR ile
yaşatıyoruz.
ÇAYKUR'da ani bir özelleştirme, bölgenin çaydan gelecek gelirinin
yarısının yok
olması anlamına gelir. Bölge bunu kaldıramaz. Bu nedenle kısa sürede
bir
özelleştirme beklemiyorum. Gündeme gelse bile hepimiz karşısında
dururuz.
Çay öyle bir konuma
gelecek ki çay yaprağı kurumların önüne geçecek. O zaman çayı özelin
mi,
kamunun mu işlediği önem taşımayacak. O zaman ÇAYKUR'un özelleşmesi
gündeme
gelebilir''
dedi.
Karadeniz
Gündem, 27 Ocak 2009
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur'un
Özelleştirilmesi
|
|
|
Ali Bayramoğlu, ÇAYKUR´un 15 yıldır
özelleştirme idaresine bağlı bir kuruluş olduğunu ifade ederek, şöyle
dedi:
"ÇAYKUR´un bölgesel bir
misyon ve sorumluluğu olmasa idi, şimdiye kadar çoktan özelleşecekti.
Ama konuya bölgesel, toplumsal yaklaşıldığı için şu an resmi prosedür
gereği özelleştirme kapsamında olmasına rağmen böyle bir çalışma içinde
değiliz. Ama şunu herkes net bir şekilde bilmelidir ki, eğer AB´ye
gireceksek, ÇAYKUR er veya geç bütün tarımsal politikalar çerçevesinde
özelleşecek. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde genel tarımsal
yapılanmayı yaptığımız zaman 'ÇAYKUR özelleşecek mi özelleşecek mi,
özel sektör güçlü mü güçsüz mü' gibi tartışmaların yapılacağını
düşünmüyorum."
Gazete
Rize, 14.12.2008 (AA)
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur’u
satacaklar
|
|
|
Satacak KİT bitti.
Bu yıl Çaykur satılacak!
Bu gün çay
sektöründen Rizelilerin Çay parası, işçilik ve diğer alacakları Çaykur
ve özel sektörce ödenmemekte ve ödenememektedir. Bankalara
işçi, memur çay parası ödemlerindeki kredi
kartlarının promosyon ödemeleri - işlem ve kart paraları ile üreticilerin
soyulmasını Çaykur planlamış ve seyirci kalmıştır. Çaykur
yönetimi çay bahçelerine çay toplayan çiftçi ve yaprak alan
fabrikalara Jandarma gönderirken, kaynaklarını bayilerine aktarmakta
kurumun kaynaklarını kurum dışında kontrolünde tutarak
hükümeti denetimlere seyirci kalmaya çağırmaktadır.
Karadeniz
Gündem, 05 Aralık 2008
|
|
|
|
|
|

|
ÇAYKURU
özelleştirmek Rize’liye ihanettir |
|
|
ÇAYKURU
özelleştirmek Rize’liye ihanettir. Çay Rize’nin
vazgeçilmezidir. Her ne kadar kişi başına düşen çay
geliri azalsa bile
Rize bugün çay sayesinde Türkiye’nin şanslı illerinden bir tanesidir.
Düşünün ki, Rize’nin 20 bin çalışanı 30 binde emeklisi vardır. Bu 4
kişi eder. 200 bin nüfusa rast gelir. Rize’nin nüfusunun da 300
binlerde olduğunu düşünecek olursak nüfusun yarısından çoğunun sosyal
güvence altında olduğunu varsayarız. Çay geliri de bu zaman zarfında
hem kamuda çalışmayan hem emekli olmayan insanlarımızın oradan biraz
ekmek yediğini düşünecek olursak ve çayla oynamak Rize’de Rize’linin
ekmeğiyle oynamak anlamına gelir. Ulusal çay konseyi kurdular. Bizim gözlemlediğimiz kadarıyla bu kurulla da
çay özelleştirmeye gidiyor. Ulusal çay Konseyiyle yumuşak bir geçiş
yapıyorlar. Müstahsillerin çay paraları ödenemiyor.
Karadeniz
Gündem, 02 Aralık 2008
|
|
|
|
|
|

|
Şu aşamada Çaykur’un
özelleştirilmesi risklidir
|
|
|
Eski başbakanlardan Rize bağımsız milletvekili
mesut Yılmaz, bir düğün için geldiği Memleketi Çayeli ilçesinde Rize ve
ülke gündemiyle ilgili çarpıcı açıklamada bulundu. Yılmaz geçmişte
kendi hükümetleri döneminde IMF ile yapılan protokolde diğer KİT’lerde
olduğu gibi Çaykur’ un özelleştirmesini de şart koşmuştu. Bunu biz o
dönemde engelledik. Çaykur’un özelleştirilmesinin engellememizin sebebi
özel sektörün serbest piyasa koşullarında çayı götüremeyeceği kanaati
bize uyanmıştı. Şimdi de aynı durum devam etmektedir. Bu nedenle
Çaykur, çay sanayini denetlemek için var olmalıdır. Şu aşamada Çaykur’
un özelleştirilmesi risklidir” dedi.
Karadeniz
Gündem, 21 Haziran 2008 |
|
|
|
|
|

|
Çaykur
2013 yılına kadar özelleşecek
|
|
|
Rize
Ziraat Odası Başkanlığı'nda yaptığı açıklamada, ÇAYKUR'un
özelleştirilmesi için çalışma yürütüldüğünü ifade eden Bayraktar,
''2007-2013 yılları arasında uygulamaya konulacak olan dokuzuncu
kalkınma planında çayda devlet sektörünün özelleştirilmesi öngörüldü.
ÇAYKUR yaş çayın yüzde 55'ini alıyor. Çeşitliliğini artırdı ve son
yıllarda kara geçti. Böyle bir kurumun özelleşmesinin bölgeye,
üreticiye ve devlete hayrı olmaz'' diye konuştu.
Haber
53, 02 Mayıs 2008
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur
Özelleşecek mi?
|
|
|
Genel
Müdür Ekrem Yüce açık ve net konuştu:
"Bu siyasi bir olaydır. KİT'ler
özelleştirmeye
alınmıştır. Çaykur da bunun içindedir. Bu uzun yıllar alabilir. Hiç de
olmayabilir. Hemen de olabilir. Önümüzde kriter yok. Düşünüyorum, neden
özelleşsin? Özelleştirmede aranan kriterleri Çaykur taşıyor mu? Zarar
eden kuruluş değiliz, kar ediyoruz. Ülkemizde özelleştirme sadece zarar
edenlerde yapılmıyor. Kar eden kuruluşlar da özelleştiriliyor. Çaykur
üst üste 4 yıl kar etti. Başarılar elde etti. Bize diyorlar ki;
“Özelleşme yapılacak da ondan kar etti.” Bu mantık çok sakat. Kurumu
zarara mı uğratsaydık. Bunun Çaykur için neden gündeme geldiğini
bilemiyorum. Vehimlerle iş yürümez. Resmiyet yoktur. Çaykur için ne
yasa ne de bir genelge söz konusu değildir. Biz işimize bakıyoruz."
Pazar
53, 01 Mart 2008
|
|
|
|
|
|

|
Devler çay pazarına girdi Rize karıştı |
|
|
Önce
Ülker Grubu, Oba ve Doğa Çay’ı satın aldı, ardından Coca-Cola Doğadan’ı
bünyesine kattı. Sadece bitki çayı üreten Doğadan, Coca-Cola şemsiyesi
altında siyah çay üretecek.
Çay sektörüne iki büyük devin girmesi Rize’yi de hareketlendirdi.
Halkın önemli bir bölümünün geçim kaynağı olan çay ve ÇAYKUR,
gelişmeleri büyük bir dikkatle izliyor. Kentte herkes “Bu şirketler çay
sektöründe küçük kalmaz mutlaka büyüyecekler. Gözleri de ÇAYKUR’da”
diyor.
|
|
|
Aslında haksız da
sayılmazlar, çünkü birkaç gün önce bir işadamı da aynı şeyi söyledi.
Sektöre yakın olan bu işadamının yorumu da “Hükümet, özelleştirmeye
önem veriyor. KİT’lerin önemli bir bölümü satıldı, herkes TEKEL’in
ardından sıranın ÇAYKUR’a geleceğini düşünüyor. ÇAYKUR’a talip olmayı
planlayan şirketler de sektöre şimdiden girmeyi düşünüyor” şeklinde
oldu.
Zaten, Ülker’in ÇAYKUR’la ilgilendiği daha önce de
dillendirilmişti. Ülker’in kurucusu Sabri Ülker’in devletin olduğu
alanlarda faaliyet göstermek istemediği biliniyor. Bu bir anlamda
Ülker’in temel stratejilerinden biri. Dolayısıyla Ülker Grubu,
planlarını ÇAYKUR’un bir süre sonra özelleşeceği ve devletin bu alandan
çıkacağı üzerine kuruyor.
ÇAYKUR’da sendika yarışı
Rizelileri hareketlendiren bir diğer konu da
ÇAYKUR’daki sendikal hareketlilik. ÇAYKUR’da uzun süredir Türk-İş’e
bağlı Tek Gıda-İş Sendikası örgütlü. Ancak Hak-İş’in Öz Gıda-İş
Sendikası da bir süredir bu işletmede çoğunluğu almak ve sözleşme
hakkını elde etmek için hızla çalışıyor. Tek Gıda-İş’li işçilerin bir
kısmı sendika değiştirmiş durumda. Hak-İş’in hükümete yakınlığından
hareket eden Rizeliler “Hükümet, ÇAYKUR’u özelleştirecek ve burada
direniş olmaması için Öz Gıda-İş devreye girdi” yorumu yapıyor.
Bugünlerde Rize’deki yerel kanallar, gazeteler ve
internet siteleri bu konuyla ilgili haberlerle dolu. Öz Gıda-İş bu
iddiaları yalanlıyor, Tek Gıda-İş ise bu iddiasını sürdürüyor. Yerel
kanallardaki tek konu ÇAYKUR’un özelleştirilmesi, sendikalar arasındaki
çekişme. Toplumun farklı kesimleri kendi aralarında toplantılar yaparak
ÇAYKUR’un özelleştirmesinde nasıl bir tavır alacaklarını tartışıyor.
Hatta ÇAYKUR Genel Müdürü’nün Öz Gıda-İş Sendikası’nın örgütlenme
çalışmalarına göz yumduğu iddia ediliyor.
Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel
bir sure once ÇAYKUR’da ihanet şebekesinin özelleştirme taşeronluğu
yaptığını söyledi. Türkel “Öz Gıda-İş Sendikası çatısı altında Rize’ye
yapılanmaya gelenler sendikal bir boşluk doğurarak özelleştirmenin
yolunu açmak istiyorlar. Sendikal boşluk ortaya çıktığı zaman ve toplu
sözleşme hakkı ortadan kalktığı gün, ÇAYKUR’un özelleştirilmesi için
düğmeye basacaklar’’ diyor.
Devler çay pazarına girdi Rize
karıştı, Esin Gedik, Akşam, 17.02.2008
|
|
|
|
|
|

