| Şeref Özgül | ÇAYA
GÖNÜL VERENLER Yalçın Emiralioğlu |
Sayın
ÖZGÜL, öncelikle ÇAY KUR Dergisi ve şahsım adına söyleşimize
katıldığınız
için teşekkür ederim. Teşkilatın kurucu Genel Müdürü olarak o
tarihlerde zor
şartlar altındaki hizmetleriniz Kuruluşumuzda takdirle anılmaktadır.
Ancak
zaman içerisin de her Kuruluşta olduğu gibi Kuruluşumuzda da
değişiklikler olmaktadır.
Günün şartlarına paralel olarak Çaykur'da yenileniyor, değişiyor. Bu
nedenle
genç Çaykur çalışanına ve dergi okurlarına siz Kuruluşun ilk kurucu
Genel
Müdürünü tanıtmakla başlamak istiyorum. Tarımsal
üretim, sulama, drenaj, tarımsal endrüstri ve gıda sanayii yatırımları
proje
plan laması, işletmecilik, pazarlama, işveren - işçi ilişkileri ve
yöneticiliğe
uzanan 39 yıllık tecrübeye sahibim.
Bu
sayımızdaki söyleşimiz çaya gönül verenlerden biri, çay teşkilatının
kurucu
ve ilk Genel Müdürlüğünü yapmış olan Sayın Şeref ÖZGÜL'le olacaktır.
-
Çaycılığımızın geleceğini iyi gördüğümü ifade etmek istiyorum. Bu
görüşümde
samimi olduğum kadar gerçekçi olduğuma da inanıyorum. Esasen bu gerçeği
çaycılığımızın evriminden de görmek mümkün. Rahmetli ve saygı değer
Zihni DERİN
hocamızın başlattığı çaycılığımız yöre halkımızın olumlu çabası ve
kendine özgü
pratik yaklaşımı ile tarım sal alanda Süratle gelişmiş ve
genişlemiştir.
Ancak endüstriyel alanda yani çayın işletmesi ve pazarlanması alanında
devlet
üretici kadar pratik ve hızlı olamayınca giderek artan sorunlar dar
boğazına
girilmiştir. Kanaatirnce çayın Tekel bünyesinde ister istemez üvey
evlat
muamelesi görmesi çaycılığımızın bir süre için yalnızlığa itmiş ve
kaderi ile baş
başa bırakmıştır. Bu zor dönemin zorlaması ile ÇAYKUR kurulmuş ve
1972'lere
gelinmiştir. Bana göre çaycılığımız özellikle sanayi ve ticaret
alanın.da ÇAY·
KUR ile doğmuş olup şimdi genç lik dönemini tamamlamak üzeredir.
ÇAYKUR ile
beraber çaycılığımız da nüfus kağıdını çıkartarak büyümeye başlamıştır.
Artık
karşılanamıyorsa bile, sorunlar önceden tahmin edilebilmekte ihtiyaçlar
programlar çerçevesinde karşılanabilmektedir. Bu günün bence ortaya
koyduğu
güçlük dinamizm yetersizliğidir. Ancak IS yıllık kısa geçmişe ve bu
dönemde
yapılanlara bakar sak ümitsiz olmak için hiç bir sebep göremeyiz.
Hatırlıyorum
o günleri, Bir Mart günü kurumu Tekel'den devralarak resmen ve fiilen
göreve
başladık. Genel Müdürlük kadromuz sadece ben ve iki yardımcımla yönetim
kurulundan
ibaretti. Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir Genel Müdürlük taşrada
kuruluyor.
Çok acilen çekirdek kadroların doldurulması lazım, fakat imkansız
gibi.
Kampanyaya iki aydan az süre kalmış otuz bin tonun üzerinde büyük stok
var,
yani çatı arası merdiven aralığı her yer çay stoku ile dolu. Makineler
eski,
soldurmalar yetersiz, teknoloji mutlak yenilenme ihtiyacında Tekel
Borç ve
ihtiyaç dışında hemen hemen bir şey devretmemiş, fabrikaların durumu
oldukça
dramatik haberleşme zor, bir çoğunun vasıtası bile yok, kadrolar
yetersiz.
Bütün bu yoklar içinde hepsi ne bedel olacak bir şey vardı öz veri,
mevcut
personel Çaykur ile çayı yaşatmak, çaycılığımızı kurtarmak için bir
amatör
gibi feda karlığa hazır ve arzulu idi. İşte bu ruhla işçi, memur
yöneticisi el
ele vererek zor dönem aşılmış ve bugünkü gelişme dönemine girilmiştir.
-
Tüketicinin damak zevki kadar iç ve dış pazarlamada tam bir rekabet
dönemine
girilmiştir.
-
Tüketim oranı üretimi zorlayıcı seviyeye ulaştırmıştır.
