| Çay
(Camellia sinensis
)‘da Flavanollerin
Düzeyleri ve Diğer Biobileşenler Üzerine
Budamadan Sonraki
Zamanın Etkisi Jubi Thomas, Marimuthu Saravanan, Rajagopal Raj Kumar ve Parekatil Kurian Pius UPASI Çay Araştırma Kuruluşu, Çay Araştırma Enstitüsü, Nirar Dam PBO, Valparai 642 127 Coimbatore Bölgesi Tamil Nadu, Hindistan Özet Siyah
çayın kalitesine, kök karbonhidratları ile bililikte katkı sağlayan kateşin fraksiyonları, anahtar enzim phenylalanine ammonialyase (PAL) gibi diğer biyokimyasal bileşenler üzerine budamadan
sonraki zamanın etkisi
araştırılmıştır. Budama
dan sonra 4 yıl süreyle ard
arda analizler
yapılmıştır. Olağan koşullar altında en yüksek toplam kateşin
konsantrasyonunun Kamboçya varyetesi UPASI-17 ‘de olduğu ardın dan
sırasıyla Çin
ve Assam sınıflarını simgeleyen UPASI-9 ve UPASI-3 ‘ün geldiği tespit
edilmiştir. PAL kateşin
öncüsüdür. Ayrıca
3. yıla kadar artmış ve daha sonra keskin bir azalma
göstermiştir. Diğer taraftan kök karbonhidrat rezervi ve çay
yapraklarının
kafein içeriği de 4. yıla kadar sürekli artmış, incelenen tüm biyosenteziningenotipler aynı eğilimi
göstermiştir. Bununla birlikte kateşin içeriklerindeki değişkenlik klonlar
değiştikçe belirginleşmiştir. Takdim Çay içeceğinin sağlığa olası yaralarına
ilişkin yaygın tanıtımlar olmasına rağmen birçok pazarda çay tüketimi
azalmaktadır. Yeni çalışmalar çayın özel tıbbi özelliklerini, sadece
bir
uyarıcı olmaktan daha çok tüketilen içeceğinde bulunan polifenollerin
yüksek düzeylerine borçlu olduğunu göstermiştir. Taze toplanmış çay
yapraklarının toplam kuru ağırlığının yaklaşık % 25-35 ‘ini polifenollerin
oluşturduğu hesaplanmıştır ki bu sadece kateşinlerin
2 - 3. yapraklara sağladığı katkıdır. HPLC analizleri sırayla siyah çay
ve
yeşil çayda bulunan theaflavin
antioksidanları ve
önemli kateşinleri belirlemek için
kullanılabilir.
Kanserojenlerin mutagenikliği üzerine çay polifenollerinin etkilerini değerlendirmek için
birkaç
çalışma yapılmış , polifenollerin sahip
olduğu antioksidan
ve serbest radikallere karşı yararlı özellikleri ayrıca incelenmiştir.
Çayın,
meyve ve sebzeler gibi güçlü antioksidan özelliklerdeki doğal falvanoidleri içerdiğinin bilimsel kanıtı, flavanoidlerce zengin besinlerle büyüyen bir
vücutta bazı
kanser tipleri ile birlikte kalp-damar hastalıkları riskindeki
düşmedir. Wanyoko’ya göre siyah çayın
kalitesi kateşinlerin
düzeylerine bağlıdır. Bununla birlikte, siyah çay demlerinde ki kateşinler ; (a)
renksiz ve (b) tat eşik değerleri alt
düzeyde bulunduğundan dolayı, siyah çay kalitesinin, kateşinlerin
düzeylerine ne kadar bağlı olduğunu göz önüne getirmek güçtür. Siyah
çayda
bulunan polifenolik theaflavinler
ve thearubiginler, yeşil yapraklarda ki kateşinlerin enzimatik
oksidasyonu yoluyla oluşmuştur. Bu
nedenle,
taze yeşil
çayda ki konsantrasyonları siyah çay kalitesini etkileyebilmektedir.
Bununla
birlikte siyah çay imalat koşulları (soldurma ve fermantas
yon ) muhtemelen büyük bir etkiye sahiptir. Tarımsal
uygulamalar özellikle budama sık sık çay
yapraklarının kateşin
içeriğini etkiler.
Örnekleme
zamanı ile birlikte yaprakların fizyolojik olgunluğu çayın antioksidan
içeriğini etkiler. Budamadan sonra ki klon/yıl
farklılığı antioksidan özellikler hakkında güncelleme sağlayarak çayın
sağlığa
yararlarının farkındalığını artırdı.