|
Özelleşmeyecek
diyemiyoruz |
|
|
İl Başkanı Yılmaz
Katmer,ÇAYKUR’un özelleştirileceği tartışmalarına son noktayı koydu.
Katmer: "Bir Sivil Toplum Örgütü başkanı çıkıyor diyor
ki Ben bu sendikayı seviyorum buna destek verin diyor. Vermeseniz
ÇAYKUR özelleşir diyor. Hiç birbirimizi kandırmaya gerek yok.
Türkiye’de bütün devlet kuruluşları özelleştirme kapsamına alınmış ve
bir gün özelleşecekler. Telekom ve PETKİM gibi kuruluşlar
özelleştirildi, Şimdi Tekel özelleştiriliyor. Ama Başbakanımız burada
bir şey söyledi. ÇAYKUR kendi kendini idare ettiği sürece en son
özelleşecek olan kurum olacak diyor. Özelleşmeyecek diyemiyoruz. Bir
gün özelleşecek. Belki 10 yıl belki 20 yıl sonra ne zaman olacak bunu
bilmiyoruz. Bizim görevimiz insanımızı mağdur etmeyecek düzeyde
maksimum çalışmaktır” dedi.
Ajans
53, 17 Ocak 2008
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur'u
kimse özelleştiremez
|
|
|
Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Mehmet
Şahin, kimsenin Çaykur'u özelleştirmeye gücünün yetmeyeceğini belirtti.
Şahin, sendikalarının
bölgede Çaykur'da çalışan işçiler arasında örgütlenme çalışması
başlatmasının ardından 'Çaykur'un özelleştirilmesine zemin
hazırlandığı' şeklinde iddialar ortaya atıldığını ifade etti.
|
|
|
TÜPRAŞ
ve
Telekom'un özelleştirilmesine değinen Şahin, şöyle devam etti:
''TÜPRAŞ, Telekom
özelleştirildiğinde, buralarda diğer sendikalar örgütlüydü. Şimdiye
kadar hangi özelleştirilmeyi durdurdular? Sanki Çaykur özelleşecek, ama
Tek Gıda-İş Sendikası bunu engellemiş. Böyle açıklamalar yapılacağına,
böyle bir tehlike varsa el birliği ile buna karşı duralım. Ayrıca Tek
Gıda-İş Sendikası'nın bu kadar gücü vardı, Çaykur'un özelleştirilmesini
engelliyordu da Çaykur işçisi niye bu kadar mağdur oldu? Geçmiş
yıllarda Çaykur'da 40 bin işçi çalışıyordu, ancak bu zamanla
azaltılarak 15 binlere düşürülürken Tek Gıda-İş Sendikası neredeydi,
niye bunu engellemedi?''
Şahin, Çaykur'un
özelleşemeyeceğini, çünkü Çaykur'un özelleşmesi
halinde Doğu Karadeniz yöresinin ekonomik olarak batacağını savunarak,
şunları kaydetti:
''Bunu bilmek için
Karadenizli olmaya gerek yok. Doğu Karadenizlinin
tek geçim kaynağı çaydır. Eğer özelleşme tehlikesi varsa bunun
karşısında en büyük güvence Hak-İş Konfederasyonu'dur. Bütün işçiler ve
üreticilerimiz bilsin ki Hak-İş'in gücü onların hepsinin gücünden
fazladır. Biz sorumlu sendikacılık yapıyoruz. Özelleştirme gibi bir
problemle karşılaşırsak en ön safta ben olacağım. Bunun için önce
tabanıyla bütünleşmiş bir sendika olacak. Kimsenin Çaykur'u
özelleştirmeye gücü yetmez. Böyle bir girişimde karşısında ilk
bulacakları Öz Gıda-İş Sendikası ve bizim arkamızda olan işçi ve
üretici arkadaşlarımızdır.''
Pazar
53, 09 Ocak 2008 |
|
|
|
|
|
 |
Özelleştirme karşıtlığına tasfiye |
|
|
Rize'de, Tek-Gıda İş
Sendikası'ndan istifa eden üyelerin
hükümete yakınlığı ile bilinen Öz-Gıda İş Sendikası'na geçişleri
sürüyor. Tek-Gıda İş Sendikası'nın ÇAYKUR'un özelleştirilmesine karşı
duruşunun bu şekilde etkisizleştirilmeye çalışıldığı belirtiliyor.
Rize'de
ÇAYKUR'da çalışan işçilerin Tek-Gıda İş Sendikası'ndan istifa ederek
hükümete yakınlığıyla bilinen Hak İş'e bağlı Öz-Gıda İş Sendikası'na
geçişleri devam ediyor. 15 bin ÇAYKUR işçisinden 3 binin noter
kanalıyla Tek-Gıda İş Sendikası'ndan istifa ederek Öz Gıda İş
Sendikası'na geçiş yaptığı bildirildi. Her ne kadar bu süreç iki
sendika arasında rekabet olarak tanımlansa da bu gelişme ÇAYKUR’un
özelleştirme gündemi karşısında sendikaların aldığı tavrın bir sonucu
olarak değerlendiriliyor. AKP’nin son günlerde sendikalar yönelik
müdahalesi dikkate alındığında, iki sendika arasında yaşanan gerilimin
bu politikaların bir parçası olabileceği üzerinde de duruluyor.
|
|
|
Rize
Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç konuya ilişkin yaptığı açıklamada,
Tek Gıda-İş Sendikası üzerine oyun oynandığını savunurken, işçileri
dikkatli olmaya çağırdı. Paliç, iktidarın ÇAYKUR'u satmak için işçinin
sesini kesmeye çalıştığını ileri sürerken açıklamada, ''Daha önce bu
senaryoları görmüştük. Ziraat odası üzerine oyun oynanmıştı. Tek
Gıda-İş Sendikası 30 yıldır Rize'de var. Kim bu sendikanın bir zararını
gördü. Tek Gıda-İş Sendikası, ÇAYKUR'un özelleşmesine karşı çıkacak
diye sendika üzerine oyun oynanıyor. Tüm üreticilerimizin ve
işçilerimizin dikkatli olması gerek. Kimse bu oyuna kimse gelmesin”
ifadelerine yer verdi.
Öz –Gıda İş
Sendikası Genel
Mali Sekreteri Emin Sürücü ise yaptığı açıklamada sendikaya geçişlerin
devam ettiğini belirtti. Öz-Gıda İş Sendikası, Rize, Trabzon, Artvin ve
Giresun'un Tirebolu ilçelerinde üye kayıtlarına devam ediyor. Her
bölgede noter aracılığı ile alınan kayıtların 3 bini geçtiği ileri
sürülüyor. Öz –Gıda İş’in yeni yılda yeni sendika anlayışı ile
çalışmalarını sürdüreceğini açıklarken, gelişmeler AKP'ye yakın
sendikaların önümüzdeki günlerde hükümet ile işbirliği halinde öne
çıkacağının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Sol
Günlük Siyasi Gazete, 25 Aralık 2007
|
|
|
|
|
|

