Ahmet Tosun
ÇAYA GÖNÜL VERENLER
Hasan Gençay

Bu sayımızda, "Çaya Gönül Veren" bir başka büyüğümüz Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet Tosun ile birlikteyiz. Otuz yıIı aşkın kamu gö­revinin büyük bir bölümünü çaya has reden saygıdeğer ağabeyimiz, şimdilerde mütevazı, mutlu-sağIıkIı bir emeklilik yaşantısı sürdürdüğü İstanbul Üsküdar'daki evinden zaman zaman telefonla devam eden söyleşi­miz sırasında duygulanarak "hem ben artık Rize'li sayıIırım" diyor ve bütün Çaykur camiasına  başarı mutluluk dileklerimi iletiyorum.

- Sayın Tosun, sizi orta kuşak sa­yılabilecek Çaykur çaIışanından tanımayan yok gibidir. Ancak, zaman, her organizma gibi Çaykur'da da et­kisini gösteriyor, Çaykur yenileniyor. Genç Çaykur çaIışanına, okurlarımı­za kendinizi tanıtır mısıız?

- Öncelikle, beni hatırlayıp duygulandırdığınız için size ve Çaykur Dergisi'ne çok teşekkür ederim.

Ben, 1338 yıIında (MiIadi 1922), Kastamonu ilinin Araç kazasında doğdum. İlk tahsilimi Araç'ta ve İstanbuIlBeşiktaş'taki 19. İlkokulda yaptım. 1939 yıIında Gaziosmanpaşa Ortaokulundan, 1942 yılında da Ka­bataş Erkek Lisesinden mezun oldum. Yüksek tahsilimi ise Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü'nde tamamlayarak 1947 yıIında Ziraat Yüksek Mühendisi diplomarnı aldım.

Aynı yıl, Yeni yeni teşkilatlanma döneminde olan Rize Çay Fabrikalarında Fen Memuru olarak göreve baş­ladım. Hiç unutmam, 1947 yılı Hazi­ran ayında bir pazar günü İstanbul dan Karadeniz vapuruna bindim ve ertesi pazar, yağmurlu bir günde Ri­ze'ye ulaştım. Üç gün Park OteIde kaldıktan sonra Tophane mahallesin­ de kiralık bir ev buldum. Altı ay burada kaldım. Sonra, Fener mahallesin­ de başka bir ev kiralayarak oraya ta­şındım. Bu ev fabrikaya yakın olduğu için, kampanya döneminde gece­ gündüz sürekli şekilde fabrikada çalışma imkanı buldum. İşimi çok sevdim ve zevkle çalıştım. Bu çalışma 1949 senesine kadar devam etti. Bila­hare, Yedek Subay Okulunda askerlik görevim başladı. Okul süresi sonun­ da kıta hizmetimi yapmak üzere Dört­ yol 39. Topçu Alayı'na Asteğmen ola­rak atandım. 1950 Nisan'ında askerden terhis oldu.

Bu sıralarda Tarım Bakanlığı Dev­let Ziraat İşletmeleri'ne bağlı olan Çaykur Teşkilatı, Tekel Genel Müdü­ lüğüne devredilmiş idi. Devlet Ziraat İşletmeleri kurumu da "Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü" şeklinde teşkilatlanmıştı. Böylece askerlik sonrası 1956 yılına kadar bu teşkilatta, Konuklar-Polatlı ve Alparslan-Muş Devlet Üretme Çiftliklerinde Tarla Şube Şefi, Müdür Yar­dımcısı ve Müdür olarak görev yaptım.

1956 yılında tekrar Rize Çay Fabrikasında göreve başladım. Burada, Merkez Çay Fabrikasında da (ki bilahare, büyük çaycı zihni hocanın hatı­rasına binaen Zihni DERİN Çay Fabrikası olarak adı değiştirilmiştir) Müdür Yardımcısı ve Merkez Müdürü olarak görev yaptım.

Çay teşkilatının Tekel'den ayrılmasından ve Çaykur'un kurulmasından sonra sırasıyla İstanbul Çay Paketlerne Fabrikası Müdürlüğü, Genel Müdürlük İşletme ve Koordinasyon Daire Başkanlığı ve nihayet Teftiş Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundum. 1978 yılında emekliye ayrıldım.

- Sayın Tosun, Türk Çaycılığının dününü ve bugününü nasıl değerlen­dirirsiniz?