Bununla birlikte
elde edilen siyah çayda, yeşil yaprakta ki toplam kateşin
ile budamadan sonra bitki yaşı arsasındaki ilişki üzerine elde edilmiş
bilgi
yetersizdi. Çayın antialerjik , anti bakteriyel ve antioksidan
aktiviteleri ile
birlikte kateşin düzeyleri çay
tadımcılarının
değerlendirmelerini etkilediğinden dolayı, budamadan sonra ki kateşin aktivitesi bir çalışmayla
gözlemlenmek
istedindi.
Bu deneme, özellikle budamadan sonra ki zaman bağlı olarak klonal
farklılıkları karşılaştırarak veri elde etmek amacıyla düzenlenmiştir.
Sonuçlar
bu yazıda sunuldu ve tartışıldı. Çalışma
için, 10o 30ı N, 27o 0ı W
bölgesinde ki UPASI Çay Araştırma Enstitüsünün deneme çiftliklerinde
büyüyen klonlar kullanıldı. Bu çalışma
için ; UPASI-3 (Assam),
UPASI-9 (Çin) ve UPASI-17 (Kamboçya) varyetelerinin tarlada büyüyen çay
bitkilerin den iki yaprak ve bir tomurcuk hasat için seçildi. Phenomenex
(Torrance, CA, USA)
(5 µm Luna Phenyl-Hexyl doldurulmuş ) kolon ile donatılmış ( Hewlett Packard
Model 1100
serisi, Palo Alto, CA, USA ) yüksek
performanslı
likit kromatografi kullanılarak ISO/CD
14502-2
metoduna göre gallik asit, kafein ve flavanoller belirlendi. Mobil faz A ; %9 ‘luk asetik asit ile asitlendirilmiş
asetonitrilden oluşurken, mobil faz B
; %80
‘lik asetonitril’dir.
Gallik asit, kafein, epigallokateşin
(EGC), (-)-epikateşin (EC), epigallokateşingallat
(EGCG) ve epikateşingallat (ECG) ’ın
orijinal standartları Sigma – Aldrich
(ST Louis, MI, USA) dan satın alınarak, pik testlerinde referans
standart
olarak kullanıldılar. Bu bileşenlerin oransal dağılımlarının her biri
ISO
metoduna göre % olarak gösterilmiştir. Taze
yapraktaki PAL (EC
4.3.1.5) aktivitesinin belirlenmesi ve köklerdeki nişasta içeriği ile
birlikte
toplam karbonhidratların analizi , sırayla 290, 630 ve 590 nm’deSadavisam ve Manickam
‘a
göre tamamlandı. Analizler, seçilen ocakların budan masından
sonra ard arda 4 yıl süreyle devam
ettirildi.
Örnekler yukarıda sözü edilen her bir parametrenin analiz için her yıl,
her bir klondan üç tekrarlı olarak alındı. Veri,
varyasyon
katsayısı (CV) ve kritik farklılığı (CD) hesaplamak için Windows SPSS
v.
7,5 (SPSS INc,
Chicago IL, USA ) istatistik analiz yazılımı
kullanılarak istatistiksel olarak analiz edildi. Burada ana etkilerin (klon türü ve yaş) önemini hesaplamada
iki
faktörlü varyans analizinden yararlanmak
uygun bir istatistiksel
işlem olacaktır. Sonuçlar ve
Tartışma Genotipler arasında ilk
çalışılan,
UPASI-17 ‘nin ardından
UPASI-3 ve UPASI-9 da ki PAL
aktivitesi değerinin yüksekliğiydi (Tablo1).