|
Amaç
Çaykur'un Özelleştirme Sürecini
Hızlandırmak |
|
|
Rize
Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Erbaş,
Çaykur çalışanlarına karşı başlatılan sendikal bölmenin, Çaykur’un
özelleştirilmesi sürecinin hızlandırmak operasyonu olduğunu söyledi.
Tek
Gıda-İş'in Çaykur kadar Rize’ye
hizmet veren bir politika izlediğini, bölgede bir denge unsuru olduğunu
söyleyen Erbaş, “Çaykur’un çalışanlarını yıllardır bünyesinde tutan,
Rize’mizde Çaykur çalışanları ile çay üreticileri arasında denge unsuru
olan, Tek Gıda-İş Sendikası, Çaykur’un bu güne kadar özelleşmesine
karşı olan bir anlayışla Rizeli hemşerilerimizin ve çay üreticilerinin
takdirine mahzar olmuştur. Tek Gıda-İş Sendikası, en az Çaykur kadar
Rize’mize hizmet veren bir politika izleyerek, bölgemizde denge unsuru
olmuştur. Bu dengeyi bozmak isteyenlerin, iyi niyetle hareket ettiğini
düşünmek zor olup endişemiz, Tek Gıda-İş Sendikasını zayıflayıp
Çaykur’un özelleştirme sürecini hızlandırmaktan yanadır. Bugün yapılan
çalışmalar bunun açık bir örneğidir” dedi.
Gazete Viçe,
19.12.2007
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur
Özelleşir Diyen Rüya Görür |
|
|
Tek
Gıda İş Sendikası Bölge Şube Başkanı Naci
Bayraktutan yaptığı açıklamada Özelleştirmeyi hiç düşünmediklerini
belirterek” Çaykur gibi Bölgesel önemi olan stratejik bir kurumun
özelleştirilmesi demek bölgenin yarısının
göç etmesi demektir. Bazı siyasiler zaman zaman Çaykur bir gün mutlaka
özelleşir diyor. Bunu diyenler rüya görüyor. Bugün büyük özel sektör
kuruluşları bile Çaykur ‘un özelleştirilmesini istemez. Çaykur çayın
sigortasıdır. Özelleşti diyelim kim alacak Çaykur ‘u mevcut özel sektör
mü, hayır burada asıl amaç 200 bin tonluk kuru çay pazarıdır.Onun için
biz Çaykur ‘un özelleşmesi diye bir şeyi düşünmüyoruz” dedi.
|
|
|
Tek
Gıda İş Sendikası Bölge Şube Başkanı Naci
Bayraktutan, Fabrika delege seçimlerinin sonuçlandığını söyledi. Tek
Gıda İş Sendikasının 7 bölge şubesinden biri olduklarını ifade eden
Bayraktutan, kendilerine bağlı 49 şubeyi 5 Profesyonel şubeye
çevirdiklerini söyledi.
Tek Gıda İş
Sendikası Bölge
Şube Başkanı Naci Bayraktutan, Fabrika yerlerinin yıllar önce siyasi
güçle belirlendiğini belirterek eğer fabrika yerleri siyasi güçle değil
de bölgeye dengeli dağıtılsaydı taşımacılık daha kolay olacaktı
dedi.
Ajans 53, 19.06.2007 |
|
|
|
|
|

|
Çay bitirilerek
Çaykur özelleştirilecek |
|
|
Fındıklı’da
düzenlenen Genişletilmiş Bölge Değerlendirme Toplantısında konuşan CHP
Rize İl Başkanı Mehmet Aslankaya, Başbakan Erdoğan'ın göreve
geldiğinden bu yana dünyayı dolaşarak, kendisini ‘dünya lideri’ kabul
ettirmeye çalıştığını ileri sürdü.
Türkiye
Cumhuriyeti tarihinde dış politikada bu hükümet dönemindeki
kadar başarısız bir dönem geçirilmediğini iddia eden Aslankaya,
''Türkiye’nin bugün düşürülmüş olduğu aciz durumun tek sorumlusu AKP
iktidarı ve onun yöneticileridir.'' dedi.
|
|
|
Karadeniz'in
başlıca geçim kaynağı olan fındık ve çayda yapılanların,
bu iki ürünü bitirmeyi amaçladığını ifade eden Aslankaya, ''Fındık
fiyatının 7 YTL'den 2 YTL'ye çekilmesinin altındaki neden 3 Kasım
seçimlerinden önce Cüneyt Zapsu'ya verilen taahhütlerdir. Çok yakında
da IMF'ye verilen reçete doğrultusunda çay da bitirilerek, Çaykur
özelleştirilecektir. Bugün yapılan uygulama ve çalışmalar bu yöndedir.
Ancak, biz bölge insanları olarak buna kesinlikle izin vermeyeceğiz.
CHP, bölgemizin bu iki önemli stratejik ürününün yok edilmesine ve
Çaykur’un özelleştirilmesine kesinlikle izin vermeyecektir.'' diye
konuştu.
Gazete Viçe, 02.04.2007 |
|
|
|
|
|

|
ÇAYKUR
Satılırsa ne olur ? |
|
|
Bir
çoğumuz,”Ülkenin daha önemli meseleleri varken,Çaykur’un satışından
bahsediyor” diye düşünüyordur.
Evet
Ülkenin bir çok meselesi var. Ama Çaykur da bu meselelerin arasında yer
alır.Ülkenin,bölgenin ve de en önemlisi 205 bin çay üreticinin
meselesidir Çaykur…
|
|
|
Bir
zamanlar ülkenin en önemli ve kazançlı kurumlar tek tek satıldı. Söz
konusu olan satış listesinde, ülke ekonomisine, bölge insanına önemli
ölçüde katkısı olan Çaykur’un satışı üstü kapalıda olsa gündeme geldi.
Bir kaç yıl sonra kendilerini bölgenin sahibi sahibi zannedenler, ”Biz
Çaykur’u kara geçirdik. Kurumu şimdilik sattırmayız.” Şeklinde
ifadelerde bulunuyorlar. Aslına bakılırsa o “şimdilik” kelimesinin
altında çok şeyler yattığını düşünüyorum. Çaykur’u belki bir yıl içinde
satmazlar. Ama önümüzdeki 3-5 yıl için kimse garanti veremez.
Kamuoyunda,
2 milyona yakın bölge insanın geçiminde büyük payı olan Çaykur’un
satışı konusunda birden çok söylentiler var. Bu söylentilerden sadece
birini sizlerle paylaşmak isterim; Bölgenin tek Genel Müdürlüğü olan
Çaykur’un özelleşmesi kesin. İlgili prosedürler çoktan hazırlandı.
ilgililer,oy kaygısıyla bu konuyu henüz kamuoyu ile paylaşmıyorlar…
Peki,
sektörel bazda bölgenin,çay üreticisinin
hatta ülkenin can simidi olan Çaykur’un satılması demek, 300 tona yakın
kuru çay pazarını yabancı sermaye tekellerine teslim edilmesi demektir.
Daha da önemlisi,bölgede var olan işsizlik ordusuna birkaç tabur daha
eklemek demektir.
24
Ocak 1980’de alınan Ekonomik Kararlardan sonra İMF’nin Türkiye de demir
atmasından sonra, ANAP’ın ilk döneminde Çayda Özel Sektöründe söz
sahibi
olması için bölgemizde çok sayıda fabrikalar kuruldu. Söz konusu olan
Özel sektörler,birkaç dönem üreticiden hammadde olarak yaş çayı satın
aldılar.Gerisi malum… olumsuzluklar yüzünden bugün bunlardan eser yok…
Özelleştirme, ANAP
döneminde başladı.Ama bugün itibariyle özelleştirmeyi ele aldığımız da
en çok AKP döneminde özelleştirme yapıldı.
Özelleştirmelerin gündeme geldiği dönemde, başta siyasi partiler,sivil
toplum kuruluşları ile kamuoyundan büyük tepki gördü.”altın yumurtlayan
tavuk” misali kar eden kuruluşlar tek tek satıldı. Bölge insanı,
şimdilerde hangi kurum yada kuruluş satılacak diye merakla
bekliyor.
Geçimini
çaydan sağlayan 2 Milyona yakın insan, söz konusu olan “ can simidimiz
Çaykur’un satış işleminin ön şartlarının yapılıp yapılmadığı…
Sabri Aslışen
Haber
53, 27.10.2006 |
|
|
|
|
|

|
Dokuzuncu Kalkınma Planı
|
|
|
| 1 Temmuz 2006 CUMARTESİ
- Mükerrer |
Resmî Gazete |
Sayı : 26215 |
|
TBMM
KARARI |
|
DOKUZUNCU KALKINMA
PLANININ (2007-2013)
ONAYLANDIĞINA
İLİŞKİN
KARAR
Karar No. 877 Karar Tarihi :
28/6/2006
Dokuzuncu
Kalkınma Planı (2007-2013), 30/10/1984 tarihli ve 3067 sayılı Kanun gereğince, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunun 28/6/2006 tarihli 121 inci Birleşiminde
onaylanmıştır.
|
|
|
336. Plan dönemi sonuna
gelindiğinde
özelleştirme işlemleri sonucunda kamunun hava ve deniz ulaşımı
ile lokomotif ve vagon üretimi; şeker, tütün ve çay
ürünlerinin işlenmesi; petrokimya sanayi; malzeme alımı;
elektrik dağıtım ve toptan ticareti faaliyet alanlarından tamamen çekilmesi;
bunun yanı sıra, elektrik üretimi, doğalgaz piyasası, kömür ve diğer
maden işletmeciliğindeki payının azalması hedeflenmektedir. Buna karşın
tahıl alımı, tohumluk üretimi, demiryolu ulaşımı alt yapısı, elektrik
iletimi, petrol arama, hava meydanlarının işletilmesi, posta hizmetleri
ile kıyı emniyetinin sağlanması alanlarında faaliyet gösteren KİT’lerin
plan döneminde özelleştirilmesi öngörülmemektedir. |
|
|
|
|
|