- Şimdi, kanaatimce bunu birkaç yönden ele almak gerekmektedir. Türk çaycılığında, gerçekten kısa sayılabilecek bir sürede dev adımlar atılmıştır. Gerek çaylık alan, gerek üre­ tim kapasitesi ve gerekse fiili üretim­ de yıldan yıla neredeyse katlamalı rakamlara ulaşılmıştır. Benim, Merkez fabrikasında göreve başladığım sıra­ da yıllık kuruçay üretimi 93 ton idi. Ancak, her yıl yaş çay ürününde kay­dedilen % 50-30 artışlar sonucu ana fabrikada mahsul işlenemez duruma geldi. Bunu karşılamak üzere bölge­nin muhtelif yerlerinde önce küçük küçük çay atölyeleri, bilahare de 80­ 100 tonluk büyük fabrikalar kurulma­ ya başlandı. 30-40 yılı içerisinde, ku­ruçay üretiminin 100 tondan 100.000 tona yükselmiş olması, sanırım fiziki büyüme haKkında yeterli fikir vermektedir.

Ancak, bu büyük gelişmeyi sindirebilecek yeterli bir alt yapı mevcut muydu? Çayın teşkilatlanma dönemine girdiği, benim ilk görev yıllarımda, bölge, mahrumiyet yeri olarak tanındığı için idareci ve teknik eleman temininde sıkıntı çekiliyordu. Bunu kar­şılamak üzere Merkez fabrikalarında­ ki memur arkadaşlardan bazıları kurslara tabi tutuldu ve bu yeni atölye ve fabrikalara idareci olarak atandı. Aynı yöntemle, kaliteli ustalar ima­latçı, teknik kısımlardaki kabiliyetli elemanlar teknik ustabaşı, makinist, elektrikçi olarak yetiştirilip bu işyer­lerinde istihdam edildi.

Şunu belirtmek gerekir ki, eğer bu konuda başarıya ulaşılmışsa, bu bü­yük ölçüde yöre insanının yaradılışın­ dan gelen azim ve çalışkanlığının ese ridir. Özellikle o ilk yıllardaki, işini seven işine bağlı çalışan dolayısıyla çok başarılı kampanya devreleri geçirdik. Sağ olanlara teşekkürler. Aramızdan ayrılanlara Allah’tan rahmet dilerim.

Ben, 11-12 yıldır çaydan fiilen uzaklaşmış olmakla birlikte gerek basın yoluyla gerek eski mesai arkadaşlarım ve yöre insanlarından dostlarım vası­tasıyla ilgimi devam ettirmeye çalışı­yorum. Çay ve Çaykur yine de yaşamımın önemli büyük parçasını oluş­turuyor. Zaten aksini düşünmek mümkün değil. Dolayısıyla; çaycılığımızın bugünkü sorunlarını da az-çok izlemeye çalışıyorum. Bu konuda bir değerlendirme yapmaktan ziyade, ay­ nı paralelde gördüğüm, benim ilk görev yıllarımdaki uygulamalardan bir kesitini nakletmeyi yararlı buluyorum.

Rize'de göreve başladığım zaman o günkü müdürüm Asım ZİHNİOGLU idi. Ayrıca, makine mühendisi İngiliz Mr. Gibbart ile çaycı Mr. Allen bulunuyorlardı. Zamanla çaycılık gelişip büyüdükçe ve üretim arttıkça çay ka litesinde bir düşme olduğunu gözledik. Bu zaaf, işleme tekniği kadar mahsulün yetiştirilip toplanmasıyla da ilgiliydi. Dolayısıyla, bunu gidermek için, bir taraftan az önce sözünü ettiğim kalifiye eleman yetiştirilmesi yönünde çalışmalara başlandı, 30 civarındaki çay imalat işletmelerin de kurslar açıldı ve teknik kalifiye ele­man yetiştirimesine çaba harcandı. Ancak, bir taraftan da bizzat İngiliz çay uzmanı Mr. Harler bölgeyi dola­şarak çay üreticileri ile temas kurdu, çayın yetiştirilmesi ve mahsulün alınması konusunda tavsiyelerde bulundu.

Bu itibarla bugün dahi, birbirini ta­mamlayan tedbirlerle, bu parlak sek­törün, Türk Çaycılığının, kısa sürede zorlukları aşarak, uluslararası alanda layık olduğu yeri alacağına yürekten inanıyorum.

- Sayın Tosun, söyleşimiz için, Çaykur Dergisi olarak bütün Çaykur çalışanı adına teşekkür eder, sağlıklı ve mutlu günler dileriz.

Kaynak: Çaya Gönül Verenler, Hasan Gençay - Başmüfettiş, Çaykur Dergisi, Sayı:12, 1989


Ana Sayfa