Bu
denemeden sonra ocağın
yaşı PAL aktivitesinin düzeyini etkilemede
önemliydi. Sonuçlar göstermiştir ki, budamadan sonra 3. yıla kadar PAL
aktivitesi sürekli artmış ve 4. yılda hızla azalmıştır. Son budamadan 3
yıl
sonra ocaklardan elde dilen çay yapraklarında PAL aktivitesinde ki bu
azalma,
çay bitkisinin budama ile yaşı arsındaki ilişkiye karşı duyarlı olduğu
anlamı na gelir. Sanderson,
flavanollerin biyosentezinde
PAL’ın önemli bir role sahip olduğunu rapor etmiştir. PAL’ın sentezini
düşürmek
ile, theaflavin-3,3’-digallat’ın
önemli öncüleri olan toplam flavanollerin
sentezini
düşürmek arasında ki ilişki önemli dir. Bu
nedenle
yaprak materyalini yüksek PAL aktivitesine göre ayırmak
(seçmek) yüksek kaliteli ham maddeyi tanımlamak için bir araç olarak
kullanılabilir. Budamadan
sonra zamanın ilerlemesiyle her üç çay klonunun
kafein sentezin de düzenli bir artış tespit edilmiştir. Cloughley,
çayda ki kafein içeriğinin mevsimsel ve genetik faktörler yoluyla
etkilendiğini
göstermiştir. Bu çalışma kafeinin sentezindeki değişimlere katkı
sağlayan diğer
bir faktöre olarak budamadan sonraki zamanı tanımlamıştır. Budama
periyodundaki
bir uzama çayda ki kafein metabolizmasını yavaşlatabilir. Kafein
içeriğindeki
değişime kafeinin öncüleri olan adenin nükleotit lerinin
sentezinin
azalması, 7-methylxhanthine’in theobromine‘den
kafeine kadar dönüşmesi veya methyl transferaz’a SAM ‘ın
bağlanması neticesinde,
S-adenosyl-L-hocysteine
(SAH) ‘den adenosin’in ayrılması nedeniyle
olabilir.EGCG,
EGC ve ECG içerikleri UPASI-17 (Tablo 2)
varyetesinde en yüksekti. Toplam kateşin
fraksiyonlarının aktifliği tüm klonlarda
benzer eğilim gösterdi. 1.yıldan 3. yıla kadar ilerleyen bir artış
gösteren
yapraktaki toplam kateşin düzeyi daha
sonra sert bir
şekilde düştü. Zamana karşı tanımlanan eğilimler ve farklılıklar
istatistiksel
olarak toplam kateşinler için önemliyken,
EGCG için
geçerli değildi (Tablo 3 ve 4)
İlk yıllarda yeni büyümeyle, kateşin
oluşumunun teşvik ediliyor olmasının bir
nedeni,
genlerdeki kodlamayla başlatılıyor olması olabilir. Ayrıca çevresel
faktörler
bireysel olarak kateşinlerden bir
bölümünün farklı
yolla sentezlenmesine neden olabilir. EGC,
toplam kateşinler tarafından gösterilenden
farklı
olarak önemli bir eğilim gösterebilir (Tablo
5’te
gösterildiği gibi,
4.yılda
EGC düzeylerinde bir artış göze çarpıyor) ancak bu, derinlemesine
yapılmış bir
çalışmayla onaylanmış olmalıdır. Çalışılan
klonlar arasında UPASI-17’nin gallik
asit miktarında önemli bir yükselme gözlendi, ardında UPASI-9 geldi
(veri
mevcut değil). Sarma, gallik
asit’in epitheaflavic asit, apitheaflavic
asit-3’-gallate ve theaflavic
asit gibi theaflavin fraksiyonları için
öncü olduğunu
rapor etti. Gallik
asit’in biyosentezinde
bitki yaşına bağlı olarak herhangi bir özel eğilim gözlemlenmedi.
Çay
bitkilerinin
kök
sistemlerinde ki nişasta budama zamanını belirlemede dikkate
alınmaktadır çünkü
yeniden canlanma için minimum bir eşik rezerv düzeyi olması
gerekmektedir. Sonuç
Çay bitkisinin
büyüme
doygunluğu, kateşin
içeriğinde tekrar bir
azalmayla
sonuçlanır. Biyotik
ve abiyotik
strese uğrayan bitkilerden imal edilen çayın theaflavin
içeriği düşer ve fenoliklerin
aktivitelerinde kalite
kayıplarıyla sonuçlanır. Çalışma sonucunda, mamul çayın kalitesini
belirleyen
biyokimyasallar örneğin; kateşin
fraksiyonları ve gallik
asit‘in doğal
düzeylerinin 3 yıla kadar artma ve
sonra 4. yılda ani bir azalma gösterdiği tespit edilmiştir.
Yazar ilk
olarak, UPASI Çay Araştırma
Kuruluşu Direktörü Dr N. Muraleedharan’a
çalışma
periyodu süresince destek ve yardımları için teşekkür eder. Projeye,
Hindistan
Hükümeti Bilim ve Endüstri Araştırma Konseyi NMITLI tarafından sağlanan
maddi
desteğe de minnettarlığımızı bildiririz. Kaynak : Thomas,J., Saravanan,M., Kumar,R.R. and Pius,K.P. 2005. Influence of age after pruning on the levels of flavanols and other bioconstituents in tea (Camellia sisnensis) UPASI Tea Research Foundation, Tea Research Institute, Nirar Dam BPO, Valparai 642 127, Coimbatore District, Tamil Nadu, India Sci. Food Agric 85 : 931-934 ( 2005 ) |