|
Çaykur kâra geçince Hazine’nin izleme listesinden
çıkarıldı |
|
|
Çay
İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Çaykur), 2004 yılında gerçekleştirilen
mamul ürün satışlarından uzun zamandan beri ilk defa, 24 trilyon 60
milyar lira kâr etti.
Türkiye'nin
önemli Kamu İktisadi
Teşebbüsü (KİT) olan Çaykur, kâra geçince Hazine'nin izleme listesinden
çıkarıldı. Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce, uzun yıllardan beri zarar
eden kurumun geçen yıl kâr ettiğini söyleyerek, "Hazine,
özelleştirilecek KİT'leri izlemeye alıyor. Zarara devam eden kurumlar,
kapsama alınıyor. Fakat Hazine, son yıllarda ve özellikle 2004 yılında
gösterdiği performans üzerine Çaykur'u izleme listesinden çıkardı. Yani
Çaykur'un özelleştirilmesi donduruldu, kurumun özelleştirilmesi gündem
dışıdır." dedi. Yüce, bütün dünyada kamu kuruluşlarının
özelleştirilmesinin konuşulduğuna işaret ederek, kurumun izleme
listesinden çıkarılmasını "Belki de Türkiye de ilk." sözleri ile
açıkladı.
Zaman, 4 Mayıs 2005
|
|
|
|
|
|

|
Marka
odaklı" bir özelleştirme yaklaşımı önerisi: Bir
türlü özelleştirilemeyen Çaykur |
|
|
Türkiye’deki
çarpık yapılanmış pazarlardan biri de çay pazarıdır. 1980'lere kadar
devlet tekelinde olan çay işleme ve paketleme endüstrisi, bu tarihten
sonra özel girişimlere de açıldı. Ancak, önemli bir aktör olarak Çaykur
özelleştirilemediği için, tekel kalksa bile pazarın belirleyicisi
devlet olmaya devam etti.
Yatırım yapması için önemli teşvikler sağlanmasına rağmen, özel sektör
gerek yaş çay alımında gerekse işlemede kaliteye özen göstermedi. Satın
aldığı yaş çay bedelini zamanında ödemeyerek üreticiyi üzdü. Düşük
maliyetlerle ürettiği kalitesiz çayı ancak Çaykur'un ambalajlarını
taklit ederek, "ucuz"
rekabetle pazara sundu. Bu karmaşa içinde bazı iyi niyetli girişimler
de güme gitti, başarılı olamadı. Daha kaliteli olsa bile, tam yirmi
yıldır neredeyse hiçbir özel çay markası Çaykur’un itibarını
yakalayamadı. Bugün Lipton bile, dökme çay pazarında Çaykur’la rekabet
edemiyor.
|
|
|
Çaykur, ne kadar
hak ettiği çok tartışmalı olan itibarının saltanatını
hala pazarda sürdürüyor. Geniş ve hantal gövdesiyle pazara oturmuş,
pazarın önemli bir bölümünü doldurmuş bulunan Çaykur, rekabet
fırsatları konusunda eşitliği bozduğu için de pazar bir türlü
olgunlaşamıyor.
Türkiye, yılda 200 bin tona yakın tüketimiyle dünyanın ilk beş ülkesi
arasında yer alıyor. Türk çay pazarının bir milyar dolara yaklaşan
hacmiyle ciddi büyüklükte bir pazar olduğunu söyleyebiliriz.
Çaykur’un
2001 yılından itibaren özelleştireleceği IMF ve Dünya Bankası'na
taahhüt edilmişti. Ancak yapılamadı.
Çaykur’un, 1940’larda oluşturulan misyonu, bölgede
çay ziraatını
geliştirmekti. 46 tane fabrikası, 20 bine yakın çalışanı var. Çay
tarımından başka geliri olmayan bölge halkı için ayrı bir önem taşıyor.
Ayrıca, özellikle çay bahçelerindeki yaşlanma ve iklim nedenleriyle
maalesef Türk çayı dünya kriterlerine göre kaliteli değil. Biz
üretiyor, biz içiyoruz. Bu nedenle pazardan Çaykur’un çekilmesi, belli
önlemler alınmazsa çay üreticisini gerçekten de zor durumda
bırakacaktır. Yani konunun sosyal ve siyasi boyutları var, bu nedenle
özelleştirme konusu ertelenip duruyor.
Bir de özel çay üreticileri lobisinin baskısı
olduğunu duyuyorum.
Herkes pazarda belli bir yer edinmiş, mevcut stabilizasyonun bozulması
durumunda başlarına ne geleceğini bilmiyorlar. Çaykur’un özelleşmesi,
pazar yapısını allak bullak edeceği için, kimse yeni duruma adaptasyon
konusunda kendine güvenmiyor.
Aslında bir başka gerçek de Çaykur’un bir
bütün olarak özelleştirilememesiyle ilgili… 46 eski fabrikayı ve
20 bine yakın çalışanı kim nasıl alabilir, alırsa ne yapar? Hükümetin
Çaykur’u özelleştirmeye niyeti var mıdır, varsa stratejisi nedir,
bilmiyorum ve merak ediyorum. Ama bu özelleştirme olmadan, çay
pazarının belli bir olgunluğa kavuşması da kısa ve orta vadede pek
mümkün görünmüyor.
Ancak şu uyarıyı da yapmak gerekekir: Bugün
Çaykur'la rekabet
edebilecek güçteki tek marka olan Lipton, pazardaki ağırlığını kazanç
marjları yüksek poşet çaylara odaklamış durumda... Bu nedenle de
Çaykur'un hakim olduğu alana girmeyi, sanırım pek avantajlı görmüyor.
Yarın bu kararından vazgeçebilir, "low
cost" stratejisiyle pazarda önemli bir aktör haline gelebilir.
Veya buna Çaykur'la çok rahat rekabet edebilecek bir uluslararası güç girişebilir. Bu
durumda Çaykur, burada saymaya gerek duymadığım ciddi zaafları
nedeniyle pazardaki gücünü kaybedebilir. Bu da, bir "ulusal değer"in heba edilmesi
anlamına gelecektir.
Bir
özelleştirme yaklaşımı
önerisi
Görünen o ki,
siyasi ve sosyal sorunlar için önlemler alınsa, çay
lobisine kulak tıkansa bile Çaykur bu şekilde özelleştirilemez.
Fabrikalar bazında bir özelleştirme yapılması halinde de bir şekilde
marka değerine ulaşmış Çaykur markası elde kalır ve heba olur. Oysa şu
anda Çaykur’un elindeki en önemli değer bu… En itibarlı özel çay
markaları bile Rize, Filiz, Harman
gibi altmarkalarıyla Çaykur’u taklit etmekten kendini alamıyor. Türk
tüketicisinin bir dönemki Şahin, Doğan, Doğan görünümlü Şahin tutkusu
gibi irrasyonel bir talep bu... Ama böyle şeyler oluyor, ne yapalım?
Ayrıca Çaykur'un, bu ülkenin damak tadına uygun çayı üretebildiğini de
söylemeliyiz. Çok büyük tonajlarda ve tarımsal üretimin her
lokasyonunda çay alımı yapabildiği için geniş harmanlama imkanlarını da
elinde bulunduruyor. Böylece daha dar bir alanda alım yapan bir özel
çay firmasının risklerini taşımıyor.
Bence Çaykur,
ancak rasyonel bir marka stratejisiyle
özelleştirilebilir. Bunun için de bir önceki yazımda söz ettiğim “tepsi marka stratejisi”ni öneriyorum.
Bugün itibariyle
dökme siyah çay pazarının lideri konumunda olan
Çaykur, ürün yelpazesi üzerinde yeni kombinasyonlara girme avantaj ve
gücünü elinde bulunduruyor. Şu anki gücüyle ve çok iyi bir planlamayla
bunu risksiz bir biçimde ve çok kısa bir sürede gerçekleştirebilir.
Mevcut bayi örgütlenmesi ve tüketici alışkanlıkları nedeniyle pazara
karşı neredeyse bir "dayatma" yöntemi ile, mevcut ambalajları eriterek
yeni markalar bazında çok hızlı bir penetrasyon sağlayabilir. Bu ölçüde
bir tüketici sadakati ve böyle bir tüketici algısı temeli üzerine
yepyeni yapılar inşa etmek hiç zor değildir. Ancak Çaykur bunu, bugün
yapabilir. Mevcut gücünde ve imkanlarında eksilme söz konusu olduğunda
operasyonu başarıyla yönetmek zorlaşabilir. Çaykur, aynı zamanda bu
yeni yapılanma süreciyle birlikte arz biçimlerinde de yenilikler
yapılabilecek, ambalaj dizaynlarındaki özensizlik ve amatörlüklerin de
giderilme imkanı doğacaktır. Bu yeni pozisyonun, piyasadaki Çaykur
taklitçilerini de bir anda açığa düşüreceğini söyleyebiliriz.
Çaykur, kendisini “tepsi marka”
konumuna çekerek, çeşitli kategorilerde bağımsız yeni markalar
yaratabilir. Belli bir kuluçka ve olgunlaşma döneminden sonra, bu
markalardan Çaykur “onay ve destek”ini
çektiğinizde bile yeni markalar ayakta duracak güce zaten kavuşmuş
olurlar.
Çaykur markası?
Onu bir hatıra
olarak kalbimizin en derin köşesinde saklayacağımızdan emin
olabilirsiniz. Rahat olun.
Ya fabrikalar?
Pazar değeri
yüksek her yeni markanın yanına birkaç fabrika takın, paket olarak
satın. Hatta bence fabrikaları hediye edin, markalardan alacaklarınız
size yeter.
Ve de… Bir “markalaşma
stratejisi”yle
dünyadaki ilk özelleştirmeyi gerçekleştirin, literatüre geçin.
Not: Bu arada Türk çayının yeniden
konumlandırılması konusundaki
çabaları da olumlu buluyorum. Çiftçi ya parasızlıktan ya alışkanlıktan
ya da gerçekten ihtiyaç olmadığından zirai ilaç ve gübre kullanmıyor,
Çaykur da bu durumu avantaja dönüştürüp Türk çayını "dünyanın tek organik çayı" olarak
lanse etmeye çalışıyor. Dışarıda yine de şans görmüyorum, ama iç
pazarda, ithal çay rekabetine karşı işe yarayabilir. Tabii bunu, benim
gibi konuya kulağını kabartmış olanlar duyuyor, iç pazardaki iletişimde
bile yeterli vurguda kullanılamıyor. Çaykur reklamları konusuna da hiç
girmeyelim, değil mi?
A. Selim Tuncer
15
Aralık 2005 |
|
|
|
|
|

