|
Çayın
taksonomisi ve genetik arka planı Camellia cinsi, 82 türü ile birlikte Theaceae familyasına bağlıdır. Türe
özgü
farklılıklara
bakılmaksızın yetiştirilen tüm çay klonlarının
botanik adı C.sinensis (L)O.Kuntze‘dir.
Çay, bir
çok morfolojik, biyokimyasal ve
fizyolojik niteliklerin örtüştüğü heterojen bir
bitkidir. Çayın çoğu vejetatif
karakterleri yüksek derecede bir plastisite (biçimlenebilme
özelliği) ve devamlı
bir değişim
gösterir. Bu
nedenle taksonomik çeşitliliği
tanımlamak
için farklı
gruplar içinde ayrım yapılamayabilir. Hemen hemen
her
hangi bir vejetatif özelliğinin
süreksiz
bir değişime
sahip olduğu söylenebilir.
Doğal büyüme
ortamı ve
yaprak
duruşuna dayanılarak Kitamura ve sonrada Sealy, C.sinensis
(L) nin iki intra-spesifik (tür içi) formunu
tanımladı, Çin varyetesi; Camallia sinensis var.sinensis
(L) ve
Assam varyetesi ; Camellia sinensis
var. assamica (Masters)
Kitamura. Ayrıca Sealy,
C.sinensis var. Sinensis
altında
iki farklı formu yani f.parviflora ve
f.macrophylla‘yı
tanımladı (1).
Dik
küçük yapraklı Çin
varyetesi
ve yatay geniş yapraklı Assam varyetesi olarak çayın
gruplandırılması
oldukça subjektiftir. Bu iki
varyetenin
her ikisi de daima
bitkilerin arasında ki yaprak karakteristikleriyle belirlenemez. Bu
neden le, çeşitli taksonomik
farklılıklar için geliştirilen çiçek morfolojisi
üzerinden ayrım daha
güvenilirdir. C.sinensis (L) , C.assamica
(Masters) ile çayın
üçüncü bir formu veya
Kamboçya
ırkı , alt tür C.assamica ssp.
Lasiocalyx içinde ayrılmış
çay bitkilerinin
Wight (1962), tiplerinin sergilediği
karakteristikler
daha güvenilir dir. Sonuncu tiplerin
ayrı taksonomide olduğu iddia edilmiyorsa
da,
varyasyon ları ya
ekstrem Çin yada ekstrem
Assam bitkileriyle bağlantılıydı.
Hindistan alt
kıtasında, Wight (1962) tarafından
önerilen sınıflandırma popülerdir.
Dünya üzerinde diğer bir uygulamada, taksonomik
farklılığına bakılmaksızın C.sinensis (L) O.Kuntze adındaki çay bitkilerinin
yerleşmiş
olması dır.
Genel olarak, C.sinensis, C.assamica
ve C.assamica ssp.
lasiocalyx den bahsedilirken yaygın
bir
tarz olarak sözü
edilen varyeteler sırasıyla; Çin , Assam ve Kamboçya
varyeteleridir (1).
C.sinensis
‘in
ticari klonlarında yüksek heterozigotlukla
sonuçlanan hibritler, varyeteler
arasından
kolayca
elde edilmiştir. Gerçekte, ekstrem homojenizasyon
yüzünden orijinal çay tipleri olmaları
şüphelidir. Bununla birlikte,
çoğu hibritlerden yaygın olarak,
Çin ,
Assam ve Kamboçya olarak
söz edilmektedir.
Camellia cinsi içinde,
çaprazlama bariyerleri
mükemmel değildir
bu, çay genetik havuzuna assamica, sinensis ve assamica
ssp. lasiocalyx
dışındaki taksonomilerden karışmaya neden
olabilir.
Özellikle dikkati çeken, Camellia
irrawadiensis
Barua ‘nın
karışmış olması
şüphesidir. C.flava (Pitcard)
Sealy, C. Petelotii
(Merrill) Sealy,
ve muhtemelen C.lutescens Dyer ‘da kapsayan diğer
camellia türlerinin hipridizasyon
yoluyla çay genetik havuzuna katkı sağladığın dan
şüphelenilmektedir.