-
Yeni meşrubat çeşitlerine ve daha çok tanıtıma rağmen çay tüketimi
içeride ve
dışarıda devamlı artmaktadır.
-
Üretimde global olarak sınıra yaklaşılmaktadır. Yurdumuzda ve dünyada
tabii çay
alanlarının ekim sınırına gelinmiştir. Üretim bundan böyle verim artışı
ile
artırılabilecektir. Sonuç olarak bundan böyle çaycılığımız daha iyi
ileriye
gideceği kanaatindeyim.
-
İtiraf edeyimki ben Rize'ye istemiyerek zorla ve korkarak geldim. Çünki
dönemin
sorunları karşısında imkanlar o kadar sınırlı idiki görevi
kabullenirken
dehşete kapılmıştım. Ancak yöre halkını tanıdıktan, kurum
arkadaşlarımın
özverisini gördükten sonra bende çaya ve Rize'ye gönül verenler
takımına dahil oldum.
itiraf edeyimki ayrıldıktan sonra bir kaç kısa ziyaretime rağmen bir
turist
gibi Rize'ye doyasıya bir ziyareti gerçekleştiremedim. Bu yüzden gerek
kurumumuz gerekse yöredeki gelişmeleri yakından izlemek mümkün olmadı.
İzlenimim şöyle; Rize çaycılığı ile artık turistik tabiat zenginliği
kadar
endüstri şehri havasına da bürümüş, bitmiş limanı, şehir merkezindeki
Kurumun
muhteşem binaları ve artan canlılık gurur verici. Bu canlılığın çaydan
geldiği
belli oluyor. Tıpkı Almanya'nın her şeyini. kimyasal maddeler üreticisi
BASF
Kurumuna borçlu Ludvinghaveren ve yine her şeyi üzüm işleme sanayine
bağlı Kaliforniya'nın
Fresno şehirleri gibi. Kurumun işletme ve ünitelerinde büyük bir
gelişme olduğu
apaçık görülüyor. İşletmelerde yapısal gelişme tamamlanmak üzere,moral
ile
beraber disiplin de gelişmiş, stoklama ve dağıtım eski ile mukayese
edilmeyecek kadar iyileştirilmiş. Bölgesel dağıtım merkezleri
Almanya'da satış
bürosu açılması, daha çok çeşide ve kaliteli ambalaja gidilmesi benim
için
hemen göze çarpan ve özlem giderici olan önemli gelişmelerdir. Sayın
Genel
Müdürüriüz Nejat URAL'ın şahsında camiamızı kutluyorum.-
Sayın ÖZGÜL, bilindiği gibi çay sanayiinde 4.12.1984 tarih ve 3092
sayılı yasa
ile özel teşebbüsün de faaliyet
göstermesi sağlanmıştır. Bu durumun, çay tarımı sanayiine etkileri
konusundaki
görüşleriniz nelerdir?
-
Özel Sektörün çay sanayiin de faaliyet göstermesi fevkalade isabetli
olmuştur.
Yönetim olarak dönemimizde hükümetimize böy le bir teklifimiz olmuştu.
Ancak
henüz erken olacağı düşüncesiyle geri çevrilmişti.
Etkilerine
gelince,
-
Sayın ÖZGÜL, Türk çayı ve sanayinin daha ileriye ve iyiye götürülmesi
için bize
her hangi bir öneriniz varmıdır?
-
Sayın ÖZGÜL, Genel Müdürlüğünüz döneminde kısıtlı olanaklarla yapmak
isteyipte
yapamadığımız herhangi bir şey oldumu? Bugün aynı görevde ol saydınız
neler
yapmak isterdiniz?
Ne
dersiniz ... Rıhtımda şöyle otuz metre yüksekliğinde bir kule, üstüne
döner
çamlı bir köşk kurulsa ve içinde sadece özel çay servisi yapılsa
böylece o
muhteşem 417 çeşit yeşilin deniz ve tepelerle oluşturduğu doyumsuz
güzelliği
gelen tüm turistlere seyrettirip Rize'mizi, bir dünya malı yapsak yeni
bir çay
tutkusu yaratamazmıyız?
Ben
istekler için teknik, mali hususlardan bahsetmedim. inanıyorum ki bu
günde
zafer süngü nün ucunda öyle ise önce personel ihtiyacımızı gerçek
manada
çözümlemeye mecburuz.
-
Sayın ÖZGÜL, söyleşimizi çay Kurumunda geçen bir anınız la noktalamak
istiyorum. Mutla ka bir çok anınız olmuştur, ilginç olan birini ÇAYKUR
Dergisi
okurları için anlatırmısınız?
-
Bu fırsatı verdiğiniz için tek rar teşekkürlerimi sunar, Çay
işletmelerimize
başarılar, Rize'li hemşerilerime sevgi ve saygılar sunarım.