|
ÇAYSİAD’a
Tepkiler Devam Ediyor |
|
|
Çay Sanayii İş
Adamları
Derneği (ÇAYSİAD) tarafından önceki gün Dedeman Otel’de düzenlenen
‘Türkiye’de çay sektörünün yaşadığı sıkıntılar ve Çaykur’un
özelleştirilmesi’ konulu toplantıya tepkiler artarak devam ediyor.
Çaykur’un yer almadığı bir toplantıda, gündemde olmadığı halde
özelleştirmenin ele alınması ilginç bulundu. ÇAYSİAD derneğinde Lipton
dışında hiçbir üretici firmanın üye olarak bulunmadığı, çoğunluğunu
ihracatçıların oluşturduğu derneğe, Rize’de özel sektör altında
faaliyet gösteren fabrikaların da hiçbirinin üye olmadığı ortaya çıktı.
Türk çaycılığının tartışıldığı toplantıda başta Rize olmak üzere,
Trabzon ve Artvin illerinde faaliyet gösteren özel sektör
temsilcilerinin de bulunmaması dikkat çekti. Toplantı ile ilgili
yapılan değerlendirmelerde, ÇAYSİAD’ın Türkiye’deki Türk çay piyasasını
ele geçirmek ve yabancı menşeli çayların ülkeye girişini kolaylaştırmak
için altyapı oluşturmanın peşinde olduğu açıklandı.
|
|
|
Toplantıya
yöneltilen eleştiler şöyle:
Gümrük ve Tekel
Eski Bakanı Tuncay Mataracı: Çay sektöründe çözüm
bekleyen bir çok sorun dururken özelleştirmenin ele alınması
düşündürücüdür. Devlet yetkilileri Çaykur’un özelleşmesi gündemde yok
demesine rağmen, birileri özelleştirilme ile ilgili çaba gösteriyor. Bu
dernek gerçek amacını açıklamalıdır.
Ticaret ve Sanayi
Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Hacıfazlıoğlu:
Çaykur’un özelleştirilmesinin konuşulduğu ve Çaykur’dan hiçbir
yetkilinin bulunmadığı toplantıya katılmayı uygun bulmadım. Son 15 yıl
içerisinde Çaykur olmamış olsaydı, bölge halkı tamamıyla burayı
terketmek zorunda kalırdı. Ülkedeki en önemli sıkıntı üretim
fazlasıdır. Bu firmalar çayın ihracı yönünde çalışma yaparlarsa onlara
destek veririz.
Türkiye
Ziraatçılar Derneği Rize Şubesi Başkanı Güngör Usta: ÇAYSİAD’ın
yaptığı toplantıya davet edilmememiz düşündürücüdür. Çaykur’un
özelleştirilmesini savunmamız mümkün değil. Çaykur, çay tarımının ve
çay üretiminin güvencesidir. Bu kurumun özelleştirilmesi sonucunda,
komşumuz Gürcistan da olduğu gibi, yerli üretim sona erer ve yabancı
menşeli ithal çaylar pazarı alır. Bu işten ithalatçı firmalar kazançlı
çıkar.
TekGıda İş
Sendikası Bölge Başkanı İsmail Topçu: Çay sanayinin bel
kemiği olan Çaykur ile 25 bin kişiyi temsil eden sendikanın toplantıya
davet edilmemesini anlayamadık. Bence ÇAYSİAD’ın paneli
düzenlemesindeki amaç başkadır. Bunu da ortaya çıkıp söylemeliler.
Eleştirilere cevap
veren ÇAYSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Ruşen,
Rize’de yapılan toplantıdaki amacın Çaykur’un özelleştirilmesi
olmadığını söyledi. Yapılan toplantıda çay sektörünün yaşadığı
soranları, sorunların nasıl aşılabileceği ve devletin çay sektöründeki
rolünün ele alındığını hatırlatan Ruşen, “Çayın genel durumu yanında
Çaykur’un özelleştirilmesinin faydalı olup olmayacağını da tartıştık.
Çay sektörü ile ilgili önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkacak olan
gerçekleri bugünden görmemiz lazım. Yapılan eleştirilere de bir anlam
veremiyorum.” diye cevap verdi.
Zaman, 16 Şubat 2002 |
|
|
|
|
|
 |
Dün
Çay Üreticilerine Sahip Çıkmayanlar Bugünde Sahip Çıkamaz
|
|
|
Rize
ÖDP Merkez İlçe Saymanı Atilla Kayhan “ Üreticilerin alınterinin,
Emeğininin
hakkını bizden başka kimse savunamaz. (Dilek Yanık-Esra Meydan)
Aylardan beri
Çaykur’un özelleştirilmesi ile ilgili yapılan tartışmalara bu kez Rize
Özgürlük
ve Dayanışma Partisi de katıldı. Rize ÖDP Merkez İlçe Basın Sözcüsü
Sayman
Atilla KAYHAN bir açıklama yaparak “dün üreticilerinin yanlarında
olmayanlar
bugün onların hakkını savunuyor görüntüsü içersine girmesinler” diyerek
şu
açıklamalarda bulundu. |
|
|
“Bilindiği
gibi 2000 yılı yaş çay taban fiyatının açıklanmasıyla ikiyüzellibin çay
üreticisi vatandaşımız adeta şok olmuştu. Biz bütün çay üreticileri ve
sivil
toplum örgütleriyle, bütün siyasi parti temsilcileriyle birlik
içersinde olup
verilen yaş çay taban fiyatlarına karşı gerçek anlamda çayımıza fiyat
verilmesi
için birlik olalım dedik ancak hiç kimse buna yanaşmadı.
Biz
bütün engellemelere rağmen çay üreticisinin sorunlarını Ankara’ya
taşımak için
imza kampanyası başlattık. Topladığımız onbin imzayı Ankara’ya
yetkililere
ilettik. “ diyen KAYHAN “Çay üreticisi emeğinin gerçek değerini almak
ve
Çaykur’un ÖZELLEŞTİRİLMESİNE karşı çıkmak için ilimizde geçtiğimiz
aylarda
kimsenin cesaret edemediği bir şekilde alanlara çıkarak Emekçi
halkımızla
birlikte görkemli bir miting yaparak çayda yaşanan sorunları ve oynana
oyunları
ortaya çıkarttık. Daha sonra da onlarca üreticimizle Ankara’ya yürüdük
ve
taleplerimizi haykırdık” dedi.
KAYHAN
“Bunların sorunu özelleştirecekleri çay fabrikalarını nasıl
özelleştireceğiz
falan değil bu fabrikaları fabrikaları hangi HOLDİNG DOSTLARINA PEŞKEŞ
çekeceklerine kavgasını veriyorlar. Bu oyunlara da Tek Gıda iş Sendika
Temsilcisi İsmail Topçu’da alet oluyor. Topçu üyelerine sahip çıkması
gerekirken Ben Mesut Yılmaz’la görüştüm özelleştirme askıya alındı
diyerek bu
iş içinde ne kadar rol aldığını ortaya koymaktadır. Bunlar IMF’ye
verilen
sözleri unuttular mı? IMF politikaları gereği ÇAYKUR 2001 yılında
kesinlikle
özelleştirilecektir” diyen KAYHAN “ANAP’ın seçim programında Çaykur’un
özelleştirilmesi mevcuttur. Şimdi Rize’ye gelecek olan Sayın
Mesut Yılmaz ne adına Rize’ye gelecek. Bu
halkın karşısına çıkmaya utanmayacaklar
mı? Yoksa hemşehrilerine “Biz IMF’ye söz verdik. Hükümet ortaklarımızın
dediğinin dışında bir tavır ortaya koyamazdık “ “Ülkenin selameti
açısından
böyle olması gerekirdi” diyerek başka partileri suçlayarak bu işin
günahından
kurtulacaklarını sanıyorlar. Yılmaz Rize’de istenen adam değil. O
Rize’de
Devlet Dairelerindeki Kurum Amirleri ve Bürokratlarıyla gelip Rize’de
açılışlar
yapıp boy gösterisi yapacak olan Yılmaz’ın peşinden hiçbir çay
üreticisinin
katılmayacağını hep birlikte göreceğiz” dedi.
Rize
ÖDP Merkez İlçe Saymanı Atilla Kayhan
Yeni
Rize, 31
Ağustos 2000 |
|
|
|
|
|