Bu C.sinensis gen havuzu içinde
diğer
istenilen genler in girişi
için potansiyel sağlayan diğer Camellia
türleri ile
C.sinensis ’in eşeysel uyumu sonucundadır.
Örneğin,
kullanılan bu ıslah stratejisiyle geniş bir böcek sınıfına karşı
direnç
meydana
gelmiş olabilir.
Birkaç doğal triploid (üç kromozom
takımına sahip bir birey yada hücre) den başka, incelenen
C.sinensis‘in tüm varyeteleri
için
kromozom sayısı
2n=30
dur (2).
Çayın
çoğaltılması1950’li Yıllara kadar
çay, tohum
bahçelerinden elde edilen tohumlar dan üretilmekteydi.
Tohum bitkileri
verim,
kalite ve diğer istenilen karakterler dikkate alınarak
seçiliyordu.
Ticari
olarak üretilen çayın çoğu, tohumdan elde edilen
çay fideleridir.
Tohumdan elde
edilen fideli plantasyonlarda verim ve kalitedeki değişkenliğe bağlı
olarak bir
problem beklenir. Bu vejetatif yolla
çoğaltılmış
bitkilerin kullanımına neden olmaktadır. Elit bitkiler, tek boğum
çelikleri
yoluyla vejetatif çoğaltma ile
seçilmiştir. Bu
bitkiler klonlar olarak bırakıl dı
veya hibridizasyon
(melezleme)
programlarında kullanıldı. Hindistan , Sri Lanka ve Endonezya da ki
tohumdan
elde edilen fide plantasyonlarının çoğu 50 yıldan daha eskidir
ve bazı
bölümlerinde hastalıklar yüzünden
üretkenlikten düşme ile birlikte
verimlerinde
de düşme meydana gelmiştir. Bu, hastalıklara dayanım potansiyeli,
verimi ve
kalitesi yüksek klonal bitkisel
materyalin
isten mesinin nedenidir.
TRF (CA)’da ki bitki
geliştirme
programının amacı, verim ve kalitede ki gelişim ile birlikte yeni
çay klonlarını ortaya
çıkarmaktadır. Bu amacı
sağlamak için her
bir klonun kalite ve büyüme
karakteristiklerini
belirleyen bir çok denemenin ardından tarla seleksiyonları
ve çaprazlamalar yapılmıştır. Bu
işlem minimum 15 yıl alır (Şekil 1).
Afrika’nın
çoğunda klonal geliştirme
için kullanılan ilk çay popülasyonları
nın
Assam (Hindistan) da yapılan birkaç rast gele tozlaşmayla elde
edilmiş
olduğu
düşünülmektedir. Bu çaprazlamalarla dünyada
ki toplam elde edile bilir
çay gen
havuzunun sadece küçük bir kısmını açıklama
olanağı vardır. Bu nunla birlikte son
çalışmalarda Kenya çayları,
dünyanın
diğer bölümlerinde ki çay popülasyonlarıyla
karşılaştırıldığında geniş genetik farklılaşma gösterir
(3).
Bu eğilim ayrıca Wright (1996) tarafından da doğrulan mışken rast gele seçilmiş olan TRF (CA) klonları (SFS150, SFS204, PC1, PC81, MFS87 )
arasında
geniş genetik farklılık görülmüştür. Jaccard
‘ın katsayısı (ikili değişkenlerin
asimetrik olduğu
durumlar) kullanılarak beş klon arasında
ki genetik
farklılığın %19 ile %45 arasında olduğu belirlenmiştir. Böylece
henüz
önemli
olmamakla birlikte, klon çayların
kullanımında ki
artış yetiştirilen gen havuzu içinde genetik farklılıkların
düzeylerinde bir
sınırlamaya neden olabilir.
Kaynak: P.W. Lauwrance,
2005. Biochemical analysis
for identification
of quality in black
tea (Camellia
sinensis) p. 30-34. Faculty
of Natural andAgricultural Sciences
Department of Biochemistry
University of Pretoria
, Pretoria South Africa
.
1) Baneerje, 1992 2) Bezbaruah, 1971; Konda, 1977 3) Wachira et al, 1995 |