|
Çaykur'un Çay Fabrikalarının 2001
Yılında
Özelleştirilmelerinin Planlanması |
|
|
Çaykur'un çay ve Türkiye Şeker
Fabrikaları AŞ'nin şeker fabrikalarının
2001 yılında özelleştirilmeleri planlanmaktadır.
Özelleştirme İdaresi'ne devredilecek
işletmeler portföyü Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş., ÇAYKUR, Makine Kimya Endüstrisi
Kurumu ve ETİ Holdingin bazı fabrikalarını kapsamaktadır.
DMO,
TMO, TİGEM, ÇAYKUR ile
ilgili yeniden yapılanma ve özelleştirme çalışmaları sürmektedir.
Kaynak:
Enflasyon
İle Mücadele ve Yeniden Yapılanma Programı,
Recep Önal, Devlet Bakanı,
15 Eylül 2000, İstanbul |
|
|
|
|
|

|
Çaykur
Karabük’te olduğu gibi üretici-işçisine
satılmalı |
|
|
Cumhuriyet Halk
Partisi eski
Genel Başkanlarından Karayalçın tatil amaçlı geldiği baba ocağı
Rize’deki
konuşmasında:
“ÇAYKUR’un kurtuluşunun özelleştirme ile
sağlanacağı
kanaatindeyiz. ÇAYKUR’un içinde bulunduğu durumdan Kardemir metodu bir
özelleştirme kurtarır. ÇAYKUR Karabük’te olduğu gibi üreticisine ve
işçisine
satılmalıdır” dedi.
Yeni
Rize
29/08/2000 |
|
|
|
|
|

|
Çaykur'u
Özelleştirmem
|
|
|
Başbakan
yardımcısı Mesut Yılmaz kendi ilçesi Çayeli'den seslendi:
"ÇAYKUR çok
önemli Özelleştirmem. Bu kurum diğerlerinden farklı. Karadeniz
bölgesinde çayla
ilgili olmayan çaydan evine ekmek girmeyen aile yok. Ancak ÇAYKUR'u
daha
sağlıklı bir yapıya kavuşturmaya çalışacağız."
Karadeniz
3 Eylül 2000 |
|
|
|
|
|

|
Çaykur’un
Özelleştirilmesi ve Üretimin Azaltılması |
|
|
Bir
takım kişiler çıkıp özelleştirilmenin askıya alındığını söylüyor.
Çaykur’un özelleştirilmesine tepkiler çığ
gibi büyürken, Tek Gıda İş Sendikası Bölge Başkanı İsmail Topçu’nun
“Ben ANAP
Genel Başkanı Mesut Yılmaz’la konuştum, Çaykur’un özelleştirilmesi
askıya
alındı” şeklinde açıklama yapması tartışmalara yeni boyut kazandırdı.
DYP il Başkanı
Nihat Mete, yapılan açıklamaya
tepki göstererek,
“İsmail Topçu, ANAP’ın sözcüsü müdür? O gitsin
maaşlarını
almayan işçilerin sözcülüğünü yapsın. Hükümetin IMF’ye verdiği iyi
niyet
mektubunda Çaykur’un özelleştirilmesi ve üretimin azaltılması gibi
konular da
yer almıştır. 10 Mart 2000 tarihinde verilen bu mektup kamuoyundan
saklanmıştır. Bazı basın organlarında bu mektubun varlığını ortaya
çıkardı. Bu
kezde oluşan tepkiyi ortadan kaldırmak için bir takım kişiler çıkıp
özelleştirilmenin askıya alındığını söylüyor. BÜTÜN BUNLAR YALANDIR.
|
|
|
Mektupta,
“Biz özelleştirme işini 2000’de kesin başlatacağız. Diye taahhütname
verilmiş.
Bu mektup Mesut yılmaz tarafından değil, hükümet yetkilileri tarafından
IMF’ye
verilmiş şimdi nasıl oluyor da Topçu Mesut Yılmaz’la konuşarak
özelleştirmenin
askıya alındığını açıklıyor. Yılmaz kendi başına IMF’nin kararlarını
nasıl
askıya alıyor? Topçu, 25 bin işçinin hakkını nasıl savunacağını
öğrensin. Onun
mücadelesi içinde olsun. ANAP’ın sözcülüğü ona düşmedi. Bir sendika
başkanı
nasıl oluyor da ‘Yılmaz, benim yanımda Yüksel Yalova’yı arayarak
talimat verdi.
Bu işi askıya alalım’ dediğini öne sürüyor. Bu ne ciddiyetsizlik.
Topçu’nun
böyle bir gücü varsa Yılmaz’a daha önce söyleseydi çay ve fındığa daha
fazla
para verirdi ve bu kadar insan sefalet çekmezdi” diye konuştu.
Yeni
Rize Gazetesi
22-23
Ağustos 2000 |
|
|
|
|
|

|
Çaykur
Özelleştiriliyor
|
|
|
Çaykur
(Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü) Bakanlar Kurulu kararı ile 2000
yılında
özelleştirilecek kit teşekkülleri arasında yerini aldı.
Özelleştirilmesi 1997
yılından bu yana gündemde olan Çaykur özellikle hükümetler tarafından
siyasi
çıkarlar için bir çiftlik olarak kullanıldı. Usulsüz atamalar ve siyasi
çekişmelere sahne olan Çaykur’un bu şekilde zarar ettirilmesi sağlandı.
Çaykur’un
özelleştirilmesi kararından sonra birçok firmanın Çaykur’a talip olması
ve
Çaykur’u almak istemesi “Çaykur bilinçli olarak mı zarar ettiriliyor?”
sorusunu
gündeme getirdi. Geçen yıl çay tarlalarını kanser tarlaları olarak
Milliyet’te
manşete taşıyan ve Türkiye’de üretilen çayı karalamak isteyen Aydın
Doğan’da
Çaykur’a talip olanlar arasında yer alıyor olması dikkatlerden kaçmadı.
|
|
|
Rize
Ticaret ve Sanayi odası yetkilileri Çaykur’un halka satılması
gerektiğini dile
getiriyorlar. Ve Çaykur’un tek kurtuluşunun bu olduğunu söylüyorlar.
Öte
yandanÇaykur konusunda görüştüğümüz uzmanlar ise Çaykur ve Rize çayının
dünya
piyasasında pazarlama imkanı bulabilecek bir firmaya Çaykur’un
satılmasının en
akıllı çözüm olduğunu söylüyorlar.
Bunun
içinde ortada dolaşan iki isim var. Yimpaş Holding ve Kombassan
Holding. Çaykur
sonuçta özelleştirilecek. Bizim dileğimiz odurki halkın geçim kaynağı
ve ekmek
teknesi Çaykur “Yağma Hasan’ın böreği” olmasın.
Rize
Tanıtım, 2000 |
|
|
|
|
|

|
İki
Bakan’dan ayrı ayrı açıklama. Kime inanacağız? |
|
|
Bir Eylül de Anap
lideri A.
Mesut Yılmaz ile birlikte
Rize’ye gelen çaydan sorumlu Bakan Kazım Yücelen ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik
Bakanı Yaşar Okuyan vatandaşların Çaykur ne zaman özelleştirilecek
şeklinde
ısrarlı soruları ile karşılaşınca bazı açıklamalarda bulunmak zorunda
kaldılar.
Çaydan direkt sorumlu Bakan olan Kazım Yücelen “Çaykur özelleşmeyecek
derken,
Çalışma bakanı Yaşar Okuyan ise tam aksini söyleyerek “Çaykur mutlaka
özelleşecek”
diye konuştular. İki bakanın tatmin edici bir açıklama yapmaması çay
üreticilerinin moralini bozarken konuyla ilgili bir grup çay üreticisi
Mesut
Yılmaz’dan tatmin edici bir cevap almak için yılmaz’a ulaşma
girişimleri
başarılı olamadı.
TEDAŞ
Binasının açılış törenine şehir merkezinden yaya olarak yürüyen
Bakanlar Kazım
Yücelen ve Yaşar Okuyan’a Çaykur’la ilgili yöneltilen sorulara şu
cevapları
verdiler. Bakan Kazım Yücelen
"Çaykur’un özelleşeceğini kim söylüyor.
Çaykur
Genel Müdürü yanımda bak, öyle bir şey olsa oda bilir. Yok öyle bir
şey. Kim
diyor bunları. Belki on yıldır belki yirmi yıldır bilmiyorum" gibi
kaçamak
cevaplarla özelleştirme ile ilgili net bir şey söylemekten çekindi.
|
|
|
Çaykur’un
özelleştirilmesile ilgili olarak ne gün özelleştirileceği ile ilgili
kesin bir
tarih vermemekle birlikte en net cevabı veren Çaykur’un kesinlikle
özelleştirileceğini söyleyen isim ise Bakan Yaşar Okuyan oldu. Okuyan
"Çaykur
kesinlikle özelleştirilecek. Avrupa Birliğine giriş çabalarımız ve
avrupa Birliğine
entegrasyon. Bütün bunlar için ciddi bir çalışma var. Kamu
teşebbüslerinin
hepsi özelleşecek. Bunun içersinde Çaykur’da var. Çaykur’da kamu
iktisadi
teşebbüsüdür. O nedenle Çaykur’un özelleşmeside gerçekleşecektir. Ancak
bu
özelleşmeden üreticilerimizin mağdur olacağını sanmıyorum" dedi.
Murat
Karadereli RİZE
Yeni
Rize, 3 Eylül 2000 |
|
|
|
|
|

|
Gündemde
Çaykur'un Özelleştirilmesi Yok |
|
|
Devlet
Bakanı Yalova:
"Gündemde Çaykur'un özelleştirilmesi yok" dedi.
Yalova,
yaptığı açıklamada, son günlerde Çaykur'un bazı fabrikalarının
özelleştirileceğine ilişkin haberler çıktığını, bunların gerçeği
yansıtmadığını
bildirdi.
Yalova
şunları söyledi:
"Sanırım bazı özelleştirme karşıtları suyu bulandırmak
için Çaykur'un özelleştirileceği söylentilerini yayıyorlar.
Özelleştirme
açıklanan bir programla sürüyor. Programda Çaykur yoktur dedi.
Karadeniz |
|
|
|
|
|

|
Türkiye Ekonomik
Reform Kredisi Kalkınma Politikası Mektubu
|
|
|
Ankara,
10 Mart 2000
James
Wolfensohn, Başkan, Dünya Bankası
Washington,
DC 20433
Sayın
Wolfensohn,
....
Hükümet
Çaykur’un çay ve TŞFAŞ’ın şeker fabrikalarının 2001 yılında
özelleştirilmesini
başlatmayı planlamaktadır. Sözkonusu tesislerin fiili
özelleştirilmeleri
2001’de başlayacaktır. Bu, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun sözkonusu
varlıkları
Özelleştirme İdaresi’ne devretme yönünde bir karar almasını
içerecektir....
Recep ÖNAL
Gazi
ERÇEL
Ekonomiden
Sorumlu Devlet Bakanı
Merkez
Bankası Başkanı
(Mektubun
tamamı için) |
|
|
|
|
|

|
Üreticinin
Sonu
|
|
|
Anavatan
Partisi Şehrimiz İl Başkan yardımcısı Köksal İstif’in. Çaykur’un
özelleştirilmesine karşı tepkisi sert oldu. Köksal Çaykur’un
özelleştirme
çalışmalarına tepki göstererek böyle bir durumun üreticinin sonu
olacağını
söyledi. Bu konuda vatandaşlara da büyük görevler düştüğünü dile
getiren İstif
üreticileri özelleştirme karşıtı eylem yapmaya çağırdı. Özelleştirme
yapılırken
çok dikkatli olunması gerektiğini dile getiren İstif çay konusunda
devlete ait
olduğunu belirterek “Altyapısı çok iyi hazırlanmadan öyle pat diye
özelleştirme
yapamazsınız. Özel sektör kısmen de olsa denedi. Özel dediniz mi akla
kazanmak
gelir. Özel sektörün salt amacı budur ama devletin amacı bu değildir.
Devletin
amacı halkına hizmet etmektir. Sosyal devlet burada ortaya çıkar. Çayda
kotayı
anlamak mümkün değil Çaykur müstahsiline, üreticisine bu yasağı koyamaz
ve
koymamalıdır. Üç kilo yaş çay satan bir üretici bir kutu aspirin
alamıyor.
Çaykuru yönetenler öyle derin koltuklarda çok rahat oturuyorlar,
kapıcılarıda
var ama birde o alımyerindeki üreticileri neler çektiğini bir
görsünler” dedi.
ANAP
Rize İl Başkan Yardımcısı
Köksal
İstif
Yeni
Rize
|
|
|
|
|
|

|
Yalancılar |
|
|
DYP
İl Başkanı Nihat Mete, Çaykur’un
özelleştirilmesi kararının yeni
olmadığını, 3
yıldır Çaykur’u Holdinglere satmak için planlar yapıldığını söyledi.
1997’de
Çaykur’un satılacağına dair gizli belgeleri ellerine geçirdiklerini
bunu basına
duyurduklarında ise ANAP’lılar tarafından yalancılıkla suçlandıklarını
söyleyen
Mete, “Kimin yalancı olduğu şimdi ispatlandı. Kimsenin benim
hemşehrilerimin
aşını elinden almaya hakkı yoktur. Şimdi elimde hangi fabrikaların
satılacağının listesi var. Ben yine basının karşısında hemşehrimin
hakkının
avunmasını yapacağım. Madem Rize’yi bu kadar düşünüyorlar o zaman hepsi
2’şer
fabrika alsın. Satışa sunulan fabrikalar o zaman şunlardı: Aşıklar,
Azaklı,
Derepazarı, Gündoğdu, Kalecik, Kirazlık, Ortapazar, Pazarköy,
Sabuncular,
Salarha, Ankara Paketleme, İstanbul Paketleme, Anatamir” dedi.
Karadeniz |
|
|
|
|
|
 |
Yanlış
Hesap |
|
|
Atatürkçü
Düşünce Derneği Rize Şubesi de ÇAYKUR’un özelleştirilmesine karşı
çıktı,
Türkiye’de kitler ülkenin ihtiyacı göz önüne alınarak kuruldu. Çay,
Cumhuriyetle birlikte tarım yapılan bir ürün olup Rize ile özdeşleşen,
Rizeliyi
bu toprağa bağlayan onun için anlam ve önem ifade eden bir vatan
parçası
olmasına katkı sağlamıştır.
Cumhuriyetimizi ne
kadar önemsiyorsak onu tarım ürünü çay da önemsenmelidir.
İkibinli
yıllarda Türkiye tarımı üzerinde dolaşan kara bulutlar çay tarımını da
hedef
olarak seçmiştir. Geçmişte yaşanan olumsuzlukların acısını bölge insanı
unutmuşken özelleştirme ile birlikte o acıları arar duruma gelecektir.
|
|
|
Çay
sektörü doğaldır ki sorunlar yaşamaktadır. Üretici sorunlarının çözümü
Çaykur’dan beklemektedir. Eleştirilerini de yine Çaykur’a yapmaktadır.
Eleştirileri ortadan kaldırmanın çözümü Çaykur’u ortadan kaldırmak
değildir.
Bu
kadar düşük fiyat ve sorunlar yaşanmasına rağmen toplanmamış bir tek
çay ocağı
kalmıyorsa çaya alternatif aramak doğru bir yaklaşım değildir. Zira
bugün
alternatif olarak ortaya konup desteklenen ürünlerin toplamı bölgeye ve
ülkemize çayın onda biri (yüzde on) oranında katkı sağlamamıştır,
sağlayamaz
da.
Bugün
istihdam ve sosyal işlevi ile ülkeye iki milyar dolarlık katkı sağlayan
bir
ürünü yok ederek, Türkiye çayının yerine yabancı ve kaçak çaylara
olanak
tanımaz.
Özelleştirmeyi
kaçınılmaz çözüm olarak ortaya koymak isteyenlere Batum’daki çay tarımı
ve
sektörünün içinde bulunduğu durumu incelemelerini öneririz. Zira şu
anda orada
üretici çayını toplamamakta, fabrikalarda atıl durumda bulunmaktadır.
Bölgemizde
Çaykur özelleştirilirse ne olur diye baktığımızda geçici bir süre işsiz
kalan
Türklerin Ruslara bir süre iş olanağı sağlanır, bir süre sonra da
Türkiye çayı
işlevsiz kalarak Rize hayalet bir kente dönüşür veya Niğde örneğinde
görüldüğü
üzere kendi toprağında yevmiyeci konumuna düşer ki bölge insanı bunu
haketmiştir. Oldu bittiye getirilmek istenen Çaykur özelleştirilmesi,
yanlış
hesap Bağdat’dan döner özdeyiş ile dikkatleri çekmek isteriz.
Bu
konuda tüm bölge halkını duyarlı olmaya çağırıyor, özelleştirmeye karşı
tavrını
açıkça ortaya koymasını bekliyoruz.
Sevgi ve saygılarımızla.
Atatürkçü
Düşünce Derneği
Rize
Şubesi
Zümrüt
Rize |
|
|
|
|
|

|
Türk
Şeker ve
Çaykur da özelleştirilecek |
|
|
Başbakan
Yardımcısı Hüsamettin Özkan başkanlığında hafta başında
gerçekleştirilen
toplantıdan sonra, Hazine Müsteşarlığı`nda tarımsal kitlerin ele
alındığı bir
de teknik toplantı yapıldı.
Toplantıya,
Tekel Genel Müdürü Mehmet Akbay, TMO Genel Müdürü Mevlüt Karakaya,
TİGEM ve
Türkşeker ile Hazine Müsteşarlığı yetkilileri katıldı.
Toplantıda,
KİT`lerden Türk Şeker ve Çaykur`un bazı fabrikalarının bu yıl
içerisinde
özelleştirme kapsamına alınması kararı çıktı. Toplantıda ayrıca,
TEKEL`in
yeniden yapılandırılması ile ilgili kanunun bu yıl çıkarılarak 2001 ve
2002
yıllarında özelleştirilmesinin öngörüldüğü öğrenildi. Tekel`in 1.5
katrilyon
görev zararı ve önemli miktarda da vergi borcu bulunuyor.
|
|
|
Toprak
Mahsulleri Ofisi`nin ise ilk 6 ayda performans kriterlerini yerine
getirdiği
belirtilirken, bankalara 346 trilyon borcu olduğu, Hazine`den aldığı
500
trilyon borcuna karşılık yaklaşık 500 trilyon görev zararı bulunduğu bu
konuda
mahsuplaşmaya gidileceği kaydedildi.
Yetkililer,
tarımsal KİT`lerde kısa vadede sorun bulunmadığını, ancak uzun vadede
yeniden
yapılandırılmaları gerektiğine dikkat çektiler.
Anadolu Ajansı |
|
|
|
|
|

|
Sıkıntılara
Katlanmak Zorundayız |
|
|
Çay
Borsası Başkanı Tahsin Sancak “Hep birlikte bir takım sıkıntılara
katlanmak
zorundayız. Özelleştirmede yabancı firmalara daha çok şans tanınırsa bu
doğru
olmaz. Yabancı firmalar yurt dışından kendi çayını getirerek burada
pazarlayacak. Alt yapısı hazırlanmadan yapılacak olan özelleştirmenin
bölgeye
hiçbir yararı olmaz. Geçmişte çok kalitesiz çay aldık ve bunun
sonuçlarını
gördük. Bir platform oluşturarak tüm dernekler, sivil toplum
kuruluşları ve
üretici temsilcileri biraraya gelerek karar almalıdır. Biz
özelleştirmeye karşı
değiliz, ancak bazı endişelerin ortadan kaldırılması gerekmektedir”
dedi.
Tahsin Sancak
Çay
Borsası Başkanı
Yeni
Rize |
|
|
|
|
|
|
Peşkeş çekecekler |
|
|
Ziraat
Odası Başkanı Sedat Bıçakçı sert tepki göstererek
“Çaykur’u çok uluslu
şirketlere peşkeş çekecekler” dedi.
Yeni
Rize
|
|
|
|
|
|

|
Çaykur'u
satacaklarmış! |
|
|
Sevgili
dostlar,
değerli çay üreticileri:
Ülkemizde
yıllardır IMF ve Dünya Bankası desteğiyle onaylanan bir oyunu hep
birlikte
izliyoruz. Devlet Bakanı Yüksel YALOVA, bu oyunda sıranın Çaykur'a
dolayısıyla
Çay Üreticileri ve işçilerine geldiğini açıkladı.
|
|
|
Çaykur'u
satacaklarmış!
Artık
talanlarını saklamaya bile gerek duymuyorlar. İşçilerin, üreticilerin,
köylülerin birikimleriyle kurulan Çaykur'un babaların malı gibi birkaç
holdinge
peşkeş çekecekler. Bunu yapabilmek için de alt yapılarını hazırladılar.
Ne
yapmadılar ki:
Çaykur depoları ağzına kadar
kuruçayla doluyken yurt dışından çay ithal
ettiler. Sanki babalarının çiftliğine adam alır gibi siyasi rant uğruna
işçi
alarak kadroları şişirdiler. Fabrikaların kamyonlarını satıp nakliyat
şirketlerine fahiş fiyatla çay taşıttılar. Kalitesiz çay üretimi
yaparak iç ve
dış pazarı kaybettiler. İthal çayı özendirerek satışları düşürdüler.
Bir
kilo yaş çayın maliyeti 204 bin lira iken, yaş çaya 162 bin 500 lira
taban
fiyat vererek üreticiyi çay tarımımdan soğuttular. Yıllardır
uyguladıkları
yanlış tarım politikalrıyla Çaykur'u zarar ettirmeye çalıştılar. Ve
şimdi de
zarar ettiğini ileri sürerek Çaykur'u satacaklar. Daha doğrusu 250 bin
yaş çay
üreticisini ve binlerce çay işçisini çoğunu birlikte sermayedarlara
peşkeş
çekecekler. Yani hep birlikte satılıyoruz.
Ondansonra
özel sektör gelip kanımızı emecek. Biz Özal döneminde özel sektörle
tanıştık.
Akfa ve Karçay örneklerini unutmadık. Bu yüzden Çaykur satıldıktan
sonra
başımıza gelecekleri biliyoruz.
Ama artık yeter! Bizler
deledikleri gibi güdebilecekleri koyun sürüsü değiliz.
Üreticilerin, işçilerin alın teriyle birikimleriyle kurulan Çaykur'un
çalışanlarıyla
birlikte satılmasına izin vermeyeceğiz.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi
bu gelişmeler karşısında emek güçleriyle birlikte
harekete geçerek işçi ve emekçi örgütlerinin aynı mücadele ve dirteniş
hattında
buluşmaları için çaba gösterecektir.
ÖDP "Herkes iş, insanca
ücret ve onurlu bir yaşam için" başlattığı
mücadeleyi sonuna kadar sürdürecektir.
Tüm işçileri ve çay
üreticlerini bu şerefli mücadelede bir arada olmaya
çağrıyoruz.
Ve diyoruz ki: "Çaykur
halkındır satılamaz"
ÖDP
Rize Merkez İlçe
Başkanı
Sare
Yazıcı
Zümrüt
Rize |
|
|
|
|
|

|
Derviş'ten Özelleştirme Önerisi |
|
|
Derviş ise
Hazine’de Çay-Kur’a ayrılacak kaynak olmadığını
söyledi ve şu öneriyi getirdi:
“Çay-Kur’un 46 fabrikasından bir kısımını kapatalım ya da 5 bine yakın
işçiyi emekliye ayırarak kurumu rahatlatalım.”
ntvmsnbc
|
|
|
|
|
|

|
Çaykurun
özelleştirilmesi durumunda |
|
|
Çaykur'un
özelleştirileceği yönündeki ilk tepki Rize Tek Gıda iş sendikasından
geldi.
Bölge Başkanı İsmail Topçu "Çaykurun özelleştirilmesi durumunda üretici
ve
binlerce çalışanı açlığa ve sefalete mahkum olur. Çaykurun özelleştirme
mantığını anlamak çok zor. Depolar kuru çayla dolu. ayrıca yutt
dışından
binlerce ton kaçak çay yurda sokuluyor. Bizim çayımız ise depolarda
çürüyor.
Çaykurun özelleştirilmesi için start verildiği açık. 2001 yılında
devlet bu işi
bitirmek istiyor. Biz Tek Gıda iş olarak neler yapacağımızı tartışmaya
başladık. Rize milletvekilleri Ahmet Kabil ile Mehmet Bekaroğlu
mecliste
birbirleri ile sürtüşme yerine Rize'nın sorunlarıyla uğraşsınlar.
Binlerce kişi
açlıla boğuşurken onlar siyasi rant peşinde koşuyorlar. kimsenin bu
halkın
ekmeğiyle oynamya hakkı yok" diye konuştu.
İsmail Topçu, Rize
Tek Gıda İş Bankası, Yeni
Rize |
|
|
|
|
|

|
Çaykur'un
Özelleştirilmesi
|
|
|
Bilindiği
üzere çay, bölgemizdeki ikiyüzbin ailenin geçimini sağlayan ülke
ekonomisine 2
milyar dolarlık girdi getiren bir ürün; ÇAYKUR ise bu ürünün büyük bir
kısmının, fabrikalarında işlendiği, binlerce işçinin gelir elde ettiği
ve bölge
halkının kendi alın teri ile oluşturduğu bir kurumdur.
ÇAYKUR sağladığı
ekonomik katkıların yanı sıra, 1940 ve 50’li yıllarda, maddi
olanaklar olmadığı için, bölge dışına olan göçü ve gurbetçilik dramını
büyük
oranda durdurmuştur. Günümüzde ise yine aynı bölge halkı, ÇAYKUR’un
özelleştirilmesi ve başka alternatifleri bulmak vaadiyle çay sektörünün
ortadan
kaldırılması gibi bazı sorunlarla karşı karşıyadır. Oysa biz biliyoruz
ki; bize
sunulacak alternatiflerden hiç biri aynı anda ikiyüzbin ailenin
geçimini ve
bölge ekonomisine çayın sağladığı katkıyı sağlayamayacaktır. Rize
insanı
elbette ekonomik ve ürün zenginliği için diğer alternatifleri de
değerlendirecektir. Fakat bu kendisi ve ülkesi için hayati önem taşıyan
çay
üretimini bir kenara atması anlamına gelmez.
|
|
|
ÇAYKUR’un
özelleştirilmesine gelince. Sürekli
olarak, özelleştirmenin, ÇAYKUR için kaçınılmaz olduğu fikrini yaymaya
çalışanlardan, halkın istediği bu değildir. Çünkü özelleştirmenin
getireceği
işsizlik ve yoksulluğu halkın istemesi imkansızdır. Normal koşullarda
kendi
ürettiğimiz çayın, dışarıya ihraç etmeye gerek duymaksızın, sadece
ülkemizdeki
pazarın korunup, dışarıdan yabancı çayın girmesini engellemektir. Bölge
halkının çay ve daha bir çok konuda güvenip seçtiği yetkililere düşen
görev
ise, halkın sesine kulak tıkayıp, Türk tarımını yok etmek isteyen dış
güçlerin
isteklerine boyun eğmek değil bunu tam tersini yapmaktır.
A.D.D.
Gençlik Komisyonu olarak diyoruz ki: halkın oluşturduğu kamu iktisadi
teşekkülleri halkındır, satılamaz. Bu kurumların ticari rekabetle bir
ilgileri
yoktur. Çünkü bu kurumların tek amacı halka ekmek ve istihdam
sağlamaktır.
“Herşeyi devletten beklememek lazım” diyerek özelleştirmeyi
meşrulaştırmaya
çalışanlar unutmamalıdır ki ÇAYKUR ve daha bir çok devlet kuruluşunda
halkın
kendi alınteri vardır.
Erdal ÖZBEY
A.D.D.
Rize Şubesi Gençlik Komisyonu Bşk.
|
|